Ummanlaşan bir kadın; ‘Arjîn’

- Amara Harun Amed
146 views
Kimi gözler vardır hırsla bakar, sizi kendilerinden uzaklaştırırlar, kimi gözlerse sizi içine alır, yüreğin engin sonsuzluğuna taşırlar. Yüreğin denizlerinde kulaç atmaya başlarsınız kimi gözlerde, kimi gözlerde ise boğulursunuz, size nefes olmaz, can vermez, öldürürler sizi. Öyle ki gözler gerçekten kalbin aynasıdırlar. Sevgiyi de öfkeyi de gözlerden okuyabilirsiniz. Haset dolu gözler ne kadar çirkinse ve kaçış nedeniyse, sevgili gözler de o kadar güzel ve yaklaşma nedenidir.  Eğer yüreğiniz su gibiyse, gözleriniz berrak bir ayna gibi parıldar.

O’nun gözlerinde saf bir berraklık, masmavi bir deniz vardı. Sizi alır mavi bir yolculuğa çıkarırdı. Hiç el değmemiş sularında arınmaya başlardınız binlerce yıllık kirlerinizden. Kalbindeki su kimi zaman coşkun bir nehir gibi akar, sizi taşır daha kulaç atmaya başlamadan epey bir yol almış olurdunuz. Bazen de dinginliğiyle yavaşça içinize işler, kurumuş topraklarınızı canlandırır, öz suyu olurdu size.

O masmavi bir denizdi

O’na bir tanım bulunacaksa eğer, o masmavi engin bir denizdi.
O güneşin sarı saçlı kızıydı.
Gülüşünde Kürdistan’ın tüm renkleri hayata döner, en soluk renkler yeniden canlanırdı.
Suya benzerdi. Güneşe benzerdi. Toprağa benzerdi. Kürdistan’a benzerdi.

Adı Arjîn’di. Ateş ve yaşamın buluştuğu bir ruhu taşıyordu. Kürdistan kadar sıcak, Kürdistan kadar direngen, Kürdistan kadar güzeldi. Yedi rengin birleştiği engin coğrafyasında herkese kucak açan ülkeler kurulurdu. Sancakları yeşil, kırmızı ve sarı olan. Kimse aç kalmazdı bu ülkelerde. Suları bol, tertemiz ve berraktı. Yolu düşen sevgi seyyahlarını bağrına basar, konuk ederdi yürek sofrasında. Düşmanı çoktu, düşmanı gaddar ve zalimdi. Sevgiden siperler kurardı, tüm sevgi yolcuları bu siperlerde savaşa koşardı.  Adı Arjîn’di. Dağlık bir ülkeydi coğrafyası. O ise tanrıçasıydı dağlarının, sessiz çığlıklarını duyar, dualarını kabul ederdi. Kimseyi eli boş göndermezdi. Eli cömert, gün görmüş çok zamanlar yaşamıştı Arjîn. Eski çağlardan beri hep vardı. Yeni çağlarda hep var olacaktı.

Dağlara yolculuk kendine yolculuktu

Arjîn Cizrelî bir gerillaydı.  İlk kez dağlara yolculuğu başladığında bilememişti, kendisine doğru yol aldığını. O dağa çıkıyordu. Yalancılara karşı, hırsızlara karşı dağlı olması gerektiğine ikna etmişti kendisini. Arjin şöyle diyordu: “TC biz Kürtleri kandırmaya çalışıyor. Ben biliyorum, bunlar bizim yüz yıllık düşmanımız. Ve nihai savaş başladığında hazır olmalıyım.”  Yeni bir savaşçı olarak eğitimini tamamladığında çok heyecanlıydı. Metîna alanında pratiğe başlamıştı. Serê Metîna’dan, Golka’ya, Tepê Hakkarî’ye kadar karış karış gezmişti Metîna’yı. Metîna hem doğuşunu gerçekleştirdiği yer hem de geliştiği, pratiğe giriştiği yer olmuştu. Kürdistan’ın bu cennet köşesine tutkuyla bağlanmıştı. Metîna’nın kışın anne sütü gibi akan sularından içmiş, yazın pişen incirlerinden doyasıya yemişti. Bu güzelliklerin vahşi bir düşmanı vardı. Ve Arjîn bunun farkındaydı. Tüm bu güzellikleri koruması gerekirdi. En az düşmanı kadar güçlenmeli, onu vuracak düzeye ulaşmalıydı. Bu nedenle teknik eğitimini planladı. Hem operasyon okulundan hem de sabotaj okulundan bir kadın gerilla olarak başarıyla mezun oldu. Artık uzman bir gerilla olarak eylemlerin öncüsüydü. Amacı düşmanlarını Kürdistan’dan çıkarmaktı. Ve nerede olursa olsun düşmana vurmakta kararlıydı.

Bilgi güç değil paylaşımdır

Kendisini özgürleştirmeyi bilmeyenler başkalarını da özgürleştirmeyi bilemezlerdi. Özgürlük ise kolay yoldan ulaşılacak bir amaç olmamıştı hiçbir zaman. Arjîn bunun farkındaydı. Bir gerilla olarak, bir kadın olarak, bir Kürdistanlı olarak bilinç kazanmıştı. Gerilla olmanın gereklerini yerine getirmezse bir kadın olarak, bir Kürdistanlı olarak varlığını koruyamayacağını biliyordu. Özgürlük ise var olmaktı. Gerillacılık varlığa ulaşmada etkili bir araçtı. Bu yüzden gelişti. Gerilla taktiği özellikle de sabotaj taktiğinde en etkili eylemlerini Haftanin alanında gerçekleştirdi. Bir kadın gerilla olarak kendisini eğitmeyi ihmal etmedi ama ‘bilgi güçtür’ diyenlerin aksine ‘bilgi paylaşımdadır’ anlayışını benimseyerek genç kadın gerilla adaylarını eğitme sorumluluğunu üstlendi.

Herkes için yaşadı

Arjîn böyle biriydi işte. Sadece kendisi için yaşayan değil, herkes için yaşamasını bilendi. Sevgi pınarlarının, iyilik nehirlerinin, güzellik yağmurlarının kavuşum noktasıydı yüreği. Ummanlaşmıştı Arjîn. Kirlenmiş, çamurlaşmış, sarı seller baskınlarıyla O’nu kirletmek istese de onun sonsuzluğunda bir damla bile kadar yer kaplayamamışlardı. Sarı selleri, kirli suları bile berraklaştıracak kadar enginleşmişti Arjîn. Umman’a varmak isteyen Xabur’un aceleciliğine anlam veren Arjîn yüreğini O’na sonuna kadar açtı. Temmuz’un kasıp kavuran sıcağında buluştular takvimlerin 7 Temmuz 2021 dediği o günde. Cenga Xaburê Arjîn’in yüreğine aktı, Arjîn de Cenga Xabûrê’yle sonsuzluğa dayadı sınırlarını, büyüttü kendisini dağlar kadar.

*Umman; Engin, büyük deniz, okyanus. Ummanlaşmak aynı zamanda gönlü sınırsız olmak, büyük gönüllü anlamına da gelir.