Jineoloji Merkezi: Kadın renkliliğinin merkezi

- Sarah MARCHA
47 görüntüleme
Jineolojî, çalışmalarda yer alan her kadının kattığı emek ve renkle bir çiçek bahçesini andırıyor. Ve kadınların direniş mirasıyla yaratılan bu bahçe gün geçtikçe büyüyüp renklerini çoğaltarak tüm dünyaya yayıyor. Jineolojî Merkezi’nin yürüttüğü çalışmalarla kadın bilinci ve düşüncesi Avrupa’da giderek güçleniyor.

Jineolojî Merkezi, 2017 yılında Brüksel’de açıldı. Jineolojînin tanıtılması amacıyla Almanya’dan Katalonya’ya, Yunanistan’dan Kanada ve İsveç’e kadar dünyanın dört bir yanında projeler sunuldu. Eğitimlerle birlikte panel, seminer, sergi, kitap tanıtımı vb. farklı çalışmalar yapılarak, kadınlarla tartışmalar yürütüldü. Jineolojînin özellikle kadın tarihi ve arkeolojiye ilişkin yaptığı çalışmalar kadınların dikkatini çekiyor.

Alternatif bir yol

Kadın, doğal toplumdan Mezopotamya uygarlıklarına, ortaçağdan günümüz kapitalist modernite uygarlığına kadar tarihin her döneminde yaşamın temelini oluşturdu. Buna rağmen uzun yılları alan toplumsal mücadele sonucunda sömürgeciliğe maruz kalan, esir alınan ve ezilen ilk ulus oldu. Fakat kadının neololitik toplumdaki bilinç gücü 21. yüzyıldaki kadın devriminde yeniden ortaya çıktı. Kürt kadını öncülüğünde gelişen Ortadoğu kadınlarının rönesansı, günümüz toplumuna dayatılan pozitivist ve oryantalist anlayışın değiştirilmesi için tüm dünya kadınlarına temel oluşturarak alternatif bir yol çiziyor. Bu amaçla 2018 yılında Hamburg El İşi ve Sanat Müzesi’nde “Amargî: Rojava’nın Kültürel Mirası” adıyla sergi açıldı. Jineolojî Merkezi bu sergide Alman arkeolog Max Von Oppenheim tarafından 20. yüzyılın başında çalınan Tel Xelef kültürüne ait eserleri, Rojava devrimini ve kadınların DAIŞ’e karşı sergilediği direnişi video ve resimlerle tanıttı. Jineolojî, çalışmalarıyla tarihi tek ve düz bir çizgi olarak gören pozitivist ve determinist anlayışı kırdı. Geçmişin mirası üzerinde gelişen spiral tarih anlayışını esas alan jineolojî, kadın devriminin MÖ. 12 bin yılına dayanan ürünlerinin ikinci kadın devrimini yaşadığımız günümüz gerçeğiyle sentezlenmesini sağladı. Bu müzede erkek tanrı ve kadın tanrıça arasındaki dengeden eşbaşkanlık sistemine, İştar mücadelesinden gerilla ve YPJ direnişine, özgürlük mücadelesinden ana tanrıça kültürü ve Minbic’teki kadınların özgürleştirilmesine kadar erkek egemen sistemin 5 bin yıllık tarihi sergilendi.   

Tartışmalar zenginleşiyor

Jineolojî, müzelerden üniversitelere kadar paradigmasal bir devrimin gelişimini ortaya koyuyor. Jineolojî Merkezi ve feminist akademisyenler arasındaki tartışmalar her geçen gün daha da zenginleşiyor. Kadın mücadelesi ve kadın kimliğinin geliştirilmesi, cinsiyetçi toplumun aşılarak özgür bir toplumun inşa edilmesine yönelik arayışlar derinleşiyor. Fakat bilim teorileri ve toplumsal gerçeklik, akademisyen kadınların olay ve olgulara sistem dışından bakabilmeleri ve sistemin etkisinden kurtularak değerlendirme yapmalarını engelliyor. Bu durum feminist, LGBT ve queer örgütleri arasında çelişkilere ve tıkanmalara neden oluyor. Jineolojî, antagonist çelişkiler ve kadın birliğinin gerekliliği arasında sürdürülen tartışma ve değerlendirmelere yeni bir boyut kazandırıp, kadın renkliliğinin korunmasında yeni yolların açılmasını amaçlıyor. Kadın bedeni ve bilinci ile kadının tarihsel ve toplumsal gerçekliği arasında yaratılan parçalanmaya karşı kapsamlı arayış ve derinleşme gerekiyor. Ana tanrıça kültür mirası üzerinde gelişen özgür kadın perspektifi, sisteme yerleşmiş erkek anlayışının öldürülüp toplumsal değişimin sağlanması yeni bir zemin sunuyor.

