Özgürlük senfonisine dönüşenler

- Hêja ZERYA
160 views
Öz ile özgürlük, özgürlük ile güzellik arasında sıkı bir ilişki vardır. Özünü açığı çıkarmak, özünü korumak, özünü temsil etmek, özüne ihanet etmemek özgürlüğü ve güzelliği ifade eden tanımlamalardır. Öz; toplumsal emek ve üretimin yaratıcı, dönüştürücü gücü, ruh ve düşünce zenginliği, paylaşım kültürü, ahlaki ve vicdani duyarlılıktır. Özüne ihanet etmeyen, özgürlüğüne düşkün, zulme boyun eğmeyen Sakine, Rojbin ve Ronahi’ler özgürlük orkestrasının yürekleri titreterek yükselen büyüleyici sesidirler.

Öze dayalı güzelliğin varoluş biçimi, özü temsil eden güzellik ve özgürlük tanrıçalarıdır. Devletli sistemin cinsiyetçilik ve cinsiyetçilikten beslenen tüm ideoloji ve köleleştirme yöntemlerine karşı direnen, kendi olma ve kendi kalmada ısrar eden kadın hakikatinin temsilcisidirler. Önder Abdullah Öcalan “Sakine’nin mücadelesi kadın özgürlük mücadelesidir” dedi. Bu mücadele doğal toplum özünü, ana-kadın kültürünü sürdürme çabasında olan ve üzerine her türlü katliamla yürünen Kürt, kadın ve alevi kimliğine varoluşsal bağlılığa dayanır. Aynı özün temsili bir sonraki kuşakta Rojbin’de temsilini bulur. Ronahi Liceli bir genç kadın devrimci olarak ulusal direniş ve İkinci Doğuş mekanımızdan beslenen öz, özgürlük, güzellik kuşağının sürdürücüsüdür.

Etik, estetik, özgürlük…
Marxizm ve bilimsel sosyalizmin mekanizmini, endüstriyalizmi aşamayan modernist düşünce yapısını sorgulayan Herbert Marcuse, estetik, etik ve özgürlükten beslenmeyen devrim ve ideolojilerin devlet ve iktidarı üretmeye devam edeceğini söyler. Özgürlüğün öz-biçim uyumuna dayanan bir gerçekleşme olduğunu ve xwebûn’laşmanın güzellikle bağını şöyle kurar; “Özgürlüğün Biçimi sadece öz-belirlenim ya da özünü gerçekleştirme olmaktan çok, yeryüzündeki yaşamı geliştirecek, koruyacak ve birleştirecek olan amaçların belirlenmesi ve gerçekleştirilmesidir. Bu özerklik sadece üretim biçimi ve üretim ilişkilerinde değil, aynı zamanda insanlar arasındaki bireysel ilişkilerde, dillerinde ve suskunluklarında, jestlerinde ve bakışlarında, duyarlılıklarında, sevgilerinde ve nefretlerinde de ifadesini bulacaktır. Güzel, özgürlüğün özsel bir niteliği olacaktır.” “Yerleşik kültüre başkaldıran günümüz asileri bu kültürdeki güzele, çok yüceltilmiş, ayrımlanmış, düzenli, uyumlaştıran biçimlere karşı da başkaldırır” der. Yerleşik ve “yüksek kültür” dışında kalan toplumsal gruplar olarak tanımladığı asiler için, “efendilerin tanımlarına karşı kendi insanlıklarını tanımlayarak, kendi müziklerini koyarlar” belirlemesinde bulunur.

Kadının özgürlük ezgisi…
Sakine’ler yerleşik kültüre, geleneğe başkaldıran, özgürlük senfonisine dönüşen mücadele kişilikleridir. Erkek egemen zihniyet ve kültürün kurguladığı kadın-erkek, aile ve topluma kodlanan hiyerarşik ilişkileri yeniden yeniden üreten sistemi ve yaşamı reddederek kadının özgürlük ezgilerini yazan, besteleyen ve seslendirenlerdir. Önder Abdullah Öcalan’ın söylemi ile “sosyolojinin özü”nü temsil etmeleri bundandır. Efendilerin tanımlarını aşarak kendini ve insanlığını tanımlamanın zorlu mücadelesi içinde özgürlük sosyolojisini örmektedirler. Güzelin özgürlüğün özsel niteliğine dönüşmesi, Kürdistan kadın özgürlük mücadelesinde “Savaşan özgürleşir, özgürleşen güzelleşir, güzelleşen sevilir” ilkesinde vücut bulur. Bu kadın özgürlük mücadelesi ile özdeşleşen etik-estetik varoluş ilkesidir. Tersi kültürel soykırım kıskacı ve yok oluştur. Sakine’ler sosyalizmi özüyle buluşturan, özgürlük ruhu ve ahlakı ile estetik değer katan günümüz devrimciliği ve kadın militanlığının ete kemiğe bürünen hakikati, toplumsallığın özüdür. Köleliğin derinliğini görmek, çözmek ve aşmak, bunun tarihsel-güncel varoluş özü ve biçimini yaratmak bütün mücadelelerine yön verir. Bu mücadelenin özü estetikten beslenen özgürlük ahlakı ile örülmüştür. Tüm insanlığın ruhunu titreten, beynini aydınlatan moral, coşku, umut, inanç, özlem, haz ve arzunun öz kaynağıdırlar. Gerçek aşka ulaşmanın sesi, soluğu, yaşamı, eylemi ve öz karakteri; özgür yaşamın anlam gücüdürler.

Radikal demokrasi mücadelesi
Kadın özgürlük mücadelesinin soykütüğü Sakine’lere dayatılan soykırım ve kendini gerçekleştirme biçimi radikal kadın mücadelesinin zorunluluğunu anlatır. Kırım ve soykırıma direnen Kürtlük, toplum ve kadın değerlerinin özünü temsil edebilmek radikal demokrasi mücadelesi ile mümkündür. Marcuse’un özgürlük sorgulamalarında dile gelen; “Politik radikalizm ahlaki radikalizmi işaret eder; insanı özgürlüğe hazırlayabilecek bir ahlakın ortaya çıkışını” tespiti, kadın özgürlük mücadelemizin açığa çıkardığı ahlaki değerlerde anlam bulmuştur. Kadının özgürleşme düzeyi özgürlük ahlakının temel ölçütü, özgür eşyaşam ilişkilerine yön veren, güvenceye alan özdür. Tarihsel ve toplumsal direniş değerlerinden beslenen özgürlük ahlakı, sistemin yabancılaştırma, özünden uzaklaştırma ve soykırım saldırılarına karşı demokratik sosyalizm mücadelesi ile özgürlük sosyolojisinin yükselen değerlerini temsil etmektedir. Bu değerler anlamayı özgürlükle, düşünmeyi yapmakla özdeşleştiren özgürlük felsefesine, an felsefesine, varoluş felsefesine dayanır. Kişilik, ilişki, yaşam ve mücadele an’da gerçekleşen ve örülen bu varoluş felsefesi ile anlam ve yön kazanır. Sistemin an’ı yaşama bireyciliği, nihilizmi ve değer yitimine yönelten liberal yaşam anlayışı ve felsefesine karşı an’da oluşma, toplumsallaşma, anlam gücüne kavuşma, özüyle buluşma, gerçekleşme ve özgürleşmeyi ifade eder. Ahlak ve politika bu oluşum diyalektiği ile özüne kavuşur, yaşam bulur. Özgürlük senfonisi bu diyalektiğin öze çağıran müziğidir.