Çözümlü olmak, özgürlük politikasını geliştirmektir

- Pelşin TOLHILDAN
14 views
Politika, yaratıcı zekâ, düşünce ve örgütlenme modelleri ve eylemleriyle somutlaşır. Kadınları pasif kılan, yaşamın, politik alanın dışına iten, politikada araçsallaştıran yaklaşımlara karşı cevaplarımızı ancak politik alanda verebiliriz. Özgürlüğümüzü sağlamanın ve yaşamımızı öz savunmalı kılmanın yolu bundan geçer.

Kadın öncülüğüne dair yazının ilk iki bölümünde ağırlıklı olarak zihniyetin özgürleştitirilmesi ve cinsiyet felsefesine değindim. Çünkü zihniyetimiz netleşmeden, güçlenmeden pratik politika yapamayız, eylem çizgimizi doğru belirleyemeyiz. Bu temelde yazımın üçüncü bölümünde politik alanı değerlendirmek istiyorum. Yani toplumsal sorunlara ve ‘‘sorunların anası’’ olan kadın özgürlük sorununa dair çözüm alanına. Bazı filozofların deyimiyle politika özgürlük sanatıdır.
Birçok kadının yaşamı pahasına öznesi olmak için amansız mücadele verdiği politik alandaki muhteşem emeğe rağmen, neden bazı temel sorunlara hâlâ yeterince çözüm gücü olamıyoruz? Mücadele eden yüzbinleriz, dünya genelinde milyonlarız. Varoluşumuzla zengin bir hakikatiz. Bu zenginliğe hergün katliamların binbir çeşidi dayatılıyor. Varlık yasasını, özgürlük ahlakını kaybetmesi için üzerinde amansız operasyonlar yürütülüyor. Buna karşı kesintisiz direniyoruz; özgür yaşam damarlarımızı, toplumsal öncülük deneyimimizin milyonlarca yıllık hafızasını terketmiyoruz. Ama bu direngen duruşlarımızın kadın katliamlarını durduracak, özgürlüğümüzü sağlayacak politikalarını yaratma zamanı.
Risklerine, kaygılarımıza rağmen barışı konuşuyoruz bir süredir. Barış ve demokrasiyi inşa etmekle kadın katlaimlarını durdurma politikalarını içiçe örebilmeliyiz. Buna objektif olarak açılan zemini güçlü örgütlenerek değerlendirebilirsek, toplumsal sorunlara kolektif kadın aklıyla çözümler geliştiririz. Çözümlü olmak, özgürlük politikasını geliştirmektir.

Varlığımız örgütlenmeye bağlı

“Ne kadar örgütlüysen, o kadar varsın’’ formülüyle, özgürlük politikasının olmazsa olmazını belirten Rêber Apo, bunu Kürtler için olduğu kadar kadınlar için de belirtiyor. Çünkü varlığı örgütlülüğe en çok bağlı olanlar biz kadınlarız. Örgütlü olmadığımızda, çağımızın kastik toplumsal katilleri tarafından tek tek avlanırız. Zaten her gün ister fiziksel ister anlamsal düzeyde olsun, binlercemizin varlığına son veriyorlar. Bu tehlike yaşamımızın her anında hissediliyor.
Bu tehlikelerden korunmak için; modern kastik toplumsal katillerin hangi sahalarda nasıl avlandıklarını, hangi argümanları ve araçları kullandıklarını, aşkı ölümle nasıl özdeş kıldıklarını fark edip anlamak, tanımlamak politika yapmaktır. Yani varoluşumuzun öz savunmasının, topluma öncülük yapabilmesinin önündeki engelleri kaldırmak; toplumsal barışı-demokrasiyi inşa edebilmek için tartışmalar yürütebilmeli, karar gücü olabilmeliyiz. Bu çözüm gücü olabilmeyi gerektirir. Dağlar kadar ağır sorunlar ve tehlikeler karşısında çözüm gücü olabilmek ancak örgütlenmekle başarılır.

Politika, komünsüz, örgütsüz olmaz

Politikayla kadın varoluşunu sürekli ilişkili kılmak, öz savunmalı özgür yaşamın ana şartıdır. Politika, komünsüz, örgütsüz olmaz. Kadın varoluşunun örgütlülüğünü somutlaştıracağımız ilk alanlardan biri siyaset ve tarih akademileridir. Bu akademiler de komünler şeklinde örgütlenebilir. Bu komünler, örgütlendikleri alanlarda -köy, kentin bir mahallesi, bir sendikanın kadın kolları, siyasi partinin kadın meclisi olabilir- her konuda politika geliştirebilir. Politika alanını özgürlük ağları espirisi ile örgütleyebiliriz. Böylece her kadına, her kültürel, ekonomik, siyasi, ekolojik, ekonomik, sanatsal, eğitimsel, çocuk birimlerine ulaşabiliriz.
Bir mahalledeki kadınlar ekonomik, sosyal, sağlık, eğitim sorunlarının çözüm politikalarını nasıl belirleyeceklerini tartışmalarla kararlaştırabilir. En temel toplumsal sorunları tespit edebiliyorsak, kaynaklarını sağlıklı ve objektif tartışıp, çözümlerine dair akıllıca çözümleri belirleyebiliyorsak, politika yapabiliyoruz demektir.

