Tarihsel tekerrüre tarihi müdahale

- Viyan Lolan
369 views
 Her çözüm denemesinde komplocu bir klik devreye girdi; Rêber Apo buna “habitus mekanizması” dedi. Yani ne zaman bir çözüm eğilimi gelişirse inkârcılık temelinde bozma yaklaşımının devreye girmesi…

 Bundan 27 yıl önce Kürt halkının hafızasına silinmemecesine kazınan tarihsel bir trajedi yaşandı. Bir halkın özgürlük umutları, yarattığı değerler, oluşturduğu örgütlülük ve mücadelesi; nasıl ki 15 Şubat 1925’te Şeyh Sait şahsında ortadan kaldırılmak istendiyse, bir kez daha Rêber Apo şahsında tarihin tekerrür ettirilmesi istendi. Komplo tarihinden, mahkeme diye adlandırdıkları tiyatro oyununa kadar benzerlik vardı. Şeyh Sait’in idamıyla Kürtler, fiziksel ve kültürel inkâr-imha süreciyle soykırım kıskacına alındı. Rêber Apo şahsında ise varlığını korumak ve kendi olmak isteyen Kürtlüğe son darbeyi vurmak istediler. Uluslararası 15 Şubat komplosu, binlerce yıldır var olan kadim Kürdün ölüm fermanını verirken Kürtlerin birlikteliğini ve özgürlük umudunun bir daha yeşermemesini hedefledi.

İdam sehpasından diyalog masasına

Bu düşünce, Rêber Apo’nun mücadele tarzıyla yerle bir edildi. İdam sehpasından diyalog masasına gelindi. Kuşkusuz bu, tekerrür ettirilmek istenen tarihe yapılan tarihî bir müdahaledir. Her Kürt isyanında yaşanan sürgün, komplo, idam ve katliamlar, Kürtlerin hafızasında umutsuz bir vakıa olmuştur. İnkârcı zihniyet sahiplerini masa başına getirmek, diyalog ve müzakere yöntemiyle sorunu çözmek için mücadele etmek ve bunu yaparken esaret koşullarında olmak; tarihte emsali olmayan bir durumdur. Kürtler gibi soykırım kıskacında varlığı dahi kabul edilmeyen bir halkın mensubu olarak bu gerçekliği açığa çıkarmak da ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

Bıçak sırtında bir mücadele

O günden bugüne yaşananlar, her yönüyle bıçak sırtında, çok keskin bir mücadele süreci olmuştur. Komplonun boşa çıkarılması ve sonuç almaması için Kürt toplumu ve Özgürlük Hareketi, Rêber Apo etrafında kenetlenmiştir. Bu gerçeklik, Rêber Apo’nun sadece bir kişi olmadığını; “40 milyonu yüreğinde taşıyan” tarihsel bir hakikat olduğunu göstermiştir. Bu nedenle Rêber Apo ile olmak, onun yolunda yürümek; özünde kendin olmayı ve kendi gerçeğine sahip çıkmayı ifade ediyor.

Strateji ve taktik değişim

Verilen büyük mücadele ve bedellerle son 27 yılda çok keskin bir iradî savaş yürütüldü. Sonuçta geldiğimiz aşamada devlet, Rêber Apo ile müzakere etmek zorunda kaldı ve Rêber Apo, 27 Şubat’ta Barış ve Demokratik Toplum Çağrısını yaptı. Ardından Demokratik Toplum Manifestosunu yayımlayarak strateji ve taktik değişiklik yaptığını duyurdu.

