“Bir tükürük de senden olsun!”

- KAKTÜS
222 views
Kadın ulusumuzdan bir vatandaş, kendisinden boşandığı adamın tacizlerini, saldırılarını hatta alıkonulma durumunu ispatlamak için “ne yapabilirim?” diye düşünüyormuş. Malum mahkemeler delil olmadan kadın cellatlarına ceza kesmiyor.

“Cellat” dediğim sadece vurup, öldüren, kesip doğrayan değil, aynı zamanda süründüren, sömüren, eziyet eden, dövüp-söven, aklıyla, ruhuyla oynayan, manipüle eden, pres politikası uygulayan, mengeneye sıkıştırır gibi kadını kontrol altına almaya çalışan kontrol manyakları, sosyopatları, psikopatları, velhasıl tüm “patları” içeren erkeklikleri kast ediyorum. Bence bunların hepsini yapmak bir çeşit öldürme biçimidir. Failine de ruh katli, duygu celladı denir. Sonuçta fiziki öldürmek ile ruhen öldürmek arasındaki tek fark birinde nefes alıyor olması. Ama öbür türlü kadın, ne aklen ne de ruhen artık yoktur. Yaşadığının bilincinde değilse ve yeni bilinç oluşturamıyorsa bir insan, nefes alıyor diye yaşıyor sayılmaz. Bitkisel hayattaki insan bile böylesi bir kadından daha çok yaşıyordur.

“Er” denilen zatın yaptıkları

Sadede gelirsek; “er” denilen zatın ruhumuzu öldürmeye çalıştığını sürekli ispatlamakla meşgulüz. Hiçbir mahkeme, “er” fikriyle donatılmış hiçbir merci, kişi kadına yapılanlara “yeterli delil” bulamıyor. Hep bir “yetersiz delil” hali var. Düşünün yani “er” denilen cibilliyetsizin, çocuğa yönelik cinsel saldırısı adli tıp raporuyla sabit, bilirkişiyle onaylanmış ama mahkeme, “delil yetersizliğinden” tecavüzcüyü salıveriyor.

Yani bu deliller, mahkemenin çocuk tecavüzcüsüne ceza vermesine yetmiyor. Yok “çocuk yalan söylüyor” yok, bilmem “fail eylemini yaparken mağdurenin çığlık atmış olmaması, rıza gösterdiği anlamına geliyor” yok “fail, fiilini işlerken … ” şey etmemişmiş… falan filan. “miş” leri çoğaltmak mümkün. Burada sözü edilen şey de erkeğin cinsel organı. Mahkemeden böyle kararlar çıkınca ister istemez kadın evladının da fevri dönüyor. Olayın delilini giyotine vurup, adli tıp raporuna yapıştırıp, bilirkişi huzurunda mahkemeye şöyle seslenmek geliyor içinden: “Sayın hakimim; adli tıp raporuna yapıştırmak suretiyle elde edilen delil acep yeter mi? Değilse gerisini de o sayfaya yapıştırabiliriz. Kararınız?!?”

Yani rezillik diz boyu. Cibilliyetsizler almış başını gidiyor.  “Delil yetersizliğinden” dışarıda olan katiller, tecavüzcüler yeni kurbanlar arıyorken, biz kadınların bunu kabul etmesi mümkün mü?  Değil. O yüzden ulus olarak başımıza geleni, mahkûm edildiğimiz o mahkemelere göstermek için delil arıyoruz habire.

“Sen misin erkeğe hakaret eden!”

İşte ulusumuzdan bir bacım da başına gelenleri ispatlamak için “delil” arayışına çıkmış. Düşünün hödük herif, kızı birkaç kez kaçırmış, alıkoymuş. (Bu arada birini hapsetmeye yargıda “alıkonulma” gibi uyduruk bir söz icat etmişler.)  Artık orada bu cibilliyetsizin kıza ettiği eziyeti, işkenceyi, hakareti bilmiyoruz. Haberlerde o kısmı yok. Sadece adamın uzaklaştırma kararı varmış onu biliyoruz. Buna rağmen de sürekli taciz, sürekli hakaret, sürekli bir pres uygulaması, bacımı çileden çıkarmış. Üstüne ses kayıt cihazını bağlayıp, adamın buluşma çağrısına gitmiş. Kadının tek amacı, adamın kendisine yaptıklarını ispatlamak ve bunun ispatını delil olarak mahkemeye vermek… Olay bu. Tabi ses kayıtlarının ayrıntılarını bilmiyoruz. Haberde erkeğin kadına sövgüleri geçmiyor. Hatta adamın sık sık arayıp, taciz etme, rahatsız etme, zorla görüşmeye çalışma, kadını tahrik etme boyutları yok. Basına yansıyan tek kısım kadının, adama; “Senin tehditlerinden de, senin o pislik muhabbetlerinden de iyice bıktım. Ne yapmak istiyorsan yap” sözü. Vay, vayy vay… sen misin erkeğe hakaret eden.  (?!?) Bu sözlerden dolayı mahkeme şipşak kadına, erkeğe yönelik “sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret” suçu tespit edip, ceza verdi. Düşünün kadın kendine yapılan işkenceyi, saldırıyı, tacizi ispatlamak için yaptığı kayıttan adam lehine, “senin o pislik muhabbetlerinden bıktım” dediği için, “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil ve olgu isnat ettiği” denilerek kadına hapis cezası çıktı. Eee kadın evladı olarak soruyoruz; pisliğe pislik demekten başka ne denir? “Foseptik çukur” dersek bir şey değişir mi? B…, kaka değince fark ediyor mu? Haaa, “kaka” deyince insan dışkısı bir sempatik hal alıyor. Garip ama öyle… Fakat unutmayın “kaka” ile diğer tanımlar arasında hiçbir fark yoktur. Çıkış yeri hep aynı. O yüzden pisliği yapanların adı değişse de pislik hep aynı pislik.

“Bir tükürük de senden olsun!” kampanyası

Şimdi buradaki olay çok boyutlu; bir laftan koca bir delil oluşmuş. Ama koca bir delil ise bir cezaya tabi tutulmamış. Mesela adamın uzaklaştırma kararı var. Orada ne arıyor? İkinci taciz vs dünya kadar suç işlemiş ona da bir şey yok. Nasıl oluyor da bu kadın, bir pisliğe “pislik” dediği için ceza alıyor? Var mı bunun bir izahatı, yok. Şimdi böyle bir mahkemeyi mahkeme edersek ne sonuç çıkar? Yargı kepazeliği tabi. Kepazesiniz sayın yargı mercileri dersek bir ceza da bize gelir mi? Muhtemelen. Çünkü pisliğe pislik demekten geri durmayacağız. Rezil, kepaze olduğunuz kabul etmiyorsanız derhal değişin. Yoksa foseptik atık çukuru olmaktan kurtulamazsınız. Merak etmeyin sevgili kadınlar, bu konuları deşmeye devam edeceğiz. Hiçbir pisliğin sıfatını tükürüksüz bırakmayacağız. “Bir tükürük de senden olsun!” kampanyası başlatacağız.  “Tükür bacım, pisliğin, cibilliyetsizin suratına!” diyeceğiz. Bekleyin. Hadi hepinizi mucuk,  mucuk öpüyorum… Star sizinle olsun.