Bir direnişin hafızası: Sakine Cansız ve yoldaşları

- Seval Balcı
291 views
Kızıl başlığın 72 millete açık felsefesinin ocak sürdüren anası; kadın renginin en direngen, en kızıl tonu ve sosyalizmin yılmaz savunucusu olarak resim tuvaline kendi efsanesini çizen eşsiz bir ressamdı.
Frankfurt, üç farklı kuşağın yollarının kesiştiği bir yerdi. Heval Rojbin, mücadeleye ilk katıldığı yıllarda burada kadın çalışmaları yürütüyordu. Çok dürüst, samimi ve kararlı bir insandı. Başladığı hiçbir işi yarım bırakmazdı.
Heval Ronahî: Genç, heyecanlı, enerji dolu bir devrimciydi. İkna kabiliyeti ve ısrarcılığı belirgin özelliklerindendi. Genç yaşına rağmen mücadelesini büyük bir ciddiyetle büyütmeye çalışıyordu.

Bu ropörtajlar, bir halkın direniş tarihine kazınmış üç devrimci kadının ardında bıraktığı izleri; onları tanıyan yoldaşların zihinlerindeki yerlerini ve bu izlerin bugün hâlâ nasıl yaşadığını anlatma ve siz okuyucularla paylaşma çabasının bir ürünüdür.
Sakine Cansız başta olmak üzere, Paris’te katledilen üç Kürt devrimci kadının yaşamları, mücadeleleri ve geride bıraktıkları miras; anılar, duygular ve kolektif hafızanın direngen sesiyle aktarılmak istenmektedir.
9 Ocak 2013’te Paris’te katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i; mücadeledeki isimleriyle Sara, Rojbin ve Ronahî’yi saygıyla anıyoruz. Onların yaşamları yalnızca geçmişte kalmış birer hatıra değil, bugün hâlâ süren direnişin yolunu aydınlatan güçlü birer ışıktır.

Sakine Cansız ile tanışmak sizde nasıl bir iz bıraktı? Onu farklı kılan temel özellikler nelerdi?

Heval Meliha: Onları tanımış olmak benim için büyük bir onurdur. Geçmişe dönüp bakmak her zaman için kolay değil. Hayatımıza dokunan, iz bırakan kadınları hatırlamak; güzel anıların yanı sıra acıları ve zor günleri de yeniden yaşamak demektir. Onların emeği ve bıraktıkları miras, bugün hâlâ yolumuzu aydınlatıyor.
Heval Sara ile 2005’te tanıştım. İlk karşılaşmamız Frankfurt Tren Garı’nda oldu. Uzun bir yolculuktan gelen, Kadın Özgürlük Mücadelesi’nin öncü isimlerinden biriyle buluşacaktım. Biraz tedirgin, biraz heyecanlıydım.
Tren yaklaşık 10 dakika gecikmişti. Peronda etrafa bakınırken, elinde küçük bir valizle karşıdan gelen kadının Heval Sara olduğunu tahmin ettim. Yaklaştıkça heyecanım arttı. Sanki bunu hissetmiş gibi önce gülümsedi, sonra içten bir şekilde sarıldı ve “Merhaba güzel kadın” dedi. O ilk anda beni etkileyen şey, sıcaklığı ve samimiyetiydi.

Heval Vildan: Siz biriyle nasıl tanıştığınızı hep hatırlar mısınız? Açıkçası ben çoğu insanla nasıl tanıştığımı hatırlamam. Ama bazı insanlar vardır; hayatınızda öyle bir yer edinirler ki, ilk karşılaşma anı bile hafızanıza kazınır. Belki yılda sadece bir kez görürsünüz, belki sohbetiniz bir saat sürer ama bu bile unutulmaz olmaya yetmiştir. Sakine arkadaş benim için tam olarak böyleydi.
Bir gün arkadaşlar, “Bu akşam geç saatte bir misafiriniz gelecek” dedi. Kapıdan içeri kızıl, kıvırcık saçlı, ince ama dimdik duran bir kadın girdi. Duruşu çok etkileyiciydi. Güleç yüzüyle selam verdiği anda, onun çok özel biri olduğunu anladım. O akşam birbirimize birçok konuda sorular sorduk, sohbet ettik.
Ertesi sabah uyandığımda yatağında olmadığını fark ettim. Saat erkendi ve Almanya’ya yabancı olduğunu bildiğim için endişelendim, biraz da paniklemiştim.
Tam bir saat sonra kapı çaldı; meğer Sakine arkadaş sabah sporu yapmaya çıkmış. “Kaybolabilirdin” diye sitem ettiğimde sadece gülümsedi. O gülümsemenin ardında, ‘Ben zifiri gecelerde, sarp dağlarda kaybolmadım; Avrupa’nın aydınlık sokaklarında mı kaybolacağım?’ diyen bir ifade vardı. O an utandığımı hatırlıyorum.

