Ve evren, 1949 yılının 4 Nisan’ında Amara köyünde Kürde bir doğuş hikâyesiyle müjde verdi. Varlığımızı, anlamımızı, türkümüzü haykıracak helal süt emmiş cesur bir tanrıça evladı bahşetti bu kurak ve yağmura hasret topraklara.
Bir halkın varoluşunu ve doğuşunu tek bir insanın doğuşu ile anlamlandırması belki de çoğu insana tuhaf gelebilir; daha doğrusu, Kürt sosyolojisine yabancı olanlara tuhaf geliyordur. Yok olmanın eşiğinde yeniden doğmanın nasıl bir şey olduğunu bilmeyen insan, Kürdün doğmak, var olmak ve yaşamak için nasıl sancılar yaşadığını da anlayamaz. Tarih boyunca kanadı binlerce kez kırılan bir halkın kanatlanmasının duygusu binlerce destanın konusudur oysa… Ve bu destan, sancılarla sınanmış bir doğuş ile başlar. Kasılıp kavrulan toprağın bitimsiz bir yağmur ile buluşması nasıl anlatılır ki… Susuzluktan dudağı çatlamış esmer bir coğrafyanın yağmurdan başka dostu var mıdır ki… Tarihsel bir sancı sonrasında bütün yalanlara kafa tutacak hakikatli bir doğuşun yaşanması kadar adil bir şey var mıdır ki… İşte bu yüzden doğanın her ölüm sonrası bir doğum ile müjde verdiğine inanmak gerekir. Bu yüzden evrenin adaletine güvenmek gerekir.
Zamanın rahminde bir gün: 4 nisan
Ve evren, 1949 yılının 4 Nisan’ında Amara köyünde Kürde bir doğuş hikâyesiyle müjde verdi. Varlığımızı, anlamımızı, türkümüzü haykıracak helal süt emmiş cesur bir tanrıça evladı bahşetti bu kurak ve yağmura hasret topraklara. O gün bugündür bu topraklar, her gün yeni anlamlar doğurur ve bütün dünyaya bu anlam ile seslenir. Böylece bir doğuş, binlerce varoluşa vesile oluyor.
Kültürel külliyatın kadın eli ile hayat bulduğu bu topraklarda hiçbir doğuşun sancısız olmadığını en çok kadınlar ve kadınların sadık evlatları bilir. Bu anlamda biz kadınlar olarak Rêber Apo’yu tanrıçaların sadık ve helal süt emmiş evladı olarak görüyoruz. Rêber Apo’nun doğum günü olan 4 Nisan gününü de kendi doğuşumuz olarak kutluyoruz. Ve son 26 yıldır da Rêber Apo’nun önerisi üzerine 4 Nisan’da dünyanın her yerinde binlerce ağaç ekip, yeni doğuşlara gebe olan dünyayı yeşillendirip özgür bir nefes armağan etmek istiyoruz.
4 Nisan’a, kendini küllerinden var eden Anka kuşunun doğuş günü diyoruz. Çünkü şu diyalektik gerçekliği çok iyi biliyoruz: Doğan Apo, doğan özgür Kürt’tür. Özgürleşen Apo, özgürleşen kadındır. Direnen Apo, direnen halktır. Kendinde ne yarattıysa bütün insanlık ile paylaşmak, Rêber Apo’nun güzel özelliklerinden sadece bir tanesidir. Kim ne derse desin, bizler ve Rêber Apo arasında böyle diyalektik bir bağ vardır. Çünkü Rêber Apo, doğuşu ile bir halkın doğuş öyküsünü de yazmaya başladı. Bu anlamda “Rêber Apo Kürt halkına ne verdi?” sorusuna abartıdan uzak, gerçekçi cevaplar vermek gerekir ki bahsettiğimiz bu diyalektik doğru anlaşılsın.
Bir çığlığın doğduğu yer
Üveyş Ana’nın oğlu, Amaralı APO bize ne verdi?
