Kürdoloji’de bir dönüm noktası: Margarita Borisovna Rudenko

- Fidan YILDIRIM
246 views
Kürt halkının tarihi ve kültürünün açığa çıkarılmasında Rusya’da yürütülen çalışmalar önemli bir rol oynamıştır. 19. yüzyılda Rusya’da Kürtçe’nin öğrenilmesi Kürtçe eserlerin çevirisinin önünü açmıştır. Bu süreçte Rusya’da bir bilim alanı olarak Kürdoloji doğmuştur. Sovyetler Birliği döneminde ise Kürtlerin tarihi, edebiyatı ve kültürü daha geniş araştırmaların konusu olmuştur.

Özellikle 1950’den sonraki yıllardan başlayarak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde önemli araştırmalar geliştirilmiştir. Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü Petersburg (Leningrad) Şubesi bünyesinde “Kürt Kurulu” oluşturulmuş ve bu kurul daha sonra Kürdologlar Grubu’na dönüşmüştür. Sovyetler Birliği’nde Kürtlerin tarihi; özellikle de Türkiye, Irak ve İran’daki Kürtlerin siyasi ve sosyal tarihi genişçe araştırılmıştır. Bugün de Rusya’da Kürt tarihiyle ilgili araştırmalar sürdürülmektedir. Kürt ve Kürdistan araştırmaları kapsamında bugün Rusya’da iki ana merkez faaliyet yürütmektedir: Birisi, Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü bünyesinde faaliyet yürüten Kürdologlar Grubu, diğeri ise 1994 yılında kurulmuş olan Kürt Araştırmaları Merkezi’dir.

Kürdoloji’de yeni bir akımın kurucusu

Sovyetler Birliği’ndeki Kürdoloji çalışmalarında çığır açan Kürdologlardan biri de Margarita Borisovna Rudenko’dur. Rudenko bir Rus filolog, Oryantalist, Kürdolog, edebiyat araştırmacısı, çevirmen ve etnologdu. Kürt edebiyatı, tarihi, dili ve folklorü konularında önemli araştırmalar ve derlemeler yapmıştır. Kürdoloji’de yeni bir akımın; Kurmanci lehçesiyle yazılmış Ortaçağ edebi el yazmalarının incelenmesi akımının kurucusudur. 9 Mayıs 1926’da Tiflis’te doğan Margarita Rudenko Gürcü asıllı bir ailedendi. Babası dilbilimci, annesi ise piyanistti. Çocukluğu Tiflis’te geçti ve daha sonra ailesi Saint Petersburg’a göç etti. (Şimdiki adı Saint Petersburg olan Rus şehri 1924-1991 yılları arasında Leningrad olarak adlandırıldı.) İkinci Dünya Savaşı başladığında o ve annesi Tiflis’e döndü. Babası ise Saint Petersburg’da kaldı ve İkinci Dünya Savaşı sırasında, tarihin en ölümcül kuşatması olarak nitelendirilen ‘Leningrad Kuşatması’nda yaşamını yitirdi.

Üniversite bitirme tezinde Kurmanci dilbilgisini işledi

Rudenko savaş bittikten sonra tekrar Saint Petersburg’a döndü. Saint Petersburg Üniversitesi’nin Doğu Bilimleri Fakültesi’nde İrani diller eğitimi aldı ve 1951 yılında mezun oldu. Üniversite eğitiminin başlarında Sovyet filolog ve Kürt dili profesörü Kanat Kalaşeviç Kurdoevê’nin (Qanadê Kurdo) verdiği Kürt dili dersi çok ilgisini çekmişti. Üniversite bitirme tezinde Kurmanci dilbilgisinden bir bölümü işledi: “Di Kurmancîya Modern (nûjen) da Lêkerên Şertê” (Modern Kurmancide Şart Fiilleri). Hazırladığı tez ile, tez komitesinden en yüksek puanı aldı ve 1954 yılında Bilim Doktoru ünvanını kazandı. Kürtçe dili üzerine hazırladığı tezle büyük başarı kazanan Margarita Rudenko için bu başarı Kürdoloji yolculuğunda önemli bir dönemeç oldu. Kürtler nezdindeki yerini “Leyla ve Mecnun”un Arap dünyasındaki yeri ile aynı gördüğü Ehmedê Xanî’nin “Mem û Zîn” adlı eserini yüksek lisans tezinin konusu olarak seçti ve başarıyla işledi. Sovyetler Birliği’nde Kürdoloji bölümünün kurucusu olan ünlü Doğubilimci Joseph Orbelli, Margarita Rudenko’nun tezi konusunda şunları söyler: “Benim Ehmedê Xanî’ye olan hayranlığım 43 yaşımda başlamıştı, ben çok mutluyum ki, Ehmedê Xanî’nin bilimsel bir çalışmanın konusu olduğunu görecek kadar yaşadım.”

