Çıkarsız ve hesapsız yaşamın taşıyıcısı; Dr. Jiyan

- Helin Dersim
14 views
Şehitlerimiz bir yasa değil, hakikate davettir. Ana, baba, kardeş ve çocuklarla hakiki buluşmadır. Bundandır ki gidenler, koşar adım, hiç arkalarına bakmadan, fırtına ve tufan hızında yol alanlardı.

Bu günlerde Kürt halkı ve kadınları olarak, kendi değerimizi ve onurumuzu yeniden keşfetmemize ve sahiplenmemize vesile olan, bu uğurda toprağa düşenlerimizi anıyoruz. Duygumuz, hissiyatımız ve yüreğimiz, toprağa düşenlerimizi bizden birer parça; bizi ise onlardan geriye kalanlar olarak hatırlatıyor. Bir yanımız, gencecik ömürlerine güzellikler ve yücelikler sığdırmış olanların mücadelelerine ve yaşamlarına duyduğumuz imrenme ve gıptayla örülmüş bir sevgiyle dolu. Diğer yanımız ise öz eleştirel sorgulamayı hatırlatan duygularla çevrelenmiş durumda. Bu iki duygu arasındaki farkın bir yanında ağır bir yük ve acı, diğer yanında ise gurur, onur ve yücelik var. Çünkü onları biz kılan yücelik kadar, acıyan ve kanayan yanımız da oluyorlar. Acıyan ve kanayan yanımız, aslında mücadeleci kılamadığımız, yol almaya cesaret ve cüret edemediğimiz gerçeğimiz oluyor. Tarihimizden, analarımızdan ve atalarımızdan payımıza düşen yoksunluğu hatırlatıyor, bu gerçeğimize ayna tutuyor.

Ulusallaşmanın mimarları

Bugün andıklarımız, direnişleriyle Kürdistan’da bugün ortaya çıkan ortak duygunun, mücadelenin ve ulusallaşmanın mimarlarıdır. Bu uğurda yeni bir mücadele hattı örmek, geçmiş isyanlarımızda ve mücadelemizde eksik kalan yanları tamamlamak, soykırım kıskacındaki varlığımızı korumak adına yola çıkanlardı. Bundandır ki sömürge olarak yaşamaya razı olmaya güçlü itirazlar geliştirenler ve yüzyıllık tarihsel utançtan arınma adına verdiğimiz bedeller, bize bizi hatırlatıyor. Evet, binlerce şehit yoldaşımız; değerlerine yabancılaşmaya itiraz etmeyi, değerlerinden uzaklaşan tarihsel gerçeklikten arınmayı ve gidilmesi gereken yola ışık tutmayı öğretiyor. On binlerce yoldaşımız, mücadeleyi stratejik akıl, bütünlüklü ve süreklileşen direnişle günümüze taşıyanlardır. Mücadeleyi yeni yol ve yöntemlerle başarıya ulaştırmanın yolunu döşeyenlerdir. Onlar sadece kahraman ve fedailer değil; Kürtlerin ortak aklının, direniş geleneğinin ve gidilmesi gereken yolun öncüleridir.

Jiyan arkadaş hem komutan hem de doktor olarak yoldaşlarının yaşam güvencesiydi. Zevkle, büyük bir sorumluluk ve sevgiyle yoldaşlarının yaralarına derman olur, yüreklerine yaşam sevincini ekerdi.

Onlar yasa değil, hakikate davettir

Şehitlerimiz bir yasa değil, hakikate davettir. Ana, baba, kardeş ve çocuklarla hakiki buluşmadır. Bundandır ki gidenler, koşar adım, hiç arkalarına bakmadan, fırtına ve tufan hızında yol alanlardı. Çünkü peşlerinden koşup onları geriye çekecek ellerden daha hızlı olmaları gerektiğini bilenlerdi. İlk ayrılıklar, ilk gidişler hep aynı maratonun ve hızın içindeydi. Bugün anne, baba ve tüm aileyi özgürlük mücadelesinin bir parçası, gerçeği ve hatta mevzisi hâline getiren hakikat, dönüp bakmadan, doludizgin gidenlerin hakikatinde saklıdır. Esas buluşmanın, aynı hızda ve tereddütsüz verilecek mücadeleyle mümkün olduğunun sorumluluğunu ve yükünü taşımanın bilinciydi her bir gidiş. Bir aile ve gelecek olacaksa özgür ve eşit olmalıydı. Geriye dönüş olacaksa bu, özgürlük ve eşitlik tadında, özgürlük ve eşitlik buluşmasında anlamlıydı.

