Örgütlü gücümüzle bu yılı zafere dönüştürelim

- Rotinda ENGİN
477 views

21. yüzyılın ilk çeyreğinin son yılı olan 2025 yılı halkımız ve kadın özgürlük mücadelemiz açısından önemli bir yıl olmuştur. 2024 Ekim ayından başlayarak 2025 yılın son aylarına kadar önemli gelişmeler yaşanmıştır: 15 Ekim 2024 yılında Devlet Bahçeli’nin Meclis’te ilk kez “umut hakkı”ndan söz etmesi üzerine, 43 aylık ağır tecrit koşulları altında tutulan Rêber APO 23 Ekim tarihinde “Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim” diyerek yeni bir sürecin kapısını aralayabileceğini ifade etmiştir. Kürt sorunun demokratik çözüm muhatabı ve başmüzakerecisi olan Rêber APO, 27 Şubat 2025 tarihinde ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ mektubunu kamuoyuyla paylaşmıştır. PKK’nin ateşkes ilanı ardından 5-7 Mayıs’ta toplanan PKK 12. Kongresi’nde tarihi bir karar alarak PKK’nin feshedildiğini açıklamıştır.
9 Temmuz günü Rêber APO 26 yıl aradan sonra kamuoyuna görüntülü açıklama yaparak ‘Demokratik Toplum Manifestosu’nu kamuoyuyla paylaşmıştır. Bu açıklamadan sonra 11 Temmuz günü KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat öncülüğünde 15’i kadın olmak üzere 30 gerilladan oluşan “Barış ve Demokratik Toplum Grubu” dünya kamuoyu karşısında silah yakma töreni gerçekleştirmiştir. 5 Ağustos’tan başlayarak Meclis’te oluşturulan Komisyon grup toplantılarına başlamıştır. 26 Ekim’de Özgürlük Hareketi, Kandil’de yaptığı basın açıklamasıyla süreci sabote edecek zemini ortadan kaldırmak, barışı kalıcı olarak geliştirmek için gerilla güçlerini Türkiye’den çekmekte olduğunu ilan etmiştir. Bu temelde sürecin yasal-hukuki zemininin hazırlanması için çağrıda bulunmuştur.

Sürecin teminatı örgütlenmektir

Görüldüğü gibi 2025 yılı halkımızın ve kadınların özgürlük mücadelesi açısından tarihi ve önemli bir yıl olmuştur. Gelinen aşamada Önderliğimizin adeta iğne ile kuyu kazar gibi büyük bir emek ile geliştirdiği bu stratejik süreç devam etmektedir. Özgür Kadın Hareketi bu sürece öncülük etmektedir. Amed’ten Ankara’ya TJA öncülüğünde Rêber APO’nun fiziki özgürlüğü için geliştirilen yürüyüş ve yine Amed’te gerçekleştirilen barış ve demokratik toplum yürüyüşü önemli bir gündem yaratmıştır. Özgür kadın hareketi olarak süreci yakından takip etmek, sürecin her türlü riskini gözeterek çok yönlü hazırlık içerisinde olmak önemli olacaktır. Sürecin en büyük teminatı toplumdaki örgütlülük düzeyimizi geliştirerek her yerde komünleri oluşturmaktır. Kadınlar olarak, demokratik siyaseti daha yetkin ve yaratıcı bir biçimde geliştirmemiz, kadının ve toplumun haklarını yasal-anayasal düzeyde hukuksal mücadelesini yürütmemiz ve yaşamın tüm alanında öz savunma bilinciyle hareket etmemiz için tarihi görevlerimize sahip çıkmamız olmazsa olmazımızdır. Barış ve Demokratik Toplum stratejisinin adım adım geliştirilmesi sadece Kürt halkının değil, bölgemizdeki tüm halkların ve kadınların kaderini belirleyecek önemli gelişmelere de yol açacaktır.

Varlık ve özgürlük sorunu

2025 yılında başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların ve kadınların çağın özgürlükçü Demokratik Toplum Manifestosu’na kavuşması, 21. Yüzyılın ilk çeyreği biterken stratejik ve tarihsel bir kazanım olmuştur. Demokratik Toplum Manifestosu’nda Rêber APO tarihsel toplumun temel çelişkisinin-ilk yarılmasının kadın ve erkek arasında yaşanan sorunsallıktan kaynağını aldığını belirtmektedir. Bu sorunsallık günümüzde komünal-demokratik kadın özgürlükçü toplum ile devletçi-iktidarcı erkek egemen toplumu arasında sürmektedir. Toplumlar, kadınlar bu sorunsallıktan kaynaklı varlık ve özgürlük sorunun çözebilmek için dünyanın her yerinde büyük mücadeleler vermiştir-vermektedir. 21. Yüzyılda kapitalist dünya sisteminin ulus devletçi kurumları çözülürken cinsler arasındaki bu tarihsel sorunsallık daha fazla gündeme girmektedir. Kadının varlık ve özgürlük sorunu çok yönlü ve derinliğine kendi çözüm arayışlarını gündemleştirmektedir.

