Ateşten günlerin kadın öncüleri: Asya, Seve, Fatma ve Pakize

- Yurdusev ÖZSÖKMENLER
148 views
Zor zamanlardı… Cizre, Silopi, Sur, Silvan, Yüksekova, Nusaybin başta olmak üzere birçok kentin tanklarla sarılarak giriş çıkışların günlerce, aylarca yasaklandığı, evlerin yakılıp yıkıldığı; top seslerinin dinmediği; cenazelerin cami avlularında bekletildiği; bodrumlarda kimyasal silahlarla toplu katliamların yaşandığı zamanlar….

Acı zamanlardı… Cenazesi 7 gün sokakta kalan Taybet ananın; dedesi tarafından doktora götürülürken vurulan 6 aylık Miray İnce’nin; bozulmasın diye cenazesi buzdolabında Cemile Çağırga’nın; 11 ve 12 yaşlarındaki Yusuf ve Büşra Akalın kardeşlerin; 80 yaşındaki dedelerden hamile kadınlara, gençlere kadar yüzlerce insanın AKP faşizmi tarafından Hitler saldırganlığını aratmayan vahşetle katledildiği acı zamanlar…

‘Bizimle gurur duyun’
Ve direniş zamanlarıydı… Bütün bu vahşete; dünyanın en güçlü ordularından binin ağır silahlarına, keskin nişancılarına, tankına topuna karşı; kadınların, gençlerin, Mehmet Tunçların, Asya Yüksellerin Derya Koçların, Seve Demirlerin, Pakize Nayırların, Fatma Uyarların, Cihat Türkanların (Çiyager) ‘Bizimle gurur duyun biz diz çökmedik’ sözleriyle ölümüne direndiği zamanlar… Biraz gerilere gidelim ve o günleri tekrar hatırlayalım. Ocak 2013 başında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile BDP Milletvekillerinin görüşmeleriyle fiili olarak başlayan çözüm süreci, 21 Mart 2013 Newroz’unda Diyarbakır’da Öcalan’ın mektubunun okunmasıyla yeni bir evreye girdi. Arada çeşitli çatışmalar ve kesilmeler olmasına karşın süreç ilerledi. 28 Şubat 2015’te, HDP Heyeti ile AKP’li bakanlar Dolmabahçe Başbakanlık ofisinde yaptıkları açıklama ile 10 maddelik ortak deklarasyon kamuoyu ile paylaşıldı.

İmha, inkâr ve soykırım saldırıları hiç durmadı
Ancak sömürgeci devletin ve onun son temsilcisi AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Kürtlere yönelik asimilasyon, imha, inkâr ve soykırım saldırıları bu dönemde bile dur durak bilmedi. Bir yandan ‘müzakere’ görüşmeleri yapılırken, diğer yandan da 30 Ekim 2014’teki Milli Güvenlik Kurulu’nda alınan ve Kürtleri soykırımdan geçirmeyi amaçlayan ‘Çöktürme Planı’ uygulamaya geçirildi. İlk saldırı 5 Haziran günü HDP’nin Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda yaptığı mitingde gerçekleşti. Miting alanında iki farklı noktada bombaların patlaması sonucu 5 kişi yaşamını yitirdi, yaralıların sayısı 400’ü aştı. Kürt halkı bu saldırıya HDP’ye sahip çıkarak cevap verdi.  HDP 7 Haziran seçimlerinde %13.1 oy alarak 80 milletvekili kazandı. AKP ise TBMM’deki çoğunluğunu kaybetti. Bu iktidarı daha da saldırganlaştırdı. Erdoğan, “Dolmabahçe Mutabakatını tanımıyorum” diyerek masayı devirdi ve 7 Haziran seçimlerini tanımadığını ilan etti. Kürt Halk Önderi Öcalan’a mutlak tecrit uygulanması yeniden başlarken tüm ülke şiddet sarmalına girdi. 20 Temmuz 2015’te Urfa’nın Suruç ilçesinde Kobanêli çocuklara oyuncak ve okul gereçleri götürmek isteyen gençlere yapılan bombalı saldırı sonucu 32 kişi hayatını kaybetti, yüzü aşkın kişi yaralandı. Daha bunun acısı geçmeden 10 Ekim’de Ankara Garı önünde binlerce kişinin katılımıyla yapılan barış mitingi sırasında patlayan bombalar sonucu 100’den fazla kişi yaşamını yitirdi. 10 Ağustos’ta ise Ekin Van’ın (Kader Kevser Eltürk) Varto girişinde infaz edilerek çıplak olarak teşhir edilmesini protesto edenlere karşı yapılan saldırıda 4 kişi yaşamını yitirdi, Kentte sokağa çıkma yasağı ilan edilirken evler de kurşunlandı.

