Ne ucuz sevin ne de ucuz sevilin

- Abdullah Öcalan
15 views
Öncelikle gerçekliği tanımak gerekiyor, tanıdıktan sonra yanlışları doğrularıyla dönüştürmek gerekiyor. Yanlış-doğru veya güzel-çirkin belirlendikten sonra dönüşümü devreye sokup yanlışı, çirkini aştırıp doğruları, güzelleri egemen kılma görevi gerçekleştirilir; bunu da devrim yapar.

 

İlişkiler düzeyini çok sanatkârca yaratacağız. Örgütü unutmayacaksın, savaş zaten mevzide yaşadığın bir olaydır. Ülke tutkusu her şeyin temelidir, zeminidir. Karşındakine biraz da bu ölçülerle git! Güzel bir erkek mi, kız mı yakalamak istiyorsun veya bir anlamlı güzelliğe yer vermek mi istiyorsun, bu temel kavramı önce esas alacaksın. Güzelliğin ancak bu temelde bir anlamı olabilir. Cinsler arası ilişkinin büyüklüğü, yüceliği veya işe yararlılığı ancak bu temelde ortaya çıkarabilir. Aksi halde aleyhte sonuçlanır.

Duyguların emekle bağlantısı

 Hiç kimse kolay çözüm beklememeli, emek ister. Bu konularda madem duygulara saygılıyız, onun emekle bağlantısını kuracağız. Bu konuda emeğe saygısızlığa ne kendinizi kaptırın, ne kapın. Ucuz erkek yaklaşımlarına alet olmayın ama kendi emeğiniz olmadığı halde, erkeklerin özellikle yönetici kesimine dayanarak kendinizi ucuz kurtuluş yoluna veya örgütte mesafe almaya kaptırmayın. Ne ucuz sevin ne de ucuz sevilin. Sevginin yoluna doğru temellerde kendimizi koyalım.
Sevgi gereklidir ama devrimcilerin sevgi olayına doğru yaklaşmamaları tehlikelidir. Sevgi geliştirmemeleri de tehlikelidir. Bir slogan ortaya attık: “Sevgiyi geliştirdiğin oranda savaşı geliştirirsin, savaşı geliştirdiğin oranda sevgiyi geliştirirsin”. Doğru bir formüldür. Her düzeydeki savaşımdır, ben kendi deneyimimden biliyorum. Neden bu kadar ilgi gösteriyorum kadın cinsine karşı? Aslında savaşı geliştirmişim de ondan. Ben eskiden böyle değildim. Siz neden detaylı, duyarlı bir ilgi geliştirmiyorsunuz? Biraz savaşa ilgi duyduğunuzda, gerillaya katılmak isteyen kızın sevgisinde yücelik başlar da ondan. İstemek yalnız yetmiyor da, onun örgütünü, tarzını, taktiğini geliştirin, o zaman en değerli sevgi bağlarına ulaşırsınız. Ve burada ülke kurtulur. Ülkenin temel kurtuluş aracı olun, insanın kurtuluş aracı olun, çok saygılı varlıklar ortaya çıkar.