Hem benzer hem de farklıydı

Dr. Jiyan yoldaşımız da bu on binlerden biri, üstelik en önde olanlardandı. Ancak her bir şehit yoldaşı gibi hem benzer hem de farklıydı. Benzerliğinin kaynağı, beslendiği kaynak ve inandığı özgürlük değerleriydi. Farkı ise mücadelesi, yaşamı ve duruşuyla kendini tarif eden, yaşayan ve mücadele eden bir yoldaşımız olmasıydı. Özgünlüğü, sadece 1992 Amed serhildanındaki hızı ve koşuşuyla sınırlı kalmadı. Öncesi vardı; sonrası da hep daha direngen, daha mücadeleci ve özgürlük tadında olacaktı. Öğrencilik yılları, gidenlerin ardılı olmaya dair arayışın bir parçası ve hazırlığıydı. Vedat Aydın’ın katledilmesine karşı yüz binlerin direnişe ve serhildana kalktığı mücadelenin içinde, en ön saflarda yerini almıştı. Direnişin ilk gıdasını, tadını, başkaldırının onurunu ve yüceltici yanını yaşamıştı. Roman ve hikâye tadında anlatırdı; iyi bir anlatıcıydı. Bu anlatımlarında 1992 Amed serhildanı hep özel bir yer tutardı. Amed serhildanından Amed gerillacılığına giden yolun taşları; ailenin yurtseverlik gerçekliği, kadın özgürlük arayışı ve mücadelesiyle döşenmişti. Gerisi, üzerine eklenecek ve büyüyerek devam edecekti.

Kadın ordulaşmasının komutanı

Jiyan arkadaşın gerilla yolculuğu, “Kadın gerillada, orduda olmaz” tasfiyeciliğinin Amed’in dağlarını kadın gerillalardan yoksun bırakmak istediği döneme denk geldi. Jiyan arkadaş gerillayı ve dağları mesken tuttu, bir adım bile geri atmadı. Kadın ordulaşmasına, yaklaşık otuz beş kadın arkadaşıyla birlikte dört manga hâlinde, bir takım olarak örgütlü biçimde dâhil oldu. İddiasını büyüterek kadın ordulaşmasının komutanı oldu. Amed eyaletinin Muş Güneyi denilen coğrafyasında kadının direnişini ve mücadelesini gerillacılıkla besledi ve büyüttü. Bilenler bilir; bilmeyenler açısından okunacak ve öğrenilecek çok şeyin yaşandığı ve örüldüğü bir coğrafyadır Muş Güneyi. Gerillacılıkta iradi bir duruş ve mücadele alanıdır. Coğrafi zorlukların ve gerillanın yaşam olanaklarının az olduğu bu mekân, Jiyan arkadaşın gerilla yaşamında önemli bir yer tutardı. Zorluklarla denenmiş, sınanmış gerilla iradesini hiçbir güç kıramazdı. Bir de hiçbir zaman unutamadığı, her vesileyle andığı kadın komutanı ve mücadele arkadaşı şehit Sinem yoldaşın emeğini ve katkısını anmış olalım.

Yoldaşlarının yaşam güvencesi

Jiyan arkadaş hem komutan hem de doktor olarak yoldaşlarının yaşam güvencesiydi. Zevkle, büyük bir sorumluluk ve sevgiyle yoldaşlarının yaralarına derman olur, yüreklerine yaşam sevincini ekerdi. Muş Güneyi’nde çatışma ve operasyon sırasında ayakları karda yanan arkadaşlarını, olanaksızlıklar içinde bulup onlara ulaşarak yaralarını iyileştirdiğini, buna tanık olan yoldaşları hep anlatırdı.

