Zeki erkeklerin aldatma olasılığı mı,  

- KAKTÜS
209 views
Sevgili Okuyucu, bu ay sizinle yapılan bir araştırmanın sonuçlarını paylaşacağım. Ama bu konuda sizin de fikirleriniz çok önemli. Mutlaka ya arayıp fikirlerinizi bildirin ya da yazın lütfen.

Merak etmeyin, Newaya Jin’in telefonlarının başında her zaman bir arkadaş var. Düşüncelerinizi mutlaka not alacaklardır.

Zeki erkeklerin aldatma oranı!

Evet, konuya gelirsek; ABD’nin Michigan eyaletine bağlı Auburn Hills ve Rochester Hills şehirlerinde yer alan Oakland Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, “Zeki erkeklerin aldatma olasılığı daha düşük.” (!!!) Enteresan… İnceleyip bakalım, öyle mi?!?
Araştırma 202 heteroseksüel erkek denek üzerinden yapılmış. “Zeki” erkeklerin problem çözme ve örüntüleri; yani şekil, sayı, nesne veya sesler arasındaki düzeni takip etme ve fark etme becerilerine dayanarak partnerlerine daha sadık kalma olasılığı incelenmiş.
Bu inceleme sonucunda araştırmacılar, belirli bir zeka biçimine sahip ve belirli testlerde daha yüksek puan alan erkeklerin genellikle daha sağlıklı bir romantik yaşam sürdüğünü ve partnerlerine daha fazla bağlılık gösterdiğini bulmuş.

Aldatmanın terazisi yokmuş!

Sadece bu da değil; “kıskançlık gösterme, partnerlerine hakaret etme ve bir sevgilinin ilişkiden ayrılmasını maliyetli hâle getiren kontrol edici davranışlar” diye tanımlanan “eş tutma” taktiklerine başvurma ihtimallerinin de daha düşük olduğu bulunmuş. Yine “… daha az psikopatik eğilim gösterdiği” de tespit edilen bulgular arasında.
Tabii aldatmanın bir terazisi olmadığından araştırmacılar “aldatmayı doğrudan ölçememiş”ler. Fakat “… belirli bir zeka seviyesine sahip erkeklerin sadakatle daha uyumlu bir psikolojik profile sahip olduğuna işaret” etmişler. Ayrıca bu araştırmanın sonuçları “Personality and Individual Differences (Kişilik ve Bireysel Farklılıklar)” adlı akademik bir dergide yayımlanmış.Yayınlanan bu araştırmada, sonuçların erkeklerin kendi davranışları hakkında söylediklerine dayandığını da vurgulamışlar. Bu çok önemli bir detay. Buraya döneceğiz.
Şimdi buraya kadar anlaşıldı mı Sevgili Okuyucu? Var mı anlaşılmayan bir şey?!? Yok mu!!!

Verilerin elde ediliş biçimi

Evet, gelelim şu çok önemli detaya; yani verilerin elde ediliş biçimine. Zaten sorun da burada. Hani yazılı testler, problemlerin çözülüş biçimi, davranışların analizi bir tarafa; sonuçların erkeklerin kendi davranışları hakkında söylediklerine dayanması şüphelerin şah damarını oluşturuyor.
Mesela hangi erkek “ben aldatmaya meyilliyim” der? Sorsanız, “Ben öyle değilim ama erkeklere güven olmaz” diyebilir; olasılık olarak söylüyorum tabii. Bunu hiç demeyebilirler de.
Peki buradaki püf noktası ne? “Ben öyle değilim!!!”
Şimdi Sevgili Okuyucu, erkek vatandaşlara sorsak: “Zeki erkeklerin aldatma olasılığı düşükmüş. Ne düşünüyorsunuz?”
Cevapları ne olurdu? Farz-ı misal yani… Zeki olmadığını söyleyen kaç erkek çıkardı örneğin? “Zeki değilim” dese yukarıda sıraladığımız tüm o olumsuz örnekleri kabul etmiş olurdu. Yani kıskanç olmaktan psikopatlığa, şiddetçi eş olmaya kadar uzayan bir listenin sahibi olurdu.
Hıımmm… Böyle bir ikilemde “Ben zeki değilim ama akıllıyım” diyebilir mesela. Bu ne demektir? “Yaparım, ederim, kimsenin de ruhu duymaz…”
Haaa… Bunu değil de zeki olduğunu söylüyorsa, o vakit işlenen bütün kadın katliamlarını, tecavüz ve şiddet sayısını toplayıp önlerine koyarız. “Bu sizin zekânızın bir ürünü” deyip gözlerinin ortasına dik dik bakarız… Gözler kadar konuşkan bir organ bilmiyorum; onunla her şeyi, dilinizi döndürmeden söyleyebilirsiniz.
“İşte zekânız buraya kadarmış beyler! Biz bu zekâya her gün ölüyoruz!?!” deriz.

Okuyucu görüşleri

Tabii okuyucu olarak, “Erkeğin zekisi böyle, sözde akıllısı böyle, cahili böyle. Yahu bu erkeklerin hiç mi ilerlemesi yok? Bu erkekler hangi zekâ ve akılla iyi bir şey yapacak?” diye sorarsanız sizi haksız bulmam. Tamamıyla haklısınız.
O zaman zekânın analitik olanına değil, duygusal olanına biraz eğilmemiz gerekiyor. Bu konuya ilişkin Sidney Üniversitesi de bir araştırma yapmış.
Araştırmaya göre duygusal zekâsı yüksek olan erkeklerin partnerleriyle ilişkileri daha derin bir güvene dayanıyor. Kadın ve erkeklerin ilişkilerinde memnuniyet ve saygı daha fazla ön planda. Sorunların çözümünde ortaklık ve danışma var. Bu da yaşamı daha yaşanılır kılıyor.

“Camer” erkek

Biz bu tip erkeğe “camer” diyoruz. “Camerleri” çoğaltmak elbette kolay değil. Her şeyden önce bir erkek “camer” olmayı istemelidir. Duygusal zekâ ile analitik zekânın optimal dengesini tutturmalıdır.
“Zeki erkeklerin aldatma olasılığı daha düşük” tespitine gelirsek… Elbette güzel olana bakmak kaçınılmazdır. “Bakmıyorum” demek ön aldatmadır. Bu erkek için de böyledir, kadın için de…
Fakat buradaki mesele “güzele bakmak” değildir. Bir tarafın diğerini duygusal, düşünsel ve bedensel olarak kandırmasıdır. Bir güdünün fetişleştirilmesi ve onun duyumu üzerinden her türlü şeyin mübah sayılmasıdır. Hiçbir şeyden tatmin olmama, her şeyi kendine hak görme vardır.
O yüzden yok özgüven eksikliğimiş, yok narsistlikmiş, yok iletişim kopukluğuymuş, yok kültürmüş, yok intikam almakmış… Bunlar sadakatsizliğe, aldatmaya sadece gerekçe.

Ruhsal kirlenme

Elbette bazı şeyler tartışılabilir. Fakat şunun altını çizmek isterim; ortada bir aldatma, bir sadakatsizlik varsa kişi önce kendini aldatıyordur. Kendine yalan söylüyordur. Ve kendi bedenine karşı saygısızdır. Ruhsal kirlenme de böyle başlar. Burada analitik zekâ işi daha fazla kıvırmasını sağlar, manevraları çoğalır. Yani beyler! Kısaca soruyorum: elimde bir mavi, bir de kırmızı hap var. Hangisi sizi “CAMER” olma yoluna sokacak?
8 Mart’a giderken tüm kadınları kucaklıyorum.

Star sizinle olsun… Mucuk!