Yaşama saygı geliştirilmeli

Söylediğimiz gibi, insan atom gücünde bir yetenektir, mesele onu patlatabilmektir. Bu sorunla ilişkisi nedir diyeceksiniz? Kaba bir cinsellikten kurtulamamışsan doğru temellerde patlayamazsın. Aslında o da bir patlamadır ama Çernobil gibi kaza yapar, sadece insanları öldüren, felç eden kansere götürür. Tutsak edilen insan var, kadın var, bütün yeteneklerinin içinde boğulmuştur, yaşamadan ölmüştür; bunu parçalamak gerekir. Çok saptırılmış kişilikler, niçin potansiyelleri aktifleştirmeye çalışmıyor? Tamamen egemen sınıfın sömürücü iğrenç çıkarlarına göre bir kadın ayarlamasıdır, ilişki ayarlamasıdır. Bu bozulmadan yaşama saygı geliştirilemez.
Nereden bakılırsa bakılsın, kadının etrafındaki seti darbelemek gerekir. Bir yandan kiri-pisliği varsa, onun akıtılması, onunla birlikte daha temiz, berrak bir enerji akıtılarak aktif bir kıvanç haline işleyen, aktifleşen bir varlık haline getirilmesi tartışmasız bir devrim görevidir. Ben buna inanıyorum ve kadın enerjisini açığa çıkarmak için de tüm gücümüzü ortaya koyuyoruz. Sınıfsal baskılar, gelenekler, ahlak, aslında erkek egemenlikli toplumun muazzam denetimi, sizi oldukça nefes alamaz duruma getirmiştir. Devrim her baskı altındaki grubu, halkı, topluluğu açığa çıkarırken, bir yandan kuvvet oluşturuyor, bu kuvvetle var oluyor. Bu, kadın için daha çok gereklidir.

Yanlışları doğrularıyla dönüştürmek

Öncelikle gerçekliği tanımak gerekiyor, tanıdıktan sonra yanlışları doğrularıyla dönüştürmek gerekiyor. Yanlış-doğru veya güzel-çirkin belirlendikten sonra dönüşümü devreye sokup yanlışı, çirkini aştırıp doğruları, güzelleri egemen kılma görevi gerçekleştirilir; bunu da devrim yapar. Konu objektiftir ve devrimin de es geçemeyeceği bir görev alanıdır. Bizde yaşanan, en çok tıkatan bir etkendir.
Geleneklere mahkûm olup boğuntuya gelmektense, özgürlük uğruna büyük bir mücadeleye yönelmek bin defa yerindedir. Hele sizlere dayatılan, ülkemiz koşullarında değil yıllarca, bir an bile tahammül edilemez koşullara boyun eğmektense, mücadele yolunda her gün bin defa ölmek daha yerindedir. Özgürlük sizin için ekmek-sudan daha önce gelir bana göre. Ekmek-su temel ihtiyaçtır deyip de, şükür dediğinizde, yaşamın en temel bir değerine ters düşmüşsünüz; bu sizin baş aşağı gidişinizin de temel ilkesidir. Ama bunun yerine biraz özgürlük, biraz onun mücadelesi, bu temelde diğerleri arkadan gelir. Bu doğru bir tutumdur.

Doğru-yanlış ayırımını cesaretlice yapmak

Çerçeve böyleyse kavrayışınız gelişmeli, doğru-yanlış ayrımını cesaretlice yapmalıyız. Her ilişkide olduğu gibi, burada da devrime hizmet edenle karşı-devrime hizmet eden vardır; doğru olanla yanlış, iyi olanla kötü, çirkin olanla güzel vardır; ayrımları yapacağız. Evet denilecek, hayır denilecek vardır. Özgürlük alanıdır, kısaca açığa çıkaracağımız kadar koruyup kollarız, zaferini sağlarız. Bunun da düşmanları vardır. Parti içinde en yoğunluklu savaş bu alanda verilir.
Bizim ciddiyeti, ciddi tartışmayı, değerlendirmeyi ilişkilerin önüne esas olarak koymamız ve buna değerli kişiliklerin özgürleştikçe, bağımsızlaştıkça layık olabileceklerini koymamız çok anlaşılırdır. Bunu ret etmenin, yadsınmasının, bunun yerine de sürekli her türlü düşürmenin, basitleştirmenin yaklaşımlarını egemen kılmanın kabul edilmezliği anlaşılırdır. Biraz saygı isteyensiniz, biraz toplumsal kurumlarda, kuruluşlarda ciddiyet isteyensiniz; işte böyle elde edilir.

Somut çözüm nedir?

