Bugün Kürt sorunu çözülse dahi kadının özgürlük sorununun devam edeceğinin bilincindeyiz. Çünkü bu sorun, yerel olduğu kadar evrensel ve tarihsel bir sorundur. Tüm bunlar için kadınlar olarak düşünce, örgütlenme ve mücadele araçlarımızı daha yetkin bir şekilde geliştirmemiz gerekiyor.
Bugün kastik katil sistemin sadece tarihsel bir olgu olmadığını, erkek egemen-iktidarcı güçler var oldukça günümüze kadar gelen bir olgu olduğunu biliyoruz. Yani bu mücadelenin, güncel olduğu kadar tarihsel bir arka planı da var. Aileden başlayarak tüm iktidarcı devlet kurumlarında ve yine devlet dışı tüm yapılarda cinsiyetçi anlayış ve uygulamalar bilinmektedir. Bu nedenle mücadelemiz çok boyutlu ve derinliklidir.
Aileyi yeniden tanımlamak
Bir kere aile olgusunu yeniden tanımlamamız gerekiyor. Aile, erkek egemen sistemin temel çekirdeği haline getirilmiştir. Ailede erkek neredeyse her şeydir. Bu anlamıyla ezilen ilk insan, ilk sınıf ailedeki kadın olmaktadır ve bu durum tüm topluma sirayet etmiştir. Küçük Narin’in aile içinde katledilmesi toplumda çok ciddi etkilere yol açtı. Ancak günümüzde neredeyse her gün kadınlar en yakını tarafından katledilmekte, zulme uğramaktadır.
Ailenin komüne dönüştürülmesi
Ailenin komüne dönüştürülmesi, bu komünde herkesin eşit ve birlikte yaşamı örmesi temel gündemimizdir. Bunun zor olduğunu biliyoruz. Çünkü bin yıllardır aile denilen kurum üzerinde erkek egemen-iktidarcı sistem kendisini var etmekte ve cinsiyetçiliğin aile içerisinde sürekli yeniden üretilmesi için politikalar geliştirmektedir. Sistem için aile; ucuz iş gücü, asker ve tüketim aracı anlamına gelmektedir. Bu anlamıyla ailenin komüne dönüşmesi mücadelemizin en temel gündemidir.
Ailenin dönüşüm geçirerek komün haline gelmesi için toplumun eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi çalışmalarını yürütüyoruz. Bu anlamıyla kadın-erkek ilişkilerinin yeniden ele alınmasına ihtiyaç vardır. Kadın kadar erkeğin de özgürleşme problemi vardır, hatta belki de kadından daha fazla.
Özgür eş yaşam projesi
Özgür eş yaşam projemizi bu temelde geliştiriyoruz. Erkeğin de iktidarcı, egemen her türlü anlayıştan arınarak yaşamın özgür bir öznesi olması için eğitim çalışmalarımız bulunmaktadır. Bunu daha toplumsal ve yaygın bir biçimde sürdürmenin imkânlarını geliştiriyoruz. Bu konuda erkeğin çok ciddi bir ilgisi var ve bu giderek artmaktadır.
Erkek şahsında yaşanan değişim
Kendi zeminlerimizde erkek yoldaşlarımıza ve yurtseverlere yönelik yaptığımız eğitimlerin, erkekler açısından ciddi sorgulamalara yol açtığını; demokratik sosyalist ilişkilerin zihniyetini oluşturmada önemli sonuçlar yarattığını belirtebilirim. Tabii bunu daha yaygın yapmamız ve toplum içinde çoğaltmamız gerekiyor.
Rêber Apo’nun “Bir erkeğin sosyalistliği, bir kadınla kurduğu ilişki biçimiyle ilgilidir. Bir kadınla nasıl konuşacağını bilmeyen erkek sosyalist olamaz” belirlemesi çok önemlidir. Bu temelde erkek yoldaşlarımızda hiç olmadığı kadar kendini sorgulama ve kadına karşı daha özeleştirisel bir tutum içerisine girme durumu söz konusudur. Erkek yoldaşlarımız yazdıkları raporlarda kadın özgürlük çizgisi karşısında kendilerini çözümlüyor, özeleştiri veriyor ve kadın yoldaşlığından ne kadar güç ve moral aldıklarını belirtiyorlar.
Bu anlayış ve duruşu tüm toplumda geliştirmek önemlidir. Bugün özgür, demokratik ve sosyalist bir toplumun kadın özgürlüğünden geçtiğini yoldaşlarımız ve halkımız daha iyi görebilmektedir. Bildiğiniz gibi Kürt toplumu uzun yıllardır eşit temsiliyet ve eş başkanlık sistemiyle bir dönüşüm süreci yaşadı ve yaşamaktadır. Bu konuda önemli mesafeler kat edilmiştir. Bu, kadın mücadelemizin yarattığı bir düzeydir.
Demokratik siyasetin öncüsü olmak
İkinci önemli gündemimiz, kadının yaşamın tüm alanlarında demokratik siyaseti geliştireceği bir düzeyi yakalamasıdır. Kadınların, toplumun tüm sorunlarına çözüm üretecek kolektif ve örgütlü bir tarzda; eğitimden sağlığa, diplomasiden öz savunmaya kadar her alanda örgütlülüğü kendi rengiyle geliştirmesi önemlidir. Bu konuda belli gelişmeler vardır, ancak yeterli değildir. Daha örgütlü, bütünlüklü ve çok yönlü bir mücadeleye ihtiyaç vardır.
Yaşanan cins kırımı
Temel gündemlerimizden biri de kadına yönelik şiddetin ve katliamların cins kırımı düzeyinde boyutlanmasıdır. Bildiğiniz gibi başta aile içinde olmak üzere kadına karşı şiddet ve cins kırımı, neredeyse yaşamın bir parçası haline gelmiş ya da getirilmiştir. Bu durum sadece bireyler düzeyinde erkeklerin kadına karşı işlediği suçlar olarak tanımlanamaz. Kapitalist sistemin kastik katil zihniyeti ve devlet politikalarıyla; eş, sevgili, baba ve kardeş şahsında erkeklere bu şiddet zihniyeti aşılanmakta, cesaretlendirilmekte ve teşvik edilmektedir.
Kadın öz savunmasını geliştirmelidir
Buna karşı kadının örgütlü gücüyle her yerde öz savunmasını oluşturması; toplumun bir öznesi olarak kendini var ederek, kendini koruyup özgürce yaşayabilmesi için mücadele yöntemlerimizi daha da zenginleştirmeye çalışıyoruz. Kadının toplumsal sözleşmesini geliştirerek, var olan mevcut yasal ve anayasal sistem içerisinde yer edinebilmesi için de çalışmalarımız sürmektedir.
Bugün Kürt sorunu çözülse dahi kadının özgürlük sorununun devam edeceğinin bilincindeyiz. Çünkü bu sorun, yerel olduğu kadar evrensel ve tarihsel bir sorundur. Tüm bunlar için kadınlar olarak düşünce, örgütlenme ve mücadele araçlarımızı daha yetkin bir şekilde geliştirmemiz gerekiyor. Jineoloji bakış açısıyla kadın özgürlük devrimimizi sürdürmekte kararlıyız.
