Zilan özgürlük manifestosu; demokratik toplum inşasının özüdür

- Raperin Munzur
340 views
Zeynep Kınacı ve Sema Yüce, Kadın Kurtuluş İdeolojisinin kilometre taşları olarak, Rêber Apo’nun uzun yıllara dayalı emeğini, düşüncesini, geleceğe ilişkin tasarılarını kendi duruşlarında ve katılımlarında somutlaştırmış, kadın partileşmesinin öncü şehitleri olarak tarihsel rollerini oynamışlardır. 

30 Haziran 1996 yılında Türk devletinin katliam ve soykırım uygulamalarına karşı varlık mücadelesine özgürlük aşkıyla katılan, yeni taktiksel bir hamle ile eylem yapan Zeynep Kınacı-Zilan yoldaş Kürdistan devriminde yeni bir sürecin ve eylem hattının öncülüğünü yapmıştır. Zîlan, bir yıl önce katılmış olduğu Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin birikmiş değerlerinden, özgürlük arayışlarından ve mücadeleci karakterinden derin etkilenen, bu anlamda Rêber APO’yu hissederek, yaşayarak ve pratikte uygulayarak hakkını veren öncü kadınlardan biri olmuştur.

Kadın hareketinin yönünü tayin etmiştir

Rêber Apo Zilan yoldaşın eylemini ”Zilan bir özgürlük manifestosudur” şeklinde değerlendirmiş, onun yaratmak istediği yolun ideolojik ve taktiksel bütünlüğünü, adanmışlık düzeyini ve özgürlük aşkını birçok çözümleme ve değerlendirme ile dile getirmiştir. Zilan’ın çağrısı Kürdistan Özgür Kadın Hareketi’nin özgürlük manifestosu olarak değerlendirilmiş ve ilkesel bir çerçeveye kavuşturularak sonraki yıllarda kadın hareketinin yönünü tayin etmiştir.

YAJK’tan Evrenselliğe

Zîlan yoldaşın eylemi 8-16 Mart 1995 tarihleri arasında yapılan 1. Ulusal Kadın Kongresi’nde ilanı yapılan YAJK’ın ideolojik, eylemsel ve taktiksel hattının somutlaşmış hali olarak, kadın özgürlük hareketinin ulaştığı düzeyin ve mücadele azminin zaferini ifade etmiştir. Zilan, YAJK’laşan Kürdistanlı kadının sesi olarak örgütsüz, çaresiz, köleleştirilmiş, onuru elinden alınmış, gururu kırılmış Kürt kadınlarının eylem hattında kendilik bilinci ve iradesinin zirvesidir. Ma Tanrıça sisteminin Dersim’de kadın eli, yüreği ve aklı ile canlandırılması, ana kurucu ve özneleşen kadının toplumsal değişim ve dönüşüm gücü olarak tarih sahnesine çıkışıdır. Bu anlamda bir özgürlük manifestosu olarak yeni örgütlenmelerin, partileşmenin, demokratik konfederal kadın sisteminin gelişmesindeki kilometre taşlarının en hızlı adımlarını onun yaşamında ve eyleminde görmek mümkündür.

Kadının küllerinden dirilişi: SEMA

Zîlan yoldaş kadın kurtuluş ideolojisinin kaynağı olurken, Sema yoldaş da kadın kurtuluş ideolojisinin pratikleşmesi, adı ve varlığı olmayan kadınların küllerinden dirilişi olmuştur. 21. yüzyıl gerçekliğinde kadın özgürlüğünün ve demokratik sosyalizm ufkunun, toplumsal devrimlerin temel gücü olarak rolünü oynayacağını ilk hisseden ve anlayanlardan biridir. Zilan ve Sema arkadaşlar bu anlamda Kadın Kurtuluş İdeolojisinin kilometre taşları olarak Rêber Apo’nun uzun yıllara dayalı emeğini, düşüncesini, geleceğe ilişkin tasarılarını kendi duruşlarında ve katılımlarında somutlaştırmış, kadın partileşmesinin öncü şehitleri olarak tarihsel rollerini oynamışlardır.

