Ezidi kadınların ferman hafızası ve direnişi

Ezidi kadınların ferman hafızası ve direnişi

- Arin Hivron
196 views
 Ezidi kadınlar artık yalnızca fermanlarla ve kadın kırımıyla anılmak istemiyor. Yeni bir savaş ihtimalinde, eskisi gibi ülkeyi terk etmek ya da dış güçlere güvenmek yerine; öz savunma ve kendi gücüne dayanarak geleceğini koruma eğilimi her geçen gün artıyor.

 Toplumsal hafıza; bir toplumun kolektif düşünme ve yaşam biçiminden kaynaklanan davranış, düşünce ve kültürel formlarının toplamı ve sonucudur. Bu formlar, toplumların kolektif emeğiyle örülmüş ve ortak bir hafızanın akışını oluşturmuştur. Kolektif hafıza, kişiyi aşan bir düzeyde; ondan önce var olan, onu aşan ve ondan sonra da varlığını sürdüren bir yapıdır. Bu hafıza; toplumun tarihselliği, kültürel mirası, nefesi ve varoluş dinamiklerinin toplamıdır.

“Ser verip, sır vermeyen” geleneğin devamcıları

Ezidi toplumu bu açıdan, toplumsal hafızası en güçlü; fakat aynı zamanda bu hafızanın tahrip edilmesi ve yok edilmesi için en fazla soykırıma maruz kalmış toplumlardan biridir. Êzidîler, Êzdalığın insanlığın kök hücresi olduğuna inanır. Tüm devletli uygarlıklardan ve tek tanrılı inanışlardan önce var olduklarını ve insanlığın bu kök üzerinden doğduğunu savunurlar.
Resmî uygarlığın kanlı tarihine baktığımızda, en çok kök toplumların, doğal inanışların ve kültürel hafızasını koruyan toplumların hedef alındığını görürüz. Merkezi uygarlık sistemleriyle asla bir olmamış ve Ezdalıkta en yaygın deyimle “ser verip, sır vermeyen” geleneğin devamcıları, tarihleri boyunca fermanlar silsilesiyle yüz yüze bırakılmıştır.
Tarih, Êzdalık ve Êzidî toplumu için acı ve soykırımların pençesinde akmış; zihniyetleri, kültürleri, inanç formları ve felsefeleri hedef alınmıştır. Varlık ve yokluk ikileminde, varlık dinamiklerini savundukça ve büyüttükçe fermanlar tekrarlanmıştır. Her ferman, beraberinde soykırımı getirmiş; fakat aynı zamanda direnişi de örmüş, büyütmüş ve bugüne taşımıştır.

Güneşin doğuşundan önce uyanan kadınlar

Bir qewl’de şöyle denir: Bu topraklarda kadınlar güneşin doğuşundan önce uyanır; güneşten sonra gelen ise aydınlıktır. Güneşi doğuran ve yeryüzüne aydınlığı getiren kadındır.
Her ne kadar yazılı tarih bu hakikatten yeterince söz etmese de, Ezdalık tarihinde kadınlar topluma, felsefeye ve hafızanın korunmasına öncülük etmiştir. Erkek egemenlikli sistemler ve bunun toplum içindeki yansımaları, bu öncülüğü hedef almış ve yok etmeye çalışmıştır. Buna rağmen direniş, Ezidi kadınlar için tarihsel bir akış ve yaşamsal bir öyküdür.
Ezdalıkta kadın varlığı günümüze kadar ulaşmış bir hakikattir. Yaşamda ve yaşam alanlarında bu hakikat her zaman görünür olmasa da, toplumsal cinsiyetçiliğin derin etkileriyle çoğu zaman görünmez kılınsa da özde yaşamı kucaklayan, büyüten ve sürdüren kadınlardır.
İnanç ritüellerinde en kutsal yer kadına ayrılmıştır. Ateş, çıra yani en büyük kutsal kadının elindedir; ateş kadının elinde kutsanır. Kimse o ateşin ve çırayı taşıyan kadının önüne geçemez. Bu anlamda Ezdalık felsefesi ile kadın varlığı ve ana-kadın kültürü arasında derin bir bağ vardır.
Kadın; kültürün taşıyıcısı ve koruyucusu, toplumun hafızası ve bilincidir. Bu nedenle, Ezdalığı ortadan kaldırmak isteyen tüm güçler kadınları özel olarak hedef almıştır. Devletli uygarlık sistemleri tarafından Ezidi toplumu üzerinde yürütülen 74 fermanda en fazla katledilen, esir alınan ve şiddete maruz kalanlar kadınlar olmuştur.
Özellikle 74. ferman sırasında DAİŞ eliyle binlerce Ezidi kadın ve çocuk katledilmiş, kaçırılmış, tecavüze uğramış ve köle pazarlarında satılmıştır. Kısacası, Ezidi toplumunda kültür ve inanca öz ve biçim veren de kadındır; soykırımlar sonucunda en fazla hedef alınan ve katledilen de…