“Mem û Zîn”i yabancı bir dile çeviren ilk kişi

Margarita Rudenko Ehmedê Xanî’nin “Mem û Zîn” adlı eserini yabancı bir dile çeviren ilk kişi olma onurunu kazandı. Onu Rusça’ya çevirdi. Yaklaşık üç bin edebi, felsefi, derin kinayeli ve alegorik beyiti Farsça, Kürtçe ve Arapça’dan çevirebilmek kolay değildi ve çok iyi hâkim olmayı gerektiriyordu. Rudenko bunu da başardı. Oysa Martin Hartmann gibi bir Doğu bilimci, derinliği ve zor anlaşılır olması nedeniyle bu eseri çevirmeyi reddetmişti. 19. yüzyılda Rus araştırmacılar Kürt ve Kürdoloji alanında önemli çalışmalar yürüttüler. Bu dönemin ünlü araştırmacılarından biri de Alexander Auguste Jaba’dır. Kürdistan’da konsolosluk yaptığı dönemde aralarında Ehmedê Xanî’nin el yazması eserleri de bulunan birçok Kürtçe el yazması eseri toplamıştır. Kürt folklorü, dili, tarihi ve kültürü ile ilgili derleme ve çeviriler yapıp yayınlayan Polonyalı doğu bilimci ve Kürdolog Alexander Auguste Jaba’nın topladığı Kürtçe elyazması eserler Saint Petersburg Devlet Kütüphanesi’ne aktarıldı. Her ne kadar Kürdoloji alanında çalışma yapan ilk araştırmacı değildiyse de Jaba’nın çalışmaları o zamana kadarki en etkili ve önemli çalışmalardı ve sonraki yıllarda Rusya’da Kürdoloji çalışmalarının başlamasında önemli bir altyapı oluşturdu. Bu elyazmaları üzerinde çalışan birçok bilim insanı Kürtlerin geniş bir klasik edebiyata sahip olduğu gerçeği ile yüz yüze geldi.

Kürtçe elyazması eserleri keşfetti

Jaba’nın derlediği Kürtçe elyazması eserleri keşfeden Kürdologlardan biri de Margarita Rudenko’ydu. 1957 yılında Jaba’nın Saint Petersburg Devlet Kütüphanesi’nde korunan çalışmaları hakkında bir tanıtım makalesi yayınladı. Çok büyük öneme sahip olan bu çalışma Kürt aydınları arasında büyük yankı uyandırdı. Rudenko’ya bir mektup yazan Celadet Ali Bedirxan, bu çalışmanın önemini şu sözlerle dile getirdi: “Bu çalışma Petersburg Kütüphanesi’ndeki hazinenin kapısını açmıştır.”

Ehmedê Xanî’nin eserlerinin çevirisini yaptı

Margarita Rudenko, Ehmedê Xanî’nin “Mem û Zîn” adlı eseri üzerinde çalışmalarını sürdürdü. Yüksek lisans tezinde yaptığı çalışmadan ayrı olarak bu kez de söz konusu eserin dokuz farklı el yazmasının karşılaştırılması ve yorumlanması çalışmasını gerçekleştirdi. Bu çalışması Sovyetler Birliği’nde birçok bilim insanının ilgisini çekti. Birçoğu Ehmedê Xanî’nin eserlerinin çevirisini yapmayı denemiş, ancak Rudenko dışında hiçbiri çabasını sonuna kadar götürememişti.
Rudenko çalışmalarıyla Orta Çağ Kürt klasik edebiyatı üzerindeki perdeyi araladı. Feqi Teyran’ın “Şêxê Senan” ve Xarîs Bîtlîsî’nin “Leylî û Mecnûn” adlı eserlerini yorumlarıyla birlikte yayınladı.  “Versiyona Helbesta Kurdî ya Edebî û Folklorî-Yusuf û Zelîxa” (Kürt Edebiyatında Edebi ve Folklorik Şiirler-Yusuf ile Zelixa) adıyla gerçekleştirdiği çalışması ölümünden sonra, 1968 yılında yayınlandı.

