Gül teorisi ve Kürdistan

- Raperin Munzur
39 views
15 Ağustos’la başlayan diriliş Kürdün dirilişi olduğu kadar kadınların özgür yaşama doğuşu oldu. Kürdistan dağlarını kadın gerillalar güzelleştirdi. Dağlar da Kürt kadınlarını güzelleştirdi. İradenin, özgürlüğün, bilincin, yaşama doğuşun ve jin’in jiyan’la buluşmasının mekanları oldu.

Gül güzeldir. Narindir. Böyle güzel, narin bir canlının dikenleri ise aksine bir o kadar serttir. Güle olan aşkından ona dayanarak ve dikenin yüreğine batmasının bile farkına varmadan kanaya kanaya ölümü kucaklayan bülbülün hikayesi çokça anlatılır. O son şarkılarını, en güzel şarkılarını güle söylemiştir. Sevgiyi, aşkı bülbülün hikayesinde buluyoruz. Güzelliğe ulaşma ve ona yüreğinin en güzel sesini ulaştırma çabasındaki bülbül. Güzelliğin sembolü ve uğruna yaşamın feda edildiği gül…
Bülbül en güzel şarkılarını yüreğine dikenler batarken, yüreği kanarken söylemiş.
Güle kızıl rengini veren bülbülün yüreğine batan dikenle akan kanı.
Birbirine dönüşen ve birbirini yaratan bir ilişki. Gül kırmızı rengini almış, bülbül ölümsüz aşkın sembolü olmayı başarmış.
Bülbül ile gülün aşkı bir feda aşkı. Ve Ortadoğu kökenli…
Hikâye bu…

Realize olamayanın idealize edilmesi

Gül ile bülbülün hikayesi realize olamayanın idealize edilmesinin çarpıcı bir öyküsü. Çünkü burada aşka ulaşmak, aşkı yaşamak zor. Her şey için olduğu gibi ve belki de her şeyden daha fazla aşk için mücadele etmek, bedel ödemek, çok şeyi göze almak gerekiyor.
Ama kavuşmanın olmadığı bir coğrafya…
Çünkü aşka en çok burada ihanet edilmiş, çünkü kadınlar en çok burada katledilmiş.
Erkek aklı ve kültürü burada çok derinlere kök salmış çünkü. Göbeklitepe, Karahantepe ürkütücü gerçeğin sembolleri…
Cinsiyetçiliğin en derin yaşandığı coğrafyada ne kadın ne erkek bu realiteyi aşamadıkça cümle kavuşmalar yalan.
Tüm aşkların, sevinçlerin, güzelliklerin düşmanı, yok edicisi erkek aklı ve kültürü aşılmadıkça aşklar cinayetlerin gölgesinden kurtulamaz.
Toplum hafızası aşkı da ona engel olan gerçeği de biliyor. Aşkı katledeni de.
O yüzden mitolojiler hep kavuşamayan aşıkları, aşkları anlatıyor.

Yorgun, bilge ve direngen bir coğrafya

Bu coğrafyanın gerçeği bu. Ve kendi gerçeğinin farkında, yorgun ve bilge bir coğrafya…
Binlerce yıl süren savaşlardan, toplumun bağrına bir hançer misali saplanan erkek egemenlikli iktidar ve kölelikten kurtulamamış bu coğrafyanın kadim savaşı devam ediyor. Yorgun da olsa direngen bir damarı var. Kadın gerçeğinden, kadına dayalı kültürden, anacıl toplumdan beslenen…
Bu coğrafya kendi fedailerini yaratıyor sürekli… Çelişki bu kadar yaman, hançer bu kadar derin, tanrılaşmış erkek bu kadar vahşi oldukça toplumun kendini savunmak için en ağır bedelleri de göze alması gerekiyor.
Güzel olan narin ve zayıf olamaz. Güçlü olmalı, savaşmayı göze almalı, kendini savunmayı temel kural bilmeli.

Toplum tehdit altında

Gül bile dikenleri ile savunma sistemini yaratmışken yani tüm canlılığın varlığını sürdürebilmek için bir savunma mekanizması gelişmişken toplumun savunmasız kalması mümkün değil.
Çünkü doğadaki tüm canlılıktan daha fazla toplum tehdit altında. Uygarlığın ve onu yaratan erkek aklının saldırısı hep topluma ve toplumu yaratan kadına dönük olmuş. Kapitalist uygarlık ise toplumu yok etmenin, insanlığı saldırı altında tutmanın her türlü yöntemini en sapkın akıl ile geliştirmiş bir uygarlık. Toplumsallığı, onun özbilincini, kültürünü, bir aradalığını, komünal yapısını sürekli saldırı altında tutuyor. Toplumun savunmasını yok etmeyi öncelikli hedef haline getirmiş. Tekniği buna hizmet ediyor, ideolojileri, basını, bilimi, siyaseti, silahları bunun için var.

En büyük güzellik toplumsallıktır

Toplumun güzelliği kendi olmayı başarmasındadır. Kendi olarak, kimliği, dili, kültürü, değerleri ile yaşamayı başarıyorsa ve özgürse güzeldir. Aslında en büyük güzellik toplumsallıktır. İnsanlaşmayı sağlayan, yaşamı salt fiziki bir şey olmaktan etik ve estetik bir şeye dönüştüren, değerler, kültür, inanç, özgürlük, adalet, eşitlik etrafında manevi bir dünya yaratan toplumsallıktır en güzel olan. Günümüzde insanlar bundan koptukça en büyük sorunlarla yüz yüze geliyor, yaşamın anlamını yitiriyor, katillerin ucuz avları oluyorlar.