Şengal’de kadınlar için yeni dönem

Özellikle 74. fermandan sonra bu direniş hafızasına yeni bir sayfa eklendi. Ezidi kadınlar, toplumsal direniş gelenekleriyle kadın özgürlük hareketinin deneyimlerini birleştirdi ve Şengal’de kadınlar için yeni bir dönem başladı.
Rêber Apo’nun felsefesi ve ideolojisiyle tanışan, bu doğrultuda eğitim alan kadınların yaşamlarında, yaşam alanlarına katılımlarında ve dünyaya bakış açılarında büyük değişimler yaşandı. Hem süregelen fermanların etkisiyle hem de toplumsal cinsiyetçiliğin yoğun baskısıyla yaşam alanlarının dışına itilen kadınlar, 74. fermanda yaşadıkları büyük soykırımın ardından çıkardıkları derslerle hayata yeniden katıldı.
Siyasetten ekonomiye, savunmadan eğitime kadar tüm yaşam alanlarında özgün ve özerk örgütlenmelerini kurdular. Hem süregelen ferman tehditlerine hem de toplum içindeki baskı ve şiddete karşı direniş dinamiklerini güçlendirerek bir mücadele hattı ördüler.

Toplumsal hafızanın canlanması

Jineoloji Akademisi olarak, son gelişen savaş süreci sonrasında hazırladığımız dosyada; Ezidi toplumunun kültürel ve tarihsel öyküsüne, fermanların tarihsel seyrine dikkat çekmeyi, 74. fermanın etkilerini ve sonuçlarını ortaya koymayı ve olası yeni bir ferman girişiminde Ezidi kadınların duruş ve tutumlarını görünür kılmayı amaçladık.
Bu kadar büyük yıkıma ve tüm dünyanın izlemekle yetindiği bir fermana rağmen, Şengal’de hâkim olan duygu çaresizlik ve çözümsüzlük değildir. Ezidiler, tüm müdahalelere rağmen yaşamlarını yeniden kurmak için büyük çaba göstermiş ve hâlâ göstermektedir.
Yaşam alanlarını ve savunma mekanizmalarını kuran Şengalliler, bugün bu değerleri korumak ve fermanların tekrarlanmaması için mücadele etmektedir. Araştırma sürecinde görüştüğümüz birçok kişinin ortaklaştığı nokta, Ezidi toplumunun 2014 öncesindeki toplum olmadığıdır. Bu durum, toplumsal hafızanın yeniden canlanması olarak değerlendirilebilir.

Şengal’de ferman ve direniş 

Aynı doğrultuda Ezidi kadınlar da artık yalnızca fermanlarla ve kadın kırımıyla anılmak istemiyor. Yeni bir savaş ihtimalinde, eskisi gibi ülkeyi terk etmek ya da dış güçlere güvenmek yerine; öz savunma ve kendi gücüne dayanarak geleceğini koruma eğilimi her geçen gün artıyor.
Ancak bu gerçeklik, yeni katliam ve savaş tehlikesini ortadan kaldırmıyor. 70’li yaşlarında bir annenin sözleri bu durumu çarpıcı biçimde ifade ediyor: “Şengal’de hangi taşı kaldırsanız, altından direnen bir kadının tarihinin izleri çıkar.”