Zilan ve Sema’nın vasiyeti

Rêber Apo 8 Mart 1998 tarihinde Kadın Kurtuluş İdeolojisinin ilkelerini açıklarken, Zilan ve Sema gibi yoldaşların kadın öncülüğündeki iddialarını ve onların yaratmış oldukları değerleri programa kavuşturmuştur. Onların vasiyetleri üzerinden yurtseverliği, mücadeleciliği, örgütlülüğü, iradeli ve bilinçli olmayı, etik ve estetik katılımı temel ilkeler olarak tespit etmiştir. Kadın devriminin ve kadın militanlığının bu ilkeler üzerinden derinleşeceğini, kadın özgürlük mücadelesinde ve ideolojisinde bir sıçrama yapacağını ifade etmektedir. Bu temelde devrime akan kadınların, toplumsal devrim içinde kadın devrimini önceleyerek, anda birbirini besleyerek ve içiçe geçen mücadele adımları ile özgürlüğe yaklaşabileceğini ve bunu geliştirebileceğini ortaya koymuştur. Kadın devrimi karakteri gereği bir toplumsal devrimdir. Kadın öncülüğü toplumsal bir öncülüktür. Kadının cesareti ve ilham aldığı kaynaklar; özgürlük anlarını çoğaltmanın ve yeni özgür yaşamı örgütlemenin kaynaklarıdır. Kadınlar, tarih yapımında inşacı olarak değiştiren-dönüştüren ve tarihsel sosyoloji ile tarihsel toplum hakikatini açığa çıkartan öznelerdir. Rêber Apo, özgürlük hareketinin ilk çıkışından günümüze kadar büyük bir ısrarla ”Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez”, ”Bir toplumun özgürlüğü kadınlarının ne kadar özgür olduğuna bağlıdır” tespitlerini yapmıştır. Bu tespitlerin anlamı, ilk köle, ezilen ve sömürülen cinsin kadın olduğu ve sistemin bu zeminden beslenerek güçlendiğidir. Bu yüzden kadınların cins mücadelesinde güçlenerek, kendi kurtuluşunu toplumsal kurtuluştan ayırmadan, kendi özgürlüğünü toplumsal özgürlükten koparmadan tarih yapıcılığına kendi gücü, irade ve bilinci ile katılması gerekiyor.

Nasıl yaşamalı ve özgür olunmalıdır?

Yaratıcılık Tanrıçalara mahsus ise Zilan ve Sema yoldaşlar en büyük yaratıcılardır. Rêber Apo, yaratmanın, yaşamı özgürlük üzerine kurma girişimi olduğunu söyler. Her iki yoldaşımızın hayatları incelendiğinde hep bir arayış, hep yeniyi bulma, yeniyi örgütleme, yaşamı güzelleştirme ve doğru olanı uygulama çabasında oldukları görülecektir. Çünkü Zilan yoldaş “Anlamlı bir yaşamın sahibi olmak istiyorum” diyerek kadının nasıl yaşayacağına ve özgürleşeceğine bir yanıt oluşturuyor. Önderliğimiz “Zîlan bir manifestodur derken” özgür kadın duruşunu, yaşam ve özgürlük çizgisini tarif etmektedir. Özgür kadın kimdir, özgür kadın kimliğine nasıl ulaşılır sorusuna şöyle yanıt verir; ‘Eşitlik, özgürlük, ancak özgür kadın kimliğine ulaşılarak sağlanabilir. Özgürlük olmadan etik ve estetik olmaz. Kadın karar ve irade gücü haline gelmelidir. Kimseye ait olmayan, mülkiyet dayatmasına direnen ve reddeden, kendi olmayı başarmış, köleleştirici bağları aşmış kadın, özgür kadın kimliğine adım atmış kadındır.’’

Toplumsal sözleşme

Rêber Apo, Barış ve Demokratik Toplum manifestosu kadın mücadelesiyle ortaya çıkan değerlerin toplumsal tarihte ve yaşamdaki karşılığı ve anlamını ortaya koymaktadır. Komünün ve komünal yaşamın önemini ve bu yaşamın kadınların öncülüğünde gerçekleştirilebileceğini dile getirmektedir. Günümüzde bu denge bozulmuştur, kadına bir vahşet dayatılmaktadır. Bu yüzden kadınların tekrardan toplumla nasıl yaşayacaklarının, bu yaşama nasıl katılacaklarının ilkelerini belirlemesi ve bunu toplumla yeniden sözleşme olarak ortaya koyması zorunluluk olmaktadır. İlkeler manifesto olarak ortaya çıkarken Toplumsal sözleşme bunun pratikleşmesini ifade etmektedir. Erkek egemen dünyada kadın nasıl yaşayacak, erkekle, devletle, toplumla, yaşamla ilişkisi nasıl olacak, yaşamın tüm alanlarında nasıl bir katılım ve mücadele içinde olacak bunları ve daha fazlasını kapsamaktadır. Özgür yaşamın bir ütopya olmadığı, örülerek ve örgütlendirilerek yaratıldığı ve bunun için özgür kadın ve erkeklerin yaratılması gerektiği açıktır. Bu temelde düşüncenin özgürlükle, özgürlüğün yaşamla ilişkisinin somutlaştırılması kaçınılmazdır. Toplumsal sözleşme kadınların varlık ve özgürlük sorununa yanıt oluşturduğu, pratik çözümler oluşturduğu oranda evrenselleşecektir