Kadın devrimine doğru

Tarihin ve güncelliğin iç-içe geçtiği, geçmiş-şimdi ve geleceğin birlikte yeniden inşa edildiği bir süreçten geçiyoruz. Demokratik manifesto ışığında halklar ve kadınlar olarak tarihimizi yeniden inşa ettikçe güncel-konjonktürel yaşanan gelişmelere geniş ufuklarla bakma fırsatı yakalayabiliyoruz. Kuşkusuz 2025 yılında başta Kürdistan’da olmak üzere Filistin, Suriye’de kadın-çocuk şahsında tüm topluma karşı açık veya örtülü savaşlar, kırımlar sürdü. Bu kapsamlı saldırılara karşı kadın öncülüğünde önemli bir mücadele açığa çıkmıştır. Kadınların örgütlü duruşu, mücadelesi, eylemsellikleri yıla damgasını vurdu. Kadın Özgürlük Hareketinin “Jin Jiyan Azadî ile Kadın Devrimine Doğru” sloganıyla sürdürdüğü hamle kapsamında çok yönlü eylemsellikler gerçekleştirildi. Doğu Kürdistan’da KJAR öncülüğünde geliştirilen idamlara karşı kampanya da yılın önemli bir mücadelesi oldu. Kürdistan’da kesintisiz süren saldırılara rağmen kadın öncülüğünde özgür eş yaşam ve her yerde eşit temsiliyet temelinde geliştirdiğimiz ve kesintisiz bir biçimde mücadelesini yürüttüğümüz kadın özgürlük sistemimiz başta Kuzey Kürdistan, Kuzey Doğu Demokratik Suriye olmak üzere, Şengal’de, Mexmûr’da, Avrupa’da her gün biraz daha fazla gelişmiş ve Ortadoğu’da yaşayan kadınlara umut olmuştur. 2025 yılında gerçekleştirilen, Ortadoğu’da on sekiz ülkeden iki yüz üzerinde kadının katılımıyla (Moritanya, Somali yeni katılımlarla) birinci NADA Kongresi ve üçüncü Ortadoğu Kadın Konferansı yapılmış, bu konferansta Kürdistan Özgür Kadın Hareketi’nin öncülüğünün ilham kaynağı olduğu ifade edilmiştir. Bu yıl “Kürt Kadın Ulusal Birlik” çalışması önemli bir düzeye getirildi. “Ulusal Birlik” kongresi için Kürdistan’ın tüm parçalarında ve Avrupa’da ulusal birlik çalışmaları yapıldı. Rojava ve Kuzey Kürdistan’da Kürt Kadın Ulusal Birlik Konferansları’nı gerçekleştirdiler. Güney ve Rojhilat Kürdistan’daki kadın örgütleriyle birlikte Kürt Kadın Ulusal Birlik Konferansı 2026 yılı başında gerçekleştirilecektir.

Jineolojî ile evrensellik

2025 yılında “Kadınlar Geleceğini Örüyor” adı altında ağ şeklinde örgütlenen dünya kadın enternasyonal çalışmaları da önemli bir düzey kazandı. Kadın hareketi evrenselleşme temelinde açılım yaparak yeni sahalarla buluştu. Afrika, Latin Amerika, Asya’ya kadar dünyanın birçok ülkesinde yaşayan kadınlarla buluşma ve deneyimleri paylaşma temelinde ortak birçok toplantı, çalıştay vs yapıldı. Kadın enternasyonal çalışmaları birçok kıtadaki yerli halkların kadınlarıyla, örgütlü yapılarıyla yoğun ilişkiler ve giderek kıtalar düzeyde konferansa dönüşmesinin zemini hazırlandı. Demokratik Toplum Manifestosu’nun tarihsel sosyoloji perspektifiyle tüm kadın çalışmalarının Jineolojî temelinde, kadının ve toplumun yaşadığı tüm sorunlara çözüm metodlarının daha güçlü geliştirilmesi için eğitim başta olmak üzere çok yönlü çalışmalar geliştirildi.

