Hışşt! duyan duymayana duyursun: Gazetemiz 20 yaşında!

- KAKTÜS
143 views
Merhaba sevgili kadınlar, güzel günlerin ufkunu seyredenler, deccallarla savaşta özgürlüğün şafağını söktürenler, karanlık zihinlerin kara çarşafa büründürdüğü rengârenk kadınlar (!!!), size sesleniyorum; diriyiz, güçlüyüz, zekiyiz, duyguluyuz, duyuluyuz.

Bazen rüzgâr umutsuzluğu, çaresizliği, yalnızlığı, değersizliği kulağımıza fısıldayıp yüreğimizi kanatsa da, aklımızı bulandırıp içimizi ızdırapla doldursa da hayatı doğuran, doyuran, neşelendiren, dere tepe yaşamı kahkahalarla dolduran biziz.

Kim tutar bizi!

Biziz fikriyle, zikriyle ruhunu sevgiye sermaye eden. Aşka döküp aşılmaz dağlardan derin vadilere uzanıp çölleşmiş gönüllere hayat veren. Âb-ı hayat suyuyuz; geçmişi, geleceği ebedî kılan… Sonsuzluğa uzanan umudun rengiyiz biz.
Bu yüzden karamsar olamayız, olmamalıyız da… Tıpkı yeryüzündeki her canlının dünyaya tutunması gibi tutunmalıyız; kök salmalıyız derinlere, sarıp sarmalamalıyız hayatı. Biri bizi “ödüllendirsin” diye değil, hayatın kendisi olduğumuz için, varlığımızın farkında olarak mücadele etmeliyiz. Bizim “ödülümüz” direnmenin güzelliğine, özgürlüğün tadına varmaktır. Yani bahara durmaktır. Zaten Newroz’u da gördük. Bol bol halayımızı da çektik. Kıştan kalan ölü derilerimizi de bu vesileyle silkeledik. İçimizde kurt da kalmadı. Hatta gölgemizi bile sıfırladık. Artık yeni bir döneme de hazırız, kim tutar bizi (!!!)

Bolluğun, bereketin ayıdır Nisan

Şimdi böyle bir noktada da birinin size “Yürü ya kulum!” demesini beklemeyin. Zaman kulluk zamanı değil. Yeni bir şeye başlayacaksanız bir an önce başlayın. Çünkü zaman yeni başlangıçlar yapma zamanı. Bunun için en iyi ay da nisandır. Bolluğun, bereketin ayıdır Nisan. Hatta gazetemiz Newaya Jin bile bir Nisan ayında yayın hayatına başladı.

Newaya Jin 20 yaşında

2005 yılının baharında yayın hayatına başlayan gazetemiz, 20 yıl boyunca bahar havasında yayın yaptı. Emekle, dirençle, kadınların bitmez tükenmez yaşam döngüsüyle varlık buldu. Diyeceksiniz ki, “Yazılarınızda kadınların acıları var, sorunları var.” Evet, var. Bahar da öyle değil midir? Çiçekler kolay mı açıyor? Ağaçlar kolay mı filizleniyor? Ya börtü böcekler? Onlar kolay mı doğuyor? Kara kışa, fırtınaya, yağmura direniyor doğa. Ve o direnişten filizleniyor hayat. Hem de muhteşem bir doğuş… Gözün, gönlün şenleniyor; seyre doyamıyorsun. Gazetemiz de öyle… 20 yıl ne demek? 20 yıl belki bir insanın gençlik çağıdır fakat bir yayın için olgunluk dönemi denilebilir. Hem de bahar tadında bir yayın…

Kadınların hayatına dokundu

Newaya Jin, kadınların acı dolu hikâyeleri kadar sevinçlerini, başarılarını, güzelliklerini taşıdı evlere. Pratik bilgileri, yemek tarifleri, bulmacaları, mizah köşesi kadar “nasıl yaşamalı” sorusuna aradığı cevaplarla kadınların hayatına dokundu. Kadınlar ise fikirleriyle, tecrübeleriyle, ruhlarıyla tıpkı bir ağaç gibi nefes oldu gazetemize. Her bir satırı kadınların yaşamından, emeğinden süzülen Newaya Jin, gerçekten ismi gibi kadının ezgisi oldu. Bazen kadının çocuğu, bazen rehberi oldu. Kürt kadınlarıyla dünya kadınları arasında canlı, akışkan bir köprü rolü gördü.
Siz şimdi abarttığımı falan düşünüyorsunuz ama gerçekten büyük bir emeğin sonucudur Newaya Jin. Merkezinde en fazla üç arkadaş bulunan gazetemizin hazırlanmasında dağlardan kentlere, zindanlardan Avrupa sahasına kadar pek çok kadının emeği var. Dağıtımına emeği geçen kadın arkadaşların sayısını vermek zaten mümkün değil.

