Kadınlara karşı soğuk savaş ve Faludi

- Fidan YILDIRIM
71 views

Amerikalı Feminist Susan Charlotte Faludi, en önemli eseri Backlash- Ters (geri) Tepki’de 1980’lerden itibaren feminizmin yükselişine karşı kadın haklarını yok etmeye çalışan karşı saldırıyı-kadınlara karşı soğuk savaşı irdeliyor. Susan Charlotte Faludi, Amerikalı feminist gazeteci ve yazar. En çok satanlar listesinde yer alan ve birçok dile çevrilen “Backlash: The Undeclared War Against American Women” (Ters tepki: Amerikalı Kadınlara Karşı İlan Edilmemiş Savaş) adlı kitabıyla tanındı. Bu kitap çeşitli ülkelerde feminist hareketler ve cinsiyet araştırmaları üzerinde önemli bir etki yarattı. Faludi, çalışmalarıyla “Açıklayıcı Habercilik İçin Pulitzer Ödülü”nü de almaya hak kazandı.

Gazeteci Marilyn Lanning ile fotoğrafçı Steven Faludi’nin çocuğu olarak 18 Nisan 1959’da New York-Queens’te doğan Faludi’nin babası Steven, yıllar sonra cinsiyet değiştirerek Stefanie adını aldı. 2015’te yaşamını yitiren Stefanie’nin babası Macaristan’dan göç etmiş bir Yahudi’ydi. Nazi dönemindeki Yahudi soykırımı Holokost’tan kurtulanlardan biriydi. Anne Marilyn Lanning’in de anne kökeni Yahudi idi. Faludi, yazar Russ Rymer ile evli.

1980’ler feminizminde ön açıcı oldu

ABD-Macaristan çifte vatandaşı olan Susan Faludi, 1981’de Harvard Üniversitesi’nden en yüksek şeref derecesiyle mezun oldu. Amerika’nın en eski ve en prestijli akademik topluluğu olan Phi Beta Kappa’ya seçildi ve öğrenci gazetesi The Harvard Crimson’ın Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. Gazeteci olarak, aralarında The New York Times, Miami Herald, The Atlanta Journal-Constitution, San Jose Mercury News ve The Wall Street Journal gibi önemli gazetelerin de olduğu birçok yayında yazdı. Faludi 1980’ler boyunca feminizm ve ona karşı apaçık olan tepki üzerine birçok makale yazdı. 1991 yılında ise, büyük ses getiren Backlash’i yayınladı. Bu kitapta toplumda feminizm sayesinde bir ilerleme görüldüğü dönemlerde özellikle yükselen tepkileri ve bunun bir yansıması olarak kadın haklarında yaşanan gerilemeyi gözler önüne serdi. 1996’da Devlet Üniversitesi SUNY Plattsburg’daki prestijli onur topluluğu Omicron Delta Kappa’nın fahri üyeliğine değer görüldü. 2008-2009’da Radcliffe İleri Araştırmalar Enstitüsü’nde çalışmalarda yer aldı. 2013-2014 akademik yılında, özel bir sanat koleji olan Bowdoin College’da Cinsiyet ve Kadın Araştırmaları Programı’nda akademisyen olarak görev yaptı. 2017 yılında İsveç’teki Stockholm Üniversitesi’nden fahri doktora derecesi aldı. Ocak 2013’ten beri, Cambidge-Massachusetts’de yayınlanmakta olan The Baffler isimli dergiye editör olarak katkı sunuyor.

Kadının evi yeridir diyenlerin ikiyüzlülüğü

Faludi, “Backlash: The Undeclared War Against American Women” kitabında, 1980’lerde özellikle de kariyer odaklı kadınlara dönük olumsuz klişelerin yayılmasından dolayı, feminizme karşı bir tepkinin geliştiğini savundu. “Bir kadının yeri evidir, çocuklara bakmaktır” diyen birçok kişinin ikiyüzlü olduğunu; çünkü böyle söyleyenlerin çoğunun eşlerinin veya annelerinin genellikle çalışan anneler olduğunu vurguluyordu. Bu kitabı Faludi’ye 1991 yılında, Amerika’da genel kurgu dışı dalında Ulusal Kitap Eleştirmenleri Birliği Ödülü’nü kazandırdı. Kitap, her kuşaktan kadını, feminizmde ilerlemenin asla garanti edilemeyeceği konusunda uyaran klasik bir feminist metin haline geldi.