Her mekanda yeni sayfalar açtı

1994 sonbaharında, 5. Kongre’ye katılmak üzere Amed eyaletinden ayrılmıştı. Yeni dağlara ve mekânlara doğru yol almıştı. 5. Kongre’ye katıldıktan sonra Önderlik sahasına geçecek ve parti merkez okulu eğitiminde yerini alacaktı. Jiyan arkadaş için yaşam ve mücadele zamanları, yeni halkalar ekleyerek ve yeni mekânlarda yepyeni sayfalar açarak güçleniyordu. 5. Kongre ve Önderlik sahasındaki eğitim, bu aşamaların en belirleyicileriydi; hatta sonrasında yaşanacakları tümüyle etkileyecek bir dönüm noktasıydı. Parti merkez okulu ve özellikle Rêber Apo ile buluşma, Jiyan arkadaşın mücadelesine kadın özgürlük çizgisinde tavizsiz bir iddia ve duruş kazandırmıştı. Bu buluşma, son anına kadar özgürlük bilinci, duruşu ve mücadele çizgisinde tavizsiz ve tereddütsüz yürümesinde belirleyici oldu.

Kürdistan’ı adımlayan bir yolculuk

Amed, Önderlik sahası, Zağros ve aslında tüm Kürdistan’ı adımlayan bir yolculuktu Jiyan arkadaşınki. Yurt dışında yürüttüğü örgütlenme ve toplum çalışmaları da direniş deneyimlerini güçlendirmiş ve perçinlemişti. Direniş ve mücadelenin zorlu mekânları olan Zap, Metina ve Zağros, Jiyan arkadaşın adım adım kadın ordulaşmasını ve kadın özgürlük mücadelesini dokuduğu alanlardı. Direniş kilimine atılan her özgürlük ilmiğinin zarifliğini, inceliğini ve sevgisini dokuyanlardan biri olmuştu artık. On binlerden biri derken, kolektif bir aklın, düşüncenin ve mücadelenin en önünde yürüyenlerden biriydi. Jiyan arkadaş, kadın ordulaşmasının öncü komutanı, duruşuyla örnek olan bir militanıydı. Kadın partileşmesinde rol ve misyon üstlenen, özgün ve özerk kadın örgütlenmesinde sorumluluk alan, erkek egemen anlayışlarla mücadelenin en önünde yürüyenlerimizdendi. Manga komutanlığından başlayan mücadele yaşamında kadın birlik ve bölük komutanlığı, parti yönetimi, KJK ve KCK yürütme üyeliği gibi görevleri büyük bir ciddiyet ve sorumlulukla yürüttü.

Komutan olmanın refleksi

Yıl 1997, yer Zağros eyaletinin Kunuşka alanıydı. Kadın ve erkek yüzlerce gerillanın bir arada olduğu, yaşamı paylaştığı ve yeni mücadele süreçlerini planladığı bir andı. Yüzlerce gerilla, gündüzden yakılan ateşin geceye kalan közlerinin etrafında birkaç noktada toplanmış, sohbet ediyordu. Uyuyanlar da vardı. Jiyan arkadaşın bulunduğu grup ise ayakta, sohbete dalmıştı. Bir anda çok sayıda helikopter, közleri hedef alırcasına bomba ve mermi yağdırmaya başladı. Bu anda komutan refleksi çok önemliydi: Gücü hızla geri çekmek ve kayıp vermeden mevzilenmesini sağlamak gerekiyordu. Bunu yapanlardan biri de Jiyan arkadaştı.

Gece sabaha döndüğünde gerilla birlikleri daha güvenli alanlara çekilmişti. Küçük bir grup arkadaş geride kalmıştı. Jiyan arkadaşla birlikte, aramızda belli bir mesafe bırakarak sırtımızı dağa vermiş, kitap okuyorduk. Çok uzaktan bir uçak sesi duyduk. İlk refleksimiz, bulunduğumuz noktanın hedef olup olmadığını düşünmeye fırsat bulamadan, yakınımızdaki şikeftin (mağaranın) sağına ve soluna kazan bombalarının indirildiğini görmek oldu. Şikeftin içinde, yanında ve yakınında yoldaşlarımız vardı. Uçak sesi henüz tam olarak kesilmeden Jiyan arkadaş, doktor ve yoldaş olmanın refleksiyle fırlamış, yoldaşlarının durumunu öğrenmişti. Neyse ki toz ve taş parçalarının yarattığı etki dışında bir hasar yoktu.