İdeolojik derinlik ve paradigma değişimi

Bu anlamda Rêber Apo’nun İmralı’da geliştirdiği ideolojik derinliği ve paradigmasal değişimleri anlamak önemlidir. Yaptığı her değişimle; çözülmenin, dağılmanın beklendiği anlarda en küçük fırsatları görüp değerlendirerek büyük sıçramalara yol açmıştır. İmralı’da tecrit ve izolasyon koşullarında toplumun ve hareketin yaşadığı sorunları görmüş, hissetmiş, anlamış; sistem karşısında nasıl mücadele edileceğinin güçlü perspektiflerini oluşturmuş ve her zaman toplumuyla beraber olmuştur. Bu anlamda Rêber Apo’nun Kürt toplumu ve Özgürlük Hareketi ile geliştirdiği ilişki hiçbir yapıya benzememektedir. Dar bir hücrede, tecrit içinde tecrit yaşasa da toplumuyla geliştirdiği duygu bağı tarihsel bilinçle yoğrulmuş ve köklü bir bağlılığa dönüşmüştür. Yine İmralı’da Kürt tarihine dair araştırma-incelemeleriyle yeni bir bakış kazandırmış, yorumlamıştır. Örtük Kürt tarihini açığa çıkarmış; Kürt toplumunu bu şekilde bilinçlendirerek ortak bir akıl ve hafıza etrafında bir araya getirmiştir.

Ortaya çıkartılan özgür kadın gerçeği

Önemli bir husus da şudur: Sistem, Rêber Apo’yu sürekli dar sınırlara mahkûm etmek istedi; buna karşı O, kendisini yaydı, örgütledi ve çoğaltarak evrensel bir gerçekliğe dönüştürdü. Devletin saldırdığı her yerde gelişim açığa çıkardı. Örneğin, yarım kalan projem dediği “kadın özgürlük projesini” İmralı’da çok daha derinleştirdi ve Jineoloji bilimini geliştirdi. Günümüzde dünya kadınları Jineoloji bilimi etrafında örgütleniyor. Kadının evlerden akademik çevrelere kadar kendisini her yerde örgütlemesi; kendisini örgütleyerek toplumu örgütlemesi çok ciddi değişimleri açığa çıkarmıştır. Rêber Apo’nun önceden yaptığı tespitlerden biri olan “Kadının düzeyi, toplumun düzeyini belirler” ölçüsü, Kürt kadınları açısından belirgin bir şekilde yansımıştır. Kadının paradigmayı özümsedikçe yaşadığı değişim; diline, özgüvenine, örgütlenmesine yansımış ve ciddi bir öncülük potansiyeli açığa çıkarmıştır. Rêber Apo bu nedenle Demokratik Toplum Manifestosunda kadının bu gücüne güvenerek demokratik toplum inşasında kadına öncülük misyonu vermiştir. Herkesin kullanmak istediği, kendisinden faydalanmaya çalıştığı kadınlıktan; kendine güven duyan, kendisi olabilen ve topluma öncülük yapan bir kadın gerçekliğini açığa çıkardı.

Sosyalizm yeniden yorumlandı

Rêber Apo’nun İmralı’da geliştirdiği en önemli ideolojik yaklaşımlardan biri de sosyalizmi bazı çevrelere ait olmaktan çıkarmasıdır. Sosyalizmi yeniden yorumlayarak yeni bir bakış kazandırdı ve herkesi bu tartışmanın içerisine çekti. Eskinin “Kürt ne bilir, bayramı hor hor içer ayranı” yaklaşımını yıktı. Geliştirdiği düşünceleri topluma mal etti; toplumsallaştırarak çoğalttı. Eskinin zavallı Kürd’ünü öncüleştirdi. Şimdi birçok kesimin bu kadar tepkilenmesinin altında bu gerçeklik yatıyor. Kısacası Önderliği İmralı’da yalnızlaştırarak tasfiye etmeye çalışan komplocu güçler, karşılarında evrenselleşmiş bir Önderlik gerçeğiyle karşı karşıya kaldılar.

Bedenini ateşe veren hakikat yolcuları

Uluslararası komplo gerçekleştiğinde bedenleriyle ateşten çember oluşturan Halit Oran ve Aynur Artan arkadaşlar şahsında “Güneşimizi Karartamazsınız” diyerek bedenlerini ateşe veren yüzlerce hakikat yolcusu, bu gerçeğin bilincinde olarak yürüdüler ve tarihin akışını değiştirdiler. Komplocu güçler, Rêber Apo’ya bu düzeyde sahiplenme olacağını tahmin etmemiş; tarihin tekerrür edeceğini ve amaçlarına ulaşacaklarını sanmışlardı.

