Dünyada 8 Mart

- Nazan ÜSTÜNDAĞ
27 views
Bu sene 8 Mart’a Filistin’de yaşanan soykırım ve cins kırımının damga vuracağı düşüncesindeydim. Ancak çok da öyle olduğu söylenemez. Her ne kadar özellikle göçmen kadınların çok olduğu batı ülkelerindeki ve Müslüman ülkelerdeki protestolarda Filistin soykırımı gündeme getirilse de, genel olarak 8 Mart’ta her bağlamın kadınlarının kendi sorunlarını öne taşıdığı bir 8 Mart yaşadık.

Latin Amerika’da gündemin en başında kıtanın her yerinde artan kadın cinayetleri ve buna karşı hükümetin çözümsüz kalması yer aldı. Brezilya başta olmak üzere birçok ülkede son bir kaç sene olduğu gibi, bu sene de protesto biçimini alan gösterilerde kadınların örgütlü öfkesi 8 Mart kutlamalarını biçimlendirdi. Kolombiya’da özellikle yerli kadınlara karşı artan şiddete dikkat çekildi. 2023 yılında günde 10 kadının  öldürüldüğü Meksika başkenti Mexico City’de ise 180 bin kadar kadın bir araya geldi. “Beni polis değil arkadaşlarım koruyor” sloganı atan kadınlar polisin, yargının ve yöneticilerin erkek oldukları için adalet getiremeyeceğinin altını çizdiler. Barikatları aşabildikleri yerlerde polisle çatışmaya giren kadınlar, aynı zamanda bu sene gerçekleşecek seçimlerde büyük ihtimalle başkan olması beklenen iki kadın adaya da seslendiler. Adayların artık kadın cinayetlerine son vermek için feministlerin önerilerine kulak vermesini istediler. Gösterilerin sonunda birçok kadın gazeteci gözaltına alındı.

Arjantin’de aşırı sağcı iktidarı protesto

Arjantin’de ise gündemde aşırı sağcı Millei’nin iktidara gelmesi ile birlikte ekonomik bir şok yaşayan ülkede artan kadın yoksulluğu vardı. Geçtiğimiz yıllarda Arjantin kadın hareketi kürtaj hakları için mücadele ve kadın cinayetlerine karşı örgütlenmeleri ile dikkat çekiyordu. Bu sene ise bir çok kadın Millei’nin politikalarının yoksullar ve kadınların sorunlarını ortaklaştırdığını söylüyor. Millei’nin kadınlara yönelik düşmanca politikaları kadın bakanlığını kaldırması ve kürtaj hakkını geri alacağını söylemesiyle açığa çıkmıştı. Bunlar her ne kadar çok önemli olsa da orta sınıf kadınların çevresinde daha kolay örgütlendiği konular. Arjantinli feministler ilk kez Millei’nin ekonomik politikaları sonucunda orta sınıfın da yoksullaşmasıyla birlikte kadın hareketinin önceliklerinin değiştiğini, okul, sağlık ve geçim meselelerinin hayatiliğinin herkesi birleştirdiğini söylüyorlar. Yoksulluk ve şiddete karşı başlayacak geniş tabanlı bir halk hareketinin örgütleyicisi ve öncüsü olmaları gerektiğinin altını çiziyorlar.

Avrupa’da gündem kadın cinayetleri

Avrupa’da, özellikle İtalya, Fransa ve Almanya’da da kadınlar sokaklara aylardır devam ettirdikleri kadın cinayetleri protestolarını taşıdılar. Almanya’da bilindiği gibi beyaz feministler ve göçmen kadınlar yıllardır 8 Mart’ı birbirinden ayrı kutluyorlar. Özellikle Berlin’de göçmen kadınlar düzenlediği gösterilerde beyaz feminizm ve beyaz feminizmin siyonizm, işgal ve sömürgecilikle işbirliği hedefteydi. Beyaz feminizmin halen eşitsizliğin devlet tarafından giderileceğine vurgu yapması ve Filistinli kadınları erkeklerden kurtarılacak kurbanlar olarak görmesi çeşitli konuşmalarda eleştirildi ve kadın kurtuluş mücadelesi ile sömürge karşıtı mücadelenin ortaklığı öne çıkarıldı.

İran’da yine Jin Jinan Azadî sloganı

Asya’da ise özellikle Pakistan, İran ve Afganistan’daki kadın mücadelesi dikkat çekti. Pakistan’da hem sosyalist kadınlar hem de İslamcı partilere yakınlığıyla bilinen kadınlar ayrı ayrı da olsa kadın özgürlüğünü savundukları pankartlarla sokaktaydılar ve kadın polislere meydan okudular. Afganistan’da kadınlar tüm baskılara rağmen küçük gruplar halinde bir araya gelip görünür olmayı başardılar. İran’da ise kadınlar polis tarafından tacize ve saldırıya uğramalarına rağmen jin, Jiyan, Azadî sloganını bir kez daha kamusal alana taşıdılar. İran’da polis saldırıları Birleşmiş Milletler tarafından insan haklarına saldırı olarak nitelendirildi. Azerbeycanlı kadınlar da sokaktaydı. Ancak bundan daha önemlisi Azerbeycanlı ve Ermenistanlı kadınların birlikte yaptıkları açıklamaydı. Barış fikrini yaygınlaştırmak için kurdukları ortak sitede kadınlar barışın ancak toplumsal ve kadın odaklı olarak inşa edilebileceğini ve üst düzey görüşmelerde milliyetçi söylemler mobilize edilerek ve sermaye çıkarları gözetilerek olacak bir barışı kabul etmediklerini vurguladılar.

Afrika’da savaş ve iklim kriziyle mücadele

Afrika’da 8 Mart diğer kıtalardaki coşkuyla karşılanmıyor ve genellikle devlet görevlilerinin ve Birleşmiş Milletlerin resmi açıklamaları üzerinden gündeme geliyor. Ancak Afrika’daki kadınlar için kıtanın en önemli sorunun savaşlar ve iklim krizi sonucu yok olan topraklar ve su olduğunu söylemek ve bunlara karşı mücadelenin gündelik, acı verici ve kahramanca olduğunun altını çizmek abartılı olmayacaktır.