‘Diren, Geri Al ve Yeniden İnşa et’

- Havin GÜNEŞER
199 views
“Dünyamızı Geri İstiyoruz—Diren, Geri Al ve Yeniden İnşa et—Otonom Eğitim Yap ve Örgütlen” adlı konferans Alternatif Arayış Ağı’nın 4. Konferansıydı. Bu konferansı bu temelde ele almak ve 2012’den  beri yapılan diğer konferanslardan koparmamak büyük önem taşır. Özellikle 2012 Şubat ayında yapılan ilk konferans, Sayın Öcalan’ın Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü Toplum Paradigması’nı ilk defa geniş kesimlere taşıyan bir konferans olmuştur. 2015 yılında gerçekleşen ikinci konferans ise bunu derinleştirmiş, paradigmanın henüz tartışılmayan yönlerini tartışmaya açmıştır. 2017’de ve Korona virüsünden dolayı 2020’de yapılamayıp, 2023’de yapılan dördüncü konferans ise, gittikçe dünya demokratik konfederalizmi bileşenlerini bir araya getiren, ortak sorunlarını tartışan bir buluşma yeri olmuştur. Nitekim katılımcılar bunu bir enternasyonale ya da demokratik ulusların kongresine benzetti.

Bu konferansların diğer önemli bir ortaklığı ise hazırlık süreçleri ve yapılma biçimleridir. Bir yıl öncesinden Hamburg’da çeşitli demokratik ve sol çevreler ile akademisyen aktivist ve hareketlerden temsilcilerin katılımıyla bir sonraki konferansın gündemi tartışmalarla belirlenmektedir. Ardından bu tartışmaların ışığında konferans programı ve konuşmacılar netleşmektedir. Bu konferansların diğer önemli bir ortak yönü de, salt bir teorik ya da salt bir aktivist bakış açısı ile ele alınmak yerine, her ikisini de bütünleştiren, yani günümüzün sorunlarının teorik boyutlarını ortaya koyarak, ortak bir bakış açısına sahip olmayı hedeflemesidir. Bu temelde de entellektüeller kadar, mücadele eden farklı hareketleri, aktivistleri ve alternatif yaşam arayışının sahibi olan herkesi bir araya getirmektedir.

Sunum çağrıları

Yeni araçlar bunun için de geliştirilmiştir; baştan beri kadın ve gençlerin katılımını önemsemiş, bu temelde yer ve alan açmak için de çaba sahibi olunmuştur. Sunum çağrıları ile konferansın ana sahnesinde konuyla ilgili olan ve bu konuda teorik açılım yapmak isteyenlere de alan açılmıştır. Aynı zamanda Sayın Öcalan’ın paradigmasının özgün boyutlarını da tartışmaya açmayı hedeflemektedir. Örneğin bu yılki konferansta “Bookchin ve Ötesi” adlı sunum çağrısı ile Murray Bookchin ve Abdullah Öcalan’ın ekoloji açısından birbirleriyle nasıl ilişkili olduğunu ve temel farklılıklarının neler olduğunu ortaya koymaya çalıştık. Yine “Sümer Zamanından Beri Kapitalizm” adlı sunum çağrısı ile de Abdullah Öcalan’ın, kapitalizmi Avrupa ile sınırlandırmadığı Sümerlere kadar dayandırdığı gerçeğini daha görünür kılmak istedik. Bu düşüncenin kapitalizmin kökeni, yayılması ve sömürgeci doğası tartışmalarına katkıları olabileceğini düşündük. Diğer bir sunum çağrısı da sanat/kültür ve medyanın rolü üzerineydi. Bu rolün kapitalist modernitenin yalanlarını ifşa ederek ve insanlara daha iyi bir dünya hayal etmeleri ve özgür bir yaşam kurmaları için ilham vererek en etkili öz savunma aracı olması üzerinde durmak istedik. Bu noktada Kürt özgürlük hareketi ve farklı hareketlerin bu öz savunma aracını en etkili şekilde nasıl kullandığını da açmak istedik. Bahsetmeden geçemeyeceğimiz diğer önemli bir katılım yöntemi de çeşitli kahve ve yemek kolektiflerinin katılma biçimleri oldu. Bir yandan üç farklı kahve kolektifi, diğer yandan dost ve çeşitli meclislerimizin yiyecek kolektifleri konferansın olumlu geçmesine de muazzam katkılar sundu.

