Hamle özgürlüğü getirecek

- Newaya Jin
68 views

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dönük uluslararası Komplonun 25. yıldönümünde Kürt halkının dostları uluslararası bir hamlenin startını verdi. ‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük Kürt Sorununa Çözüm Platformu’, 10 Ekim 2023 tarihinde Bangladeş’ten Tokyo’ya, Güney Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar uzanan 30’a yakın ülkede, onlarca merkezde yapılan basın açıklamaları, eylem ve etkinliklerle hamleyi duyurdu. Newaya Jin olarak dördüncü ayına giren ve çeşitli eylemlerle devam eden hamleyle ilgili Avrupa’da yaşayan kadın mücadelesi aktivistlerinin görüşlerine başvurduk.

Şevîn Sincar: Almanya NRW Eyaleti Federasyonu Eşbaşkanıyım. Yurtsever bir Kürt ve bu hareketin bir çalışanı olarak “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Siyasi Çözüm” hamlesini destekliyorum. Rêber Öcalan fiziki özgürlüğüne kavuşana dek mücadelemiz sürecek. Bir işkence metodu olarak Rêber Öcalan’a dayatılan tecrite artık tahammülümüz kalmadı. Halk olarak sabrımızın tükendiği bir eşikteyiz. Kadınlar ve halk olarak devam eden tecrit karşısında özeleştiri konumundayız. Devam eden bir mücadelemiz var ama bu mücadele, tecriti kırmaya yetmiyor. Bu mücadeleyi daha üst bir aşamaya taşıma sorumluluğu ile karşı karşıyayız. Kendine insanım diyen herkesi bu hamlede yerini almaya çağırıyorum. Kürt kadınları olarak bizim bu hamledeki öncü pozisyonumuz önemli. Bugün ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganı tüm dünyada haykırılıyorsa bu, Rêber Öcalan sayesindedir. Rêber Öcalan biz kadınlara özgür yaşamın yollarını açtı, olanaklarını sundu. Şimdi de Rêber Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü sağlama görevi bizim.

Saadet Kuran: İsviçre Komaw Eşsözcüsüyüm. Önderliğimiz 25 yıldır İmralı’da rehin tutuluyor. 25 yıldır halk olarak haykırdığımız cümleyi bir kez daha tekrarlamak istiyorum: “Rêber Apo varlık gerekçemizdir.” Startı verilen Rêber Öcalan’a özgürlük hamlesine çok geniş çevrelerden destek geldi. Bu hamle halk olarak bizim de Önderliğimizin fikirlerini daha derinlikli bilince çıkartmamızı gerektiriyor. Artık talebimiz sadece tecridin kırılması değil, Önderliğimizin fiziki özgürlüğüdür. Bunun fikir, zikir, eylem birliğini yaratmak durumundayız. Kürt kadınlarına yeni bir yaşam olanaklarını yaratan Önder Apo’ya kadınlar olarak borçluyuz.

Gülistan Kan: Bizi tecrite alıştırmaya çalışıyorlar. Ama bizim artık sabredecek zamanımız yok. Kapitalist sistemin bize dayattığı yaşamı yaşayamayız. Özelikle kadınlar olarak tecriti kırma konusunda ve Önderliğin fiziki özgürlüğü için daha fazla mücadele vermeliyiz. Rêber Öcalan, mücadelenin başından bu güne kadar hep kadınların özgürlüğüne yoğunlaştı. Eğer biz bugüne gelmişsek, bu bilince vardıysak ve bugün kendi irademize sahip çıkabiliyorsak, Rêber Apo’nun bize sunduğu özgürlük sayesindedir.

Mürşide Oltan: Roza Kadin Meclis Sözcüsüyüm. Rêber Apo artık sadece Kürt halkının önderi değildir, bütün sömürülen halkların önderidir. Dostlarımız tarafından başlatılan hamle çok önemli. Mevcut durumda görebiliyoruz ki Önderliğimizi toplumdan, dünyadan koparmak istiyorlar fakat Önderliğimiz düşünceleriyle, ideolojisiyle her zaman bizimle birliktedir. Belki şu an fiziki olarak bizim yanımızda değildir ama fikirleri ile hep bizimledir. Uluslararası Komplo ile mutlak tecridin nedenlerinin somut örneğini Rojava’ya saldırılarda görebiliyoruz. Ama Rojava Önderliğin ideolojisiyle yaşam bulmuştur, bundan kaynaklı hiçbir zaman istedikleri amaca ulaşamazlar. Kürt halkı nerede olursa olsun her zaman Önderliği için ayakta olacaktır.

