Onur ve gururla yaşamak

- Hêja ZERYA
63 views
Anlamlı ve büyük eylemli yaşamın sembolü olan Zilan yoldaş mektubunda “halk olarak tarihte ilk kez bu kadar güçlendik, bu kadar yurtseverleştik, uluslaştık, özgürlüğe yaklaştık. İlk kez bu kadar onurlandık; başımız önümüzde değil artık. Tüm insanlığın yüzüne kıvançla bakabiliyoruz” diyerek bunu yürüttüğümüz özgürlük ve halk savaşı ile kazandığımızı belirtiyor.

Halk olarak onurumuzu, gururumuzu, özgürlüğümüzü, güzelliğimizi borçlu olduğumuz bu mücadelede daha güçlü yer alarak, sorumluluklarımızı yerine getirerek varlığımıza ve özgürlüğümüze, toprağımıza ve yurtseverliğimize sahip çıkmaya davet ediyor. 

Büyük düşünmeye davet

Bu onuru ve gururu Kürt halkına ve kadınlarına, insanlığa çok gören emperyalist güçler ve yerli işbirlikçileri, ihanetçileri saldırıda sınır tanımamakta; toprağımıza, taşımıza, insanımıza, tarihimize ve kültürümüze hoyratça saldırı ve işgale ara vermeden devam etmektedir. Bu saldırılara karşı “özgürlüğünüzü ucuz terk etmemelisiniz. Şunu çok iyi bilince çıkarmak gerekiyor ki, ülkemiz çok değerli… Onurluca ölmeyi, onursuzca yaşamaya tercih edelim” diyor şehit Zilan. Bunun için Kürt halkı ve kadınlarını örgütlenmeye, iradeleşmeye, “yurtseverlik, bağlılık, kararlılık, cesaret gibi olumlu özelliklerimizi devrim lehine kullanma”ya çağırıyor. Büyük düşürülmüşlüğe, köleliğe karşı halklar ve kadınlara büyük düşünme, özgürlük ideolojisi, ahlakı, politikası ile buluşmanın yolunu gösteriyor. Dikkat edersek bu çağrı ve tanımladığı ilkeler tek tek Önder Apo’nun 8 Mart 1998’de kadınlara armağan ettiği ‘Kadın Kurtuluş İdeolojisi’nin ilkelerini tanımlıyor. “Şehidi en iyi anlayan sizsiniz”, dediği Önder Apo’nun kadın özgürlük arayışına tutkusunu ve buna cevap verişinin düzeyini gösteriyor. Bu anlamda kadın kurtuluş ideolojisinde derinleşmek, örgütlenmek ve her tür saldırıya karşı varlığımızı ve özgürlüğümüzü korumak öz savunma bilincimiz ve eylemimizin vazgeçilmezi oluyor.