 

Kadın örgütlenmesinin temeli komündür

Toplumsal sözleşme, kastik katil zihniyete dayalı sistemin cinsiyetçi politikalarının özü olan tecavüz, soykırım ve savaş gibi saldırganlığın aşılması, bununla mücadele edilmesi temelinde bir sözleşmedir. Tabi ki bunun için de mücadelenin sürekliliği önemlidir. 21. Yy kadın yüzyılı olacaksa kadın mücadelesine dayalı zihniyet ve örgütlenmeler ile olacaktır. Kadın örgütlenmesinin temeli komündür. Ve bu komünal örgütlenmelerinin en alttan üste doğru ilişkisellik, tamamlayıcılık ve birbirini besleme temelinde evrensel ağlarla toplumsal örgütlenmeyi büyütmesi gerekiyor. İktidar ve devlet yapılarına karşı en ciddi ve kalıcı yapılanma budur. Demokrasinin ve toplumsal özgürlüğün yaşam alanı olarak da en değerli yaşam biçimidir. Sadece bir örgütlülük değil bir yaşam tarzı ve özgürlük alanıdır. Kadının bir kişilik, bir karakter olarak varlık kazanması, kazandığı anlamsallık kadar yapısallaşması ve kurumsallaşması komünle gerçekleşecektir. Toplumsal sözleşmenin dayandığı en temel husus toplumsallıkta ısrar etmesi, bireysel yaratıcılığın, farklılığın, üretkenliğin ve katılımın demokratik-kolektif karakter kazanmasıdır. Bu nedenle kadın özgürlüğünü içermeyen hiçbir düşüncenin kabul edilmemesi en başta gelen hususlardan biridir. Kadın özgürlüğü, özgürlük mücadelesinin esası olarak örgütlendiği oranda sosyalizmin demokratik ve özgürlük muhtevasını güçlendirecektir.

“Kadın kurtuluş politikleşmesi”

Zilan yoldaştan bugüne büyük aşamalar katederek gelişen kadın özgürlük mücadelemiz kadın devriminin taşlarını döşemiştir. Büyük bedel ve emeklerle oluşan bu değerlerin toplumsallaşması toplumsal sözleşmeyi gerektirmektedir. Bu sözleşmenin pratikleşmesi de politik mücadele düzeyi ile ilgilidir.
Zîlan yoldaşın bir manifesto olarak ortaya koyduğu yaşam anlayışı, eylemi ve özgürlük çizgisini doğru anlarsak kadınlar olarak nasıl bir yaşam tanımı yapacağımız ve ne için mücadele etmemiz gerektiği de anlaşılır. Kadınlar hayatın her alanında şiddet, saldırı, tecavüz, katliam ve metalaştırılarak onursuzlaştırılma politikalarına maruz kalıyor. Bu vahşet düzeyindeki uygulamalarla mücadele teorik çerçeveyi, bilinçlenmeyi, salt söyleme dayalı itirazları aşmıştır. Artık çok radikal bir kadın mücadelesine, çok radikal bir kadın özgürlük duruşuna ihtiyacımız vardır. Bugün ihtiyacımız kadın kurtuluş mücadelesinin politikalarını ve örgütlülük düzeyini geliştirmektir. Rêber Apo’nun yeni ve temel bir tespiti “kadın kurtuluş politikleşmesi”dir. Kadın kurtuluşuna dair politikaların toplumsal mücadelenin merkezine oturması ve pratikleşme düzeyinin yaratılması gerekiyor. Kadın kurtuluşunun ve özgürlüğünün politik hattının belirlenmesi, siyasi, toplumsal alanda somutlaşması toplumsal sözleşmenin kapsamındadır. Bunun gereklerini yerine getirmek de güçlü bir eylemsel-pratik düzey istemektedir. Bu yüzden özgürlüğü şimdi yaşanır hale getirmek ve kendi özgürlük alanlarımızı çoğaltmak temelinde inşaya, mücadeleye yönelmeliyiz. Bu çağ bizim çağımız olacaktır. Savaşların, savaş baronlarının, halkları katleden, büyük acılara sebep olan bu vahşi kapitalist sistemin olmayacaktır. Her ne kadar bizi umutsuz kılmak ve teslim almak isteseler de biz umudu kadın özgürlüğü ile yaratacağız. Bilincimiz de gücümüz de örgütlülüğümüz de bunu ortaya çıkaracak düzeydedir.