Arap kadınlarının devrimi

- Dicle Demhat
75 views
13. yılına giren Rojava devrimi, demokratik ulusun bedenleştiği bir model oldu aynı zamanda. Kürt, Arap, Ermeni, Türkmen, Süryani, Çerkes halklarından kadınlar kimlikleri, inançları, kültürel motifleriyle katıldıkları bu sistemde kendilerini buldular. Rojava devriminin en temel yanı kadın devrimi olması ve bunun içinde Arap kadınlarının devrimsel çıkışı dikkat çekiyor. Kadın devrimi bugün aterkil yapısıyla tanınan aşiretleri bile etkiliyor. 

Rejim ve aşiretlerin kıskacında kadın

Suriye devletinin cinsiyetçi, antidemokratik yapısı ve hukuk sistemi ile toplumun ağırlıklı yaşam formu olan aşiretlerin dinci, erkek egemen-hiyerarşik yapısı arasında sıkışan Arap kadınları Rojava devrimine en çok ilgi gösteren kesim oldu. Başlangıçta sayıları az olsa da, DAİŞ’e karşı mücadelede kadınların rolü ve başarısı, devrimin tüm kadınları kucaklayan çizgisi Arap kadınlarda güveni artırdı. Uzun süre DAİŞ’in işgali ve zulmü altında kalan Minbiç, Raqqa, Tabka, Dêrazor gibi alanlar ise, ilk kez kadının gücüyle tanıştılar. DAİŞ’e karşı hamlelerde yer alan YPJ’liler saç örgülerinden konuşmalarına, aralarındaki birlik ve dayanışmaya kadar her yönüyle toplumda merak ve ilgi konusu oldu. 

Suriyeli Arap kadınlar için bir ilk  

Suriyeli Arap kadınlar tarihlerinde ilk defa YPJ şahsında bir kadın askeri örgütü ve savaş gücü içerisinde yer almayı deneyimledi. Kendi gerçeği ve gücüyle tanışan kadınlar, Suriye iç savaşında yerinden edilen, tecavüz ve cinsel şiddetin her türlüsüne maruz kalan hemcinslerinin yardımına da koştular. 

Zenûbiya Kadın Topluluğu

Arap kadınlarının devrim içindeki yeri YPJ ile sınırlı kalmadı. Rojava’da tüm alanlarda örgütlü bir biçimde yer alan Arap kadınları Minbiç, Rakka, Tabka, Derazor gibi ezici çoğunluğu Arap halkından oluşan alanlarda Zenubiya Zenûbiya Kadın Topluluğu’nu kurdu. Dört yıldır Arap kadınları Zenubiya Kadın Topluluğu’yla yönetim ve belediyelerde kendi temsilleriyle yer alıyor. Diğer yandan da Kuzey ve Doğu Suriye özerk sisteminin kadın özgürlükçü yasalarına rağmen toplumsal yapıda devam eden erkek egemenliğine karşı büyük bir mücadele yürütüyorlar.  YPJ, ardından kendi özgün örgütlenmeleri Zenûbiya Kadın Topluluğu ile birlikte, Arap kadınlarının devrime katılımı daha da arttı. 

Tabkalı Semer’in hikayesi 

Semer Tabka da, YPJ ve Zennubiya Kadın Hareketinin mücadelesinden etkilenerek devrime katılmış bir YPJ savaşçısı. DAİŞ’in şehirlerini işgal etmesiyle kadınların yaşamının daha da zorlaştığına dikkat çeken Tabkalı Semer, “Arap toplumunda aşiret kültüründen kaynaklı kadınların yaşamı oldukça zordur. Ben yaşıtım birçok kadına göre biraz daha şanslıydım en azından 9 sene okul okudum. Fakat ben de mevcut kültürün etkisi altındaydım. Kadınların yaşamda söz hakkı yoktu. Küçük yaşta evlilikler, şiddet çok fazlaydı. Kadının tek görevi erkeğin soyunu sürdürecek erkek çocuk getirmekti ve yeri eviydi. Bu hakim bakış açısı DAİŞ’in gelişiyle daha da katlandı. Kadınlar tek başına dışarı çıkamıyor, yolculuk yapamıyordu. Aslında kadınlık haram kılındı” diye konuştu. 