Atölyeler

Bunun yanı sıra atölye çağrıları ile de pratik uygulama olanaklarını ve konferans programı çerçevesinde tartışmaları daha da zenginleştirmek için de alan açılmaktadır. Bu çerçevede dördüncü konferansımızda yirmiden fazla atölye muazzam bir tartışma olanağını ve kaynaşmayı açığa çıkarmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Zehra Doğan’dan Ankebût (Örümcek), Ceren Brûsk ve Mirjam Pietchamoa’nın Demokratik Modernite Tiyatrosu, Mezopotamya Ekoloji Hareketi ve İspanya’dan ekoloji aktivistlerinin organize ettiği Ekokırım atölyesi, Janet Biehl, Ross Domoney ve Danny Mitchell’den Rojava’ya Giden Yol,  Ararat Berlin ve Ermeni Ağından Parçalanmış mozaiği birleştirmek: Soykırım sonrasında Ermeni-Kürt ilişkileri, Dimitri Roussopoulos’dan Demokratik Konfederalizm: Montreal merkeziyetçi olmayan bir şehir örneği, Ortak Çalışma İnisiyatifinden (IMS) Üniversiteler arası ve özellikle Rojava Üniversitesi ile karşılıklı işbirliği nasıl işleyebilir?, Mesut Alp’dan Mitoloji ve Kürdistan Tarihi, Avrupa Jineolojî Merkezi’nden jineolojînin kültürü canlandırma ve güçlendirmedeki rolü, Friederike Habermann’dan Kapitalizmi ortaklıklar ile nasıl aşabiliriz, yine Avrupa Jineolojî Merkezi’nden Elif Kaya, Özlem Arık (Heyva Sor a Kurdistanê-Swîsre) Ebru Günay (Türkiye), Ediene Kirixi (Brezilya), Azra Talat Sayeed (Pakistan) ile Devletlerin Ötesinde: Doğal afetlerle toplumsal öz-örgütlenme ve uluslararası dayanışma ile yüzleşmek, Lida Käyhkö ve Dilar Dirik ile Özel Savaş, Demokratik Konfederalizm İnisiyatifi ile Tarih ve Direniş, Shahrzad Arshadi ve Targol Mesbah ile Hikaye Anlatım Sanatı, Demokratik Modernite Akademisi ile Demokratik Modernitenin inşası için entelektüel görevler: Özgürlük Sosyolojisi, Seosamh Mac Cathmhaoil Mac Ardghail /Stiofan Ó Loughran / Edel Ní Churraoin / Miadhachlughain O’Donnell ile İrlanda perspektifinden Direniş olarak Müzik ve Dil, Nika Dubrovsky ile Çocuklar İçin Antropoloji ve Köln govend ekibi ile de Govend ve Kürtler adlı atölyeler bir yandan konferans programını tamamlarken, diğer yandan katılımcıların birbirleri ile tartışmalarını ve tanışmalarını pekiştirdi.

