Rahatsızsanız düzeltin

- KAKTÜS
88 görüntüleme
İnsanlar çok garip. Bir şey yaptıklarında takdir edilip, övülüyorsa o işte hiçbir eksiklik yaşanmadığını düşünüyor ve kendini bir beğenmişlik, yeterlilik hissiyle besliyor. Sonuç; kendini beğenmişlik ve ayakkabısını eğilip bağlayamayacak kadar kibirlilik… Hatta Kendini herkesin ve her şeyin üstünde görme hali, o boş kendine sevdalılık hali, sormayın gitsin… Hep düşünmüşümdür, “Nereden geliyor bu ‘özgüven’?”

Elbette takdir edilmiş iyi bir iş varken ortada illa eksiklik aramak insanın kendinisine yapacağı en büyük haksızlıktır. Bu konuda hem fikirim. Lakin mütevazı olmak, övgü kadar işi daha iyi yapma arayışı içinde olmak da kişiyi mükemmele yakınlaştırır. Ama yaptığınız işten dolayı eleştirilmişseniz, karneniz zayıflıklarla doluysa o kadar kibir akla zarardır. Eksikliğinizin üstünü örtmeye çalışmayacaksın. Yani “Kol kırılır, yen içinde kalır” deyip millete kırık kol acısı, eziyeti etmek nedir? Bu ne yüzsüzlük? Sinirlendim yine, çileden çıkacağım. Sanki biri elini boğazıma dolamış gibi nefes alamıyorum.

Duyulmasını istemiyorsun, yapma!

Şimdi değerli okuyucu, bir insanın kendine yapabileceği en iyi şey yaptıklarına eleştirel bakabilmesidir. Bunu yapabilenler daha iyisini yakalama amacını güderler. Fakat ne oluyor? “Adam” yapıyor, ediyor, ortada korkunç bir durum bırakıyor. Düzelteceğine, duyulmasın diye yasa çıkartıyor. Bilinmesin diye yayın yasağı getiriyor. Madem duyulmasını istemiyorsun, yapma! Yaparken utanmıyorsun da duyulacağından neden bu kadar korkuyorsun? Utanıyor musun? Utanıyorsan demek ki toplumun onaylamadığı bir şeyi yapıyorsundur. O zaman yapma, yapılıyorsa önüne geç? Yayınlanmasın diye yasa çıkaracağına utanç duyduğun şeyi düzelt! Bu ne yaman çelişkidir Ya Star? Gelin bakın ey dünya alem, gelin de bu utanmazlığa, bu pişkinliğe, bu yüzsüzlüğe, bu içi boş kibire bakın! Bu onursuz, haysiyetsiz suratlara bakın. Gelin de hiç üşenmeden suratlarına tükürün! Mesele ne mi? Mesele şiddet, mesele kadın katliamları. Mesele şiddet uygulamanın, kadını türlü türlü öldürmenin serbest ama bunu anlatmanın, herkese duyurulmasının yasak olması. Duymuşsunuzdur; geçtiğimiz günlerde Başûrê Kurdistan bölge hükümeti kadına yönelik şiddet verilerini, kadın katliamlarını açıklamayı, haber yapmayı, haberi yayınlamayı yasakladı. Sebep? Bu durumdan niye bu kadar rahatsız oldunuz? Türk devleti de direk yayın yasağı getirmiyor ama tutuyor verilere ulaşmayı engelliyor, verilerle oynuyor. Verileri tutuyor diye haber sitelerine baskı uyguluyor, yasaklar getiriyor ya da kapatıyor. Ya insan bir şeyden neden rahatsız olur? Rahatsız olmak nedir? Rahatsızlık bilinç dışı bir şey midir? Sözlük rahatsızlığı, tedirginlik olarak veriyor. Rahatsızlık duymayı da; huzurun ve rahatının kaçması hissi olarak tanımlıyor.

Kapitalist modernitenin dişleri dökülsün!

Şimdi kadınlar katledilirken huzurunuz kaçmıyor da duyunca mı kaçıyor? Şiddet uygulanırken rahatınız kaçmazken verilerini duyunca mı keyifleriniz kaçıyor? Madem öyle yapmayın. Dünya alem evinizde olduğunu öğrenecek diye utanıyor musunuz? Sizde utanma olsa kadını diri diri gömen yasaları çıkarmazdınız. Tüm kadınlık duygularım diyor, “Geçir şu eril zihniyetin ağzının ortasına, kapitalist modernitenin dişleri dökülsün! Bakmayın öyle, gelecek, o gün de gelecek. Bizi çiğneyecek diş kalmayacak ağzınızda. Hele bir düşünce birliğimizi sağlayalım, hiç merak etmeyin geliyoruz (!!) O devletinizin dibine kükürt suyunu dökeceğiz. Gerçi biz, sizin bizi yaktığınız gibi sizi yakamayız. Yeteneğimiz olmadığından değil yüreğimizin evrenselliğinden. Ha bir de sizin gibi kirletemeyiz kendimizi, o da bizim yüceliğimiz. Hele siz şu ABD’deki eril zihniyete de bakın: Kadınların kürtaj hakkını koruyan kararı, bir yasayla iptal ettiler. Aylardır kadınlar kürtaj yapma hakkını korumak için eylem yaptı, sonuç yine Trump’un dediği oldu. Ha, diyeceksiniz “ABD’nin başkanı Biden, Trump değil.” Hiç fark etmez. Bu dünyada herkes işlerin nasıl döndüğünü az-çok biliyor. Trump gitmeden önce ABD Yüksek Mahkemesi’ne kendi gibi üç yargıç getirdi. Düşünebiliyor musunuz, yasa değişir değişmez Trump olayı, “Bu tanrının isteği” diye yorumladı. Adama bak, üç yargıç getirmiş kendi gibi çıkan kararı ‘Tanrının isteği’ olarak yorumluyor. Buradaki tanrı kim?!?Biden ne diyor: “Trajik bir hata.” Bunu bir “hata” olarak görüyor. Düşünsenize bunlar, “dünyaya demokrasi getiriyoruz” diyen güçler. Onu da bırakın, dünyanın koşar adım gitmeye çalıştığı bir coğrafya, tıpkı Avrupa gibi… Siz, özgürlük var sanızsınız? Demokrasi var… Elbette var. Siz onların sınırları içinde yaşamayı başardığınız sürece ‘demokrasi’ de var, ‘özgürlük’ de… Yani kimseyi ‘rahatsız’ etmeyeceksiniz.

Dünya aleme sesini duyuramayacaksın

Ya ben ne diyordum? Nereden nereye geldim. Konuşacak ne çok şey var. Bacım; şiddet var demeyeceksin, kadın katlediliyor demeyeceksin. Tecavüze uğrayacaksın, gebe kalacaksın ama “günahtır”, “candır” diye kürtaj olamayacaksın. Caninin biriyle sevgili olacaksın, adam sana korkunç bir şiddet uygulayacak, bidona koyup diri diri yakacak, üstüne beton dökecek, şerefsiz bir mahkeme hakimi tutup katiline ceza indirimi verecek ve sen de bunları anlatamayacak, dünya aleme sesini duyuramayacaksın… Sonra da bunların dünyasında adaleti, özgürlüğü arayacaksın.  Tüm bunları aklınız alıyor mu?

“Yasakmış!” Alın yasağınızın üstüne oturun, belki fezayı görürsünüz. İlham gelir, ufkunuz açılır!!!