İnsan toprağına bağlılığıyla insandır

- Abdullah ÖCALAN
37 görüntüleme
14 Temmuz, Parti tarihimizde Parti kimliği uğruna en kahredici işkenceli bir ortamda varlığını adama ve bu temelde ülkesine, halkına, insanlığına sahip çıkma adına, en büyük direniş kararının verildiği bir gündür. Partimiz’de en çok ihtiyaç duyulan, Parti kimliği ile insan olmak, Parti kimliği ile ordulaşmak, Parti kimliği ile yaşamsal olmaktır. Belki de sadece başarıların değil, onun olumlu bütün adımlarının esasını teşkil ediyor dersek, bu büyük direniş kahramanlarımızın şahsında en yalın gerçeği dile getirmiş oluruz.

Kaldı ki, bizzat büyük şehidimiz M.Hayri Durmuş, çok açık bir biçimde kaleme aldığı yazıda, “Bizim kadar yaşama bağlı insan yok, ama bu yaşam ancak Parti kimliği ile olduğunda kabul edilebilir. Siz bize bu kimliği çok görüyor, onu yok etmek istiyorsunuz. Bunun dışında herhangi bir yaşamı kabul etmemiz mümkün değildir. Çok sınırlı Parti kimliği ile birlikte bir yaşamı tanırsanız, yaşama kararlılığımız büyük bir coşkuyla devam edecektir.  Bunu tanımazsanız; dayattığınız bu kimlik inkarına dayalı yaşamı asla kabul etmeyeceğiz ve ne mutlu ki bize, büyük direniş kararına da ulaşmış bulunuyoruz” der ve o kararı o şekilde gerçekleştirirler. Onların tümüyle kanıtlamak istedikleri PKK kimliğiyle yaşamak; PKK kimliği ile, Ulusal Kurtuluş savaşımında bu kimliğin -Kemal Pir’in deyişiyle ister on, ister yirmi yıl sürsün- savaş çizgisi ile zafere gitmek ve yine bu büyük şehadetlerden Mazlum Doğan’ın gösterdiği biçimiyle bir kibritle özgürlük meşalesini tutuşturmak; bu imkanı bile böyle değerlendirmek anlamına gelmiyor mu?

Parti kimliğine bağlı kalmak

O halde 14 Temmuz Direnişçileri’ni anmak demek; artık kabul edilmesi imkansız olan bütün hususları kesinlikle bir tarafa atmaktır. Yine direniş olanaklarını amansız değerlendirmek, zafere kilitlenmektir. Bunun dışında şehitleri anmak, kesinlikle ikiyüzlülüktür. Büyük direniş değerlerine karşı görev anlayışını, saygısını, bağlılığını tutarlıca koruyamayanlar, hakkını veremeyenler, lanetli olmaktan, dolayısıyla düşmanın karşısında bir hiç olmaktan kurtulamazlar. Şehide yanlış yaklaşım, ilgisizlik, unutkanlık ve daha çok da onların soy değerleriyle oynama, esasta o kişiyi bitiren, belki de düşman kurşunundan daha tehlikeli bir biçimde onu iflah olmaz bir biçimde vuran gerçekliğin ta kendisidir. Şehit kadar vurucudur bu, kendisini çiğneyeni affetmez. Kim nereden bakarsa baksın, PKK’nin şehitler gerçeği tarihte belki de hiçbir Parti’yle karşılaştırılamayacak kadar büyük. Bu şehitler kervanını hiçe sayanların  insanlık tarihinde kesinlikle affedilecekleri düşünülemez. Bir de hiçbir değere sahip olacakları da düşünülemez. Dolayısıyla varsa bu büyük direniş şehitlerimizin anısına bir bağlılık, bu kararlılık günlerine varsa bir anlamlı yaklaşımınız, onların çizdiği yolda ve temsil ettikleri gibi bir Partileşmeyi, Parti kimliğine bağlı kalmayı her şeyden yüce tutmalısınız.

