Romatizmal hastalıklar toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman geç fark edilen hastalık grupları arasında yer almaktadır.
Özellikle uzun süren eklem ağrıları, sabah tutukluğu, halsizlik ve hareket kısıtlılığı birçok kişi tarafından yaşa bağlı veya geçici problemler olarak değerlendirilmektedir. Oysa erken dönemde başlayan belirtiler, ilerleyici bir romatolojik hastalığın habercisi olabilir.
Tek bir rahatsızlık değildir
Halk arasında “romatizma” olarak bilinen bu hastalıklar aslında tek bir rahatsızlık değildir. Eklem, kas, tendon, bağ dokusu ve bazen iç organları etkileyebilen çok sayıda hastalığı kapsar. Romatoid artrit, ankilozan spondilit, lupus, gut hastalığı, vaskülitler ve fibromiyalji en sık görülen romatizmal hastalıklar arasında yer almaktadır.
Romatizmal hastalıkların oluşumunda genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi bozuklukları, çevresel faktörler, sigara kullanımı, enfeksiyonlar ve hormonal etkiler rol oynayabilir. Özellikle iltihaplı romatizmal hastalıklarda bağışıklık sistemi yanlış çalışarak kişinin kendi dokularına saldırır. Bu durum eklemlerde iltihaplanmaya, ağrıya ve zaman içerisinde kalıcı hasarlara yol açabilir. Bazı romatizmal hastalıklar yalnızca eklemleri değil; göz, akciğer, böbrek, damar sistemi ve cildi de etkileyebilir. Bu nedenle romatolojik hastalıklar sadece “eklem ağrısı” olarak değerlendirilmemelidir.
Sabah ağrılarla mı uyanıyor sunuz?
Romatizmal hastalıkların belirtileri hastalığın türüne göre değişiklik gösterebilir. En sık karşılaşılan şikâyetler arasında sabahları belirgin eklem sertliği ve tutukluk, el, bilek, diz, ayak veya omuz eklemlerinde ağrı, eklem şişliği ve sıcaklık artışı, uzun süren halsizlik ve yorgunluk, bel ve sırt ağrısı, hareket kısıtlılığı, kas ağrıları, nedensiz ateş atakları ile bazı hastalarda görülen cilt döküntüleri, ağız yaraları ve göz problemleri yer almaktadır. Özellikle sabah sertliğinin uzun sürmesi ve ağrıların haftalar boyunca devam etmesi iltihaplı romatizmal hastalık açısından önemli bir uyarı işareti olabilir.
Romatoloji değerlendirmesi alın
Romatizmal şikâyetleri olan hastalar ilk aşamada aile hekimine, dahiliye uzmanına veya fizik tedavi ve rehabilitasyon polikliniğine başvurabilir. Ancak iltihaplı romatizmal hastalık şüphesi varsa değerlendirme çoğunlukla romatoloji uzmanı tarafından yapılır. Özellikle sabah tutukluğunun uzun sürmesi, birden fazla eklemde şişlik olması, dinlenmekle geçmeyen ağrılar, genç yaşta başlayan bel ağrısı, ailede romatizmal hastalık öyküsü bulunması ve kan tahlillerinde iltihap göstergelerinin yüksek çıkması durumlarında romatoloji değerlendirmesi büyük önem taşımaktadır. Erken dönemde uzman değerlendirmesi yapılması, ileride oluşabilecek eklem hasarlarının önlenmesi açısından oldukça değerlidir.
Sadece kan testi yeterli değildir
Romatizmal hastalıkların tanısı yalnızca tek bir kan testi ile konulmaz. Hastanın şikâyetleri, fizik muayene bulguları ve laboratuvar sonuçları birlikte değerlendirilir. Tanıda sedimentasyon ve CRP gibi iltihap göstergeleri, romatoid faktör, Anti-CCP antikoru, ANA ve ENA testleri, HLA-B27 testi ile tam kan sayımı ve biyokimya testleri kullanılabilir. Bunun yanında röntgen, manyetik rezonans görüntüleme, ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinden de yararlanılır. Özellikle MR ve ultrason, erken dönemde eklem iltihabını göstermede oldukça değerlidir. Bazı durumlarda eklem içerisindeki sıvı örneği alınarak inceleme yapılabilir. Bu yöntem özellikle gut hastalığı ve enfeksiyonların ayırıcı tanısında önemli bilgiler sağlar.
Romatizmal hastalıklarda biyolojik tedaviler
Romatizmal hastalıkların tedavisi hastalığın türüne, şiddetine ve tutulan organlara göre planlanır. Tedavide amaç yalnızca ağrıyı azaltmak değil; iltihabı kontrol altına almak, eklem hasarını önlemek ve hastanın yaşam kalitesini korumaktır. Tedavi sürecinde ağrı kesici ve antiinflamatuvar ilaçlar, kortizon tedavileri, bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlar, hastalık düzenleyici romatizma ilaçları ve biyolojik ajanlar kullanılabilmektedir. Son yıllarda geliştirilen biyolojik tedaviler sayesinde birçok hasta daha aktif ve konforlu bir yaşam sürdürebilmektedir.
Düzenli egzersiz büyük önem taşıyor
İlaç tedavisinin yanında fizik tedavi ve düzenli egzersiz de büyük önem taşımaktadır. Özellikle yüzme, yürüyüş ve kas güçlendirme egzersizleri eklem hareket açıklığının korunmasına yardımcı olur. Bunun yanında sigaranın bırakılması, ideal kilonun korunması, düzenli uyku, dengeli beslenme ve stres kontrolü de hastalık yönetiminde önemli rol oynar. Fazla kilo eklemlere ek yük bindirerek şikâyetlerin artmasına neden olabileceği için sağlıklı yaşam alışkanlıkları tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Uzman değerlendirmesi geciktirilmemeli
Birçok romatizmal hastalık kronik seyirlidir. Ancak bu durum tedavisiz kalacağı anlamına gelmez. Günümüzde erken tanı ve düzenli takip sayesinde hastalık büyük oranda kontrol altına alınabilmektedir. Uygun tedavi ile hastalar günlük yaşamlarını aktif şekilde sürdürebilmekte, çalışma hayatına devam edebilmekte ve yaşam kalitelerini koruyabilmektedir. Burada en önemli nokta, şikâyetlerin uzun süre ihmal edilmemesi ve uzman değerlendirmesinin geciktirilmemesidir.
Vücudun verdiği sinyalleri önemseyin
Sonuç olarak romatizmal hastalıklar yalnızca ileri yaş grubunun değil, her yaş grubunun karşılaşabileceği önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Uzun süren eklem ağrıları, sabah tutukluğu ve açıklanamayan yorgunluk gibi belirtiler dikkate alınmalıdır. Erken tanı, doğru uzman yönlendirmesi ve düzenli tedavi sayesinde kalıcı eklem hasarlarının önüne geçmek mümkündür. Sağlıklı ve hareketli bir yaşam için vücudun verdiği sinyalleri önemsemek büyük önem taşımaktadır.