Zilan’ın çağrısına cevap veren Sema

Bu çağrıya en güçlü cevabı veren Sema yoldaşın beynini, yüreğini ve bedenini sömürgeci işgal, tecavüz ve her tür saldırıdan arındırması, küllerinden kendini yeniden yaratan özgür kadın kimliğinde somutlaştırması bu yolun yolcusu olmanın ölçülerini yükselten bir yön gösterici oluyor. Kadının beynini, yüreğini ve bedenini her tür sömürü, işgal ve kırımdan korumanın büyük özgürlük savaşına, yaşamına, bunun bedelini ödemeye hazır olmayı gerekli kılıyor. Çünkü en derin sömürü buralardan başlayarak emeğe, topluma, doğaya el koyma, hoyratça kullanma ve yüzüne bakılamaz hale getirmiştir.
Kapitalist modernite kültürünün sahte özgürlük, güzellik, yaşam anlayışının allayıp pullayıp kendini her türlü reklam, medya, internet, moda aracılığıyla sunuşuna karşı özgürlük ahlakı ve kültürü ile karşı durmak özgürlüğümüze, emeğimize, bedenimize, toprağımıza ve toplumumuza sahip çıkmanın tek yolu… Başka yolları deneyenler hep aynı patikalardan yürüyerek kürkçü dükkanında kendini bulmaktan kurtulamadılar. Kürkçü dükkanına düşmemenin yolu tarihini, dilini, kültürünü bilmek, tanımak, yaşamak ve nesillere taşımaktan geçiyor. Özgürlük ve güzellik mücadelemizin yarattığı değerleri yaşamak, yaşatmak, tanıtmak, bu değerlerin en büyük emekçisi Önder Apo’nun demokrasi, ekoloji, kadın özgürlüğünü sentezleyen özgür eş yaşam kuramını kişilik ve yaşam tercihine dönüştürmeyi içeriyor. Bunun önünde engel olan kapitalist sisteme, işbirlikçi devletlere, ulusal ihanetçilikte sınır tanımayanlara karşı askeri, siyasi, ideolojik, kültürel mücadelenin yol ve yöntemlerini zenginleştirmeyi dayatıyor.
Zilan manifestosunu derinden anlayan, kişilik ve mücadelesinde somutlaştıran Sema yoldaş Özgür Halk Dergisi’nde Zilan yoldaşın mektubunun bulunduğu sayfayı açık bırakarak eyleme gitmiştir. Halklar ve kadınlar olarak bizlere bu manifestoyu doğru anlama, buna göre yaşama, savaşma ve başarma vasiyetini bırakmıştır. Sema yoldaşın örgütlü duruşu, kişiliği, mücadelesi, toplumu ve kadını örgütsüz, kimliksiz ve kişiliksizleştirme saldırılarına karşı büyük örgütlenme eylemidir. “Bir insan için, özgürleşmek isteyen bir kadın için iki yaşam seçeneği, iki moral merkez olamaz” diyerek Önder Apo’yu iyi, güzel, özgür yaşam merkezi olarak tanımlamış ve an’da kazanma, an’da gerçekleşme, an’ı özgürlük anına çevirme dışında bir seçeneğimizin olamayacağını ortaya koymuştur. Bunu “dönemin emri” olarak anlamış ve kendini gerçekleştirmiştir.

‘An’ı doğru anlamak…

Modernite sisteminin de bir “an” felsefesi vardır. Bu “an”, istediğin gibi yaşa, anıdır. İstediğin gibi yaşa’nın anlamı; toplumdan, ahlaktan, kültürden, özgürlük ve güzellikten, emekten boşanma anıdır. Bütün değerlerinden soyunma ve kimliksizliğin doruğuna ulaşma anıdır. Düşüşün, kaybediş ve kayboluşun dip noktasının özgürlük olarak kanıksanma biçimidir. Bu liberal ve ultra-liberal ideoloji ve saldırılara karşı yurtseverliğimize, kimliğimize, kültürümüze, insanımıza ve insanlığımıza sahip çıkmak dönem açısından bir varlık yokluk anı ve biçimidir. Bu kadar savaş, işkence, tecrit, komplo, insansızlaştırma, parçalama ve dünyanın dört bir yanına Kürtlüğü ve Kürtleri savurmak istemenin bir anlamı var. Kürdistan özgürlük hareketi özgürlük anı ve anlamını yaşayan, bunun tadını, kokusunu alan, bunun bedellerinin ağırlığı ve bir o kadar da güzelleştiriciliği ile şekillenen sosyalist kişilik, kültür ve mücadele geleneği yarattı. Bu gelenek Kürt halkına ve kadınına bir kök, bir duygu, düşünce, örgütlenme ve büyük özgürlük savaşçılığı kazandırdı. Bütün bu değerlerden boşandırarak dünyanın dört bir yanına savurma saldırılarına karşı kadın özgürlüğü, ulusal birlik ve demokratik ulus mücadelesinde ısrar ve iddiasını güçlendirecek yurtseverlik, özgür düşünce ve irade, örgütlülük, mücadele, etik ve estetik toplumu yaratmaktan, onur ve gururumuzu yüceltmekten vazgeçemeyiz. Bu değerlerle varız, bu değerlerden boşanmak, bir an olsun uzaklaşmak yanmak, kül olmaktır. ‘Küllenen Kürt ateşinin kıvılcımları olan kadınlar’ bugün büyük bir özgürlük ateşini yakmıştır.