En temel insani gerçeğe sahip çıkmak

Özellikle Partileşmeye büyük bir iddia ile giriş yapma kararlılığında olan çok sayıda yoldaşlarımıza söylerim ki, geç de olsa bu şansı mükemmel değerlendirin. Büyük direniş kah-ramanlarına bakarak “bize yeter ki kimliğimize sahip çıkmanın bir fırsatını verin, yaşama nasıl sevdalı olacağımızı size gösteririz” büyük sözünden anlayarak, Partileşmenin hem iç örgütlenmesine, hem dışa yönelik kitlesel, gerillasal, diplomatik, kültürel her yönlü çalışmasına bu Parti kimliğini yansıttınız mı, bu bir zafer kişiliğidir ve engel tanımaksızın gider. Bunun dışında bu ülkede değil başarılardan bahsetmek, insan olmaktan bile bahsetmek mümkün değildir. Çünkü bu kimliğe sahip çıkma, bu yoldaşlarımızın da söylediği gibi en temel insani gerçeğe sahip çıkmak demektir. Çünkü insan doğduğu topraklara bağlılığıyla insandır. İnsan, içinde yer aldığı etnik topluluğa, ulusal topluluğa bağlılığıyla insandır. İnsanın bu anlamda bir sosyal gerçekliği vardır, o gerçekliğe bağlı olduğu oranda insandır. İşte bugün düşman diyor ki, “bu en temel insanı değerlerden vazgeçeceksiniz.” Peki ne olunabilinir? İnsandan başka her şeye benzetilebilir ve herhalde en kötü bir hain olunabilir.  Demek ki Parti kimliği böylesine vazgeçilmez bir insani kimliktir. Bunun dışında da ülkede başka bir kimlikle insan olmak mümkün değildir. Mümkün olmadığı, hainlerin bolluğundan, itirafçısından, işbirlikçisinden belli, yine bu kimliğe sahip olamayanların içinde bulunduğu zavallılıklarından belli. Tek seçenek bu kimliğe sahip çıkmak. Bu yoldaşlar gerçekten bunu çok büyük gördüler ve sadece görmeyle yetinmeyip, görmeyi karara, kararı yaşamını adamaya dönüştürdüler. Parti’ye adanmış yaşam, insanlığa adanmış yaşam. Bu büyük gerçeği doğruladılar ve bu büyük gerçeği bize mal ederek, bize en büyük yardımı yaptılar. Büyük şükran duygusuyla bağlı kalmak gerekiyor. “Büyük minnet borcumuz vardır” dememiz gerekiyor.

PKK’yi PKK yapan temel değerlerdir

Büyük şehidimiz M.Hayri Durmuş, öyle duyarlı, nazik, nazik olduğu kadar yaptığı işin bilincindedir ki, o zaman şunu söyler: “Parti Önderliği’nin özellikle örgütsel konulardaki çabaları karşısında yetersiz kaldık ve biraz da borçlu düştük”. Bu borcu ödemeden gitmek zoruna gider. Başka hiçbir şey söylemez. “Mezar taşıma borçlu yazın” dediği nokta bu. Ör-gütsel görevler konusunda gösterdiği yetersizlik, onu borçlu bıraktı. Böylesine bir direniş gününde,  o kimliği savunma kararlılığına, ödün vermeksizin, boyun eğmeksizin, büyük bir dirayetle, bütün Parti’ye, bütün halka ve insanlığa kabul ettirinceye kadar başarısı için her şeyimi ortaya koyduğum gibi, bundan sonra da koymakta değil tereddüt etmek, daha da bir amansız takipçilikle ve onun ustalığıyla yüklenmek, sonuç almak ve onların güvenine sadece layık olmak da değil, güvenlerini gerçek bir önderlikle zafere götürmek sözümdür, gerçeğimdir. Bütün Partililer’in de, halkımızın da, dostlarımızın da bu sözümüze ve gerçekliğimize yanıt olmaları, en başta değerli bir insan kimliği, Parti kimliği kazanmanın ta kendisidir ve en değerlisidir. PKK’yi PKK yapan temel değerlerdir. PKK, düzenin tüm verdiklerini elinin tersiyle itenlerin geldiği yerdir. Bunlar sizi müthiş bağlayan tanımlardır.

Şehit ve Önderlik gerçeğinin komuta gücü

Şehit komutası kesinlikle size kazandırdığı şerefle, onurlu yaşamla, kendini bu çerçevede güçlü bir karar düzeyi olarak dayatır. Bunların bizim tarafımızdan temsili, kesinlikle bu çerçevenin, bir de Önderlik eliyle kudretli bir biçimde yürütmesini hem mümkün kılar, hem de en tercihli kılar. Şehit ve Önderlik gerçeğinin böyle bir komuta gücü çok büyük bir olaydır. Onlarla yürütülüyorsunuz. Onlarla bu düşman sürekli geriletiliyor. Onlarla bütünleştiğinde sizin de gerçekten iradenizin emretme gücü -doğru temelde-, dolayısıyla yenme gücü kesinleşir. Emekle, devrimci emekle, onun gerçekten usta çabalarıyla bunun kazanılması söz konusu olacaktır. Tercih bu noktaya gelmiştir. Değerlendirirseniz yüce olacak ve çok istediğiniz değerlerle kendinizi siz de güçlendireceksiniz. Biz bundan gurur duyarız. Kazanan siz oluyorsunuz.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 14 Temmuz 1998 tarihli konuşmalarından derlendi.