Sorunlara somut cevaplar oluşturmak politikadır

Toplumsal yaşam alanlarına dair hem devletin hem alternatif olma iddiasındaki sivil toplum kurumlarının -kadın özgürlüğü adına yola çıkan kurumlar dahil- politikalarını analiz edebiliriz. Var olan ekonomi, kültür-sanat, belediye, eğitim, sağlık, ekoloji, spor, çocuk politikalarının sorunlu, yetersiz yanlarını, toplumsal sorunları ağırlaştırıp tıkatan ve gücümüzü dağıtan ve toplumsal gerçeğimize ters düşen yönlerini tespit edebiliriz. Önemli olan, bu tespitlere göre ne yapacağız? Çözümü, çareyi nasıl oluşturacağız? Bu sorulara gerçekçi, pratik, somut cevaplar oluşturabilmek politikadır. Çünkü Rêber Apo’nun dediği gibi ‘‘Politika sadece toplumsal sorunların çözümünde değil, toplumun tüm hayati çıkarlarının belirlenmesinde, korunmasında ve sürdürülmesinde temel toplumsal çözüm aracıdır.’’ Yeni döneminin strateji ve taktikleri, örgütlenme modelleri ve dili-hitabı düşünüldüğünde, politikalarımızı gözden geçirmeye ihtiyacımız var. Çağımızın politikayı anlamsızlaştıran, tüketen ve özünden boşaltan hakikati karşısında politikayı canlandırmak kadın öncülüğünün en temel görevi. Bunu başarmak ise her bireyi, her köyü, her mahalleyi, her şehri kendi yaşamsal sorunlarının çözümünde ve nasıl bir yaşam istediği konusunda düşünce, proje, tasarı, öneri, plan-program oluşturmaya teşvik etmektir. Bunun tartışma, karar alma, görüş-alışverişi yapma ortamlarını oluşturmaktır.

Şikayetçi dil sorunları çözmez

Çok uzun bir süredir yaşamımızın, basın-yayın araçlarının, siyasetin dili, hatta yer yer sokağın dili ağırlıkta şikayetçi oldu, hâlâ önemli oranda böyle. Yoksulluk, işsizlik, özel savaşın her türlü saldırıları, asimilasyon politikaları, göç ve şiddete-iktidara açık hale getirilen toplumsal dokunun yıkıma uğratılması karşısında çareli olmaktır politika. Çare oldukça, sorunları çözdükçe özgürlüğün politikalarını başarılı yürütüyoruz diyebiliriz. Politik bilinç kazanmak, politik güç olabilmek, çözüm gücü olmakla, toplumun sorunlar altında boğulan, kaybedilmek istenen dokusunu iyileştirmekle gerçekleşir. Bu anlamda Kuzey Kürdistan kentlerinde uyuşturucu, fuhuş gibi özel savaş saldırıları karşısında başlatılan çözüm kampanyaları ve Kürt kültürü ve dili için yürütülen çalışmalar ve başlatılan girişimler önemlidir. Yine ekolojik kırıma karşı Gimgim ve Kanîreş halkının örgütlü direnişi, doğasına, suyuna, toprağına sahip çıkma eylemleri; halkın kendisinin politika yapması, politik özne olmasına somut ve anlamlı örneklerdir. Nerede toplumsal sorun varsa, orada kadın öncülüğünde toplumsal akılla çözüm üretmek, bu sürecin perspektifini anlamaktır.

Demokratik inşanın politika alanı

Demokratik inşanın politika alanını geliştirmenin ortak prensipleri vardır, ancak her boyutun ve yerleşim alanının özgünlüğüne göre yaratıcı politikalar üretmemiz önemlidir. Örneğin, şu anda barış ve demokrasi, adalet ve ekonomik refah tüm toplumsal kesimlerin ana gündemidir. Kadın öncülüğü buna odaklanarak kollektif kadın aklı ile çok yaratıcı politikalar üretebilir. Barışı tüm toplumsal kesimlerin savunması için farklı toplumsal kesimlerden kadınlarla ortak tartışma, eğitimler düzenlenebilir. Kültür-sanat alanı farklı halklardan kadın sanatçılarla barış konserleri, barış temalı resim sergileri, barışı anlatan tiyatrolar, farklı halkların barışma deneyimlerini anlatan sinema günleri vb. etkinlikler düzenleyebilir. Sağlık alanındaki binlerce kadın, barış geliştikçe savaş bütçesinin toplumsal sağlık alanına nasıl yönlendirilebileceğini tartışabilir. Türkiyeli halklardan tüm kadınlar alternatif toplumsal sağlık politikalarını tartışarak kararlaştırıp projelendirebilir, toplumun sağlık sorunlarına çözümler bulabilirler. Aynı şekilde eğitim alanına dair politikalar üretilebilir.

