Djamila Bouhired, Cezayir’in Fransız sömürge yönetiminden kurtulup bağımsızlığına kavuşması mücadelesini vermiş olan Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (FLN) bir militanıydı.
Eylemleri nedeniyle tutuklanıp işkence görmüş, idama mahkûm edilmiş, uluslararası kampanyalarla savunulmuş ve direnişin sembollerinden biri haline gelmiştir. Arap dünyasında ve Orta Doğu ile Kuzey Afrika genelinde sömürgeci baskıya karşı gücün simgesi olarak görülen direnişçilerden biridir.
Cezayir’de savaş ve barış
Cezayir 1830 yılında Fransa tarafından sömürgeleştirildi. Sömürgeciliğe karşı Emir Abdülkadir liderliğinde ilk silahlı mücadele 1832’de başlayıp 1847’ye kadar sürdü. 117 yıl sonra bu kez bağımsızlıkla sonuçlanacak yeni bir mücadelenin ilk kıvılcımı 1 Kasım 1954 yılında yakıldı. Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) liderliğindeki mücadeleyi bastırmak için Fransa ülkeye daha fazla asker göndererek şiddet, yıldırma ve işkence yöntemlerine başvurdu. FLN, 1956-57 yıllarında birçok eylem gerçekleştirdi ve halkını saflarına çekerek mücadelesine uluslararası destek sağladı. Gelişmeler Mayıs 1958’de Fransa’da hükümetin devrilmesi ve General Charles de Gaulle’ün iktidara getirilmesine yol açtı. De Gaulle Ocak 1960’da FLN ile müzakere başlattı. Bu girişim Afrika’daki Fransız yerleşimcilerin tepkisine yol açtı ve 1961 yılında Fransız ordusu içinden bir grup De Gaulle’a karşı darbe girişiminde bulundu ancak girişim başarısız oldu. Fransa ve FLN Mart 1962’de Evian Barış Antlaşması’nı imzaladı. 1 Temmuz 1962’de gerçekleştirilen referandumda Cezayir yüzde 99,72 ‘evet’ oyuyla bağımsızlığına kavuştu. Sekiz yıl süren bağımsızlık savaşında 1,5 milyona yakın Cezayirli yaşamını kaybetti, iki milyondan fazla insan zorla yerinden edildi ve binlerce bina yıkıldı.
“Cezayir bizim annemizdir”
Djamila Bouhired, Haziran 1935’te işgal altındaki Cezayir’de, bugün başkent olan Cezayir kentinin yoksul Kasbah semtinde doğdu. Babası Cezayirli, annesi ise Tunusluydu. Orta sınıftan ailesinin tek kızı olan Djamila’nın yedi erkek kardeşi vardı. Tek kız çocuğu olduğu için ailesi ona özen gösterdi ve okula gönderdi. Fransız okullarında okudu. Klasik dansa ilgi duyuyordu ve binicilikte yetenekliydi. 10 yaşındayken, Fransa’nın 8 Mayıs 1945’te Setif’de gerçekleştirdiği ve 45 kişinin ölümüne yol açan katliam onun milli duygularını ateşledi. Nispeten ayrıcalıklı yaşam koşullarına sahip olsa da Fransızların sivillere ve FLN üyelerine uyguladığı işkence ve baskılar onu da etkiliyor ve işgale karşı duygularını pekiştiriyordu.
Öğrencisi olduğu Fransız okulunda öğrenciler her sabah “Fransa bizim annemizdir” sözlerini içeren bir marşı okumak zorundalardı. O, bunun yerine “Cezayir bizim annemizdir” diye marşı okudu. Bu nedenle okulun Fransız müdürü tarafından ağır bir cezaya maruz bırakıldı. Bu durum gelecekteki militanlığının işaretlerini veriyordu.
FLN safların da yerini aldı
1954 yılında, Cezayir Devrimi’nin başlangıcında kardeşi tarafından FLN saflarına alındı ve hızla radikalleşti. FLN’nin Kasbah lideri olan Saadi Yacef ile yakın bağ kurarak genç kadınları FLN saflarına kazandırdı. Örgütlediği Zohra Drif ve Samia Lakhdari ile birlikte, Fedailerin bir mensubu olarak, Kasbah’daki yoksul Cezayirlilerin uğradığı kayıplar ve işkencelere misilleme amacıyla bombalama eylemine katıldı. Saadi Yacef yönetiminde Zohra Drif, Milk Bar isimli kafeye, Samia Lakhdari Cezayir doğumlu Fransızların (Pied-Noir olarak adlandırılıyorlardı) müdavimi olduğu tanınmış bir kafeye, Djamila Bouhired ise, havalimanındaki Air France terminaline eylem yapmak üzere gönderildi. Bouhired’in bombası arızalı olduğu için patlamadı. Bu eylem girişiminin dışında Bouhired başka birçok faaliyet de yürüttü. Sayısız FLN üyesine barınacak yer ayarladı, Cezayirli işçilerin Pied-Noir’ların yaşadığı yerlerdeki 7 günlük etkili grevinin örgütlenip sürdürülmesinde yardımcı oldu ve sömürgeciliğe karşı farklı görevler üstlendi.
