İçinize dönüp bir bakın, ne görüyorsunuz?

- KAKTÜS
49 görüntüleme
Şu erkeklerin, “Ben biliyorum” havası beni yedi bitirdi. Bir şeyi de bilmeyin be adam ya. Anlamıyorum nereden geliyor bu kendine güvenmişlik hali, ‘bu dağları ben yarattım’ hali? O her şeyi bilme hali var ya, o kibir, o yürüdükçe dev aynasında büyüme hali, kadının ömründen ömür götürür.

Beni asıl çileden çıkaran kısmı aşırı bilmenin getirdiği sap gibi ortada kalma durumuna, “ben biliyordum zaten” demeleri. O an ağzının üstüne sinekliği çakasım geliyor. “Nereden biliyordun ha, nereden? Bilseydin hiç bu duruma düşer miydin? De git, gölgesinin uzaya bildiği kadar kendini büyük sanan adam” diyerek avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum. Çatladım gerçekten. Ne söylesen, ne sorsan bilir. Tamam, bilebilir. Okumuştur, gezmiştir, bir balya dolusu deneyim edinmiştir. Kısaca “cahildir” demiyorum. Hatta öyle konular vardır ki, eline su dökemezsin. Öyle profesyoneldir ki, sana pabucunu ters giydirir de fark edemezsin. Bakmayın öyle, çok ciddiyim. Çelişkide kaldınız değil mi? “Adam biliyor sorun, biliyormuş gibi davranıyor sorun, bilmiyor sorun. Ne oluyor?” diye soruyorsunuzdur belki?! Haklısınız, aslında hepsi bir sorun. Hele bir erkeğe bildiği konuda soru sormuşsanız ve o size, “Ben bilmiyorum” demişse bu işin altında bir bit yeniği aramamanız büyük saflıktır. Yani “Bilmiyorum” demesinin vardır bir nedeni. “İlla öyledir” demeden diyorum, kesin başka bir erkeğin arkasını topluyordur, o yüzden “Bilmiyorum” olayındadır. Yoksa her haltı karıştıran adam onu mu bilmeyecek ya da bir söz söylemeyecek?!? Buna inananın alnını karışlarım.

‘Bir tek laftan ne çıkar’

Şimdi canlar, benimkisi büyük bir iddia değil. Şöyle kafanızı bir kaldırıp ciddi ciddi erkekler arasındaki ilişkiye bir bakın, çok ciddi çelişkileri olmasına rağmen, hatta birbirilerini hiç sevmemelerine, aynı ortamda bulunmaktan hoşlanmamalarına rağmen, birlikte geçinip gidiyorlar. Hatta an geliyor ortaklaşıyorlar. Tuhaf, garip, izah edilmesi güç bir ilişkileri var. Birbirilerini çok çabuk anlıyorlar. Asla esas noktalarda birbirlerini eleştirmezler. Özellikle de söz konusu kadın oldu mu, mutlaka ama mutlaka birbirlerinin arkasını kollarlar. Mesela toplum içerisinde her bir erkek bir diğerinin ne yaptığını bilir. Eşini aldattığını, kumar oynadığını, mahalleden geçen kadına nasıl baktığını bilir. Ama “Sen niye böyle yapıyorsun, bu ahlaksızlıktır” demez. Gülüp geçer.

Ya adam mahalleden geçen kadın hakkında konuşuyor. Kadın bunu duymuyor diye bu taciz olmaz mı? Hadi sana göre bu taciz değil, o zaman bu ahlaksızlığa girmez mi? Üstelik de çifte ahlaksızlık çünkü, ahlaksızın biri de sensin. Duyup da, “Ne konuşuyorsun, biraz terbiyeli ol” demez mi insan? Ama yok, anca gülümsesin. “Ne olmuş ki, bir tek laftan ne çıkar ki?” Cevap bu. Yani demem o ki, bir erkek diğer erkeği bu noktalarda eleştirmez. Eleştirmeyi geçtim, asla eksikliğini düzeltmez. Erkek eksik de yapsa, yanlış da yapsa o sistemde bir “doğruya” oturtulur.

Lügatlarında kadın zaten

Adam eşini aldatıyordur, sırf bu yüzden evine geç gidiyordur. Peki bu noktada sırtını kime dayıyordur? Bir başka erkeğe tabi. Düşünsenize bu bir başka erkek, adamın eşini aldatmasına karşı olmasına rağmen, doğru bulmamasına rağmen asla ağzını açıp, “Ya kardeşim yanlış yapıyorsun. Başkasıyla ilişkin varsa ya eşini boşa ya da aldatma” demiyor. Hadi bunu da geçtim, “Ben, senin gibi bir adamla arkadaş olmam, senin hiçbir ahlaki değerin yok” demiyor.
Bunların hepsi böyle birbirinin arkasını kolluyor. Şimdi ben böyle söylüyorum ya kesinlikle sinirleniyorlar. “Biz böyle değiliz.” “Amma yaptın, hepimizi aynı kefeye koydun” diyorlardır. Ama öylesiniz! İnan gerçeklik böyle. En mülayim, en ‘iyimser’ adamdan, en demokratik, sol-sosyalist, ‘özgür’ fikirli adama kadar hepsi böyle. Faşist, despot, çirkef bilmiyorum ne adamlardan söz etmiyorum. Onların zaten ahlaki bir ölçüleri ve inandıkları değerleri yok. Ha diyeceksiniz peki ya din adamları? Onların lügatında kadın yok zaten. Zina diye bir kavram türetmişler, fakat ona da bir formül bulmuşlar: Ganimet!… Kadın ganimet olursa yapılan şeyin adı “zina” olmuyor. O yüzden cihad bir kapı haline geldi.
Görüyorsun değerli okuyucu, durum böyle. Ne olursa olsun, bir erkek asla bir diğer erkeğin düşmüşlüğünün ifşa olmasına izin vermez? Çünkü onun düşüşünde kendini görür. Dolayısıyla öyle “Ben demokratım, eşitliğe, özgürlüğe inanıyorum”, yok “devrimciyim” gibi sözlerle kadınları kandırmayın. Siz erkekler birbiriniz arkasını böyle kollayıp, pisliğini temizlediğiniz sürece o kapitalizmin gideceği yok. O eşitliğin, ortak yaşam ütopyasının geleceği varsa bile bu zihniyetle gelmez.

Kadınlara zavallı muamelesi yapıyorsunuz

Çok uzatmayacağım. Hani her şeyi biliyorsunuz ya, şunu da bilin: Sizi görüyoruz. Ne yaptığınızı biliyoruz. “Erkeklikte ser vermek vardır, ama sır vermek yoktur” diyorsunuz ya, aslında o bir erkekli değil. Ona başka bir şey diyorlar ama neyse, siz anladınız onu…
Şimdi siz söylemeseniz de o kadınlar hissediyor. Siz sanıyorsunuz o köle haline getirdiğiniz kadınlar düşünemiyor öyle değil mi? Ama hayır, öyle değil. Siz kadınlara zavallı muamelesi yapıyorsunuz ya, aslında zavallı olan sizsiniz. Hele şöyle bir yaptıklarınıza bakın. Öyle sıradan değil, elinizi vicdanınızın üzerine koyarak bakın. Ne diyeyim size şimdi? Birbirini çirkeflikte kollayan erkeklikten ne çıkar ha? Kalkın gidin, o her şeyi bilen kibrinizle kalkın gidin. Ya doğru yola gidin ya da star merhametini sizden esirgesin inşallah!