2023’ü direnen Kürtler kazanacak

- Hêja ZERYA
227 görüntüleme
KCK Newroz sonrası yaptığı açıklamalarla TC ve KDP’nin Medya Savunma Alanları’na dönük ortak saldırı hazırlığını deşifre etti. Nisan’ın ortalarına doğru yoğunlaşan hava saldırılarının 17 Nisan’da başlatılan kara ve hava harekatının ön hazırlıkları olduğu anlaşıldı.

Neçirvan ve Mesrur Barzani Erdoğan’la sadece Türk bayrağının özenle yerleştirildiği mekanlarda ellerini ovuştura ovuştura görüşme yaptı. İran, Irak, Suriye ilişki trafiği ve en son Mesrur Barzani ile Hakan Fidan’ın İngiltere ziyaretleri harekat merkezinin neresi olduğunu, yerel işbirlikçilerin Kürt kanı üzerinden kendine paye edinmek için nasıl bir yarışa girdiğini gösteriyor. Çökertme planı, bitirme ve soykırım planlarına evrilirken 2023’te iktidarda kalmanın hesapları içinde olan Erdoğan, elinde kalan tek koz olan Kürt soykırımını gerçekleştirmeye kilitlenmiş durumdadır. O yüzden yıllardır süren ‘pençe’ adını taktıkları operasyona “pençe-kilit” diyorlar. 2023’ün, yüzyıllık küresel hegemonya stratejisi kilidinin anahtarı uzun süredir devam eden ve 17 Nisan’da yoğunlaştırılan savaşın elinde.

Kürt soykırımı üzerinden yeni Osmanlıcılık
Peki neden 17 Nisan tarihi? Turgut Özal’ı 17 Nisan’da öldürerek devre dışı bırakan elin devrede olduğu ve bütün barış arayışı ve girişimlerinden intikam almaya kilitlenildiği mi anlatılmak isteniyor? Bu girişime pişman oldular ve pişman ettirdiler, çünkü özgürlük mücadelemiz bu süreçlerden güçlenerek çıktı. Haftanin, Zap, Metina, Avaşin’e dönük saldırı da geçen yıl 23 Nisan’da başlatılmış, beraberinde Sengal ve Mexmûr’a dönük saldırılar gerçekleştirilmişti. 23 Nisan 1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı, 24 Nisan 1915’te Ermeni halkının soykırıma uğratılması (devamında Rum, Süryani halkına dönük katliamlar gelir) ile gerçekleştirildi. Yeni Osmanlıcılık hayalleri de Kürt soykırımı ile hayata geçirilmek istenmektedir. Kürdistan ve Ortadoğu’yu yeniden ele geçirerek krizden başı kurtulamayan ulus-devlet sisteminin bekçiliğini yapmaya kilitlenmiş bir iktidar söz konusudur. Nisan ayını Ermeni, Kürt katliamları ile soykırım ayına çevirerek, “ulusal egemenliği” halkların kanı, soykırımı üzerine kurma geleneğini süreklileştirmek istemekteler. Geçen bir yılda en son teknolojiye dayalı silahların, kimyasal gazların kullanılmasına rağmen, gerilla direnişini kıramayan ve destansı direnişler yaratan gerilla iradesi karşısında yenilen TC, KDP’den sınırsız destek alarak sonuca gitmeyi amaçlıyor. 17 Nisan saldırısı ile birlikte KDP Kürt halkını ‘temsil eden’ bir parti olmaktan çıkmış, Kuzey’deki koruculuğun Güney’deki uzantısı haline gelmiş ve bir özel savaş gücü olarak saflarını belirlemiş durumdadır.

Yeni bir Ekim Devrimi’ne gebe bir dönem
Küresel hegemonyanın kumanda merkezinde yapılan planlar, İsrail-İngiltere-ABD ve yerel işbirlikçilerin ortak çıkarları etrafında dönmekte, Sykes-Picot gizli anlaşmasına benzer paylaşım planları yürürlüğe konulmaktadır. Ukrayna savaşı ile Rusya oyalanırken, Ortadoğu’da kağıtlar yeniden karılmakta, hızla sonuca gidilmek istenmektedir. 3. Dünya Savaşı’nın Sykes-Picot’unu deşifre edecek yeni bir Ekim Devrimi’ne gebe bir dönemin içindeyiz. Önder Apo Kürdistan devriminin böyle bir rol oynayacağını uzun yıllardır söylemektedir. O yüzden bugün derinleştirilen tecritle birlikte işkence-ölüm mekanlarına dönüştürülen zindanlar üzerinden Kürt halkına, Ortadoğu halklarına mesaj verilmektedir. Zindanlardan peş peşe gelen işkence-şehadet haberleri ve yeni tutuklamalar, gerillaya dayatılan imha operasyonları, Rojava’da süren savaş, Şengal ve Mexmûr’a dönük saldırılar ve uygulanan ambargo aynı konseptin birer parçası olarak devrededir.