İlk karşılaşma

Semer, YPJ savaşçılarını ilk olarak 2017 yılında Raqqa’nın özgürleştirilmesi hamlesinde görür. Aynı hamlede Semer’in kenti Tabka da DAİŞ’ten kurtarılır. Bu ilk karşılaşmayı şöyle anlatıyor Semer:  “Daha 14 yaşındaydım. Kadınların da savaştığını duyuyorduk. Daha önce hiç onlar gibi kadınlar görmemiştim. Raqqa hamlesi başladı. YPJ’lileri ilk olarak orada gördüm. Bana çok güzel ve güçlü göründüler. Bizde kadının yeri eviydi. Hiç böyle bir kadın algım oluşmamıştı. O zaman çocuktum ve yaşadığım etkilenmeyi kavramlaştıracak düzeyde değildim. Ama onlara karşı giderek daha fazla sempati duyuyordum.” Semer YPJ’lilerin sadece kadınları değil Arap erkeklerini ve aşiretlerini de etkilediğini belirterek, “elbette öyle kolay kolay kızlarının YPJ’ye katılmasını ve savaşmasını kabul edecek düzeyde değillerdi. Ama YPJ savaşçılarının yaşam kültürü ve başarılarını gördükçe kadınların katılımı önünde bazılarının artık engel olmadı. Bazıları da çok zorluk çıkardı ama katılan kadınların direnişi bu engelleri aştı” diye konuştu. 

Kadın özgürlüğü katılım nedenim

Semer Tabka gibi Rojava devrimi de gün geçtikçe büyür, serpilir. DAİŞ’e karşı mücadele sonrası iş toplumsal devrime gelir. Bir kadın devrimi olarak sıra kadın özgürlükçü sistem inşasındadır. Daha önce Suriye rejimi ve DAİŞ işgalinde kadınların konumunu gören Semer gibi nice kadın için artık bambaşka bir toplumsal yaşam vardır. Tüm bu değişimlerin tanığı olan Semer, 18 yaşına girer girmez, 2021 yılında YPJ’ye katılır. Sadece Semer de değil, iki kızkardeşi de birlikte…
“Kadının enerjisi akışkan ve dinamiktir. Özerk yönetim sisteminde de bu akışkanlık gözler önündeydi. Daha önce yok sayılan kadın artık yaşamın her yerindeydi. Yasalar kadın özgürlüğünü esas alarak yapılıyordu. Ama halen erkek egemen anlayışlar, aşiret sistemi, gerici zihniyet kendini gösteriyor. Bu da bir mücadele gerekçesi benim açımdan. Arap kadınları başta olmak üzere tüm Suriyeli kadınlar bu kölelik sisteminden kurtulmalıydı. Tüm bunları düşünerek, Raqqa hamlesinden başlayarak gördüğüm değişimle birlikte 18 yaşıma girer girmez YPJ’ye katıldım. Sadece ben değil ikiz kızkardeşlerim de katıldı. Babam aşiret geleneğine uyan biri olsa da, YPJ mücadelesinden etkilendiği için katılmamıza engel olmak bir yana destek sundu. Şu an ben, ikiz kardeşlerim Sendi ve Seeli YPJ saflarında mücadele ediyoruz.”

Kadına güç katan felsefe

Semer, Kürt, Arap, Çerkes, Ermeni halklarından kadınlarla omuz omuza mücadele etmenin kendisine bambaşka duygular yaşattığını da ekliyor. YPJ’de en fazla seni etkileyen nedir sorumuza tereddütsüz kadınların güç, eylem ve düşünce birliği yanıtını veriyor ve bunun kaynağına işaret ediyor: “Suriye’nin bütün renkleri, halkları ve bu halklardan kadınların hepsi eşit. Bir parçası oluyorsun, böyle yaşamanın yani demokratik ulus toplumunda yaşamanın bir güzellik ve güç olduğunu derinden hissediyorsun. YPJ’ye katıldıktan sonra kendimi buldum. Yaşamın her alanında kadının o muazzam mücadelesini görmek, bir kadın olarak kadın yoldaşlarla omuz omuza mücadele etmek, yaralarını birlikte sarmak ve birlikte güçlenmek bambaşka bir şey. Elbette kadına bu gücü veren bir felsefe var; Önder Apo’nun felsefesi… Kendimi bu felsefede, kadın özgürlük ideolojisinde eğitip mücadelemi daha da büyütüyorum.

Kadınların savunma gücüyüz

Bizler kadınların savunma gücüyüz. Bu salt askeri alanla sınırlı değil. Aynı zamanda bu bilinci kadınlara taşımak gibi bir sorumluluğumuz var. Rojava devrimiyle inanılmaz gelişmeler yaşandı. Ama hala erkek zihniyetinin hakimiyeti altında olan, şiddet gören kadınlar var. İşte biz bu kadınlara daha fazla ulaşmalı ve kendisi için mücadele eder hale getirmek istiyoruz. Karanlıktan aydınlığa yürümeleri için güçlendirmek istiyoruz. Arap kadınları olarak daha fazla örgütlenmeliyiz. Çünkü en çok köleleştirilen, erkek şiddetine maruz kalan biz Arap kadınlarız. Kendimizi örgütlemeli ve mücadele etmeliyiz. Kuzey ve Doğu Suriye’de bunun zemini var. Ama daha fazla kadına ulaşmalı ve onları güç haline yani kendi yaşamının sahibi haline getirebilmeliyiz.”