Hiçbir fark yok

- KAKTÜS
121 görüntüleme
Sizi hiç bilgisiyle döven erkek oldu mu? Hani tekme, tokat, yumruk yer gibi dövülmek… Yani bir erkeğin bilginin şiddetine maruz kaldınız mı? Ben maruz kalanı tanıyorum. Durumu pek hoş değildi. Sanki yüreğini çıkarmışlar da çamaşır tahtasıyla dövmüşler gibi, öyle ezilmişti. Allah kimsenin başına getirmesin. Hani evire-çevire, tekme-tokat dövülseydi o denli incinmezdi. Empati kuracak olursak, incinmenin acısı  karın boşluğuna doluşmuştur. İç kaynaması gibi yani.

Eskiden bilgili erkeklerin naif, zarif olduğunu düşünürdüm. Kolay kolay kalp kırmayan, anlayışlı, ne söylediğini kulağı duyan, karşısındakini bir çırpıda anlayan işte. Hani zeki ya, halden anlar diyerekten düşündüm… Toprak başıma! İyimser düşünmekten başımıza taş yağacak ama ne zaman!?!
Doğrusunu söylemek gerekirse, bilgisiyle döven erkek ile tekme-tokat, bulduğu her cisimle döven, türlü şiddet biçimi icat eden erkek arasında hiç fark yok. Yarattığı etki bakımından söylüyorum. Yoksa tabii ki şiddetin vücutta yarattığı çürümüşlük ile zihninde ve yürekte yarattığı çürümüşlük aynı şey değil. Biri gözle görülüyor, öbürü gözün göreceği şeffaflıkta değil. Erkeğin hangi şiddetinin kadın üzerinde daha fazla etki yarattığını tespit eden bir terazimiz de yok. Fakat mevcut toplumumuzun (Sen, ben, öteki de dahil olmak üzere) “zihinsel” durumuna bakarak belki bir fikir edinebiliriz. (Burada kastedilen bedensel ve zihinsel  engelli bireyler değil elbet.)

Erkek karşısında savunmasız kalmayın

Şimdi, insan bir bilenden beklentili olur. Bilmeyenden bir şey beklemezsin. Bir de bilgisi olanın böyle daha oturaklı, zarif, hoş görülü olmasını beklersin. Hele de bilgili olan bir erkekse kafanda otomatikman zarif, kibar, ne bileyim centilmen bir tip oluşur. Hatta bilgisinin yüreğine kadar da nüfuz ettiğini varsayarsanız eğer, mükemmel bir tip dersiniz. Yani davranışlarıyla insanı acıtmaz gibisinden bakarsınız. Tabi sizin aklınızda nasıl bir tip var onu bilemiyorum ama benim aklımdan ve yüreğimden böyle geçiyordu. Komple bir güzellik yani.
Öyle bakmayın canım, insan 80’ninde de öğreniyor, hatta 104’ünde de. Ayıp değil ki, asıl bu yaşa gelip de öğrenmeden ölmek büyük bir rezillik olurdu. Rezillik demişken, bilgisiyle insan kızını döven erkekten rezilini tanımıyorum. Toplumsal olarak kendini kuru fasulyeden nimet sayan erkeğin, kadına reva gördüğü tek şey, eziyet etmek, ölümlerden ölüm beğendirtmek. Özcesi; kahretmek! Bilmem anlatabiliyor muyum? Düşünsenize bu çok bilmiş erkeklerin en bilgesi Nietzche’dir. O da, “Kadınlara giderken kırbacını unutma” demiş. De gel de erkeğin yanına giderken kalkanınla gitme!?! Gidilir mi? Gidilmez tabi. Siz siz olun erkek karşısında savunmasız kalmayın. Tabi her zaman saldırı halindedirler demiyorum, bir yanlış anlama olmasın. Sadece savunmasız kalmayın diyorum, incinirsiniz. Hatta öyle bir an gelir, en güzel sözü sizi incitir. Size sevgiyle dokunduğunda dahi, “Ya rap niye varım?” derken bulursunuz kendinizi. “Böyle sevgi mi olur” diye yıkılırsınız. Bu tür zamanlarda kendinize dönün ve büyük bir cesaretle sorun, “Niye bana dokunmasından huzursuz oldum? Bu söz beni niye incitti?” O an içinizden geçen neyse gerçeklik odur.

Bilginin iktidarlaşması

Şimdi canlar, bilgi eğer erdemli insanda değilse, toplumun yararına kullanılmıyorsa, kişisel çıkar vb üzerinden kullanımdaysa karşımızda bir insan değil, bir devlet vardır. Yani bilginin iktidarlaşması vardır. Hele hele söz konusu bilgi bir erkekteyse ve o zat da erdemlilikten yoksunsa, orada kadına eziyet vardır, neolitiğe rahmet okutmak vardır. Her şeyden önemlisi eziyet ve zorbalık vardır. İşte bu noktada sormak istiyorum; cahil, bilgisiz, maço, cinsiyetçi erkek ile bu çok bilmiş, okumuş, hatta edindiği bilgiyle uzaya gitmiş adam arasında ne fark var? Kadın karşısında bu duruşlar arasında bir farklılık görüyor musunuz? Bir fark görüyorum diyorsanız, size hemen söyleyeyim; siyahta da beyaz vardır. Onu da görebiliyor musunuz?
Tamam, geçiyorum. Şimdi kendi alanında bilgili ve hakimsin. O bilginle uzayda geziniyorsun, anladık. Niye iğrençleşiyorsun? Biri senden daha az biliyor veya geç fark ediyor diye içindeki çirkefliği böyle yansıtmalı mısın? Karşındakinin bilgisini küçümseyerek, “Eee ne diyorsun? Ne yapalım yani? Ne istiyorsun?” diyerek teşhir etmek, aşağılamaktaki amacın ne? İnsanları küçümseyince mutlu mu oldun? Belli ki olmuşsun. Bu duygu seni tatmin de etmiş. O küçük dağların efendisi de olmuşsun, o da görülüyor. Peki ne kazandın, egoist, bencil duygularını tatmin etmekten başka?

Bilginizle dünyayı kirletiyorsunuz

Evet sevgili okuyucu, maalesef bilgisiyle kadını döven erkekler de var. Korkunç bencildirler. Egoist yanlarından geçemezsiniz. Buldukları her şeyi okurlar, sindirilmemiş, algılanmamış, idrakına varılmamış bilgi deposudurlar. Kadına karşı saygısızdırlar. Zaten en önemlisi de bu saygısızlıklarıdır. Sorsanız hayatta saygısızlık yapmadığını söyler. Ama davranışlar kendini ele verir. Mimikler, bakışlar, seni yönlendirmeye çalıştığı cümleler, onaylayan ve onaylamayan dudak bükme hareketleri, kafanın eğilme pozisyonları, bedenin bir bütün konuşması insana bir dolu bilgi taşır. İşte oradan fark edersin içtenliği, samimiyeti. En fazla da samimiyetsizliği, aşağılamayı ve saygısızlığı… Ne yani, bilgili olmuşsunuz da ne olmuş? Bilginizle kirlettiğiniz dünyaya bilginizle bir çözüm olamıyorsunuz. Şimdi de kalkmış o köhne bilginizle bizi dövüyorsunuz. De kalkın gidin benim devreler yanmadan. Yanacak bir gün bu devreler ama ne zaman? Yanacak, bir gün onlar da yanacak, bakalım…