Özyönetim ilanları
Sürdürülen şiddet ve imha politikalarına karşı halk kentlerde kendi kendini yönetmek ve korumak için öz yönetim ilan etti. İlk olarak 12 Ağustos’ta Şırnak, Silopi, Cizre, Nusaybin’de başlayan özyönetim ilanlarını daha sonra Hakkâri, Batman, Yüksekova, Varto, Bulanık, Edremit ve İpekyolu, Sur, Silvan, Lice, Doğubayazıt ve Hizan ilçeleri izledi. AKP iktidarı ise şiddeti daha da arttırdı, kentleri abluka altına alarak bombaladı, yakıp yıktı ve yüzlerce insanı vahşice katletti. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğince hazırlanan rapora göre, 18 ay süren kent ablukalarında 2 bine yakın kişi hayatını kaybetti. 11 il ve 49 ilçede onlarca kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi, milyonlarca insan yerinden oldu.

İradelerine ve direnişe sahip çıktılar
Tüm bunlar yaşanırken JÖH ve PÖH gibi özel savaş birimlerinin kadınlara yönelik cinsiyetçi saldırıları da giderek arttı; kadın bedeni, kimliği ve iradesi hedef alındı. Ancak kadınlar barışta olduğu gibi direnişte de ön saflarda yer alarak öz savunma direnişlerine öncülük etti. Ablukaların sürdüğü kentlerde büyük bir cesaretle ileri atılarak yaşama, iradelerine ve direnişe sahip çıktılar. Ve pek çok kadın bu uğurda yaşamını yitirdi. Bu ateşten günlerin kadın öncüleri Asya, Sêvê, Fatma ve Pakize de direnişler sırasında yaşamını yitiren cesur ve kahraman kadınlardı.

Devlet Cizre’de vahşet uyguladı
İmha saldırılarının en vahşi şekilde hayata geçirildiği yerlerden biri insan hakları örgütlerinin raporlarına göre 292 kişinin katledildiği Cizre oldu. 15 Eylül 2015’te başlayan ve 5 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen kentte yasaklar 79 gün sürdü. Cizre’nin etrafı zırhlı araçlar ve tanklarla çevrildi. Tepelerden mahallelere atışlar başladı. Halkın mahalleleri boşaltması için evler bombalanarak delik deşik edildi, yakıldı, yıkıldı. Cudi, Yafes, Sur ve Nur mahallelerinin yüzde 80’i yok edildi. Bu saldırılarda kimyasal da dahil olmak üzere her türlü silah kullanıldı. Şubat ayı başında vahşet bodrumlarında 177 genç, kadın, çocuk yakılarak, kimyasal silah kullanılarak öldürüldü Bunlardan 41’i çocuk, 22’si kadındı.