Her şeyden önce yok sayılan bir halkın varoluş çığlığı oldu. İnsandan sayılmayan bir halktan direnen, mücadele eden, başaran bir halk yarattı. “Ben kolay kaybetmem, ben kolay ölmem, ben yaşarım ve başarırım, diyeceksiniz!” deyip kişiliklerimizin erdemlerini ve başarı kıstaslarını belirledi. Bu ölçülerden daha güçlü ölçüler bulunmayıncaya dek bu ölçüler, en güçlü ve eskimeyen ölçüler olarak da kalacaktır. Ölüm ile isimlerimizin yan yana gelmesinin normalleştiği bütün zamanlara isyan eden Rêber Apo, bütün hayatı boyunca ölüme alternatif yaşamların arayışı içerisinde oldu. Kaybetmeye alıştırılmış kişiliklerimize başarıyı tattırmak Rêber Apo için bir tutkuydu. Kaybetmeyecek kadar iddia sahibi olunması, kaybedilmeyecek kadar da hakikati kendinde cisimleştirmek gibi bir olmazı olur kılan Rêber Apo’dur.
4 Nisan’a, kendini küllerinden var eden Anka kuşunun doğuş günü diyoruz. Çünkü şu diyalektik gerçekliği çok iyi biliyoruz: Doğan Apo, doğan özgür Kürt’tür. Özgürleşen Apo, özgürleşen kadındır. Direnen Apo, direnen halktır.
Kadın: uyanışın kalbi
Dili yasaklanmış bizlere etkili konuşmanın bilincini verdi. Eğitimden mahrum bırakılan Kürt çocuklarına doğru düşünmeyi, güzel sevgiyi, erdemli saygıyı, aynı amaçta bütünleşmiş yoldaşlığı öğreten akademiler açtı. Eğiten, öğreten ve üreten insan ile tanıştıkça kendine yabancı kılınmış herkes ilk önce kendisi ile tanıştı. Varlığı yok hükmünde olan kadınlara özgür olmanın bilincini verdi; yetmedi, dili lal Kürt kadınlarına örgütlenme, eyleme geçme, politika yapma, örgüt, ordu ve parti kurma iradesini verdi. Böylece kadınlar bildi, eyledi ve söyledi. Rêber Apo bir özgürlük türküsü söyledi ve özgürlüğe susamış herkesi peşine taktı. En çok kadınlar bu sese gitti. En çok kadınlar sevdi ve bağlandı bu sese. Karılaşma dışında bir rol biçilmeyen kadınlardan, her biri cihan parçası olan savaşçı kadınlar yarattı. Aynadan kendine bakınca utanmayan, başı dik, özgüvenli kadınların diyarı hâline getirdi bütün dağları. Şehirlere taşıdı bastırılmış bütün isyanları.
Yeni bir vicdanın doğuşu
Düşünmesi dahi tehlikeli görülen bir halka düşünmenin özgürleştirici etkisini anlattı. İdeolojiden politikaya, örgütlenmeden eyleme kadar tüm alanlarda bağımsızlık ilkesini esas almalarını ve bu ilke temelinde mücadeleyi yükseltmelerini öngördü. Halkının öz gücüne dayandı, halkına güvendi. Ulusal özgürlüğe, eşitliğe, demokrasiye, dirilişe ve direnişe sevk etti. Yediden yetmişe herkesi mücadelenin öznesi hâline getirdi. Her şeyden önce Kürdistan’da yeni bir ahlak, vicdan ve tarih bilinci yarattı. Kürdistan devrimini, Orta Doğu’da bir Rönesans olarak tanımladı. Özlemini çektiğimiz özgür yaşamın mucizelerle değil, devrimle olacağını bizlere tane tane kavrattı. “Özgür olmak istiyorsanız kendinizi yönetmeyi bileceksiniz.” dedi. Yanlış tarihle doğru yaşayamayacağımızı da Rêber Apo’dan öğrendik. “Kendi özgürlük tarihini doğru yazamayanlar özgür yaşayamaz.” sözü hayatımızın vazgeçilmez ilkesi oldu. Rêber Apo’nun en belirgin özelliklerinden biri de kendisi ile yürüyecek olanlara koşul ve kurallarını açıkça söylemesidir. “Yüreği ateş ve zafer tutkusuyla yananlar ancak bizimle yürüyebilirler. Büyük riskler göze alınmadan büyük savaşlar kazanılmaz.” demesi bu gerçekliği yansıtıyordu. Böylece dostuna da düşmanına da aldatmayacağını ve aldatılamaz olduğunu ilan etti. Kendisi için yaşamak yerine bütün insanlık için yaşama felsefesi ile toplumsal sosyolojide söz sahibi oldu. Şimdi bütün dünya ilerici insanlığına ilham veren bir yerde, Kürtlerin dört komşu ulus-devletle birliğini entegrasyonla ifade ediyor. Diğer dünya uluslarıyla ilişkilerine de Komünal Enternasyonal diyor. Böylece bütün uluslar ile Komünal ve Demokratik Ulus adına bir ilişkiyi öngörüyor.