Çok yönlü çalışmalar

Jineolojî bünyesinde kadının feodalizm ve liberalizme karşı mücadelesini güçlendirme, din, aile ve devlet etkisini analiz edebilmek amacıyla sürdürülen çalışmalar da var. Bu konular “Gender Studies Meets Jineolojî” (Cinsiyet Çalışmaları Jineolojî ile Buluşuyor) adıyla yürütülen akademik panellerde kapsamlı olarak tartışılıyor. Bu çerçevede Paris 8 Üniversitesi’nde felsefe dersinde kadın gerillalar ve Kürt toplumunun yaşam kültürü ve özgür yaşam arayışlarına ilişkin seminer verildi. Kadın partisinin ütopyayı aşarak, yaşamın her alanında pratiğe aktarılan etik ve estetik anlayışı tüm kadınların fikir, söz ve eylemlerinin güzelleştirilmesine zemin sundu. Bundan hareketle Jineolojî Merkezi kadın ve yaşam bilimi olarak, “Nasıl yaşamalı?” sorusuna en iyi biçimde yanıt vermek ve şehitlerin özgür kadın hayalini gerçekleştirmek istiyor.

Çalışmalarda “xwebûn” hedefleniyor

Bu nedenle toplumsal bir kurum olan Jineolojî Merkezi,  eğitimler yoluyla araştırma ve değerlendirmelerinin sonuçlarını kadın ve toplumun farklı kesimleriyle paylaşıp yeni görüş ve değerlendirmeleri derliyor. Merkez üyeleri, politik ve ahlaki toplumun geliştirilmesi amacıyla eğitim yol ve yöntemlerini kadın ve halk meclislerinin ihtiyaçlarına göre belirliyor. Ders, toplantı, tartışma ve gerçekleştirilen çalıştaylar aracılığıyla kadın cinayetleri, toplum ve ailede devam eden kadın şiddetinin nedenleri, egemen sistem gerçeği anlatılarak, buna karşı gelişen dünya ve Kürt kadın mücadelesi tanıtılıyor. Cins sevgisi ve bilinci ile kadın özgürlük ideolojisi temelinde özgür kadın sisteminin geliştirilmesi en önemli konular arasında yer alıyor. Kadın haklarının korunmasına öncelikle kadınlar içinde başlanmalı. Kadının kendisini erkeğin kontrolü ve kurnazlığından koruması için varlığını, bilincini kolektif ve örgütlü biçimde oluşturarak “xwebûn” olmayı, öz benliğini geliştirmesi gerekiyor. Jineolojî Merkezi’nin gerçekleştirdiği tüm eğitim, etkinlik ve projelerin temel amacını da bu oluşturuyor.