Yoldaşlarını eğitmeyi amaç edindi

Jiyan arkadaş açısından bilinci tarih okumaya dayandırmak bir yöntemdi. Düşünsel, felsefi ve paradigmasal yoğunlaşmasını ve birikimini artık yeni ve genç nesillere aktarma, onlarla paylaşma zamanının geldiğine kanaat getirdiğinde eğitime yoğunlaştı. Eğitim komitesi sorumluluğunu da bu amaç doğrultusunda üstlendi ve yürüttü. Kadın özgürlük mücadelesinde var olma ve mücadele etme iddiası taşıyan her bir yoldaşımızı eğitmeyi amaç edindi. Hem öğrendi hem de birikimini aktardı.

Jiyan arkadaş açısından eğitim, sadece teorik ve düşünsel bilgi edinmekten ve analizlerden ibaret değildi. Yaşamın kendi öğretilerinden ve hakikatinden öğrenmek, beslenmek ve ders çıkarmak da önemli bir yöntemdi. Çünkü kadın özgürlük mücadelesinin deneyimi, deyim yerindeyse, mücadele deneyimlerinin birikiminden, zorluklardan damıtılarak edinilen tecrübelerden ve yaşamın öğreticiliğinden oluşuyordu. Tarih, sosyoloji ve toplumsal felsefenin öğretilerini de bunlara ekleyerek düşünsel derinliğini artırıyordu. Jiyan arkadaş, Kürdistan’da Önderlik gerçeği üzerinde ciddi biçimde yoğunlaştı. Önceki deneyimlerin öğrettiklerini, güçlü ve eksik yanlarıyla birlikte ele aldı. Özgürlük hareketinde, Rêber Apo şahsında açığa çıkan çağdaş Kürt önderliğinin tamamlayıcı ve farklılaşan yanları üzerinde ciddi biçimde yoğunlaştı ve bu konuyu eğitiminin temel başlıklarından biri hâline getirdi.

Yaşam rehberi ve doktoru

Tıp okumuş bir arkadaşımız, bir yoldaşımızdı. Sosyoloji ve özellikle insan psikolojisi üzerine de ciddi biçimde yoğunlaşmış, bu alanlarda birikim edinmişti. Mücadelenin zorluklarına ve Kürt gerçekliğine yönelik çözümleyici yoğunlaşmaları olan, iyileştirici yöntemleriyle öne çıkan arkadaşlardandı. Aynı zamanda yoldaşlarının yaşam rehberi ve doktoruydu. Metina’da bir operasyon sırasında düşman kurşunuyla yaralanan kadın yoldaşının dağılan bağırsaklarını anestezi olmadan toplayıp dikerek ve onu operasyon bölgesinden çıkararak yaşamasını sağlamıştı. Buna benzer biçimde, birçok arkadaşın hayatta kalmasında katkısı ve payı olan bir yoldaştı. Emeğiyle kendini var edenlerimizdendi.

Anılarına cevap olmak

Jiyan yoldaş gibi binlerce kişi yalnızca direnip mücadele etmekle kalmadı; aynı zamanda tarihsel bir yaradan kurtulmayı, iradi bir duruş kazanmayı, Kürtler ve kadınlar olarak güçlü söz kurmayı ve mücadele etmeyi de öğretti. Bu mücadele, halk ve kadın olarak bize anlama gücü de kazandırdı. Yalnızca Kürtlüğümüzü ve kadın özgürlük iddiamızı değil, hafızamızı da geri kazandık. Direniş ve mücadeleyle hafızayı yeniden kurmanın ve kalıcılaştırmanın taşıyıcıları oldular. Dünümüz, bugünümüz ve geleceğimiz arasındaki diyalektiği kurdular. Yas tutmakla yetinmeyip doğru buluşmayı, geçmişle gelecek arasındaki bağı hiç koparılmayacak biçimde kurarak ebediyete vardılar.

Sömürgeciliğin bıraktığı iz derindir. Bunun farkına varmak ve bu izlerden arınmak, bilinç kadar cesaret ve mücadele gücü biriktirmeyi de gerektirir. Bugün Jiyan yoldaş gibi on binlerin anısına, demokratik toplumun inşasında hiçbir çıkar ve beklenti içinde olmadan var olabilirsek anılarına doğru yanıt vermiş olacağız.

Jiyan Çiya (Saliha Kaytan) 19 Ağustos 2019 tarihinde Medya Savunma Alanlarında şehit düştü.