Rêber Apo, 26 yıl boyunca derinleştirilmiş tecrit koşullarında olağanüstü bir irade ve düşünce gücü sergilemiştir. Bu süre zarfında geliştirdiği beş büyük savunma, sosyalizm ve toplumlar tarihine önemli katkılar yapmış, geniş teorik perspektifler sunmuştur. Aynı zamanda, Kürt sorununun demokratik temellerde çözümü için verdiği çabalar ve oynadığı rol ile yüzyılın Önderlik figürü olarak öne çıkmaktadır.
Son yaşadığımız gelişmeler de, Önderlik gerçeğinin sürekli bir gelişim halinde olduğunu, an’da ve zamanın her bölümünde nasıl gerçekleştiğini bizlere göstermektedir. Rêber Apo’nun diyalektik gelişim açısından söyledikleri, aslında an be an görülen gelişmelerde kendisini hissettirmektedir.
Tarihi ele alış biçimi, sosyalizmde yeni teoriler geliştirilmesi, kadın özgürlüğü sorununa getirdiği yeni bakış açıları ve toplumu özgürlüğe taşıyacak sosyolojik, felsefi tespitler, son beş ay içinde yaşanan gelişmelerle daha net bir şekilde somutlaşmıştır. Yapılan yeni tespitler, çözüm yolları ve yöntemler hakkında birçok çevre tarafından tartışılmakta ve toplumsal alanda büyük yankılar yaratmaktadır. Özellikle kadınlar olarak, beynimizde yaşadığımız fırtınalar yalnızca düşünsel düzeyde değil, duygusal dünyamızda da yankı bulmaktadır. Tarihsel sosyoloji, toplumların yaşadığı sosyolojik durumları, kadın özgürlüğü endeksli görülmesi gereken tüm sosyolojik sorunların çözümü ve daha pek çok konuya dönüp bakmak, kavramak ve pratiğe geçirmek epey bir zaman alacak gibi. Diyalektik olarak zıtların birliği kapsamında ele alırsak; aynı zamanda tüm bunları hızla pratikleştirme konusunda da omuzlarımıza büyük bir sorumluluk düşmektedir. Kadın öncülüğünde gelişmesi gereken yeni bir sürecin teorik temelleri, tüm gerekçeleriyle ortaya konmaktadır ve kadınların demokratik toplumun geliştirilmesinde öncülük rolünü üstlenmesi beklenmektedir.
Rêber Apo, yalnızca teorik tespitlerle sınırlı kalmayan öncülük örneğini 52 yıllık süreçte hep ortaya koymuştur. Riskleri göze alarak, en küçük imkanları değerlendirip süreci güçlendirerek çıkmayı başarmıştır. Tıpkı 27 Şubat 2025 tarihinde yapmış olduğu “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı ile başlayan süreç gelişmelerinde olduğu gibi, bir kez daha teoriyi ve pratiği birbirinden ayırmadan yaşayan bir hakikat olduğunu göstermiştir.
Kürt sorununun çözümüne yönelik adımlar
Geçen 26 yıl içinde Rêber Apo, Kürt sorununun demokratik çözümünü sağlamak adına ortaya çıkan tüm fırsatları değerlendirmiştir. 2009-2015 yılları arasında bu konuda yaşananlar, güçlü bir hafıza olarak varlığını koruyor. Ardından, bu gün, Rêber Apo’nun Kürt sorununun çözümdeki ısrarı, devletin Kürt sorununa yaklaşımında; imha etme, çökertme ve inkar politikalarını boşa çıkarırken, toplumlar açısından önemli tarihi gelişmelerin yaşanmasını sağlamıştır. Bu süreçte siyaset ve politikanın gidişatı değişmiş, Kürt sorununun çözümü ile birlikte bölgesel değişim ve dönüşüm daha fazla dayatılmaya başlanmıştır. Toplumsal sosyolojik değişimler de büyük bir hızla yaşanmaya adım atmıştır.
Barış ve demokratik toplum çağrısı
27 Şubat 2025 tarihinde Rêber Apo, “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı ile başlatılan süreci çok önemli bir adım olarak öne çıkarmıştır. Geçen yıllar boyunca, Rêber Apo’yu tecrit altında tutan uluslararası güçler, Kürt hareketini ve halkını Önderlikten uzaklaştırmayı hedeflemişlerdir. Ancak, bu tecrit ve şiddet politikalarına rağmen bu bağ güçlenmiş, Rêber Apo savunmalarıyla sürekli olarak dışarıyı büyütmüş ve dünyaya daha geniş bir bakış açısı kazandırmıştır. Özgürlüğün ne kadar değerli ve zor olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu süreçte, yapılan yeni tespitlerle tüm çevrelerin gündemi yeniden şekillenmiştir. Rêber Apo’nun yeni görüşleri, Kürt sorununu aşarak özgürlük ve demokrasi sorununun tüm toplumları ilgilendirdiğini ortaya koymuştur. Bu, silahların devre dışı bırakılması ve demokratik siyasetin geliştirilmesinin çözümdeki rolüyle netleşmiştir.