Kezban Doğan: TJK-E Üyesiyim. Önderliğimiz ‘adı bile yasak olan, dili yasak olan, kültürü yasak olan halkın yurtseverliğini yaptım’ dedi. Yıllarca sömürü altında olan, kültüründen, iradesinden ve kendi benliğinden uzaklaştırılmaya çalışılan bir halkı tekrardan özüne döndürmeyi başardı. Ve bu Önder 25 yıldır fiziki olarak esaret altında, her ne kadar fiziki olarak İmralı’da olsa da düşüncesi ve felsefesi bütün dünya halklarına umut oldu. Fakat 25 yıldır mutlak tecrit koşullarında tutulmakta. Kürt halkı olarak bu tecridi sadece Rêber Apo üzerinde uygulanan bir tecrit olarak değerlendirmiyoruz. Bir halkın iradesi, varlığı, kimliği de 25 yıldır tecrit altında. Önderliğimizin fiziki özgürlüğü elde edilinceye kadar her yerde ve her anda mücadele içinde olacağız. Mücadele ve direnişimiz ile sesimizi Avrupa ülkelerine ve tüm dünyaya duyurmak istiyoruz. Çünkü bu mücadele, sadece İmralı işkence sisteminin gardiyanlığını yapan Türk devletine karşı bir mücadele değildir, Uluslararası Komplonun tüm aktörlerine sesleniyoruz. Başta Kürt kadınları olarak komployu kınamakla yetinmeyip bu yılın Önderliğimizin fiziki özgürlüğünün ve aynı zamanda Kürtlere statünün tanınmasının yılı olmasını istiyoruz.

Fadile Hesen Mihemed: Gelinen aşamada tecridin en ağır biçimi dayatılmakta. Rêber Öcalan şahsında Kürt halkı olarak tecrit altındayız. Rojava’ya dönük saldırılar da bu tecrit politikası ve topyekun soykırım saldırılarından bağımsız değil. Uluslararası güçlerin buna sessiz kalması ise bu soykırım politikalarının bir parçası olduklarının ve çıkarlarını öncelediklerinin bir göstergesi. Kürt halkı ve kadınları olarak bütün kararlılığımızla bu adaletsizliğe karşı direnmeye devam edeceğiz. Sonunda başaracağımıza ve Önderliğimizi tekrar aramızda göreceğimize inanıyorum. Nasıl ki kadınlar yüzyılın ve özgürlük mücadelelerinin öncülüğünü yapıyorsa, bu hamlenin öncülüğünü de kadınlar yapacak ve sonucunu belirleyecektir.

Şevin Skech İsa: Bu hamleyi final hamlesi olarak görüyorum. Amacımız Önderliğimizin fiziki özgürlüğüne kavuşmasıdır. Geçtiğimiz aylarda yitirdiğimiz sanatçı Beytocan’ın dediği gibi “aldatıcı rüyadan artık uyanın, ayağa kalkın artık yeter!” Çağrım bütün Kürt kadınlarına; kendi gücünüzün farkına varın ve bu hamlenin bir parçası olun. Kadın isterse her şeyi başarabilir, sadece harekete geçmesi gerekiyor.

Hezne İnal: 25 yıllık tecrit politikası sadece Türk devleti ile sınırlı değil. Tecrit bir işkencedir ve Avrupa’nın onayı ile yapılıyor. CPT, Avrupa Konseyi bu hukuksuzluğa karşı tercihen gözlerini yumuyor ve sessiz kalıyor. Bu hamlenin startının CPT merkezi önünde verilmesinin nedeni de bu sessizliği protesto etmek amaçlıdır. Bu hamlede Kürt kadınlarına büyük rol düşüyor. Biz kadınlar Önderliğimizin özgürlüğüne dek mücadelenin dinamik gücü olmalıyız. Sözümüz ve sesimizle Önderliğimizi daha güçlü sahiplenmeliyiz.

Aysel Doğan: Rêber Öcalan’a dönük tecrit insan haklarına, demokrasiye, kadın özgürlüğünü savunan herkese dönük uygulanan bir tecrittir. Rêber Apo nasıl ki Kürt kadınlarının özgürlüğü için mücadele edip çabacı olduysa, Kürt kadınları olarak bizler de Önderliğimizin fiziki özgürlüğü için mücadeleyi daha da yükseltmeliyiz. Çünkü bizim dışımızda ne tecrit politikasına ve ne de Kürt soykırımına ‘dur’ diyecek başka bir güç yok. Çünkü, tüm bu politikalar dünya hegemon devletlerinin onayı ile gerçekleşmekte. Dolayısıyla, mücadelemizin sonucunu bizim kendi katılımımızın belirleyeceği bilinciyle hareket etmeli ve direnişi büyütmeliyiz.