Kadın öncülüğünde barışın inşası

- Hacer Ozdemir
364 views
Ortadoğu başta olmak üzere ulus devletlerin -daha doğrusu erkek egemenlikli sistemin- yaşadığı siyasal krizi bertaraf etmek üzere dünyanın birçok bölgesinde derin ve kaotik bir savaşın dayatıldığı günlerden geçiyoruz. Savaştan en çok yara alanlar, en derinden etkilenenler kadınlar ve çocuklar.

Bu da geleceğimize sahip çıkmanın, eşit ve özgür bir yaşamı inşa etmenin, barışı örme ve inşasını gerçekleştirmenin mücadelesini her zamankinden daha fazla büyütmeyi hem mümkün hem de zorunlu kılıyor. Ortadoğu’da başta Kürtler olmak üzere halklara ve kadınlara dayatılan yüz yıllık savaş, 27 Şubat tarihindeki ‘Asrın Çağrısı’ ile başka bir aşamaya evrildi. Savaşı her biçimiyle, en vahşi haliyle deneyimleyen kadınlar olarak barışı inşa etmenin ne denli önemli ama bir o kadar da zorlu olduğunu biliyoruz. Bu coğrafyada ‘barış’ dediği için, barışa dair söz kurduğu için kadınlar yargılandı, cezalandırıldı. Ama ne bireysel ne de hareketler düzeyinde barışı dillendirmekten geri durmadık. Ancak kadınların dahiliyle, çabası ve örgütlülüğüyle onurlu bir barışın mümkün olduğuna inanarak bugüne kadar bu çabamızı çeşitli girişimlerle sürdürdük. Kayıp çocuklarını arayan ‘Cumartesi Anneleri’, çatışmalarda çocuklarını kaybeden ‘Barış Anneleri İnisiyatifi’, ‘Kadın Özgürlük Meclisi’, ‘Yaşamı ve Özgürlüğü Örgütlüyoruz-Barışa Ses Veriyoruz’, ‘Vakti Geldi Barışın’, ‘Barış İçin Kadın Girişimi’ ve ‘Kadın Arabulucular Ağı’ gibi oluşumlar Kürt kadınları ve Türkiyeli kadın örgütlerinin, aktivistlerinin birlikte hareket ederek ortaya çıkardıkları girişimlerden başlıcaları. 

Barış İçin Kadın Girişimi

Barış için Kadın Girişimi, 2009 yılında siyasi mücadele yürüten çok sayıda Kürt kadının tutuklanması ardından farklı kesimlerden kadınlar tarafından kuruldu. 2009-2012 yılları arasında Türkiye’de barış eylemlerini geliştirmek ve kadınların savaş ve çatışmadan doğan mağduriyetlerini tartışmak-belgelemek amacıyla faaliyet gösterdi. Bileşenleri arasında hem kurumlar hem bireyler yer almaktaydı. Üye profili, Türkiye’nin siyasal, sınıfsal, etnik ve dini açıdan taşıdığı çeşitliliği yansıtmaktaydı. Girişim, yakın zamana kadar barış talebini tüm ülkede yükseltmek ve barışın yolunu açmak için sokaklarda, evlerde, okullarda ve işyerlerinde barış noktaları kurmuş ve eylemler yapmıştır. Savaşın kadınlara verdiği doğrudan ve dolaylı zararları tespit etmeye dönük çalışmaları olmuş; savaşa ayrılan bütçe ile kadınları güçlendirmek için neler yapılabileceğine ilişkin veriler oluşturmuş, bu kapsamda forum ve atölyeler düzenlemiştir.

Kadın Özgürlük Meclisleri

Çatışmaların ve krizlerin toplumsal dokuda yarattığı derin tahribatın en ağır bedellerini ödeyen kadınlar, aynı zamanda bu süreçlerin dönüştürülmesinde de en güçlü aktörlerdir. Militarizmin, patriyarkanın ve sömürgeci yapıların toplumlar üzerinde yarattığı baskılar, en çok kadınların yaşamlarını etkilemiştir. Bu yapıların toplamda oluşturduğu çok katmanlı eşitsizlikler, kadınların özgürlük mücadelesinin ve barış talebinin yalnızca bir çatışma çözümüne değil, aynı zamanda sömürü ilişkilerini kökten dönüştürmeye yönelik olduğunu da göstermektedir. İşte 2015’te ilan edilen Kadın Özgürlük Meclisi, bu dönüşümü sağlamak için önemli bir zemini oluşturmayı amaçlamıştı. Toplumsal adalet ve eşitlik mücadelesi, yalnızca çatışmanın sona erdirilmesini değil; sınıfsal, cinsiyete dayalı ve etnik temelli sömürü sistemlerinin kökten dönüşümünü gerektirir. Kadın Özgürlük Meclisleri, bu bütüncül perspektifin forma kavuştuğu, kadınların barış ve eşitlik mücadelesinde nasıl dönüştürücü bir güç olabileceğini gösteren önemli bir deneyim olarak öne çıktı.