Dünya kadınlarıyla buluşuyor

Jineolojî Merkezi 2017 yılından itibaren çok sayıda kadın hareketi ve örgütüyle de ilişkilendi. Geçtiğimiz yıl Zapatista örgütünün yer aldığı etkinlikler düzenlendi. Bretonya halkından Bask ülkesine, Skocia halkından Katalonya halkına, Mapuche’den Filistinli kadınlara kadar çok sayıda yerel ve ezilen halkların kadınlarıyla ilişkilerini güçlendirdi. Birbirini tanıma sonucunda büyük bir coşku, umut ve bilinç ortaya çıktı. Kürt kadınının teorik ve pratik tecrübelerinin öncülüğünde tüm kadınlar arasında demokratik ulus bilinci ve ilişkilerin geliştirilmesi önemliydi. Devam eden projelerin başında kadın renkliliğinin korunması perspektifiyle dünya kadınları içerisinde komünal ve devrimci kültürün canlandırılması ve evrensel düzeyde demokratik konfederal sistemin oluşturulması da var. Bu amaçla tüm kadınlara yönelik eğitimler verilerek, kültür ve sanat projeleri de geliştiriliyor. İlişkiler güçleniyor Jineolojî Merkezi’nin üyeleri 15 farklı ülkeden oluşuyor. Ekonomik alanla birlikte araştırma, çeviri ve bilimsel materyallerin yazımına da destek sunuluyor. Jineolojînin Rêber Öcalan’ın felsefesiyle ortaya çıkan fikir ve düşünceleri artık tüm sınırları aşıyor. Dergi, broşür, kitap ve internet sitesi, Youtube videoları, online paneller, yaşamın farklı alanlarında sürdürülen tartışmalarla dünyanın her yerinde gündemde. Jineolojî Merkezi üyeleri teknik imkanlar aracılığıyla Seattle’den Jerusalem’e kadar her alana ulaşarak bilimsel tartışmalarını aktarabiliyor. Annelerden öğrencilere, aktivistlerden işçi ve emekçilere kadar ekonomi, adalet, ekoloji, eğitim, sağlık, savunma vb. konularda dünya çapında farklı hareket, dernek, örgüt, okul ve kooperatiflerle ilişkiler geliştiriliyor. Bu biçimde kadın, toplum ve doğayı sömüren kapitalist sistem analiz edilerek buna yönelik dünya çapında yürütülen tartışmalar ve alternatif projeler tanıtılıyor. Kadınlar bilimsel tartışmalar ve moral veren çalışmalarla Covid-19 pandemi sürecinde dünya devletleri eliyle insanlığa karşı yürütülen özel savaşı da boşa çıkarıyor. Şüphesiz bilgisayar ekranları insanın duygu ve diyalog ihtiyacını gideremez. Bunun için acil olarak dijital yaşam boyutu aşılmalı. Jineolojî Merkezi önümüzdeki süreçte özellikle Belçika alanında bazı lokal projeleri daha çok geliştirmeyi hedefliyor. Bu nedenle Avrupa’daki kadınların Jineolojî Merkezi’nin çalışmalarına katılmaları ve üye olmaları için çağrıda bulunuyoruz.

Jineolojî Merkezi’nin amaçları

Sonuç itibariyle Jineolojî Merkezi’nin amaçlarını kısaca şöyle sıralayabiliriz:

– Kadınların tarih, direniş ve yaşadıkları gerçeği araştırmaları ve daha iyi tanımaları için teşvik edilmesi.

– Kadınların haklarını tanımaları ve savunmaları için çalıştayların organize edilmesi.

– Seminer ve eğitim çalışmalarının düzenlenmesi.

– Kitap, makale, broşür vb. yazılı çalışmaların yürütülmesi.

– Cinsel şiddete yönelik kadını bilinçlendirme ve buna karşı harekete geçme: Aile içi şiddet, tecavüz, namus adı altında işlenen suçlar, zorla evlendirme vd.

– Avrupa ve dünyada kadın özgürlüğü için mücadele eden kadın örgütleriyle ilişkilerin geliştirilmesi.

Bu çalışmalara nasıl katılmalı?

– Üye olun.

– Bağış yoluyla destek verin.

– Jineolojî ekseninde bir araştırma ve tartışma grubu oluşturun.

– Kadın özgürlüğüne ilişkin gerçekleştirdiğimiz eylemlere katılın.

– Çeviri çalışmalarımıza katılın.

– Jineolojî Merkezi’nin proje, çalıştay, seminer ve eğitim çalışmalarının organize edilmesine destek sunun.

– Yaratıcı olun ve kadın biliminin geliştirilmesi için yeni yollar açın!

(İletişim: [email protected])

*Çeviri için Dengir Güneş’e teşekkürler.