Sakine Cansız’ın Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ndeki rolü, sizde ve çevrenizde nasıl bir etki yarattı?

Heval Meliha: Heval Sara’yı tanıdıkça şunu çok net gördüm: Etrafındaki herkese, büyük küçük fark etmeksizin, sıcak ve samimiydi. Bu bir görev değil, onun karakteriydi. İnsanlara gerçekten değer veriyordu. Kadın ya da erkek ayırt etmeden, tüm yoldaşlarına sevgiyle yaklaşırdı. Zorlukların birlikte aşılacağına inanırdı.
Bulunduğu her ortamda pozitif bir enerji yaratırdı. Heval Sara’nın yaşamında mutsuzluğa yer olmayan bir yaşam anlayışı vardı. Bu duruşu, çevresindekilere umut ve güç verirdi. En belirgin özelliklerinden biri, kadın yoldaşlığına, kadın dostluğunun güzelliğine verdiği önemdi. Aslında kadınlar arasındaki bağın gücünü hissettirirdi. Aynı zamanda eksikliklere karşı müthiş eleştireldi; ama bunu asla kırıcı, kızgın ya da şikâyet eden bir dille yapmazdı. Çok titiz ve düzenli, günlük yaşamında son derece disiplinliydi. Kendine koyduğu kuralları mutlaka hayata geçirir, sadık kalırdı. Her gün spor yapması bunun küçük ama anlamlı bir örneğiydi. Heval Sara’daki öz disiplin hemen hissedilirdi.

Heval Vildan: Onu ilk gördüğüm günden itibaren duruşu, konuşması ve üslûbu beni çok derinden etkilemiştir. Dün gibi hatırlıyorum. Daha sonra onunla ilgili okuduklarım, dinlediklerim bambaşka bir anlam kazandı. Bizim ailedeki her bireyin Sakine arkadaşla ilgili ayrı bir hikâyesi vardır. Kimi için bir idol, kimi için bir yoldaş, kimi içinse destansı, macera dolu bir kahramandır.
Ama herkesi ortaklaştırdığı bir nokta vardır: Hepimizi aynı yöne, aynı hedefe çevirmiş ve özgürlük mücadelesinin ruhunu aşılamış olmasıdır. İnsanlara özgürlük ruhunu geçirebilmesidir.
Ne yazık ki Sakine arkadaşla uzun uzun sohbet etme şansım olmadı. Ancak özellikle Kadın Özgürlük İdeolojisi’ni ve hareket içinde yaşadığı zorlukları, mücadelesini konuşmalarından ve halk toplantılarındaki anlatımlarından büyük bir ilgiyle dinlerdim.

Kadın, Kürt, Alevi ve sosyalist kimlikleriyle çok yönlü bir mücadele yürüttü. Bugün savunduğu yaşam anlayışı nasıl karşılık buluyor?

Heval Vildan: Heval Sakine, konuşmalarını sıkılmadan dinlediğim ender insanlardandı. Kimseyi yargılamadan, suçlamadan, kendi yaşamından örneklerle görevlerimizi ve sorumluluklarımızı hatırlatırdı. Özellikle kadınlar üzerinde çok etkileyici ve motive edici bir etkisi vardı.
Onun radikal kararlılığı; haklı davasında asla taviz vermeyen, militanlığına profesyonel bir esneklik katabilen özgün bir duruşu vardı. Kızıl başlığın 72 millete açık felsefesinin ocak sürdüren anası; kadın renginin en direngen, en kızıl tonu ve sosyalizmin yılmaz savunucusu olarak resim tuvaline kendi efsanesini çizen eşsiz bir ressamdı. Bu ressamın tablolarını tüm güzellikleriyle ülkesinin dört bir yanına nakşettiğini söylemek en doğru tanımlama olur.
Bugün Rojava Devrimi’nde, “Saralaşan Kadınlar” portresinde, “Jin, Jiyan Azadî” sloganında, kadın öz savunma örgütlenmelerinde, rengarenk bezenen dünya kadın dayanışmalarında ve Kadın Özgürlük İdeolojisi ile ince ince işlediği, emek verdiği her yoldaşında onun izini görmek mümkün. Sadece kadınları değil, erkek yoldaşları da derinden etkileyen bir devrimciydi. Kürdistan’da olduğu kadar uluslararası kadın mücadelesinde de referans alınan bir devrimci olarak tarihe geçti. Tüm bunların yanında, halkının ve yoldaşlarının gurur kaynağı, izi asla silinemeyecek bir tanrıça misali hâlâ gökyüzünde resmini yapmaya devam eden müthiş bir ressamdır.