Zamanı yoğuran insan
Bir doğuş ne kadar anlam yaratabildiyse o kadar anlam yaratıldı Rêber Apo’nun doğuşuyla. Bir halkın uyanışı, kadınların dirilişi ve bir özgürlük serüveninin evrenselleşmesine varana dek anlam skalası her gün genişleyen bir doğuştan söz ediyoruz. Bir asra sığdırılmış ama bütün insanlık tarihini ifade edebilen bir ömür yaşamak herkese nasip olmaz. Tanrıçaların eteğinden anlam topladığından beri çağın canavarlarının gazabı peşini hiç bırakmadı; mitolojilerde adı geçen karanlık suratlı tanrıları bile geride bırakan, kendi zamanının hiçbir kapitalist tanrısına da boyun eğmedi. Kalbi buz tutmuş bir çağda, doğduğu andan şimdiye dek aldığı her nefesin bedelini ödeyen ama asla yılmayan özgür ruhlu bir insan olmaktan caymadı. Doğru bir hayat yaşamak için nerede olduğunu önemsemedi. Doğru hayatı mekânla, zamanla sınırlandırmadı. Her zaman bilgece bir tavırla doğru bir eşikte yaşamayı bildi. Hakikat payı yüksek bir yaşamda ısrar edip bu yolda binlerce yoldaş edindi. Deyim yerindeyse yoldaşlarıyla birbirlerini yeniden doğurdular. Bu anlamda manevi olarak şu dünyanın en zengin insanı, en üretken insanı Rêber Apo’dur diyebiliriz.
Kendi zamanını yaratan insan
Kendi zamanını yaratan nadir insanlardandır Rêber Apo. Zamana doğru olanı, anlamlı ve insanlık için faydalı olanı sığdırabilmişsen, her şeyden öte bunu özgür iraden ile yapmışsan kendi zamanından söz edebilirsin. Kendini oluşturabiliyor ve soykırım uygulamalarını aşabiliyorsan, halkını Nuh’un gemisine bindirip yok olmaktan kurtarabilmişsen “benim zamanım var” diyebilirsin. İşte Rêber Apo böyle bir gerçekliğe sahiptir. Rêber Apo anlamlı bir yaşamı mekân ve zaman ile sınırlandırmadı hiçbir zaman. Her gün yeniden doğarak, Prometheus misali kendini her gün yeniden var edip oluşturarak yaşadı, yaşıyor. Çok uzak değil; gün gelecek, bütün insanlık, her günü yeni doğuşlara gebe olan Rêber Apo’nun yaşam felsefesini anlayıp bu doğuş ve varoluş felsefesi karşısında saygıyla eğilecek. Ve uzak değil; yakın zamanda neden Kürt halkının doğumunu Rêber Apo’nun doğumunda somutlaştırdığını herkes anlayacak.
