Nemêrtlerin sıfatına ebediyen
tükürüyoruz

- KAKTÜS
15 views
Bu köşeyi sürekli okuyanlar “namus” üzerine çok şey yazdığımı bilir. Gazetemiz Newaya Jin’da da bu konuda çok şey yazıldı ve çizildi.

Fakat ne söylersek söyleyelim az kalıyor ve “namus” dediğimiz şey bumerang gibi dönüp, dolaşıp önüme düşüyor. Sanırsınız erkeklerin namussuzluğunu açığa vurmak sadece benim işim!? Hayır, sevgili kadınlar, bu iş sadece benim işim değil. O kendini “efendi” belleyen, “namus” kesilen kişiliksiz tiplere had bildirmek biraz benim, çoğu sizin işiniz. Görev ve sorumlulukları bölüşelim, lütfen! Niye bazılarına erkeklik hallerine karşı entelektüellik, burnu Kaf dağında gözükmek düşüyor da, bana eylem, bana küfür, bana onların ağzının payını vermek düşüyor?! Bakın, uyarmadı demeyin; eril zihniyet, eril sistem, eril yargı ve erkeklik “namussuzlukta”, “şahsiyetsizlikte” bir kısır döngüyü yaşıyor, yaşatıyor.

“İffetsiz adam” denildiğini duydunuz mu?

Geçmişte kanun, nizam, düzen olarak tanımlanan “nomos” kelimesinden türeyen namus, Türkçede bir “toplum içindeki ahlak kurallarına ve değerlere bağlılık, iffet, dürüstlük ve doğruluk” anlamında kullanılıyor. Gerçek şu ki, bu tanım erkeklerin gerçek yüzlerini örtmek için kullandıkları ara bir yüzdür. Farz edelim bu tanımı kabul ettik, yine de tartışmalı bir konu var; o da “iffet!” “İffet” doğrudan kadını işaret ediyor. Siz hiç “iffetli” ya da “iffetsiz adam” denildiğini duydunuz mu?
İffet nedir? İffet, “namus, dürüstlük ve ahlak kurallarına bağlılık” olarak tanımlanıyor. Peki ya dürüstlük? Dürüstlük, “bir kişinin sözlerinde, düşüncelerinde ve davranışlarında hile, yalan ya da ikiyüzlülük olmaksızın özü sözü bir olması, adil ve güvenilir bir duruş sergilemesi” olarak ifade ediliyor. Adil, güvenilir, ahlaklı, doğru olmak sözcüklerine de kısaca bir bakalım. Adil olmak, herkese hakkını vermek, eşit davranmak… Güvenilir olmak, insanların size inanması ve sırtını güvenle yaslayabilmesi… Ahlaklı olmak, bir insanın iyi, doğru ve güzel davranışlarda bulunması, kötü ve yanlış olan tutumlardan uzak durması… Doğru olmak ise, “özü sözü bir olmak, gerçeğe bağlı kalmak ve ahlaki değerlere uygun yaşamaktır.”

Bir demokratik toplum hareketi’ne ihtiyaç var

Evet, içerikleri ne kadar erdemli sözcükler, değil mi, Sevgili Okuyucu? Eşitlik ve özgürlüğü de bu sözcüklere dahil edersek ve bu sözcükler üzerine kurulu bir toplum hayal edersek, etik ve estetiğe kavuşmuş demokratik bir toplum olmak sandığımız kadar uzak olmaz… Bunun için de bir **DEMOKRATİK TOPLUM HAREKETİ’**ne ihtiyaç vardır. Tabii kimin sözcüklere, kavramlara ne anlam yüklediği de önemli. Kimi kavramları her defasında ayakları üstüne oturtur, kimi sürekli başkalaşıma uğratır, özünü boşaltır. Gerçek anlamını ve kimliğini yitiren çok kelime var. Ama öğreneceğiz. Öğrenmek insana has, olmadı kelimelerin dibine dalarız. Ya batarız ya çıkarız… Her şeyin başı umut. Ama sonsuza kadar umutla bekleyemeyiz. Sabır sonsuz değil.