Bağımsız olmak, engellenemez
Cezayir Savaşı sona yaklaşırken, Nisan 1957’de, Kasbah’ta planlanan büyük bir gösterinin hemen öncesinde Djamila Bouhired Fransızlar tarafından yakalanarak 17 gün boyunca ağır işkencelerden geçirildi. Sorgusunda, işkencecilere karşı, “Beni ölüme mahkum edeceğinizi biliyorum, ancak beni öldürerek yalnızca ülkenizdeki özgürlüğü katletmekle kalmayacaksınız, Cezayir’in özgür ve bağımsız olmasını da engelleyemeyeceksiniz” sözlerini sarfetti. Temmuz 1957’de, kendisi gibi ağır işkencelerden geçirilmiş olan 19 yaşındaki Cezayirli militan Djamila Bouazza ile birlikte, Fransızların sıkça ziyaret ettikleri Milk Bar adlı kafeyi bombalamakla suçlanıp yargılandı.
“Arap Jeanne d’Arc”
Cezayirli direnişçilerin bağımsızlık mücadelesine sempati duyan bir komünist olan Fransız avukat Jacques Vergès, Bouhired’in davasından haberdar olunca onu savunmaya karar verdi. Temmuz 1957’de görülen dava adil değildi ve uydurulmuş delillere dayandırılıyordu. Vergès davayı üstlenince yargılama sürecinde müvekkili adına bir halkla ilişkiler kampanyası yürüttü ve bombalama eylemini bizzat Fransız hükümetinin gerçekleştirdiğini savundu. Ancak tüm çabalarına rağmen Djamila Bouhired suçlu bulunarak giyotinle idam cezasına çarptırıldı ve infaz tarihi 7 Mart 1958 olarak belirlendi. Jacques Vergès, Bouhired’in idam cezasına çarptırılmaması gerektiğini savunduğu bir dilekçe kaleme aldı. Cezayir genelinde ve yurtdışında çeşitli protesto grupları kurularak eylemler gerçekleştirildi ve hükümete baskı yapıldı. Fas Prensesi Lalla Aicha da dönemin Fransa Cumhurbaşkanıyla iletişime geçerek Bouhired’in idam cezasından muaf tutulmasını talep etti. Cezayir’in bağımsızlığına sempati duyan Fransız solcu ve entelektüel çevreler, İngiliz İşçi Partisi milletvekilleri, halktan birçok kişi davayı sahiplendiler. Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olarak Cezayirli bir genç kızın işkenceye uğraması uluslararası alanda büyük bir öfkeye yol açtı ve bu süreçte Fransa’nın ulusal kahramanına atfen, Djamila Bouhired’e “Arap Jeanne d’Arc” lakabı verildi. Protestolar karşısında Fransız Cumhurbaşkanı René Coty bir kararname çıkardı ve Bouhired’in idam cezası 18 Nisan 1958’de müebbet hapis cezasına çevrildi. Reims şehrinde hapis yattı. Orada, Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün 1962’de Cezayir’in bağımsızlığını tanıyan Evian Anlaşması’nı imzalamasına kadar tutuklu kaldı. Bu anlaşmadan sonra diğer birçok Cezayirli tutuklu ile birlikte serbest bırakıldı ve Cezayir’e döndü.
Kadınlar görünmez kılındılar
Avukatı Jacques Vergès, Fransız sömürge hükümetinin hedefi haline geldiği, dairesine ve arabasına bomba yerleştirilmek suretiyle birkaç başarısız suikast girişimine maruz kaldığı açıklamasında bulundu. Cezayir’in bağımsızlığından sonra, Djamila Bauhired ve İslamı kabul edip Mansur adını alan Jacques Vergès 1965 yılında evlendiler. Maryam ve İlyas adında iki çocukları oldu. Bauhired ayrıca devrim yetimlerinden Nadyah adlı bir çocuğu da evlat edinmişti.
Bağımsız Cezayir’de durum arzuladıkları gibi gelişmedi. Yeni kurulan devlet Marksist temellerden saparak dar bir milliyetçiliğe kaydı. Bağımsız Cezayir mücadelesinde erkeklerle birlikte kanlarını akıtan kadınlar önemli ölçüde görünmez kılındılar. Bauhired ve FNL’de birlikte mücadele ettiği yoldaşı Zohra Drif birlikte kurdukları Marksist dergiden zorla uzaklaştırıldılar.
Bauhired açıklanamayan bir biçimde ortadan kaybolan eşi Jacques Vergès’ten, yedi yıl sonra, 1970’te gıyabında boşandı. Cezayir Kadınlar Derneği’nin başkanlığını yaptı ve Cezayir Cumhurbaşkanı Ahmed Ben Bella’yı sıkça eleştirdi.
Cezayir’de yaşamına devam eden Djamila Bouhired 2019 yılında Cezayir’de patlak veren protestolar da dahil, sistem karşıtı protesto ve yürüyüşlere katılmaya devam ediyor.
Filmlere konu oldu
Djamila Bouhired bazı filmlere konu oldu. Bunların başında kendisini anlatan Mısırlı yönetmen Yossef Chahine’nin “Cezayirli Djamila“ (1958) adlı fimi geliyor. Ayrıca, 1966 yapımı “Cezayir Muharebesi“ adlı filmde üç kadın bombacıdan biri olarak yer verildi. Jacques Vergès’i konu alan “Terörün Avukatı“ (2007) adlı bir belgesel filmde de konu edildi. Ayrıca 2020’de, Tunus tarafından verilmekte olan Cumhuriyet Nişanı’na (Büyük Memur) layık görüldü. Avukatı ve eşi Jacques Vergès ile Georges Arnaud tarafından kaleme alınan “Pour Djamila Bouhired“ (Djamila Bouhired İçin) adlı kitap 1957’de yayımlandı. Cezayir’de ve Arap dünyasında Bouhired için birçok şarkı yazıldı.