Gazetenin emektarları

Mesela geçenlerde Newaya Jin’in eski, yeni emektarlarıyla tesadüfen bir araya geldim; sohbetin derinliğini anlatmam mümkün değil. “Gazetemiz 20 yılını doldurdu. Ne diyorsunuz?” dedim. Bir kitap yazacak kadar konu çıktı. Yüce dağlardan Avrupa’lara düşen bir emektarı, “Sen biliyor musun, sırf gazeteye yazı göndermek için ne çileler çektik? O şehit Harun Dolu’nun, bilmem kaç derece sıcaklık altında yazı hazırladım ben. Kafama kaç kez güneş geçti, hastalandım. Ama yine de güzeldi. Çok emek verdik.” dedi.

Ölçülemeyecek bir emek

Başka bir arkadaş ise, “Ooo! Ben, Newaya Jin’a sadece bir yazı göndermek için ne kadar yürüdüğümü anlatamam! Yol tehlikeli; gitmek var ama ulaşılır mısın belli değil. Fakat yine de bir yazıyı yetiştirmek için olağanüstü çaba gösteriyorduk. Hiç unutmuyorum, bir defa tam bir hafta yürüdüm bunun için. Yani dağlardan gelen yazılar öyle kolay gelmiyordu. Yazması bir emek, göndermesi başka bir emekti. Çünkü bu yazının Kürt kadınlarının bakış açısını yansıttığını biliyorduk. Kadınlara yol gösterici olduğunu da bilerek yola düşüyorduk. Ne hikâyelerimiz var o yollarda…” dedi.
Sadece onlar mı? Gazeteyi yetiştirmek için günlerce uykusuz kalan arkadaşları bilirim ben de. Gecenin üçü ya da sabahın üçüne kadar çalışıp gazeteyi matbaaya verip ıssız sokakları arşınladıklarını hatırlarım. Yani demem o ki; yazarından çizerine, haberini hazırlayandan mizanpajını yapana, abone olandan abone yapana, elden ele dağıtımını yapan her kadına kadar gazeteye emeği geçen sayısız kadın var. Ve bu, hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar olağanüstü bir emek.

İlk mizah yazarı Evrim Alataş

Newaya Jin’da 20 yıl boyunca işlediği konularla, hikâyesini anlattığı kadınlarla, sayfalarına taşıdığı bilim, sanat ve edebiyatla bir külliyattır kadınlar için. Kürt kadınlarının 20 yıl boyunca yürüttüğü tüm kampanyalar, Kadın Kurtuluş İdeolojisi’nin ilkeleri, Jineoloji biliminin öğretileriyle doludur.
Evet, bir de mizah var… Kadınların acılarından doğan, sorunlarını yansıtan, erilliğin dibine vuran erkekliğin sorunlarına farklı bir pencereden bakan bir mizah… Hani derler ya; “İzahı olmayan şeyin mizahı olur.” diye. Erkeklik sorunundan doğan kadınlık hâllerimizin de durumu bu. Kadının başına gelenleri mizahla izah etmeye çalışan bir gazetedir Newaya Jin. Belki de kadın mizahı açısından gazetemiz bir ilktir. Ama yine de araştırmak lazım, gerçekten ilk miyiz? Biliyorsunuz, gazetemizin ilk mizah yazarı Evrim Alataş’tır. Bir dönem mizah köşesine yazan Evrim Alataş’ı da bu vesileyle saygıyla anıyoruz ve gazetemize emek veren her kadın adına Newaya Jin’a sahip çıkmayı bir borç biliyoruz. Newaya Jin hepimizin ortak emeği. Gelin, onu namelerimizle biraz daha büyütelim… Bu yolda Star yoldaşınız olsun. Hep bahar havasında kalın!…