Heval Meliha: Heval Sara’nın direnişi ve dik duruşu, Kürt kadınları için belirleyici olmuştur. Bize nasıl yaşanması ve nasıl mücadele edilmesi gerektiğini gösterdi. Bizim için bir milattır. Onun mücadelesi bugün hâlâ dünyanın dört bir yanında kadınlara ilham veriyor.
Sakine Cansız denildiğinde aklıma ilk olarak Diyarbakır Zindanı’ndaki direniş geliyor. Orada kadınlarla, örgütlü yaşamıyla, düşman karşısında dik durmayı öğretti.
Bir gün kendisine sormuştum: “Özgür kadın nasıl olmalı?” diye. Bana, “Özgürlüğü yaşamak isteyen kadın bilinçli, örgütlü ve mücadeleci olmalı. Sistemin dayattığı sahte güzelliklerden uzak durmalı. En güzel kadın, güçlü ve doğal olandır,” demişti.
Onunla yaşadığımız sayısız anı var. Ama bir gece, saat üç sularında kapının zorlandığını fark ettiğim anı hiç unutmuyorum. Korku içinde kapının güvenliğini kilitlemiştim ki dışarıdan bir ses geldi: “Benim, korkma.” Sesini tanıdım. Kapıyı açtığımda hem öfkeli hem de rahatlamanın verdiği bir hisle sarıldım.
“Neden bu kadar geç saate kaldın, ya sana bir şey olsaydı?” diye söyleniyordum. Gülerek, “Ne olacak bu Avrupa’nın ortasında,” demişti. 9 Ocak’ta yaşananları öğrendiğimde, o gün söylediği bu söz gelmişti aklıma.

Frankfurt, üç devrimci kadının da farklı dönemlerde mücadele yürüttüğü bir kentti. Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i de tanıma şansınız oldu mu?

Heval Meliha: Evet. Frankfurt, üç farklı kuşağın yollarının kesiştiği bir yerdi. Heval Rojbin, mücadeleye ilk katıldığı yıllarda burada kadın çalışmaları yürütüyordu. Çok dürüst, samimi ve kararlı bir insandı. Başladığı hiçbir işi yarım bırakmazdı.
Ailelerle güçlü bağlar kurmuştu, ikna gücü yüksekti. Avrupa’da büyümesine rağmen Güneybatı Kürt kadınlarının özelliklerini ve kültürünü korumuştu. Yöresinin kültürel motiflerini, inancını çok iyi taşıyordu. Dostluğunu ve içten gülüşünü hiç unutmuyorum.
Heval Ronahî ile 2011 yılında tanıştım. Genç, heyecanlı, enerji dolu bir devrimciydi. Etrafında hep gençler toplanırdı. Hatırlıyorum, ikna kabiliyeti ve ısrarcılığı belirgin özelliklerindendi. Genç yaşına rağmen mücadelesini büyük bir ciddiyetle büyütmeye çalışıyordu.

Işık saçan üç devrimciyi; Sara, Rojbîn ve Ronahî’yi saygı ve sevgiyle anıyorum.

 

Heval Delal: Heval Sakine’den söz etmek benim için hem çok zor hem de son derece heyecan verici. Onu tanımak ve birlikte mücadele yürütmek onur vericiydi. ‘’Hep Kavgaydı Yaşamım’’ kitabında kendi mücadelesini, hangi koşullarda bu yola çıktığını, aile yapısını ve Apocularla tanışmasını son derece açık ve samimi bir şekilde anlatıyor. Sakine Cansız çok yönlü bir devrimciydi. Onu farklı kılan en önemli özelliklerden biri emeğe yaklaşımıydı. Hak mücadelesini yürütmesiydi.
Heval Sakine denildiğinde akla ilk olarak Amed Zindan Direnişleri gelir. Onun mücadelesinde beni en çok etkileyen yön, cezaevi direnişidir. Diyarbakır zindanlarında kadın yoldaşlara öncülük etmesi; teslim alınamayışıdır.
12 Mart ve 12 Eylül darbe süreçlerini bilen biri olarak şunu net söyleyebilirim: İşkencelerde çözülen, geri adım atan çok insan oldu. Ancak Sakine Heval’in cezaevi direnişi, sonraki yıllarda kadın yoldaşlar üzerinde güçlü bir direniş kültürü yarattı. O dönemlerde dışarıda bir mücadele vardı ama bu mücadelenin kararlılığı esas olarak cezaevlerinde, işkencehanelerde sergilenen direnişle ölçülüyordu. İşkence karşısında çözülmeyen, dik duran insanlar dışarı çıktıklarında da mücadelenin öncüsü oluyordu. Sakine Heval bunun en somut örneğidir.