Pradigmanın üç temel ayağı

Bilindiği gibi Rêber APO, paradigmasını üç temel üzerinden tanımlamaktadır: Demokratik toplum, kadın özgürlüğü ve ekolojik bilinç. 2025 yılında eşit temsiliyete dayalı eş başkanlık sistemimiz güçlenerek, özgür kadın komünleri yetersizlikleri olsa da gelişimini önemli bir tecrübeye ve birikime dayalı olarak sürdürdü. Kadının siyasete daha aktif katılması ve kendi toplumunu, kadınları daha güçlü temsil etmesi için yapılan Kürt Kadın Parlamenterler Konferansı 2025 yılında önemli bir çalışma olmuştur. Demokratik toplum sisteminin komün temelinde geliştirilmesi ve tüm kadınların bu temelde siyasette aktif olması yeni yılda da en stratejik çalışmamız olacaktır. Kadının olduğu her yerde kadın komünlerinin oluşturulması için tarihi görevimiz sürmektedir. Bu yıl içinde dünyanın her yerinde çok farklı politikalarla yaşanan kadın-çocuk kırımını, kadın katliamlarını durdurabilmemiz ve kendi öz savunmamızı yapabilmemiz için kadın olarak ortak yaşam ve mücadele sistemimiz olan komünleri mutlaka daha yetkin ve yaratıcı bir biçimde oluşturabilmeliyiz. Küçük Narin’in aile içerisinde, Rojin Kabaiş’in devletin kadın politikası sonucu katledilmesi gibi 2025 yılında da süren kadın-çocuk cinayetleri bu ihtiyacı çok yakıcı bir biçimde gösterdi. Ve yine Filistin, Dürzi, Alevi, kadın-toplum katliamları da örgütsüz olan bir kadının-toplumun kendini savunamayacağını da açığa çıkardı. Bunun için dünyanın neresinde olursak olalım kadınlar olarak kendi öz örgütümüz olan komünleri kurmalı ve öz savunmamızı yapabilecek düzeye gelebilmeliyiz.

Ekolojik mücadele büyümeli

Yine 2025 yılında dünyanın her yerinde ve özellikle Kürdistan’da ekolojik-kültürel kırım kesintisiz bir biçimde sürdürüldü, buna karşı kadın öncülüğünde Kuzey Kürdistan başta olmak üzere önemli bir mücadele yürütüldü. Kuzey Kürdistan’da kadınlar öncülüğünde gelişen toprağını, ağacını vs koruma temelinde ekolojik eylemler geliştirildi. 2026 yılında stratejik ve en temel gündemlerimizden biri de ekolojik bilinç ve mücadeleyi yükseltmek olacaktır. Kapitalist sistem güçlerinin, iktidar ve devlet aklıyla yaşadığımız ekosistemi nesneleştiren, üzerinde her türlü kirli operasyonu gerçekleştiren politikalarına karşı kapsamlı ve örgütlü bir mücadele geliştirmemize ve doğayı savunmamıza ihtiyaç var. Bu açıdan kadınlar olarak 7’den 70’e tüm toplumun ekolojik bilinç edinmesi ve bu temelde yaşam kaynaklarını (toprağını, suyunu, enerjisin, ağacını vs) koruması için ekolojik mücadeleyi örgütlü bir biçimde geliştirebilmeliyiz.

Öz savunma şart

Toplumun yaratıcı öncüsü kadın ise, kadının öz savunması daha büyük önem taşımaktadır. Birey ve toplum yaşamına dair saldırı nereden gelirse gelsin öz savunma yapılmalıdır. İçinde yaşadığımız doğaya saldırı varsa, yani ormanlarımız yakılıyorsa, sular kirletiliyorsa, tarih değerlerimiz barajlarla yok ediliyorsa, topraklarımız kuraklaştırılıp insansızlaştırılıyorsa öz savunmamızı yapmalıyız. Dilimiz, kültürümüz yasaklanıyorsa her yerde dilimizi, kültürümüzü yaşatmak için öz savunmamızı geliştirmeliyiz. Kadın kültür taşıyıcısıdır, dili geliştiren koruyandır. İktidar güçleri, “Bir ülkeyi fethetmek istiyorsan o ülkenin kadınlarını fethet” der. Biz de buna karşı “Kadınların özgürlüğü, toplumun, ülkenin özgürlüğüdür” diyoruz. Demokratik ulus anlayışıyla siyaseti geliştirerek ve aileyi özgür eş yaşamla aşarak komünleştirmek, ekonomiyi özgürleştirmek, ekolojik bilinçle doğa-toplum dengesini oluşturmak, verili hukuk kodlarını aşarak moral değerlerimizle özgürlük ahlakını geliştirmek, tüm sosyal alanları özgür-eşit temelde kadınlara açmak, demokratik ittifak güçlerimizi geliştirmek, eğitimden sağlığa kadar tüm zihniyet ve kurumlaşmaları geliştirmek varlık sorununu çözmek ve özgür yaşamı savunmaktır. Kadın, farkına varırsa tarihin ve toplumun öncüsü, yaratıcısı olur. Farkına varmak, anlamaktır; anlamak özgürlüğün kapısını sonuna kadar aralamaktır.

Zafer yılı olmalı

2025 yılını tamamlayıp 2026 yılına girerken Rêber APO’nun Demokratik Toplum Manifestosu temelinde tüm toplumu, kadınları eğiterek bilinçlendirmek, her kadının komünlerde yer alarak öz örgütlülüğüne ve savunmasına katılımını sağlamak hepimizin görevidir. Rêber APO’nun geliştirdiği süreci doğru okuyarak, sürecin evrilebileceği her olasılığa karşı kadınlar olarak öncülük düzeyinde katılım sağlamalıyız. Rêber APO’nun fiziki özgürlüğünün bir an önce sağlanması ve demokratik, özgür bir toplum inşasında tüm kadınlarla buluşması için yeni mücadele yılını hep birlikte, örgütlü gücümüzle zafer yılı haline getirelim.