İktidarda olsalar dahi güçsüzler

Susan Faludi 1999 yılında yayınlanan “Stiffed: The Betrayal of the American Man” (Stiffed: Amerikan Adamının İhaneti) adlı kitabında, Amerikalı erkeğin durumunu analiz etti. Ona göre; iktidardakilerin çoğu erkek olsa da bireysel olarak erkek çok az güce sahiptir. Amerikalı erkeklerin güçlü olmak, ailelerini geçindirmek ve çok çalışmak üzerine yetiştirilmelerine karşılık, birçoğunun düşük maaşlı veya işsiz, hayal kırıklığına uğramış ve eşleri tarafından terkedilmiş durumda olduğu tespitini yapan Faludi, Amerikan toplumundaki değişikliklerin hem erkekleri ve hem de kadınları etkilediğini ifade ediyor. Bireysel olarak erkekleri sınıf farklılıkları veya bireysel şans veya yeteneklerdeki basit farklılıklar nedeniyle suçlamanın yanlış olduğu, esas nedenin bunlar olmadığı, kadın ve erkeklerin aynı şekilde acı çektiği sonucuna varıyor.

11 Eylül’e feminist bakış

“The Terror Dream: Fear and Fantasy in Post-9/11 America” (Terör Rüyası: 11 Eylül Sonrası Amerika’da Korku ve Fantezi) adlı kitabında Faludi, 11 Eylül 2001’deki saldırıları, güvensizlik dönemlerine uzanan Amerikan tarihinin ışığında irdeliyor ve 11 Eylül saldırılarının Amerika’da kadınlara düşman bir iklimi yeniden canlandırdığını savunuyor. 11 Eylül anlatısının muhafazakâr fikirleri nasıl yeniden vurguladığını gösterirken, erkeklerin dul ve yetimi savunmada cesur ve kararlı olarak, kadınlarınsa tek olası tepkileri bir koca, bir baba, bir itfaiyeci tarafından kurtarılmayı bekleyen korkmuş çocuklar gibi gösterildiğini ifade ediyor. Bazı Amerikan gazetelerinde bu kitap ve Faludi’ye dönük olumsuz değerlendirmeler yapılırken, Kirkus Rewiews, kitabın “11 Eylül’ün ardından Amerikan yaşamının gerçekliğine dair zengin ve keskin bir analiz” olduğunu ve “parlak, aydınlatıcı ve temel” bir makale olduğunu dile getirdi.

Yirmi beş yıl sonra gelen itiraf

Susan Faludi, 2004 yılında kadın olduğundan beri yirmi beş yıl boyunca görmediği babası ona durumunu duyurduğunda trans kimliği merak etti. 2016’da yayınlanan “In the Darkroom” (Karanlık Odada) adlı son kitabında, babasının transseksüel bir kadın olarak ortaya çıkmasından ilham alarak, “modern transseksüelliği” irdeledi. 2017’de Pulitzer Biyografi Ödülü’ne aday gösterilen kitap Türkçe de dahil birçok dile çevrildi. Faludi, 1991’de Kuzey Amerika’daki bir süpermarket zinciri olan Safeway Stores, Inc.’deki kaldıraçlı satın alma (bir işletmeyi ödünç olarak satın almayı içeren bir finansal teknik) ile ilgili raporu nedeniyle Pulitzer Popüler Gazetecilik Ödülü’nü kazandı. Pulitzer Ödül Komitesi, “yüksek finansın insani maliyetlerini” tasvir ettiği için, bu raporu överek ödüle değer görmüştü. 2017 Pulitzer Biyografi Ödülü’nün finalisti olan “In the Darkroom” (Karanlık Odada) kitabı da 2016’da bir Amerikan kitap inceleme dergisi olan Kirkus Reviews tarafından verilen Kirkus Ödülü’ne layık görüldü. Susan Faludi, eleştirmenler tarafından ileri sürülen, “katı, yekpare feminist ‘ortodoksluk’” olduğu iddiasını reddederek, örnek olarak, İkinci Dalga Feminizm’in lideri olarak görülen Gloria Steinem ile pornografi, feminist yazar Naomi Wolf ile de kürtaj konusunda aynı fikirde olmadığını ifade etmiştir. Faludi’nin en önemli eseri olan Backlash-Ters (Geri) Tepki kavramı bu gün de feminist literatürde yaygın şekilde kullanıyor. Ataerkil sistemin (devlet kurumlarından medya kuruluşlarına toplumdaki bireylere kadar…) verdiği karşı tepkiyi tarihsel bir akım olarak nitelendiren Faludi’yi doğrularcasına #MeToo hareketi sürecinde dünyanın pek çok yerinde karşı tepki örnekleri ana akım medyada yer aldı ve bu tepkiler feministler tarafından Faludi’nin ‘Backlash’ kavramıyla özdeşleştirildi.