350’yi aşkın eser kazandırdı

Margarita Rudenko, Kürt dili ve edebiyatının yanı sıra Kürt halkının siyasi, etnik ve kültürel sorunlarıyla ilgili çalışmalar da yürüttü. Onların kaderi, tarihi, bayramları, kutlamaları, yılbaşı gibi konular da eserlerinde kendisine yer buldu. Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan’da Kürtlerin yaşadığı yerleri ziyaret ederek Kürtlere ait yüzden fazla folklorik ve edebi materyal topladı. Derin bir anlama yeteneği ve bitmek bilmez bir enerjiyle bilimsel çalışmalarını tüm yaşamı boyunca sürdüren Rudenko Kürt edebiyatı, dili ve kültürü için paha biçilmez bir emeğin sahibi oldu. Kürt halkına ve bilim dünyasına 350’yi aşkın eser kazandırdı. Ölümünden önce hazırlamış olduğu “Yusuf û Zelîxa” ve “Kürtçe Ayin Şiirleri” adlı eserleri ölümünden sonra yayınlandı.
Margarita Rudenko 27 Temmuz 1976’da Saint Petersburg’da, elli yaşındayken yaşamını yitirdiğinde ardında çok değerli bir Kürdolog grubu bıraktı. Çalışmalarını bugün de sürdüren Petersburg Kürdologları grubu bağrında çok değerli bilim insanlarını barındırıyor. Bunlardan biri olan Jaklina Musaelyan, 2014 yılında yayınladığı “M. B. Rudenko, Oçerkî Serednevekovoy Kurdskoy Literaturi” (M. B. Rudenko, Orta Çağ Kürt Edebiyatı Üzerine Denemeler) adlı eserinde Rudenko’nun derlediği folklorik ve edebi eserlere yer verdi. Kitapta ayrıca, Rudenko’yu anlatan 38 sayfalık bir ön yazı bulunuyor. Musaelyan, Ermeni bir bilim insanının Kürdolog Rudenko hakkında, “Kürtler bir gün onun anıtını dikecek” dediğini aktarıyor.

Kürt varlığını inkâr çabalarını boşa çıkardı

Rudenko’nun eserleri Kürdologlar ve Kürtlerle ilgilenenler için önemli bir başvuru kaynağı niteliğinde. 1970 yılı Nisan’ında Erivan Üniversitesi’nde düzenlenen “Orta Çağ’da Kürt Edebiyatı” konulu konferansta Rudenko’nun çalışmaları için ayrı bir başlık açıldı. Bu konferans, Orta Çağ’da, 11. yüzyılda Elî Herîrî ile başlayıp 17-18. yüzyılda Ehmedê Xanî ile biten klasik Kürt edebiyatının izini sürdü. Konferansta 350 Kürtçe el yazması eser yer alıyordu. Katılımcıları Kürt edebiyatının zenginliği konusunda hayran bırakan bu konferans Kürt literatürü üzerindeki çalışmaların yoğunlaşmasına vesile oldu. 20. yüzyılda ağırlık kazanan Kürt halkının varlığını, dilini, kültürünü inkâr çabalarının boşa çıkarılmasında en değerli rollerden birini oynamıştır Margarita Rudenko. O, Kürt halkının geçmişten gelen kültür mirasının görünür kılınmasında büyük bir emek ve başarının sahibi olduğu gibi, yaşadığı 20. yüzyıldaki Kürt varlığının, değerlerinin, yaşamının ve düşüncelerinin kayıt altına alınmasında da rol oynamıştır. Bugün imha çemberini kırarak Ortadoğu ve dünya siyasetinde önemli bir yer edinen Kürt halkının varlık mücadelesinde Margarita Rudenko ve onun gibi bilim insanlarının da değerli emekleri saklıdır.