Öz savunma bilinci ve eylemi

Özgürlük ateşi ‘Jin, Jiyan, Azadî devrimi’ olarak yüzyıla yeni bir karakter kazandırmış bulunuyor. Yüzyılı ihanet, işbirlikçi, sömürgecilerin erkek-devlet yüzyılına çevirmek isteyenlerle yurtseverlik, birlik, demokrasi, kardeşlik, onurlu ve özgür yaşam, kadın yüzyılına çevirmek isteyenler arasında süren bu savaşta taraf olmayan bertaraf olur. Yüzyılın savaşı yaşanmakta ve bu kadar yakıcı ve yaman bir savaş niteliği taşımaktadır. Kazananı mutlaka gökyüzünde tek güneşe kilitlenerek an’ı yakalayan, iradeyi yaratan, özgürlüğü yaşayan ve binyıllara taşıyanlar olacaktır. 17 Haziran’dan 30 Haziran’a uzanan ateşten köprüde beynini, yüreğini ve bedenini özgürlük silahına dönüştürerek bütün kölelikleri ateşleyen ve yakanların nesilleri olmanın sorumluluğuna talip olma zamanıdır. Özgür yürekli ve beyinli nesiller ve evlatları olarak yaşam hakkı buradan geçmekte. Sema yoldaşın mektubunda dikkat çektiği düşman gerçeği, kölelik sisteminin çökertme ve düşürme planı güncelliğini korumakta ve yürürlüktedir. Bugün de geçerliliğini koruyan ve Lut kavmine dönüşmemek için mücadele gerekçelerimizi ortaya koyan cümleleri, tarihsel ve güncel gerçekliği anlama ve öz savunma bilinci ve eylemi ile karşılamayı emrediyor: “Kürt işbirlikçiliğini ve onun mücadelemiz içindeki uzantılarını kendisi için sosyal zemin kabul eden bu planın özü, insanlığın beşiği Mezopotamya’dan başlayan çağdaş insanlaşma yürüyüşünü Kürdistan’da, hatta Kürdistan içinde de dağlarda, tek tek şehirlerde, insan beyni ve yüreklerinde sınırlandırma, daraltma, içten içe çürüterek düşürme planıdır. Bu planın temel zemini köle Kürt gerçeği, onun sosyalite düzeyidir. Düşman, Kürtleri çağın Lut kavmi haline getirmek, onları açlıkla, cinsellikle teslim alarak tüketmek istemektedir. Bunun için ülkeyi insansızlaştırmakta, gemilerle kendi merkezlerine taşıdığı sürgün Kürtlerden kendi Kürt gettolarını oluşturmakta, bu gettolara topladığı Kürtlerin kişiliğinde özgür yaşam seçeneğini boğmak istemektedir. Köylerini yaktığı insanlarımızı metropol varoşlarında çöplüklerden ekmek toplar hale getirerek açlıkla terbiye etmek istemekte, buralarda biriken gençleri yaşam sınırlarında tüketmektedir.”
Köy yakmalara, şehirleri işgal etme, sınırötelerine karakollar kurarak fiili işgal-ilhakı meşrulaştırma, tecrit, ambargo, kimyasal silahla yok etme gibi her türlü saldırı biçimi, soykırım yöntemini kullanmanın uluslararası planları derinleşirken arafta olmak yok olmaktır. Xwebûn kişiliği ve eylemcilerinin izinde varlık ve özgürlük bilinci ve eylemiyle yücelmek, onurlanmak kendine insanım diyen herkesin hakkı. Özgür yaşam ve insan olma tercih ve kararlılığında ısrarla bu hakkı kullanma, vazgeçmemenin adı olan Zilan, Sema, Gulan’ların yoluna devam…