İran şiirinde feminist bir ses: Füruğ Ferruhzad

- Fidan YILDIRIM
249 views
 “Benim arzum İranlı kadınların özgürlüğü ve onların haklarının erkeklerle eşit olmasıdır. Ben bu ülkede erkeklerin adaletsiz dünyasında kız kardeşlerimin çektikleri sıkıntıları biliyorum. Sanatımın yarısını onların dert ve ıstırapları için kullanıyorum.”

Füruğ Ferruhzad, İranlı tanınmış ve etkili bir şair, bir film yönetmeni ve feminist bir yazardı. 28 Aralık 1934’te Tahran’da doğdu. Albay olan babası Mohammad Bagher Ferruhzad kitaplara ve şiire düşkün sert mizaçlı bir adamdı. Annesi Touran Vaziri-Tabar, Füruğ’un tanımı ile, “çocuksu ve masum; kötülük nedir bilmeyen” bir kadındı. Füruğ yedi çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuydu. Dokuzuncu sınıfa kadar okula gitti. Sonrasında da bir kız okulunda resim ve dikiş eğitimi aldı.

 Geleneksel toplumun yargıları

Füruğ Ferruhzad 16 yaşındayken, ailesinin tüm itirazlarına rağmen, aşık olduğu Perviz Şapur ile evlendi. Şapur, annesinin kuzeniydi ve yaşca Füruğ’dan epeyce büyüktü. Ayrıca sanat çevrelerinde belli üne sahip bir hicivciydi. Kocası ile birlikte Ahvaz’a taşınan Füruğ, evlendikten bir yıl sonra, 1952’de tek çocuğu olan oğlu Kamyar Şapur’u dünyaya getirdi. Daha sonra yazacağı “Dönüş” romanının konusu oğlu olacaktı. Çocuğunun doğumundan sonra eşiyle arasındaki anlaşmazlıklar arttı. Bu anlaşmazlıkların nedenlerinden biri de eşinin giderek artan kıskançlığıydı. 1954 yılında boşandılar. Füruğ, geleneksel toplumun yargılarına hapsolmayan kişiliği nedeniyle “iffetsizlik”le suçlandığından velayet davasını kaybetti. Sholeh Wolpe’nin “Günah: Füruğ Ferruhzad’ın Seçilmiş Şiirleri” adlı eserinde şunlar aktarılıyor: “Parviz’den ayrıldıktan ve daha sonra (1954’te) boşandıktan sonra, birkaç ilişkisi olduğu için oğlunun velayetini kaybetti. Sevgiyle Kami diye seslendiği oğlu Kamyar, ondan alındı ve Parviz ve ailesi tarafından büyütüldü. Füruğ’a çok az ziyaret hakkı verildi ve çocuk, annesinin onu şiir ve cinsel zevklerinin peşinde terk ettiği izlenimiyle büyüdü. Oğlunun annesinin onu isteyerek terk ettiğini düşünmesi, onun için büyük bir üzüntü ve sürekli azap kaynağıydı.”

Üç şiir kitabı yayımlandı

 Yaşadığı zor dönemlerin etkisiyle Eylül 1955’te bir sinir krizi geçiren Ferruhzad depresyon  teşhisiyle bir psikiyatri kliniğine yatırılarak bir ay tedavi gördü. Aynı yıl ilk şiir kitabı “Esir” yayımlandı. İkinci şiir kitabı “Duvar” 1956’da, üçüncüsü “İsyan” ise 1958’de yayımlanarak okuyucuyla buluştu.

Yaratıcılığını sinema alanına taşıdı

1958’de, Avrupa’da geçirdiği dokuz aydan sonra İran’a dönen Ferruhzad iş ararken film yapımcısı ve yazar İbrahim Golestan ile tanıştı ve Golestan Film adlı şirkette çalışmaya başladı. Aşk yaşadığı İbrahim Golestan onun kendi kendini ifade etme ve bağımsız yaşama eğilimlerini güçlendirdi. Yaratıcılığını sinema alanına taşıma fırsatı bularak oyunculuk, senaristlik, kameramanlık, yönetmen yardımcılığı ve film editörlüğü yaptı. İlk yönetmenlik denemesi olan “Bir Ateş” adlı belgesel kısa film ile İtalya’da yapılan Belgesel Filmler Festivali’nde birinciliği kazandı. 1962 yılında, Tebriz Cüzzamlılar Evi’ndeki yaşamı anlatan “Kara Ev” adlı belgeseli çekti. Bu filmi Almanya’da düzenlenen Oberhausen Film Festivali’nde en iyi film ödülüne layık görüldü. İran sinemasında ortaya çıkan “Yeni Dalga” akımının önemli bir parçası olarak değerlendirilen ve çekimleri 12 gün süren filmin çekimleri sırasında bir cüzzamlının oğlu olan altı yaşındaki Hüseyin Mansuri adlı çocuğa bağlanarak onu evlat edindi ve annesinin evinde yaşamaya getirdi.
1962 yılında UNESCO, Füruğ Ferruhzad’ı konu alan 35 dakikalık bir belgesel hazırladı. Aynı yıl tanınmış İtalyan film yönetmeni Bernardo Bertolucci İran’a giderek Ferruhzad ile görüştü ve onun hakkında 15 dakikalık bir film yaptı.

Şiir sanatındaki başyapıtı yayımlandı

Ferruhzad, 1964 yılında yeni bir şiir kitabı yayımladı: “Yeniden Doğuş”. “Bir Başka Doğuş” adıyla Türkçe’ye de çevrilen bu kitabı onun şiir sanatındaki en mükemmel ve başyapıt niteliğindeki eseri olarak kabul edilmektedir. O dönemdeki şiirleri eski İran geleneklerinden önemli oranda farklılaşmıştır.

