“SAY NO MORE” Cinsel tacize karşı toplu taşımada protesto

- Emma DE MIRANDA
61 görüntüleme
Çeviri: Şerda DEMİR
Hollanda’daki kadınların yarısından fazlası cinsel tacize uğradığını belirtiyor. Benim çevremde bu sayı daha da yüksek. Annem, ablalarım, arkadaşlarım ve ben de sözlü tacize uğradık, ait olmadığı bir yerde bir el hissettik, hatta daha kötüsünü yaşadık. Geçmişte bunun hakkında konuşmakta zorlanıyordum. Şimdi ise artık bu zorlanmayı yaşamıyorum. Deneyimlerimi anlattığımda, başkalarının da deneyimlerini paylaşmaya cesaret ettiğini fark ettim. Bu hikayelerden biri de “SAY NO MORE” (“Fazla söze gerek yok”)

platformunu kurmamın nedeniydi. Toplu taşımada cinsel tacize karşı mücadele eden bir platform. İnternette, Utrecht kentinde sokak taciziyle ilgili bir makale yayınlandı. O makale, Utrecht’te genç bir kadın olarak benim yaşadıklarımı anlatıyordu. Bu yazıyı sosyal medya hesaplarımdan birinde paylaştım. Eski bir arkadaşım yorum yaptı: “Bunu bu kadar açık bir şekilde paylaşmaya cesaret etmen ne kadar güzel!” diye özel bir mesaj gönderdi. Ve birkaç gün sonra beni aradı. Trende korkunç bir şey yaşamıştı ama – paylaştığım makaleyi okuyana kadar – cinsel tacize uğradığının farkında değildi. Akşam eve giderken trende toplu taşıma tacizciyle karşı karşıya kalmıştı. Bu onu o kadar çok korkutmuştu ki, artık akşamları trene tek başına binmeye cesaret edemiyordu. Olay üç yıldan fazla bir süre önce yaşanmıştı.

2019’da 200’den fazla ihbar – buzdağının görünen kısmı

Barda, işyerinde ya da sokakta cinsel tacizi kapsayan davranışların hikayelerini duymuştum ama toplu taşımada da bunun yaşandığını bilmiyordum. Tren tacizcisi hikayesi peşimi bırakmadı, ben de bu olayın boyutunu araştırmaya karar verdim. Amatörce Google üzerinden yaptığım aramalarla başladı. ‘Toplu taşımada cinsel taciz’ diye yazdım. Sonuç olarak yalnızca, mağdurların toplu taşıma personeli veya polisler tarafından ciddiye alınmadığının yazıldığı haberlerle karşılaştım. Biraz daha araştırdıktan sonra Temsilciler Meclisi’nin web sitesine yönlendiren bir link buldum. Anlaşılan, İşçi Partisi’nin iki parti üyesi, 2020’nin başında Bakan Ferd Grapperhaus’a bu konuda kimi sorular yöneltmişler. 2019 yılında 200’den fazla ihbarın yapıldığını belirtmişler ve Bakan Grapperhaus, sorunun ölçeği konusunda yeterince araştırma yapılmadığını ifade etmiş. Bu nedenle bir çözümle gelemeyeceğini belirtmiş. Kişisel kanaatimce de yeterince araştırma yapılmadığı doğruydu. Bu 200 ihbar, Nederlandse Spoorwegen/NS’den (Hollanda Demiryolları) istenen rakamlardı. Yani tüm toplu taşıyıcılar bu rakamlara dahil edilmedi ve mağdurların %70’inin deneyimlerinden asla bahsetmediğini zaten biliyordum. Daha sonra Instagram’da bir çağrıda bulundum ve insanların hikayelerini benimle anonim olarak paylaşmalarını istedim. Bu kadar çok yanıt almayı hiç beklemiyordum. Sonunda trende, otobüste, metroda veya tramvayda uygunsuz cinsel davranışa maruz kalan yaklaşık 200 kişiyle görüştüm. Dikkat çekici bir şekilde ortak bir noktaları vardı: Kimse bundan bahsetmemişti. Yani bu 200 ihbar buzdağının sadece görünen kısmıydı.