Yeni bir dönemin eşiğinde
Rêber Apo’nun tarihi Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından PKK, 5-7 Mayıs tarihlerinde 12. Kongresi’ni toplayarak silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı almıştır. Bu gelişmeleri, 26 yıl sonra Rêber Apo’nun sadece yazılı bir şekilde değil, aynı zamanda 7 dakikalık bir video konuşması ile dışarıyla ilk kez buluşması takip etmiştir. Bu video, önemli mesajlar içermektedir; özellikle “Varlık inkarına dayalı ve ayrı devlet amaçlı PKK hareketi ve dayandığı ulusal kurtuluş savaş stratejisine son verilmiştir.” ifadesi tarihin yönünü değiştiren bir açıklama olmuştur. 11 Temmuz günü, Medya Savunma Alanlarında 30 gerilla, silahlarını ateşe vererek Barış ve Demokratik Toplum sürecine katkı sunmuşlardır.
Çözüm sürecindeki zorluklar ve beklentiler
Bu süreçte, çözüm için gerekli olan komisyonun oluşması ve mecliste alınacak kararlar büyük önem taşımaktadır. Ancak, sürecin ağır ilerlemesi ve provokasyonlara açık hale gelmesi kaygıları vardır. Bu kaygılar, sürecin sabote edilmesinden duyulan endişeyi yansıtmaktadır. Fakat, Rêber Apo’nun süreci kendi inisiyatifiyle ilerlettiği görülmektedir.
Entegrasyon meselesi
Rêber Apo, video mesajında ve gerilla grubunun açıklamasında entegrasyon konusunda önemli bir perspektif sunmuştur. Entegrasyonun, asimilasyon değil, pozitif bir entegrasyon olması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu, Kürt varlığının dört ulus devlet sınırları içinde kabul edilmesi, demokratik siyaset ve müzakere yoluyla sağlanabilir. Rêber Apo’nun görüşleri, bize kavramlara yeniden bakmamızı, geçmişte öğrendiklerimizi sorgulamamızı ve düşünce kalıplarımızı kırmamızı sağlıyor. Sosyalizm ve ulus-devletin yarattığı tahribatlar üzerinde de sorgulamalar devam etmektedir.
Rêber Apo kolektif bir yaşamın örneğidir
Sonuç olarak, Önderlik sadece bir kişi olarak değil, bir kolektif bilinç ve yaşam biçimi olarak tanımlanabilir. Yaşamı, kadınların, Kürt halkının ve tüm ezilen toplumların özgürleşme mücadelesinin teorisini ve pratiğini bütünleştiren, evrensel bir önderlik anlayışının pratikleşmesidir. Önderlik, sadece bir kişiyle sınırlı kalmaz; bu, bir toplumun, bir halkın ve kadınların ortak bilincinde ve mücadelesinde hayat bulur. Rêber Apo, bu hakikati sadece teorik bir şekilde dile getirmekle kalmamış, aynı zamanda uygulamada gösterdiği direniş ve stratejilerle de bu anlayışı somutlaştırmıştır.
Özellikle, onun diyalektik bakış açısı, tarihsel ve toplumsal gelişmelerde, geçmişle gelecek arasında köprü kurmada bizlere yol göstermektedir. Zihniyet kalıplarını kırmak, sosyalizmin dogmalarını sorgulamak, ulus-devlet ideolojisinin yarattığı tahribatları görmek ve bunun karşısında özgürlük ve demokrasi mücadelesini inşa etmek, tarihi sürecin önde gelen zihniyeti olmaktadır. Bu süreçte, özgürlüğün sadece bir kavram değil, yaşamın her alanına dokunan bir gerçeklik olduğunu görmekteyiz. Bireysel özgürlük ile toplumsal özgürlük arasındaki bu sıkı bağ, Rêber Apo’nun düşünsel dünyasında şekillenen temel bir anlayıştır.
Sürecin ilerleyişi, zorluklar ve engellerle dolu olsa da, Rêber Apo’nun perspektifinde her bir adımın, halkların özgürlüğü için kritik bir öneme sahip olduğu net bir şekilde görülmektedir. Özellikle de entegrasyon meselesinde ortaya koyduğu yeni anlayış, geçmişte asimilasyon ve kimliği yok sayma olarak algılanan kavramların nasıl dönüştürülebileceğini göstermektedir.