Zindan direnişinden kadın özgürlük mücadelesine

Cezaevinden çıktıktan sonra mücadelesini kesintisiz sürdürmesi, duruşu ve kararlılığı birçok Kürdistanlı kadını etkiledi ve onları mücadeleye kattı. O yıllarda kadınların sayısı çok azdı. Ancak Sakine Heval’in direnişi, daha sonra pek çok kadının bu saflara katılmasına vesile oldu.
Heval Sakine Frankfurt’a sık sık gelirdi, bir dönem burada da kaldı. Bizi evimizde ziyaret ederdi. Her gelişinde uzun sohbetler eder, herkesle ayrı ayrı ilgilenirdi. Aile fertlerinin yaşadıklarını, düşüncelerini, yapmak istediklerini sorar; herkesle özel bir bağ kurardı.

Yaşam tarzı herkes için örnek alınması gereken bir duruştu. Gittiği her evde insanlara mutlaka dokunur, varsa bir sorunla en ince ayrıntısına kadar ilgilenirdi. Bu yaklaşımıyla büyük bir güven duygusu yaratırdı. Son derece ince ruhluydu; ihtiyaçlarını kendi karşılar, disiplinli bir yaşam sürerdi. Sabah erken kalkar, sporunu ihmal etmezdi. Kızımla birlikte spora gitmişti; onunla uzun sohbetler etmişti. Kızım, Sakine Heval’in şahadetinden çok derinden etkilendi.

Sakine Heval, değişim ve dönüşümü yalnızca anlatan değil, bunu yaşamıyla gösteren bir kadın yoldaştı. Kadın özgürlük mücadelesinin bugünlere gelmesinde çok ağır bedeller ödendi. Sakine Heval bu mücadelenin en önemli taşıyıcılarından biriydi. Onun şahadeti hepimiz için büyük bir kayıptır; ben günlerce ağlamıştım.

Onu anlatmak gerçekten çok zor. Çünkü sade, anlaşılır ama son derece etkileyici bir anlatım tarzı vardı. Konuşurken sakinliğiyle güven verir, umut aşılar ve insanı mücadeleye daha güçlü bağlardı.
Cezaevi yıllarını sık sık konuşurduk. Eski Malatya Cezaevi’ndeki günlerini anlatırdı. O dönemde ben de Malatya’da çalışma yürütüyordum. Cezaevine her girişinde mutlaka bir kaçış planı yaptığını söylemişti. Malatya Cezaevi’nden kaçtıktan kısa süre sonra yeniden yakalandığını anlattığında çok etkilenmiş, üzülmüştüm. Kendisine, “Keşke o zaman tanışmış olsaydık, seni kesinlikle yakalatmaz, korurduk” demiştim.

Mücadelede iz bırakanlar

Heval Rojbin de uzun süre Frankfurt’ta kaldı. İlk çalışma alanıydı. Bize çok gelirdi. Çocuklarla çocuk, büyüklerle büyük olmayı bilen, mütevazı ve güler yüzlü bir yoldaştı. Aile ziyaretlerinde özellikle çocuklarla ilgilenir, oyunlar oynar, derslerine yardımcı olurdu. Çocuklar onu büyük bir sevgiyle beklerdi; benim çocuklarım da ondan çok etkilendi.

Onu en son Strasbourg’daki açlık grevinde görmüştüm. Gösterdikleri kararlı duruş ve bağlılık bizleri derinden etkiledi; mücadeleye daha sıkı sarılmamıza vesile oldu. Rojbin gittiği her yerde hemen kaynaşır, kolektif çalışmayı esas alırdı; her şeyi paylaşır, ortaklaştırırdı.

Heval Ronahî gençlik hareketindeydi. Yakından tanıma fırsatım olmasa da kurumda sık sık karşılaşırdık. Etrafında her zaman gençler olurdu.

Üç yoldaşı, büyük bir minnetle anıyorum…