Sorumluluk başkalarının üzerine atıldı

Birkaç kez bilet görevlileriyle iletişime geçtim, ancak hepsi beni NS’nin sözcülerine yönlendirdi. Çünkü cinsel taciz hakkında hiçbir şey söylemelerine izin verilmiyordu. Bu elbette zaten bir tehlike işaretiydi. Ama yine de; öyle oldu. Sonunda NS’nin sözcüsüyle üç kez irtibata geçtim. İlk aradığımda “Gazeteci değilseniz bizi neden arıyorsunuz?” diye savuşturuldum, ikincisinde ise “Toplu taşımada cinsel tacize karşı bir şey yapıp yapmadığımızı bilmiyorum” oldu, -ki bunun daha da garip bir cevap olduğunu düşündüm. Bir sözcünün neler olup bittiğini tam olarak bileceğini düşünürsünüz – sonuçta, sözcü olarak bu onun görevi. Neyse ki üçüncü girişimimde ‘ilgili’ bilgiyi alabildim. Doğrudan yönelttiğim sorularıma hazırlıksız yakalanmamaları için ön bir email göndermiştim. Böylece iyi bir cevap formüle etmek için zamanları olacağını düşünüyordum. Maalesef bu böyle olmadı. NS, ‘John de Mol’ gibi yaptı ve mağdurların derhal polisle iletişime geçmeleri gerektiğini çünkü ancak o zaman bu konuda bir şeyler yapılabileceğini söyledi. Sorumluluk tamamen başkalarının üzerine atıldı ve buna karşı protokol olup olmadığına dair soruma da cevap alamadım. Bundan sonra da, bu soruna olası çözümleri iletmem hakkında ne düşündüklerini sorduğumda sessizlik devam etti. Aynı tarafta durduğumuzu ve ikimizin de tüm yolcuların A noktasından B noktasına güvenli bir şekilde gidebilmesini istediğimizi varsayıyordum. Cinsel taciz olmadan.

SAY NO MORE platformunu kurdum

Beni tanıyan herkes, cinsiyet eşitliği (eşitsizliği) ile ilgilendiğimi bilir. Daha önce birçok kez eylem düzenledim ve başarılıydı. Bir şeylerin değişmesini istiyorsam, benim de ekstra adım atmam gerektiğini biliyordum. SAY NO MORE platformunu kurdum ve o platform üzerinden bir protesto düzenledim. Bu protesto geçtiğimiz haftalarda gerçekleşti. Protestoyu geçen yıl Eylül ayında planlamıştım, ancak şu an daha fazla ilgi gördü. Nedeni ise Hollanda’nın tamamının, bir buçuk saat süren BOOS programının (yetenek programlarında yaşanılan taciz ve tecavüzleri işledi) üzücü görüntüleri karşısında yaşadığı şoktu. Utrecht’te Jaarbeursplein adresinde gerçekleştirdiğimiz protestoya çok sayıda kişi geldi. Toplumumuzda kadın olmanın nasıl bir şey olduğunu, böyle bir durumda bir erkek olarak neler yapılabileceğini ve önceden paylaşmaya hiç cesaret edememiş kurbanların hikayelerini okuyan ve anlatan konuşmacıları (hem erkek hem de kadın) dinlemeye geldi. Ağlayanlar oldu, sloganlar atıldı ve umutla onaylar şekilde başını sallayanlar oldu. Hayal edebileceğimden çok daha başarılıydı. Sonrasında medyanın da oldukça ilgisini çekti. AD, TROUW, Radio FunX, NRC, Hart van Nederland ve NPO Radio 1 gibi basın ve yayın kuruluşları bu konuyla ilgili yazdı veya konuştu. Bu yazıyı yazdığım gün, bu konuyu konuşmak için Hilversum’da bir radyo stüdyosuna gittim. Hepsi çok heyecan verici, ama harika ve gerekli.

Peki şimdi nasıl ilerleyecek?

Tüm kalbimle, toplu taşıma şirketlerinin çıkarılan sesi ciddiye almasını ve artık harekete geçmesini diliyorum. Eğer bu olmazsa, kesinlikle daha fazla baskı uygulayacağım. Konuyu bir dilekçe ile siyasi gündeme taşımak istiyorum ve Adalet ve Güvenlik Bakanlığı ile Hollanda toplu taşıma şirketlerine birlikte çözümlere bakma sorusuyla iletişime geçeceğim. Çünkü bende yeterince var!