Bipolar bozukluk, beynin duygu durumunu düzenleyen mekanizmalarını etkileyen, biyolojik temeli olan, kronik ancak tedavi edilebilir bir psikiyatrik hastalıktır.
Bipolar bozukluk, toplumda en sık yanlış anlaşılan psikiyatrik hastalıklardan biridir. Çoğu zaman “bir mutlu, bir mutsuz olmak”, “karakter değişkenliği” ya da “duygusal olmak” şeklinde tanımlansa da aslında durum bundan çok daha farklıdır. Bipolar bozukluk, beynin duygu durumunu düzenleyen mekanizmalarını etkileyen, biyolojik temeli olan, kronik ancak tedavi edilebilir bir psikiyatrik hastalıktır. Doğru tanı ve uygun tedavi ile bipolar bozukluğu olan bireyler eğitimlerini sürdürebilir, mesleklerini başarıyla icra edebilir, aile yaşamlarını devam ettirebilir ve üretken bir hayat yaşayabilirler.
Hangi branşın hastalığıdır?
Bipolar bozukluk, psikiyatri yani ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlık alanına girer. Tanı ve tedavi süreci psikiyatri uzmanı tarafından yürütülür. Tedavinin önemli bir parçası olarak psikologlardan psikoterapi desteği alınabilir. Bazı durumlarda, nörolojik hastalıkların ayırıcı tanısı için nöroloji değerlendirmesi gerekse de hastalığın temel tedavi alanı psikiyatridir.
Duygu durumu dönemleri
Bipolar bozukluk, kişinin duygu durumunun iki uç arasında değiştiği bir hastalıktır. Bu değişimler mani, hipomani ve depresyon dönemleri şeklinde ortaya çıkar. Mani döneminde kişi kendini olağanüstü enerjik, güçlü ve mutlu hissedebilirken; depresyon döneminde tam tersine yoğun mutsuzluk, isteksizlik ve enerji kaybı yaşar. Ataklar arasında ise kişi tamamen normal bir ruh hâli içinde olabilir.
Mani döneminin belirtileri
Mani döneminde birey, çok az uyumasına rağmen kendini dinlenmiş hissedebilir. Konuşma hızlanır, düşünceler peş peşe gelir, özgüven belirgin şekilde artar ve kişi kendisini olduğundan çok daha güçlü veya özel hissedebilir. Gereksiz harcamalar yapmak, riskli yatırımlara yönelmek, hızlı araç kullanmak, düşünmeden önemli kararlar almak ve cinsel istekte belirgin artış görülmesi, bu dönemin sık rastlanan belirtileridir. Bazı ağır vakalarda kişinin gerçeklikle bağı zayıflayabilir ve psikoz olarak adlandırılan sanrılar ya da varsanılar gelişebilir.
Depresyon döneminin belirtileri
Depresyon döneminde ise tablo tamamen değişir. Kişide yoğun enerji kaybı, sürekli yorgunluk, hayattan zevk alamama, umutsuzluk, uyku ve iştah bozuklukları ile dikkat ve konsantrasyon güçlüğü görülebilir. Kendini değersiz hissetme, suçluluk düşünceleri ve bazı hastalarda ölüm ya da intihar düşünceleri ortaya çıkabilir. Bipolar bozukluğu olan birçok kişide depresyon dönemleri, mani dönemlerinden daha uzun sürebilir.
Bipolar bozukluğun kesin nedeni günümüzde hâlâ tam olarak bilinmemektedir. Ancak bilimsel çalışmalar, hastalığın tek bir nedene bağlı olmadığını; genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin birlikte etkili olduğunu göstermektedir.
Genetik yatkınlık
Genetik yatkınlık, en önemli risk faktörlerinden biridir. Anne, baba veya kardeş gibi birinci derece akrabalarda bipolar bozukluk bulunması, hastalığın görülme riskini artırır. Bununla birlikte genetik yatkınlık, hastalığın mutlaka ortaya çıkacağı anlamına gelmez. Genetik risk taşıyan birçok kişi yaşamı boyunca bipolar bozukluk geliştirmeyebilir.
Beyindeki kimyasal değişiklikler
Hastalığın oluşumunda beynin kimyasal yapısındaki değişikliklerin de önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Serotonin, dopamin, noradrenalin ve glutamat gibi nörotransmitterlerin dengesindeki bozukluklar ile beynin duygu durumunu düzenleyen bazı bölgelerindeki işlevsel farklılıklar, hastalığın ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.
Çevresel faktörler
Çevresel faktörler de hastalığın başlamasında veya yeni atakların ortaya çıkmasında etkili olabilir. Özellikle yoğun stres, travmatik yaşam olayları, sevilen bir kişinin kaybı, uzun süreli uykusuzluk, gece vardiyasında çalışma, alkol veya madde kullanımı ve bazı ilaçlar, genetik yatkınlığı olan kişilerde hastalığı tetikleyebilir.
