Yazma yazdırma gerekçeleri, zaman ve koşulları birbirinden birçok yönüyle farklı olan bir yazım çalışmasının sonuna geldim. Kuşkusuz bu, yaşananlara nokta koymak anlamında bir ‘son’ değil.
Tam tersine olayları zamana yayılan, bölünen kavgalarımı kendi gerçek zeminlerde buluşturmaya, onları bugüne doğru taşırmaya götürecek ne varsa onu yakalamak istedim; kendimde onun gücünü oluşturmaya çalıştım. Çünkü her şey biraz da bu zeminde ayrışacak ve kendinin olacaktır.
Evet, yaşam kavgaysa eğer ve onun bütün gözeneklerinden süzülerek en yalın anlamını bulacaksa, kavga sürüyor demektir. Başkan, kavgalı kitaplarımdan söz ederken artık bundan sonra ‘Zafer Romanı’nı yazarsın demişti. Belki “Zafer romanını” yazma fırsatı olmayacak, bulamayabilirim ama kavgalarımda zafer tarzını yakalamaya kararlıyım. Hele kavgalarımın yol açtığı felaketleri bir kez daha, hem de acısını büyük duyarak gördükçe bunu mutlaka yakalamam gerektiği daha iyi anlaşılıyor.
Kavgamın kaba bir panoraması
Kitaplarımda kavgalarımın çok genel ve kaba bir panoramasını çizdim. Kavgacılığımla nasıl yaşadım, neler yaptım, neleri kaybettim ve nelere ulaşmak istedim tüm bunları yaşananlarla vermeye çalıştım. Yazarken o günleri, geçmişi yaşadım. Fakat hiçbir şeyi zorlayarak ve bugüne uyarlayarak ele almak istemedim.
İlk kitapta arayışlarımın kavgalarıyla koşuşturup durdum. Aileyi, düzeni, çevreyi, eski ve yanlış gördüğüm her şeyi karşıma alıp yürüdüm. Nereye ve ne ile gideceğime aldırmadan hem de. Yani ne bu gidişin kapsamına uygun bir donanım ne de onun savaşçılığını güçlü yürütebilen bir konum var: Soluksuz, sabırsız, acemi, aceleci, duygusal ve isyancı bir dövüşçü gibiyim. Her şeye çarpıyorum; hesapsız bir yürüyüş. Ama durmuyorum.
İsyancılıkla sürdürüyorum kavgamı
İkincisinde düşmana karşı çıplak, kaba bir dövüşçülük, isyancılıkla sürdürüyorum kavgamı. Düşmana teslim olmamak için gözü kara vuruşuyorum ancak bu vuruşu neye göre, ne zaman, hangi araçlarla yapmak gerektiğinin tam bilinciyle ve örgütlülüğüyle değil! Gücü tüketecek yerler ile örgütlülüğü sağlatan koşullar, anlar iyi seçilemiyor bu kavgacılıkta. Bir isyancılık ama her türlü darbelenmeye açık bir gerçeklik.
‘Keşke başkaları yazsa’ dediğim anlar
Son kitapta kavga tarzımın beni kendi varlık nedenlerimle karşı karşıya getirdiğini anlattım. Herkesle kavga halindeyim. Tam bir isyan hali! Mevcut gerçekliği hesaba katmadan uzun yıllar kazandığım reflekslerle ve kendine göre ölçülerle gösterdiğim her davranış sarfettiğim her sözle hem zorladım, hem de zorlandım.
Hemen eklemeliyim ki, düşmanın uygulamalarına ve olayların tümüne yer vermedim. Bunlar başlı başına bir roman, edebiyat, sanat konularıdır. Usta romancılar mutlaka yazarlar.
Bu nedenledir ki, yazdıklarımla yaşananların hakkını verdiğimi asla iddia etmiyorum. Tam tersine “belki de ifadelendiremediğim birçok olaya, anıya istemeden haksızlık etmiş olabilirim” endişesini taşıdım hep. ‘Keşke başkaları yazsa’ dediğim anlar çok oldu. Özellikle Diyarbakır’ı yazmak kolay değil. Ama mutlaka yaşananların yazılı tarih haline getirilmesi gerektiğine inanıyorum. Tabii bu noktada da belli kaygıları taşımamak elde değil. Çünkü o ruhu iliklerinde duyarak onları anlatmak önemli!
Evet, herbirimizin gerçekliği böylesine karmaşık kendine göre sayısız olayla dolu. Bende, bizlerde açığa çıkan, yansıyan her şey bizim gerçekliğimizin, yani bir bütünün versiyonlarıdır. Ama Apocu gerçeklik bütün bunlarla birlikte ve aynı zamanda hepsiyle yoğun savaş halinde bu muazzam gelişmeyi yarattı.
Ben bu kavgaya aşığım
Apocu kavganın özelliği, özgünlüğü burada anlam kazanıyor. Çünkü hiçbir savaş kendi içinde bu kadar zenginliği barındırmamıştır. Hiçbir devrim, kendi içinde tek tek insanda bu kadar uzun süreli, sancılı ama başarılı devrimler gerçekleştirmemiştir. İşte zaferin garantisi buradadır. Sosyalizmin insanlaştırılması, her canlı hücrede somutlaştırılması çabası, emeği ve sabrı bu yüce kavgada billurlaşmaktadır. Bu nedenle kavgamız yaman, çekici ve birleştiricidir. Ben bu kavgaya aşığım. Duygularımın, sevgilerimin, özlemlerimin, hayallerimin hep buna aktığını sanarak yürüdüm. Bundan böyle akmayan yanlarımla devrimci kavgam beni Apocu kavga güzelliğinde daha coşkulu yürütecektir.
Yüreğimi, bilincimi ve bütün gücümü zafer kavgasına salıyorum…