Vicdansız bir erkeklik sorunu var

Peki, bu kadar şeyi niye konuşuyoruz, niye tekrar tekrar “namus”, “adalet”, “güven”, “özgürlük”, “eşitlik” vb. etrafında beygir dolabındaymış gibi dönüyoruz? Demek ki bir yerlerde “arıza” var. Bu düzenin çarklarında parçalanan kadınlar var. Erozyona uğrayan bir toplum iradesi var. Erkeklerde bir edep, adap sorunu var. Yoksullukla baş edemeyip, kadını alt etmeye çalışan vicdansız bir erkeklik sorunu var. Devlete başkaldırmayıp, kadının başına ezen bir erkeklik gerçekliği var. Kadına tecavüz edip vuran, yakan, gömen bir de üste çıkan ahlaksız, iffetsiz, kirli bir erkeklik sorunu var. Var da var. Say say bitmeyen bir “nemêrtlik” var. Dibine kadar düşmüşlük, çürümüşlük, kokuşmuşluk…
Aklın bir sınırı var mı bilmiyorum ama gelen giden aklımızı karıştırıyor. Sanırsınız alnımızın tahtasında enayi yazıyor! Devlet ve onun yargı erki geçmişte usulsüzlükleri bile usulüne uygun yapıyordu. Bir çocuğa ceza vermek istiyorsa en azından yaşını büyütüyordu. Şimdilerde işi aymazlığa vurmuş, yasa, masa tanımadan her şeyi yapıyor. Mesela Z.Ç. davası.

Z.Ç.’ye tecavüz davası

23 yıldır süren 15 yaşındaki Z.Ç.’ye tecavüz davası “zamanaşımı” gerekçesiyle düşürüldü. Peki, Z.Ç. kimdir? Z.Ç., Siirt’in Eruh ilçesinde, iddialara göre 15 yaşında (Ki, büyük ihtimalle çok daha küçüktür), imam nikahıyla evlendirilmiş ve devletin korucusu, köy muhtarı olan kayınbabası olacak İzzettin Yardım’ın sistematik tecavüzüne uğramış, hamile kalmış bir çocuktur. Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştır. DNA raporuna rağmen yerel mahkeme, “kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı” gerekçesiyle İzzettin Yardım’a beraat vermiştir.
Bu karar resmen insan zekâsına hakaret ve bir küfürdür. Hadi bulguları, psikolojik raporu geçtim; ulan utanmazlar, tecavüz sonucu doğan çocuk nedir, delil değil mi? Bu ne aymazlıktır? O da yetmemiş, mahkemede tecavüze “rızalık” aramışlar. Z.Ç.’nin yaşının cinselliğe uygunluğunu konuşmuşlar. Tecavüz sırasında İzzettin Yardım’a neden karşı koymadığını sorgulamışlar. Yani “bu çocuk nasıl evlendirilmiş, bu adam gelini denilen çocuğa nasıl tecavüz etmiş, bu nasıl bir ahlaksızlıktır?” diye soru sormamışlar. Bir çocuğun en mahrem şeylerini mahkemede konuşmuşlar. Rencide etmişler. İtiraz, şu-bu derken dava, 23 yıl sürdü.

“Zamanaşımı” kararı ile dava düştü

En son 23 Eylül 2026 günü Diyarbakır Bölge Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi’nde görülen son duruşmada mahkeme heyeti, “zamanaşımı” kararı ile davayı düşürmüş. Peki, nasıl? Mahkeme heyeti, duruşma saatini öne alarak, Z.Ç. ve avukatlarının katılımını beklemeden “zamanaşımından” davayı şıpşak kapattı. Peki, bu kanuna uygun mu? Hayır!

Yargı sefil, kurumlar kokuşmuş

Şimdi, Sevgili Okuyucu, bu dava bize o kadar çok şey söylüyor ki, düşünsek sindiremeyiz. Bakın, devletin silahlandırıp, koruculaştırdığı bu adam, yani İzzettin Yardım, aynı zamanda köy muhtarıdır. Büyük ihtimalle devlete ajanlık da yapıyordur. İşte bu adam, devletin de gücünü arkasına alarak haşa kendini “Allah” gibi görmüştür. –ki, buna psikoloji de tanrı kompleksi deniyor– Köydeki her canlıyı kendi malı görüp, tecavüzü kendine hak bilmiştir. O, köyün Allahı’dır, buyurandır. Oğlunun eşiyim, çocukmuş; tüm bunlar onun cinsel arzuları karşısında boştur. Sefil yaratık. Ama ondan daha sefili devletin yargı organıdır. Sefilsiniz, devlet olarak sefilsiniz, yargınız sefil, kurumlarınız kokuşmuş. Düşkünlerle dolu bir gövdesi var bu devletin, bunun başını da korucular çekiyor. Bu düşkün, kendi toplumuna yabancılaşmışlar kokuyorlar, hem de çok pis kokuyorlar. Star’ın gazabına gelesiniz! Kadınları olarak bu nemêrtliğinize ebediyen tükürüyor, sonsuza dek lanetliyoruz!