Ancak aynı anne şöyle devam ediyor: “Fakat o kaldırdığınız taşa dikkat edin; altında kadın tarihi varsa, üstünde de mutlaka bir katliamın izleri vardır.”
Bu sözler, tarihsel bir hakikati ortaya koymaktadır. Hakikatin bir yönü, örtülen ve yok edilmek istenen kadın direniş tarihiyken; diğer yönü bu hakikatin maruz kaldığı fermanlardır. Bu nedenle Şengal’de hem ferman hafızası hem de direniş hafızası güçlüdür.

Yeni yaşam inşasında aktif yer aldılar

74 fermandan sonra Ezidi kadınlar büyük değişimler yaşadı. Kadın özgürlük hareketinin   Şengal’e girişiyle birlikte bu değişim hız kazandı. Ancak dikkat çekici olan, 2014 sonrası yaşanan dönüşümün, aslında tarihsel ve kültürel kodların yeniden canlanması olmasıdır.
Kadının öz gücü, özgüveni, öz savunması ve toplumsal öncülük rolü yeniden belirginleşti. Kadınlar yaşam alanlarında aktif yer alarak kendi yaşamlarına sahip çıktı ve tarihsel özelliklerini yeniden kazandı.
Kadınlar, eğitimden sağlığa, savunmadan siyasete, sanattan ekonomiye kadar pek çok alanda yeni yaşamın inşasında aktif rol almaktadır. Bu kazanımlar, büyük bedeller ve direnişlerle elde edilmiştir.
Kadınlar, hem dışarıdan gelen saldırılara hem de toplum içindeki baskılara karşı direndi. Bu nedenle kadınların ortaklaştığı temel noktalardan biri, kazanımlarını koruma kararlılığı ve mücadele etmeden hiçbir kazanımın sürdürülemeyeceği bilincidir.

Şengal’de yeni ferman tehdidi

HTŞ’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları ve alevlenen üçüncü dünya savaşı tartışmaları çerçevesinde, Şengal’de de yeni bir ferman tehdidi sürmektedir. Bir yandan Türkiye gibi bölge devletleri Şengal’de yeniden kurulan yaşamı tehdit ederken, diğer yandan Irak devleti Ezidi halkını bir kez daha savunmasız bırakabilecek politikalar izlemektedir.
Bu durum en çok kadınları etkilemektedir. Kadınlar bir yandan kurdukları yaşamı savunma kararlılığını sürdürürken, diğer yandan 74. fermanın izleri hâlâ tazeyken yeni bir ferman ihtimalinin kaygısını taşımaktadır.
Son yüzyılın en büyük kadın kırımını gerçekleştiren DAİŞ çetelerinin yeniden Irak’a getirilme ihtimali ise kadınlar için en büyük kaygı kaynaklarından biridir. Bu grupların birçoğu doğrudan 74. fermanda yer almış faillerden oluşmaktadır.
Ezidi kadınlar, bu kişilerin yalnızca soykırım değil, aynı zamanda kadın kırımı suçlarıyla da yargılanmasını talep etmektedir. Ancak devlete karşı güvensizlik söz konusudur. Bu kişilerin serbest bırakılabileceği ve yeniden çatışmalarda kullanılabileceği yönünde kaygılar taşımaktadırlar.
74. fermanın üzerinden yıllar geçti. Şengal’i ve Ezdalığı tüm bu katliamlara rağmen ayakta tutan, yaralarını saran ve yeniden yeşerten; kadınların varlığı, emeği ve direnişidir. Bu varlığı tanımak, görünür kılmak, büyütmek ve kazanımlarını korumak ise özgürlüğe inanan herkes için bir sorumluluktur.