Doğru, görünür oldukça hâkim hale gelir

Unutmamamız gereken bir gerçek de günümüz dünyasında yalanın, kandırmanın ve simülasyonun hâkim olduğu; hakikatin görünürlüğünün, sesinin ve soluğunun kısılmaya çalışıldığı bir gerçekliğin var olmasıdır. Bu nedenle sistemin öncüsü olan kadronun sesinin daha gür çıkması, doğruları güçlü ifade etmesi ve görünür kılması önemlidir. Doğru, görünür oldukça hâkim hale gelir. Bunu göz önünde bulundurarak yaklaşmak, alternatif modeller geliştirirken önemlidir.

Deniz Afrin ve Ziyad Halep; onurun savunulmasıdır

Özelde sistemin çok ciddi bir kriz içerisinde olduğu ve kendini yeniden dizayn ederken ayakta tutma çabaları karşısında halkların sesi daha gür çıkmaktadır. İran ve Rojhilat’ta halklar ayaklanırken; Rojava ve Suriye’de oluşturulan demokratik sistemin tasfiye edilmesi için egemen güçler iş birliği içerisine girerek halklar karşısında yeni bir komplo mekaniğini harekete koymuşlardır. Bu yüzyılda da halkların özgür bir nefes almasına izin verilmek istenmemektedir. Bunun karşısında Deniz Afrin ve Ziyad Halep şahsında yaşanan direniş, gericilik karşısında onurun savunulmasını temsil etmektedir. Gericilik karşısında bedeli ne olursa olsun dik durmak, taviz vermemek; onurlu insan olmanın bir gereğidir.

Halklar lehine yeni bir başlangıç

Tüm bu yaşananları göz önünde bulundurarak Rêber Apo, Demokratik Toplum Manifestosu ile halkların lehine olan yeni bir başlangıç yapmak istedi. 1993’ten bu yana Rêber Apo’nun çözüm yaklaşımı olmasının yanında, komplodan sonra paradigma değişimi ve bununla beraber İmralı’da geliştirdiği düşünceler, kavramlar, yol haritası, ateşkesler ve diyaloglarla bir çözüme kavuşturmak istedi. Fakat TC’nin karakteristik özelliği olan hem Kürt fobisi hem de komploculuğu, İmralı tecrit sisteminin sürdürülmesinin bir nedenidir ve 27 yıldır devam etmektedir.

Habitus mekanizması

Her çözüm denemesinde komplocu bir klik devreye girdi; Rêber Apo buna “habitus mekanizması” dedi. Yani ne zaman bir çözüm eğilimi gelişirse inkârcılık temelinde bozma yaklaşımının devreye girmesi… Bu, günümüz için ziyadesiyle geçerlidir. Bu mekanizmanın boşa çıkarılması için oldukça duyarlı ve hassas olmanın yanında örgütlü mücadele gerekiyor. Gizli saldırılar karşısında sesini güçlü duyurmak ve onu var eden zemini kurutmak gerekiyor. Bunun için tarihsel bilinç edinmek ve bu bilinçle saldırılar karşısında durmak gerekir; böylece komplo mekanizması boşa çıkarılabilir. Bunun en temel yöntemi de örgütlü bir güce sahip olmaktan geçer. Nasıl ki uluslararası komplo ile Kürt halkının örgütlülüğü dağıtılmak, özgürlük iradesi kırılmak istendiyse ve “siz misiniz devlete başkaldıranlar” diyerek özgürlüğü için mücadele edenler sindirilmek istendiyse; örgütlü mücadele ile bu siyaset boşa çıkarıldıysa, bugün için de aynı durum geçerlidir.

Komünalist yoldaşlık ile yürüyebiliriz

Şimdi böylesi tarihsel bir eşikte bulunuyoruz. 27 yıl önce Rêber Apo şahsında Kürt halkına karşı geliştirilen uluslararası komplocu güçleri lanetlerken; bugün geldiğimiz aşamada tarihî görev ve sorumluluk bilinciyle yaklaşarak doğru bir komünalist yoldaşlık ile Rêber Apo’ya yoldaş olabilir, onun yolunda yürüyebiliriz.