Gönüllülük esastır

Bu konferansın diğer bir ortak özelliği ise gönüllülük temelinde gerçekleşmesidir. Bu temelde çevirmenler için yaptığımız çağrı da büyük yankı bulmakta ve tüm konferans boyunca ağırlıkta gönüllülük esas olmaktadır. 2012’deki konferansta bir ilk gerçekleştirilmiş ve tüm konferans boyunca Kürtçe simultan çeviri de yapılmıştır. Bu dördüncü konferansımızda 7 dilde simultan çeviri yapıldı. Bu dillere Arapça simultan çeviri de eklenmiş oldu. Konferansın diğer önemli bir boyutu da yereldeki meclislerimizin organizasyonu ile ilgili.  Konferans katılımcıları konferans boyunca halkımız ve dostlarımızın evinde konaklayıp uzun vadeli dostluklar ve bağlar kurdu. Bunu yerel meclisler mümkün kıldı. Bu yılki konferansımız diğer yıllara göre önemli farklılıklar içerdi. Özellikle 2017 yılında yapılan üçüncü konferans ardından, sadece paradigmanın tanıtımı değil, aynı zamanda demokratik konfederalizm temelinde entellektüelleri, hareketleri ve aktivistleri bir araya getirip ortaklaştıran bir alan haline de geldi. Zaten dördüncü konferansın programına bakıldığında bu daha somut görülecektir. Yine yaşanan sorunlara ve gelişmelere daha bütünlüklü bakan bir bakış açısı oturtulabilindi. Yani bir yandan Kürtlerin yaşadığı sorunların evrensel bağını kurarken, Kürt özgürlük hareketinin önerimlerinin özgünlükleri kadar evrensel boyutla buluşan yanlarını ve ona yaptığı katkıları da ortaya koydu. Demokratik modernite bileşenlerinin de kendilerini ortaya koydukları bütünün bir araya gelmesini de ortaya çıkardı, görünmez kılınanı görünür kıldı.

‘Diren, Geri Al ve Yeniden İnşa Et!’