Özgürlük politikalarını güçlü belirlemek

Son 20-25 yılda birçok kez gündemimize gelen hakikatleri araştırma ve yüzleşme konusuna dair kadınların bir ön hazırlığı olabilir. Bu temel bir politika alanıdır. Acılarımızı nasıl barışla sağaltacağız? Barışı yüzleşmenin, uzlaşmanın ve ortak yaşamın dili olarak konuşmayı nasıl öğreneceğiz? Bu konuda düşünce, proje, çalışma geliştirmek için onbinlerce kadın farklı alanlarda harekete geçip politika oluşturabilir. Barışın gelişimini hızlandıracak binlerce eylem, planlama, program, konferanslar, eğitimler düzenlenebilir. Barış atmosferi toplumsal rahatlama ve düşünsel açılıma şans verir. Bu fırsatlar iyi değerlendirilmesi, özgürlük politikalarını güçlü belirlememize bağlıdır.

Yaratıcılık, oluşturuculuk ve sanatçılık

‘‘Devlet kural demektir, politika ise yaratıcılıktır. Devlet hazırı yönetir, politika ise oluşturarak yönetir. Devlet zanaattır, politika sanattır…’’ Rêber Apo bu tespitleriyle politik alanı örgütlemenin temel üç özelliğini ifade ediyor: Yaratıcılık, oluşturuculuk ve sanatçılık. Bu temelde kadınlara karşı geliştirilen iktidar-devlet politikalarına alternatif politikalar üreterek özgürlüğümüzü ve öz savunmamızı sağlayabiliriz. Bu konuda feminist külliyat önemli bir araştırma, inceleme, analiz ve eleştiri gücü içerir. Bu külliyattan, kadın özgürlük deneyimlerinden faydalanarak bedenlerimizi, düşünce-duygu gücümüzü, eyleme geçme potansiyelimizi, kimliklerimizi şekillendiren politikaları aşabiliriz.
Politika, yaratıcı zekâ, düşünce ve örgütlenme modelleri ve eylemleriyle somutlaşır. Kadınları pasif kılan, yaşamın, politik alanın dışına iten, politikada araçsallaştıran yaklaşımlara karşı cevaplarımızı ancak politik alanda verebiliriz. Özgürlüğümüzü sağlamanın ve yaşamımızı öz savunmalı kılmanın yolu bundan geçer. Bu anlamda Rêber Apo’nun ‘‘Politikasız özgürlük istemleri vahim bir yanılgıdır’’ uyarısı, özellikle kadın öncülüğünü geliştirenler açısından yaşamsaldır.

İktidarcı aklın etkileri, tekrar ve tıkanma

Kadının öncülüğünün gelişmesi gereken politika alanına dair algılarda darlık, iktidarcı, devletçi, egemen erkek aklının etkileri, yüzeysellik, yaratıcı olamama, tekrar ve tıkanma yaşadığımız temel sorunlardır. Bu sorunlar, politikayı resmi devlet kurumlarıyla (Örneğin TBMM’yle), siyasi partilerle, verilen görevlerin sınırlarıyla algılamamızdan kaynaklıdır. Oysa politika, toplumsal dokunun temel bir işlevi, yaşayış biçimidir. Her birey, toplumuna bilerek düşmanlık yapıp zarar vermediği sürece, bu toplumsal dokunun bir hücresidir. Toplumunun iyiliği, sağlığı, beslenmesi, savunması, gelişmesi ve varlığını özgür kılabilmesi için politika yapma sorumluluğuna ve hakkına sahiptir. Yaşanan günübirlik hiçbir sorun, bireyi bu hakkından ve görevinden mahrum bırakamaz.
Herkesin kendisini en özgür hissettiği anlardan birisi, sorun çözdüğü, bir tekrarı ve bir tıkanıklığı aştığı anlardır. Yani politika yapabildiği anlardır. Bu anları çoğaltmak özgürlüğün ve politikanın görevidir. Bireyler, kendi toplumları ile bu temelde bağlarını korudukları sürece politika alanında yer alabilirler. Bu anlamda, faşist ve düşmanlığı bilerek yapanlar hariç, toplumun her bireyini, kadın-erkek, genç-yaşlı, çocuk, politika üreten bireyler, kurumlar haline getirebilmeyi başarabilmeliyiz. Komünalite, kapsayıcılık, esneklik, ilişkisellik, bütünsellik gibi yeni manifestonun kavramları; kadının yaratıcı zekâsıyla politika alanına yansırsa, kadın öncülüğümüz hep gelişimin halinde seyreder.