Bazıları hâlâ “iyi anlatıyorsun da, somut çözüm yok” diyor. Somut çözüm başka nedir? Çözüm dedikleri, illa iki kişi bir araya gelir, alıp kaçar, tortu bir ilişki ister demek değildir. Bu ilkelleşmedir, seviyeden düşmedir veya inkârıdır. Ulusal düzeye çözüm getirmek biraz bu yaklaşımlarla bağlantılıdır. Ulusal aile, ulusal sevgi, ulusal ahlak, ulusal aşk, ulusal kadın, ulusal erkek, hatta her düzeyde ilişkiler bu çerçevede ele alınır. Ulusal düzeyde olduğu kadar da enternasyonaldir. Ulusal düzey çözümlendi mi enternasyonal düzeye de katkısını sunmuş demektir. Çok açık, böyle gelişmek durumundadır.

Tartışma özgürlüğü gelişmeli

Sizler tartışmaları geliştirebilirsiniz, bizden en çok isteyebileceğiniz tartışma özgürlüğüdür. Ortam baskısı olmayacak ama sizler de örgütün disiplinine ve bu konuda muazzam yanlış anlayışlara, dayatmalara doğru karşılık vermelisiniz. En önemlisi de, doğru bir yaşamın seçkin bir taraftarı, mücadeleci bir taraftarı olmalısınız. Diliniz açılmalı, beyniniz çalışmalı, yüreğiniz artık doğruyu sayabilmeli. Bu konuda bir yaratılışı, yetkinleşmeyi kendinizde sağlamalısınız. Bir tarafsınız, bana göre ayarlanmayın, erkeğe göre ayarlanmayın, kendinize göre ayarlanın. Sağlığınız, özgürlüğünüz, bir cins olarak kendi kaderinizi belirlemeniz için ne gerekiyorsa, onu yapın. Özgürlük yaklaşımı budur. Sizin yaşadığınız çok özel sorunlar, bu çerçevede çözüme kavuşabilir.

Kazanılacak bir dünya var

Geçmişte yaşadığınız bazı hafif ilişkiler olabilir, onları ne çok dert edinmeye ne de çok özlemeye çalışın. Kazanılacak bir dünya var, aslında kaybedilecek bir dünyanız bile yoktu. Eğer böyleyse, geçmiş sizi fazla etkisi altına alamayacağı gibi, siz ancak ona duyacağınız tepkiyle geleceğe muazzam fırlama yapabilirsiniz. Kendi halkımızı özgürleştirme teorimiz de biraz öyle gelişti ve kendi bireysel özgürleştirme pratiğimiz de bu hususlarda güç aldı.
Tüm bunları esas alan bir ilişki tarzına adını ne koyarsan koy, makbuldür, değerlidir. Bu çerçeveyi yırtan, dışlayan, yine adını ne koyarsan koy, alçaklıktır, makbul değildir. Bu çerçeveyi tutturabilecek misiniz? Benim bu konuda çabalarım var, gelişmenize uyarlayabiliyor musunuz? Şu tip tartışmalara girmeyin; geçmişte ne yapıldı, benimle şu erkek arasında ne oldu… Bunlar tartışmayı seviyesizleştirmedir. Hatta aşık da olmuş olabilirsiniz, sözlü veya evli de olabilirsiniz ama bu özgürlük sorunları yine de geçerlidir.