Direnişin öncüsü Asya Yüksel
7 Şubat 2016’ta Cudi Mahallesi’ndeki bodrumlarda Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Asya Yüksel de diğer Eşbaşkan Mehmet Tunç’la birlikte katledildi. İki çocuk annesi olan Asya halkın ve gençlerin yanında yer alarak direnişe öncülük eden bir kadındı. Onun erkek egemen toplumun dayattığı kurallara ve baskılara karşı mücadelesi genç yaşta eşini kaybettiğinde başladı. 2000’li yıllarda kadın özgürlük mücadelesinin içinde yer alarak, birçok kentte kadınların örgütlenmesi için çaba gösterdi. Gittiği her yerde öncü kişiliği, güler yüzü ve sevecenliğiyle dikkat çeken Asya, Ağustos 2015’te Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı olarak seçildi. Mehmet Tunç’la birlikte direnişe aktif olarak öncülük ederken son ana kadar da yaşanan vahşeti dünyaya duyurmaya çalıştı. Sokağa çıkma yasağının ilan edildiği yerlerden biri de Şırnak’ın Silopi ilçesiydi. Ablukanın 37 gün sürdüğü Silopi’de Kürt kadın siyasetçiler DBP Parti Meclisi üyesi Sêvê Demir, KJA aktivisti Fatma Uyar ile Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır’ın da aralarında olduğu yaşları 11 ile 75 arasında değişen 29 kişi yaşamını yitirdi. Sêvê Demir ilçede 14 Aralık 2015 tarihinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi üzerine halka yardım etmek için ilçeye gitmişti. 4 Ocak’ta ve Fatma Uyar ve Pakize Nayır’la birlikte bulundukları Karşıyaka Mahallesi’nden Yeşilyurt Mahallesi’ne geçmek isterken zırhlı bir araçtan sıkılan kurşunlarla ağır yaralandılar. Daha sonra bulundukları yere ambulans yerine infaz timi gönderilerek 19 kurşunla katledildiler.

Kırılamayan irade Sêvê Demir
Uzun yıllar mücadelenin içinde yer alan Sêvê Demir, 15 Şubat 1999’da rehin alınan Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için birçok eyleme öncülük etti, HADEP’ten başlamak üzere birçok siyasi partinin çalışmalarına katıldı. Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nin kurulması ile de kadın özgürlük mücadelesine aktif olarak yer aldı. Diyarbakır’da DTK Kadın Komisyonu üyesi olarak çalışma yürütürken, tutuklandı. İmralı tecrit sistemine karşı 2012’de gerçekleştirilen süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminde yer alan kadınlardan biri oldu. Tahliye olur olmaz yeniden çalışmalara katılan Sêvê, kent ablukalarının başlaması üzerine bu bölgeler giderek son anına kadar direnişlerin içinde yer aldı.

Ele avuca sığmaz bir kadın Fatma Uyar
Fatma Uyar, 28 Ağustos 1988 yılında 7 çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak Duhok köyünde dünyaya geldi. 5’nci sınıfta okulu terk ederek 11 yaşında mücadeleye katıldı. 2000’li yılların başında gençlik mücadelesinde aktif olarak yer aldı. Deli dolu, ele avuca sığmaz bir kadın olan Fatma 2009 yılında tutuklandı. 5 yıl 3 ay cezaevinde süren tutsaklığın ardından tahliye olduktan sonra Serhat ve Botan bölgesinde kadın çalışmalarına katıldı. Fatma, katledilmeden önce Silopi’de KJA çalışmaları yürütüyordu.

 

Yaşam işçisi Pakize Nayır
Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır mücadeleci bir kadındı. 1990 yılında Silopi’nin Ziristan köyünde dünyaya gelen Pakize de ancak ilkokul 5’inci sınıfa kadar okuyabildi. Yıllarca kardeşleri ile birlikte fırında ve çeşitli kentlerde tarım işçisi olarak çalıştıktan sonra yaşadığı mahallede kuaför dükkanı açtı. İŞİD’in Kobanê’ye saldırıları başladığında yaşananlar onun üzerinde ciddi bir etki bıraktı. Kobanê’de yaşamını yitirenlerin cenazelerini ve sınır kapısında bekletilen ailelerini karşılayarak onlarla ilgileniyordu. Bu dönemden sonra daha aktif olarak çalışmaya başlayan Pakize bir süre siyasi partilerde görev aldıktan sonra Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı olarak seçildi. Onlar yaşamlarının son anına kadar yüksek bir feda ruhuyla halkın yanında ve direnişin en önünde yer alarak baskıya, zulme, imhaya karşı direnen Kürt kadınlarının sembolü oldular.