Derin kirli ilişki ve işbirliği
Direnen Kürt imha edilmeli ve “En iyi Kürt ölü Kürt’tür” konsepti yeniden devreye konulmalıdır. Bu öldürmede Harpagos’tan bu yana derinleşen ihanetçi Kürt çizgisinin yürürlükte olması tarihin bir cilvesi gibidir. Tekerrürden ibaret görmediğimiz tarihin bu cilvesini aşamamakla yüz yüze olmak Kürt halkına büyük kaybettirmekte, kanlı iktidara ve cehenneme giden kilitleri, kapıları açmaktadır. Bu yüzden KDP ihanetçiliğini sıradan ele alamayız. Bu kanlı, uğursuz iktidarın kapılarını açmada oynanan rol, uğursuzluk ve kandan alınan paya işaret etmektedir. Yolsuzluk balonu hegemonya merkezlerinden patlatılsa da Barzanilerin yüzünün kızarmaması, tek bir açıklama yapma gereği bile duymamaları ilgi çekicidir. Aslında işbirliğinin sınırlarını hatırlatmaya dönük bir oyuncak balona benzemekte, yoksa öyle sarsacak, yerinden edecek bir balona benzememektedir. Bu da kirli ilişki ve işbirliğinin daha derin olduğunu ve çoklu merkezlerin oynattığı ipe bağlı bir ihanetçi kukla olma durumunu hatırlatmaktadır.

HDP sistemin hedefinde
AKP’de de ortaya çıkan yolsuzlukların üzeri Erdoğan’ların yüzleri kızarmadan örtülmüş, küçük bir rötuşla hasıraltı edilmişti. Hizaya çekme ve sorunsuz-sınırsız kullanma operasyonlarının nüveleri ötesine geçmeyen kulak-ip çekme siyasetidir. 2023’e Muhteşem Yüzyıl dizisindeki ihtişamla adım atmayı planlayan AKP ve yeni Osmanlı’nın Kanunisi olmayı hedefleyen Erdoğan için, gidişat hiç de beklediği ve kurguladığı gibi olmamıştır. Saraylar inşa etmiştir, ama sarayların içinde rahat yaşayamamakta, gözüne uyku girmemektedir. Demokrasi güçlerinin, Kürt halkının iradesini meclise taşımak için seçim barajının düşürülmesine dönük on yıllardır verilen mücadele görmezden gelinmiştir. Bu mücadeleye karşı üç maymunları oynayan AKP gibi iktidar güçleri, bugün ayakta kalabilmek için milliyetçi, faşist MHP’nin meclise girebilmesi için seçim barajını düşürmeyi bile gündemine almıştır. Kürdistan özgürlük mücadelesinin yenilgiye uğrattığı, siyaset sahnesinden düşürdüğü bir dönemin özel savaş uzmanı Çiller’i yeniden sahnelere çıkarmak istemektedir. Demokrasi güçlerinin birleşerek örgütlendiği HDP ise baraj sorununu aştığı için katletme, tutuklama, vekillikten düşürme, kapatma davası ile sistemin hedefi haline getirilmiştir.

Ulus-devleti ayakta tutma stratejisi
AKP-MHP iktidarının 2023 yılına yeni Pan-Türkizm ve Pan-İslamizme dayanan yeni Osmanlı hayalleri ile ulaşma stratejileri soykırım stratejisidir, temeli kayan ulus-devleti ayakta tutma stratejisidir. 21. yüzyılda ayakta kalma şansı olmayan bir stratejidir. Bu ‘şansı’ ellerinden alan ise Kürdistan özgürlük mücadelemiz, Önder Apo ve temsil ettiği demokratik ulus çizgisidir. Barzaniler’in yolsuzlukları arada kaynatılırken, ‘bir lokma bir hırka’ felsefesinin temsilcisi Önderliğimize, gerilla güçlerine ve direnen halkımıza tecrit, katliam dayatılması bu yüzdendir. Kilitler özgürleşmek için kırılmış ve köleliğe, sömürüye açılan bütün kapılar kilitlenmiştir. Bu kilidi açmak, kapıları kırmak çok zordur. Kürt halkına büyük düşünme, direnme, birlik ve büyük kazanmaktan başka yaşam yolu yoktur. Bu yolu takip edenler yeni Lozanlar’ın önünü alacak, sömürgecileri, ihanetçileri yenilgiye uğratacak ve kendi döktükleri kanda boğacaktır.