Erkekler eğitilmeli

Kadın tartışması denilince herkes hafiflik anlıyor; tam tersi, ciddidir. İlişkilerin hepsine yoz deyip kestirip atmamak lazım, çok değerli ilişkiler geliştirilebilir. Bu konuda ilkelere, çerçeveye dikkat edilmek kaydıyla, bunları maske edinip kendi adiliğini, kendi anti-sosyal, anti-siyasal [gerçeğini] örgütsel kıldığını değil, çünkü maskeleme var, bunları benimseyerek insanlara yaklaşımınız, erkeklere yaklaşımınız çok gerekli olduğu gibi, sizi epey güçlü kılabilir ve bence bir görevdir. Sadece bir teorik tartışma gereksinimi değil, ciddi bir örgütsel görevdir.
Erkekleri eğitmelisiniz. Bunun üzerine çok düşüneceksiniz, sizin sorununuz burada bireycilik yapmak değildir. Örgüt bireyciliğini tartıştık ve gördük. Bireyciliği uğruna kendini ne hale getirenler var. Siz de duygu bireyciliği yapmak için, sırf “aşkım, duygularım” diyerek örgütü alt-üst etmeyin. Duygularınız kolektifleşsin, sevgileriniz genelleşsin, beğeni durumunuz tek bir kişiyi put durumuna da getirmesin. Zaten böyle yapmazsanız, bizim anlayışa asla ulaşamazsınız.

Ulusal düzey ve sevgi anlayışı

Ulusal düzeyden bahsediyorum. Ulusal düzey ve güzellik arayışı, sevgi anlayışı, beğeni anlayışı, ret anlayışı, çirkinlik anlayışı gelişmedikçe, bireysel anlamda da tercih geliştiremezsiniz. Ama sizin yaklaşımlar, muazzam bireyci tutkuyla, bağlandığınız biri varsa, ölseniz de bırakamazsınız. Hain bile olsa onunla gidersiniz, kendiniz gitmezseniz, kalbiniz gider, birçok yanınız gider.
Bunları sizi suçlamak için söylemiyorum. Bunun acısını en çok yaşayan bir kişi olarak vurguluyorum. Ben de bağlandım birilerine, baktım beni yiyip yutacak bir ilişki durumuna yöneliyor, ağlayacak mıydım, köylü intikamcılığına mı dönüştürecektim, onur meselesi mi yapacaktım? Çok iyi biliyorsunuz ki, öyle yapılmadı. Sabırla, inatla, örgüt esas alınarak, çizgi esas alınarak, çok az kişinin yapabileceği bir tarzı deneyerek, ulusu da, Parti’yi de, kendimi de güçlü çıkarmayı bildim. Çünkü o ilişki ulusu imha etmenin, Parti’yi tasfiye etmenin ve kişiyi de bitirmenin ilişkisine dönüşebilirdi.

Güçlü olmanın yolları var

“Tutkum, namusum, kişisel şerefim, bireysel gururum” demedim. Böyle yapmakla rezil mi oldum? Hayır, daha da güçlendim. Demek ki daha güçlü olmanın yolu var. Biz Önderlik düzeyinde bunu böyle geliştirdiğimize göre, siz rahatlıkla kendinizi aştırabilirsiniz.
Sanıyorum artık doğruları Parti içinde esas alabilirsiniz. Bireyci tutkuları, düşkünce sevdaları, duygulan-maları taşırmazsınız. Ben burada erkeklerden daha fazla kadına güvenirim. Çünkü bağlandığı ilişkiler daha çok kadının aleyhinedir. Dolayısıyla çok kolay terk eder, özgürlük değerlerine de çok yoğun bağlanır; buna eminiz, inanıyoruz. Asıl düzeltilmesi gereken biraz erkek oluyor.
Görevler karşında duyarlı olalım, veciz bir diliniz olsun, çok iyi bir örgütsel tutumunuz olsun ve görevlere de özgürlüğünüzle, diğer görevlerle onur içinde bir yaklaşımınız olsun ve göreceksiniz sizi kabul etmeyecek kişi yoktur. Saygı, sevgi bilmeyecek bir kişi yoktur. Çözüm budur, bu düzeyi yakaladıktan sonra çok değerli bir varlıksınız, özgürce dilediğiniz yaşamı, kendinize yakıştırdığınızı yaşayabilirsiniz. Bunu şimdiden sınırlamak, bilincini daraltmak, özgürlüğe ket vurmaktır. Özgür bırakmak, bir insana gösterilecek en değerli ilgi tarzıdır. Çözüm böyledir.

 

                                                  24 Eylül 1993

Kürt Halk Önderliği