Toplumsallığın gücü yaşatır

Toplum, toplum olarak var olmayı başardıkça kendini savunabilir. Toplumun temel birimi de komündür. Kapitalist sistemin çokça pompaladığı bireycilik değil. Komünal yaşadıkça, bunun kültürünü güçlendirdikçe, birbirini koruyup kolladıkça var olabilir.
Kürtler binlerce yıl her türlü saldırı altında kendilerini korumayı ve varlıklarını sürdürmeyi başarmışlarsa bu öncelikle toplumsallığın gücüyle olmuştur. Kültürle, kolektif yaşamla, saldırlar karşısında kendini savunmayı bilmesiyle olmuştur. Varlık tehdit altındaysa, bir toplum soykırım ve katliam kıskacındaysa kaçınılmaz olan budur.

Güzellik ve canlılık savunmasız olmaz

Gül teorisi kendini savunmayı bilme teorisidir. Güzellik ve canlılık savunmasız olmaz. Her güzelliğin kendine dair tehditlere karşı kendini savunacak dikenlerinin olması gerekir. Bu canlılığın ve var olmanın mutlak kuralıdır. Gül bile kendini savunmak için dikenlenmişse insanlık kendini savunmanın ve özgür yaşamanın anlamını da, araçlarını da yaratmalıdır. Salt güzel, iyi, doğru olmak da yetmiyor. Bir de bunları mümkün kılacak, sürekli kılacak bir savunmaya ihtiyaç vardır. Canlılığın varoluşunu sürdürme adına binlerce farklı biçimde geliştirdiği bir varoluş kuralı bu. Atom altı parçacıktan güle, gülden insana ve oradan topluma farklılaşan ama özü aynı olan kural.
Güzellik uğruna mücadeleyi göze almayı gerektiren bir şey. Toplumsal ve komünal yaşam ise yaratılmış en büyük güzellik. Çünkü toplumsal yaşam büyük anlam dünyası ve maneviyat demek. İnsanı insan yapan şey.

15 Ağustos’la başlayan diriliş

Kürt toplumu soykırım ile yüz yüze kaldığında, varlığı inkâr edildiğinde, kimliğine ve kültürüne dönük saldırılar geliştiğinde kendini savunmak için fedailerini yarattı.
Kürdistan dağlarında bunca yıl savaşan, özgürlük için, onur için, kimliği için mücadele eden Kürtler 15 Ağustos’la başlattı soykırımcı sisteme karşı savaşını… Sonrasında Kürdistan dağlarına, onuru savunmaya akın etti Kürt gençleri, kadınları… Çünkü varlığı tehlike altında bir toplumun kendini savunacağı alandı dağları. Çünkü yaşamak için başka yol bırakılmamıştı. Gerillacılık özgür Kürt kimliği olarak yeniden canlandı, canlandırdı. Salt silahın, savaşın gücü olmadı gerillacılık. Yeni yaşamın, özgür yaşamın, özgür Kürt kimliğinin yaratıldığı mücadele sahası oldu. Kürtlük yeniden kimlik kazandı, varlık kazandı. 15 Ağustos’la başlayan diriliş Kürdün dirilişi olduğu kadar kadınların özgür yaşama doğuşu oldu. Kürdistan dağlarını kadın gerillalar güzelleştirdi. Dağlar da Kürt kadınlarını güzelleştirdi. İradenin, özgürlüğün, bilincin, yaşama doğuşun ve jin’in jiyan’la buluşmasının mekanları oldu. Orduları oldu kadınların, erkek egemen ordulara, katliamlara, kimliksizleştirmeye ve köleleştirmeye karşı kadınların binlerce yıllık intikamı oldular. Erkekle hesaplaşmanın kadınlıkla yeniden buluşmanın tarihsel ifadesi oldular.

Kaderi değiştirme gücü; öz savunma

Kürt aşkı yeniden bu coğrafyada canlanma imkânı buldu.
Aşkı öldüren ve güzelliklerin düşmanı olan erkek egemen sistemden hesap soruldukça ve özgür kadınlık yaratıldıkça mitolojilerin ve coğrafyanın kaderi değişti.
Kaderi değiştirme gücünü eline almak en büyük öz savunmadır.
2025 Temmuz ayında silahlı mücadele stratejisine son verme kararlılığını bildirdi Kürt gerillası. Soykırıma karşı savaşmayı bildiği gibi özgür yaşamı inşa etmek için, kendi toplumunun barışçıl yaşamasını sağlamak için de çalışmaya hazır olduğunu ilan etti. Kendini savunma araçlarını ve yöntemlerini değiştirebileceğini gösterdi. Bu, mücadeleyi başka şekilde devam ettirme kararlılığı…

Kadınlar mücadeleyi de silahı da bırakamaz

Ama biz Rêber Apo’nun paradigmasına göre bir mücadele yürütmek, toplumumuzu örgütlü ve savunmalı kılmak, komünlerle ve özgür kadın çizgisiyle toplumdaki güzelliği açığa çıkarmak istiyoruz.
Kürdistan Gül’dür. Gülistan… Gerilla en güzel şarkılarını, yüreğindeki en güzel duyguları Kürdistan için söyledi hep. Kanaya kanaya, ama güle rengini vererek.
Rêber Apo Kürdistan’dır.
Rêber Apo özgür olmadan Kürdistan Gülistan olamaz.
Kadınlar mücadeleyi de silahı da bırakamaz.
Bizim aşkımız Rêber Apo’yadır.