Ressam ve oyuncu

Çok yönlü bir sanatçı olan Füruğ Ferruhzad tiyatro ve resimle de ilgilenmiştir. Resimlerinde renkleri ustaca kullanması dikkat çekmektedir. İrlandalı oyun yazarı George Bernard Shaw’ın bir tiyatro oyununu Farsça’ya çevirmiş; İtalyan yazar Luigi Pirandello’nun “Altı Kişi Yazarını Arıyor” oyununda sahneye çıkmıştır.

Yarım kalan son şiir

Füruğ Ferruhzad hızlı araba sürmekten hoşlanıyordu. 13 Şubat 1967’de seyir halindeyken karşısına çıkan bir okul servisine çarpmamak için frene basınca arabadan fırlayarak başını kaldırıma çarpmış ve hayatını kaybetmiştir. Öldüğünde henüz 33 yaşındaydı. Yarım kalan son şiiri, “Soğuk Mevsimin Şafağına İnanalım” adıyla ölümünden sonra yayımlanmış ve bazıları tarafından Farsça’daki en iyi yapılandırılmış modern şiirlerden biri olarak değerlendirilmiştir. “Dünya Sevmek İçin Çok Küçük” adlı bir kitapta da anıları, röportaj ve mektupları okuyucu ile buluşmuştur.
Füruğ Ferruhzad, yaşamında olduğu gibi, şiirinde de geleneksel yargıların sınırları içine hapsolmayı reddetmiştir. Şiirlerinde kadın bakış açısı hakimdir. Şiirlerindeki güçlü kadınsı sesi, hem yaşarken ve hem de ölümünden sonra eserlerinin değerlendirilmesinde birçok olumsuz eleştiri ve onaylamamanın kaynağı olmuştur.

 Arzusu kadınların özgürlüğü

Bir radyo röportajında şiirlerindeki kadın bakış açısı konusunda sorulan soruya şu yanıtı vermiştir: “Şiirlerimde, dediğiniz gibi, kadınsı bir yön varsa, bu elbette oldukça doğal. Sonuçta, neyse ki, ben bir kadınım. Ama sanatsal değerlerden bahsediyorsanız, bence cinsiyetin bir rolü olamaz. Aslında, böyle bir öneriyi dile getirmek bile etik dışıdır. Bir kadının, fiziksel, duygusal ve ruhsal eğilimleri nedeniyle, erkeklerin normalde ele almadığı bazı konulara daha fazla dikkat etmesi doğaldır. İç dünyalarını ifade etmek için sanatı seçenlerin bunu cinsiyetlerini göz önünde bulundurarak  yapmaları gerektiğini düşünmeleri durumunda, sanatlarında asla ilerleyemeyeceklerine inanıyorum – ve bu doğru değil. Bu yüzden yazarken, ‘Ah, ben bir kadınım ve insani konular yerine kadınsı konuları ele almalıyım” diye düşünmeye devam edersem, bu bir tür durma ve kendini yok etme olur. Çünkü önemli olan, insan olmaya layık bir seviyeye ulaşana kadar kendi olumlu özelliklerini geliştirmek ve beslemektir. Önemli olan, bir insan tarafından üretilen eserdir.” Gençlik döneminde yazdığı bir mektupta şunları yazmıştı: “Benim arzum İranlı kadınların özgürlüğü ve onların haklarının erkeklerle eşit olmasıdır. Ben bu ülkede erkeklerin adaletsiz dünyasında kız kardeşlerimin çektikleri sıkıntıları biliyorum. Sanatımın yarısını onların dert ve ıstırapları için kullanıyorum.”

Üreterek yaşamak

Füruğ Ferruhzad kısa yaşamına önemli başarılar sığdırdı ancak o, başarıdan çok yaşamaya ve üretmeye odaklı biriydi. Şöyle demişti bir röportajda: “Nerelerde başarılı olduğumu bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum. Çünkü geçebilmeliyim. Şiir akıntıdır, gidiştir. Başarılı olmak fikri insanı aldatıyor. Gururlu ve durgun yapıyor. Ben yaşamak istiyorum ve yeni şeyler üretmek.” O, olağanüstü yeteneği ve cesaretiyle yeni nesilden kadınların ilham kaynağı olmuş ve ilham vermeye devam etmektedir.

Şiirleri yasaklandı

1979’daki İran İslam Devrimi’nden sonra Ferruhzad’ın şiirleri on yıldan fazla bir süre yasaklandı. Ancak onun yaşamı ve şiirleri daha sonra birçok kitaba konu oldu. Kısa bir edebi biyografisi, Michael Craig Hillmann tarafından 1987 yılında “Yalnız Bir Kadın: Füruğ Ferruhzad ve Şiirleri” adıyla yayımlandı. Edebiyat eleştirmeni ve yazar Abdolali Dastgheb, Ferruhzad’ın şiirleri üzerine 2006’da “Küçük Deniz Kızı” başlıklı bir inceleme yayınladı. Bu eleştirel incelemede, Ferruhzad’ı, eserlerinde feminizmi simgeleyen modern Farsça şiirin öncülerinden biri olarak tanımladı. Farzaneh Milani, “Örtüler ve Sözler: İranlı Kadın Yazarların Yükselen Sesleri” (1992) adlı eserinde ona bir bölüm ayırdı. Onun hayatını konu alan, “Ruhun Aynası” (2000), “Yeşil Soğuk” (2003) ve “Dalganın Zirvesi” (2004) adlı üç belgesel Nasser Saffarian tarafından yönetildi.
Füruğ Ferruhzad’ın eserleri Kürtçe ve Türkçe de dahil 15’i aşkın dile çevrildi. Ayrıca, kendisi değişik dillerden belgesellere, kitaplara, bir oyun ve romana konu oldu.