Bu yaklaşımlarımız karşısında Hamburg Üniversitesi başkanının konferansı yapacağımız üniversitenin AudiMax salonunu konferansa 10 gün kala ve AStA’nın (Genel Öğrenci Komitesi) onayı olmadan iptal etmesi AStA’yı çok zor bir duruma soktu. Almanya’da politik nüfus sahibi olmaya çalışan Almanya istihbarat servisi, üniversite başkanına bir uyarı göndererek konferans salonunu iptal ettirdi. Vahim olan nokta ise üniversite başkanının proaktif olarak odaları iptal ederek bir skandala imza atmasıdır. Tam da Türkiye’de gerçekleşecek 14 Mayıs Seçimleri arefesinde Kürt Özgürlük Hareketini ve Sayın Abdullah Öcalan’ı entellektüel alandan, Alman ve uluslararası toplumdan koparmaya çalışan yeni bir kriminalizasyon hamlesi ile karşı karşıya kaldık. Bunun arka planında iç istihbarat servisinin “faaliyet göstermesi yasak olan PKK’nın tanıtımına yönelik bir etkinlik” olduğu yönündeki uyarısı yatıyor. Bu, benzeri görülmemiş bir öfke fırtınasını tetikledi. Çok kısa bir süre içinde Almanya’dan ve yurt dışından yüzlerce entelektüel ve kuruluş üniversite rektörlüğüne bir protesto notu gönderdi. Bu engellemenin siyasi sansür, bilim özgürlüğüne bir saldırı olduğunu ifade etti. Organizatörler olarak yaptığımız birkaç konuşma teklifi ise üniversite yönetimi tarafından cevapsız bırakıldı.
Ortak çalışma yürüttüğümüz kesimlerle fikir ortaklığını açığa çıkarmamız ardından ve diğer üç konferansın olumlu mirası üzerinden bu hamleyi zorlu fakat bir o kadar da farklı kesimlerin muazzam bir destek ve dayanışması temelinde aşabildik. Aslında üniversite ortamında gömülmeye çalışılan ve Sayın Öcalan’ın izolasyonunun Almanya açısından son çivisi diye düşünülen bir hamleyi tersine döndürerek, başta Hamburg’daki demokratik ve sol çevrelerin desteği alındı. Ve tüm Hamburg’a birkaç gün boyunca damgasını vuran bir konferansa dönüştürüldü. Özellikle atölyelerin yapılabilmesi için farklı hareketler ve kuruluşlar kendi yerlerini açarak tüm şehre yayılmamıza olanak verdiler. Yine tüm dünyadan çok geniş bir entellektüel kesim alternatif arayış ağı ve AStA’nın yazdığı ortak açıklamaya imzalarını vererek  üniversite başkanının bu yaklaşımını kınadılar. Tüm konuşmacılar eksiksiz desteklerini sunup konferansa katılım sağlamış, bu durumu konuşmalarında radikal eleştirmişlerdir. Tüm bunlara rağmen Avrupa ve dünyanın her yerinden konuşmacılar ve yüzlerce katılımcı ile konferans başarıyla start aldı. Kurd-Akad Yönetim Kurulu Üyesi Hatun Ayçık, Rojbîn Kürt Kadın Konseyi ve Hamburg Demokratik Toplum Merkezi temsilcisi Leyla Kaya, Hamburg Üniversitesi AStA adına Luise Dechow da organizatörler olarak konferans açılış konuşmalarını bu temelde gerçekleştirmişlerdir.  Sıkıştırılmak istendiğimiz noktalardan biri, konferans ile PKK arasındaki bağlantının ne olduğuydu. Buna en güzel cevaplardan birini de konferans organizasyonu adına “Abdullah Öcalan’a Özgürlük—Kürdistan’da Barış Uluslararası İnisiyatif” sözcülerinden Reimar Heider verdi: “Şüphesiz tüm sorunlar birbiri ile bağlantılı. Bunu, Kürt Özgürlük Hareketi ve Abdullah Öcalan defalarca anlatmıştır. Bu temelde sorunlara karşı verilen tüm mücadeleler de birbiriyle ilişkilidir. Başta gizli servisler ve bazı gazeteciler de PKK’den bahsedip bahsetmediğimizi sorarken neyi kastediyor? Kadın kırımına karşı olduğumuzu ve kadınların örgütlenmesini savunduğumuzu mu? Radikal ekolojiyi ve değişimi savunduğumuzu mu? Ya da demokratik konfederalizm ve özyönetimi savunduğumuzu mu kastediyorlar? Fakat bunlara evet demek iyi bir şeydir, kötü değildir. Eğer Sayın Öcalan bunu söylüyorsa ve PKK buna evet diyorsa, bu da iyidir ve kötü değildir.” Bu konferans ağırlığını bir yandan kapitalist modernitenin bütünlüklü bir tanımını yaparken, diğer yandan da yeniyi inşa etmede eğitim ve örgütlenmenin önemini ortaya koymuştur. Aynı zamanda yeninin inşasının en önemli boyutlarından birinin sanat olduğu, bunun dili ve tarzının açığa çıkmasına dönük tartışmalar da konferansa damgasını vuran önemli bir boyut oldu. Açılışta her seferinde olduğu gibi bu sefer de sanatsal etkinlikler yer aldı. Açılış Sayın Öcalan’ın doğum günü vesilesi ile hazırlanan bir animasyon ile start aldı. Animasyon Kürt halkının kendi doğuşunu neden Sayın Öcalan’nın doğuşu ile eşitlediğini çıplak haliyle anlattı. Bununla beraber ödüllü yazar James Kelman’ın konuşması ardından sergilenen İrlanda ve Kürt halk oyunları, hafızamızı halkların ortaklıkları açısından tazeledi. Bu makalede konferansla bağlantılı güncel politik düzlem açısından ortaya çıkan boyutlar ile konferans programı çerçevesinde daha geniş evrensel boyutları olan ve tartışılan konuları ele almak oldukça güç. Fakat bu konferans herkese bir kez daha gösterdi ki, kendini rutin ile sınırlamak fırsatların kaçmasına da neden olmaktadır. Bu nedenle konferans yapımının her aşamasında konferansın bu yılki sloganına denk bir yaklaşım sergilenmeye çalışılmıştır: “Diren, Geri Al ve Yeniden İnşa et!”

Devam edecek…