Ne zaman başlar?
Bipolar bozukluk çoğunlukla 15 ile 30 yaş arasında başlasa da yaşamın daha ileri dönemlerinde de ilk kez ortaya çıkabilir. Bazı bireylerde ilk atak, 40 yaşından sonra, doğum sonrasında ya da ağır stresli bir yaşam olayının ardından gelişebilir. Bu nedenle çocukluk döneminde tamamen sağlıklı olan bir kişide yıllar sonra bipolar bozukluk görülebilir.
Tanı koyduracak özel bir kan testi veya beyin görüntüleme yöntemi bulunmamaktadır. Tanı, ayrıntılı psikiyatrik değerlendirme ve hastanın öyküsü ile konur. Bununla birlikte, benzer belirtilere yol açabilecek tiroid hastalıkları, vitamin eksiklikleri, bazı nörolojik hastalıklar ve madde kullanımına bağlı durumlar gerekli tetkiklerle dışlanmalıdır.
Bipolar bozukluğun tedavisi
Bipolar bozukluk tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tedavinin temelini duygu durum düzenleyici ilaçlar oluşturur. Gerektiğinde atipik antipsikotik ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Bunun yanında psikoterapi, kişinin hastalığını tanımasını, atak belirtilerini erken fark etmesini ve tedaviye uyumunu artırmasını sağlar. Düzenli uyku, stresten mümkün olduğunca uzak durmak, alkol ve madde kullanımından kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak ve ilaçların hekim önerisi doğrultusunda kullanılması, tedavinin başarısında büyük önem taşır.
Bipolar bozukluk tamamen kontrol altına alınabilir; ancak tekrarlama eğilimi olan kronik bir hastalıktır. Bu nedenle birçok hastada uzun süre koruyucu tedavi gerekebilir. Kişi kendini iyi hissetse bile ilaçların doktor önerisi olmadan bırakılması, yeni bir mani veya depresyon atağı gelişme riskini önemli ölçüde artırır.
Diğer psikiyatrik hastalıklar arasındaki farklar
Bipolar bozukluk, diğer psikiyatrik hastalıklardan bazı yönleriyle ayrılır. Majör depresyonda yalnızca çökkün ruh hâli görülürken, bipolar bozuklukta hem depresyon hem de mani dönemleri yaşanır. Anksiyete bozukluklarında temel sorun yoğun kaygıdır; bipolar bozuklukta ise esas problem, duygu durumunun iki uç arasında değişmesidir. Şizofrenide sanrılar ve halüsinasyonlar hastalığın temel belirtilerini oluştururken, bipolar bozuklukta bunlar daha çok ağır mani dönemlerinde ortaya çıkabilir. Borderline kişilik bozukluğunda ise duygu değişimleri saatler içinde ve çoğunlukla çevresel olaylara bağlı gelişirken, bipolar bozuklukta mani ve depresyon dönemleri genellikle günler veya haftalar süren ataklar şeklinde seyreder.
Tedavi edilmezse ne olur?
Tedavi gören bipolar bozukluk hastalarının büyük bölümü normal yaşamlarını sürdürebilir. Ancak tedavi edilmediğinde iş yaşamında sorunlar, aile içi çatışmalar, madde bağımlılığı, fiziksel sağlık problemleri ve intihar riski artabilir. Bu nedenle erken tanı, düzenli psikiyatrik takip ve tedaviye uyum büyük önem taşır.
Hakkında doğru bilinen yanlışlar
Toplumda bipolar bozuklukla ilgili birçok yanlış inanış bulunmaktadır. Bu hastalık bir karakter zayıflığı ya da irade eksikliği değildir; biyolojik temeli olan bir beyin hastalığıdır. Tedavide kullanılan ilaçlar bağımlılık amacıyla verilmez ve doğru kullanıldığında yaşam kalitesini artırmayı hedefler. Ayrıca her ruh hâli değişikliği bipolar bozukluk anlamına gelmez. Günlük yaşamın doğal duygusal iniş çıkışları ile bipolar bozukluğun mani ve depresyon atakları birbirinden tamamen farklıdır.
Sonuç olarak bipolar bozukluk, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı, beynin duygu durumunu düzenleyen sistemlerini etkileyen, kronik ancak etkili biçimde tedavi edilebilen bir psikiyatrik hastalıktır. Erken tanı, uygun ilaç tedavisi, psikoterapi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları sayesinde hastaların büyük çoğunluğu üretken, bağımsız ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmektedir. Toplumun hastalık hakkında doğru bilgilendirilmesi ve önyargıların azaltılması ise hem hastaların hem de ailelerinin yaşam kalitesini artıran en önemli adımlardan biridir.