Kadın Arabulucular Ağı

Kasım 2021’de ilan edilen Kadın Arabulucular Ağı çatışma, çözüm, müzakere ve arabuluculuk konularında toplumsal cinsiyete duyarlı araştırmalar yapmak ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmayı hedefledi. Türkiye ve Kürdistan’da çatışma ve çözüm konulu çok sayıda eğitim ve atölye ile kadınların arabuluculuk rolleri ve barış süreçlerine etkin katılımını mümkün kılmayı amaçladı. Yaşadığımız coğrafyada çatışmaların sürmesine paralel olarak süreleri kısa da olsa önemli barış süreçleri yaşandı. Kadınlar barış arayışlarını hep sürdürdü. Özellikle 2013-2015 yılları arasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yürüttüğü müzakere süreci, farklı dinamiklerin müdahalelerine rağmen toplum tarafından sahiplenildi. Süreci sahiplenen ve örgütleyenlerin başında kadınlar geldi. Ve kısa süreli de olsa birçok kadının yaşamına dokundu.

‘Kadınlar Barışı Konuşuyor’ Çalıştayı 

Birlikte inşa önemlidir, özellikle toplumsal barışın inşası kadınlar başta olmak üzere baskı altında olan tüm kimliklerin yapısal sorunudur. Tüm bu deneyimlerin yarattığı tecrübe, kadınlar olarak barışa duyduğumuz ihtiyaçtan hareketle bugün de onurlu bir barışın inşası için kolları sıvadık. Bu çabaları toplumsallaştırmak adına Amed, Ankara, Mersin, İzmir ve İstanbul başta olmak üzere çeşitli merkezlerde kadın buluşmaları düzenledik. Barışın öznesinin kadınlar olduğu gerçeğinden yola çıkarak, 22-23 Şubat 2025 tarihinde “Kadınlar Barışı Konuşuyor” çalıştayı düzenledik. Bu çalıştayda, geçmiş barış süreçlerinin nasıl deneyimlendiğini, savaş politikalarının hayatlarımız üzerindeki etkilerini ve “biz kadınlar ne için mücadele ediyoruz?” sorularına cevaplar aradık. Düzenlediğimiz atölyelerin başlıkları hem savaşın yarattığı etkileri hem de bundan çıkışın yollarına işaret ediyordu: 

•Savaş Ekonomisi, Kadın Emeği ve Yoksullaştırma Politikaları

•Barış Mücadelesiyle Kadın Mücadelesinin Birlikte Yürütülmesine Neden İhtiyacımız Var?

•Kadınlar Nasıl Bir Barış İstiyor? Barışı Nasıl İnşa Edebiliriz?

“Peki bundan sonra ne yapacağız?” sorusuna da ikinci gün oturumlarında yanıt aradık. Tartışmalarımız üç hat üzerinden yürüdü: Toplumsallaşma, yasal çerçeve ve siyaset. Ortaklaştığımız temel nokta, barış ihtiyacının toplumsallaşması idi.

Kadınları özne kılmak

İçinde birçok farklılık, kaygı ve soru barındırsa da, ortak noktamız bu konuda bir derdimizin olmasıdır. “Kürt sorununun barış içinde, demokratik ve eşitlikçi çözümü için kadınlar olarak nasıl ortak mücadele ederiz?” sorusunun cevabını, “Barışa ihtiyacım var” sözüyle formüle ettik. Bundan hareketle “Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi” olarak yola çıktık. Amacımız, her birimizin barışa neden ihtiyacı olduğunu hatırlamak, hatırlatmak, birbirimize anlatmak ve temas alanlarımızı büyütmektir. Tüm kadınları bu barışın öznesi olmaya ve barış için sorumluluk almaya çağırıyoruz. “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve Newroz ile birlikte alanlara aktı. Milyonların sahiplenmesi, bir toplumsal kararlılıktı. Bu kararlılık, Kürt sorununun demokratik çözümü ve barışın inşası için olanakları da genişletti.
Ancak barış inşası kadınlar açısından yeni bir tartışma değildir. Bu mesele, uzun yıllardır kadınların gündemindedir. 

Dayanışmayı aşmalı

1994’teki “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasından, 2009’daki Barış İçin Kadın Girişimi’ne, Kadın Özgürlük Meclisi’nden, kadın barış gruplarına ve gözlem heyetlerine kadar on yıllardır onurlu barıştan yana özgürlük ve eşitlik mücadelesi veren kadınlarla birlikte ortak mücadele yürüttük. Ancak edindiğimiz tecrübeye dayanarak, bugün artık dayanışmayı aşan bir mücadele hattına ihtiyaç bulunmakta. Bu nedenle, “barış” derken kastettiğimiz şey; Kürt sorununun bu topraklarda demokratik yollarla ve eşitlik temelinde çözümüne dayanan bir barıştır. Sürecin adı ya da nasıl değerlendirileceği kişiden kişiye değişebilir, ancak bu süreci “barış” ve “çözüm” kavramları etrafında tanımlamak mümkündür. Barış zemini, aynı zamanda kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesinin büyümesine ve toplumsallaşmasına da imkân sunmaktadır. 

Sonuç: Barışa İhtiyacım Var

Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, tüm toplumu ilgilendiren bir çağrıdır. Bu çağrının biz kadınlara önemli sorumluluklar yüklediğini görüyoruz. “Barışa ihtiyacım var” diyen kadınlar olarak; barışa neden ihtiyaç duyduğumuzu hem bireysel hem kolektif olarak hatırlamak, anlatmak ve yaymak üzere yeniden yola koyuluyoruz. Barış sözünü birlikte söylemek ve bu barışın öznesi olmak, barışı birlikte inşa etmek için mücadelemizi büyütüyoruz.

*Barışa İhtiyacımız Var Kadın İnisiyatifi Üyesi