Gül teorisinden kadın devrimine

- Hêja ZERYA
346 views
Kürdistan özgürlük mücadelesi kadının özsavunma bilinci ve örgütlülüğünü adım adım geliştiren ve kadın özgürlük devrimi ile taçlandıran yeni bir devrim anlayışına dayanır. Özgürlük mücadelesine katılan kadınlar hem kapitalist sömürgeci devlet sisteminin hem ataerkil zihniyet ve sistemin ulus ve kadın soykırımı, cins ve ulus inkarına karşı çok yönlü bir mücadele içinde xwebûn bilincine ulaşmıştır.

Cins kimliğini toplumsal kimlikle anlamlandırmış, ulusal kimlik tanımında derinleşerek, yurtseverlik bilincini tarihsel kökleriyle buluşturarak kendini özgür kadın kimliği olarak yeniden var etmiştir. Zihniyet savaşının ideolojik, siyasi, askeri, ekonomik, kültürel vb boyutlarıyla zorlu bir mücadelenin, emeğin, eğitimin, örgütlenmenin, savaşın, özgür kişilik ve yaşamı inşanın ürünü olarak özgür kadın kimliği, militanlığı, devrimciliği, yurtseverliği gelişmiştir.

Anlamlı yaşam arayışı

Gerilla mücadelesine katılan, silaha sarılan, sömürgecilerin ve hızla ölümün üzerine koşmak isteyen kadını Önder Apo daha büyük savaşlara yöneltir. Büyük düşünce, büyük eylem, anlamlı yaşam ve kişilik sahibi olma bilincini geliştirir. Düşünce gücü gelişmeyen, zihniyet dünyasında, kişilik ve yaşam ilişkilerinde kölelik kalıplarını ve zincirlerini kırmayan kadının iyi bir savaşçı, devrimci ve yurtsever olamayacağı hakikatini yılmadan usanmadan anlatır… Kadının yaşam, emek, özgürlük, estetik değerleriyle yeniden buluşmadıkça bir atımlık barut olmanın ötesine geçemeyeceği hakikatini paylaşır. Yitik kimliğini açığa çıkarmayan, özgürlükle buluşturmayan kadının erkek egemen sisteme ve zihniyete yem olmaktan kurtulamayacağını ortaya çıkarır.

Gül Teorisi’ne giden yol

Önder Apo’nun 1990’lı yıllarda formüle ettiği Gül Teorisi, kadının kovulduğu yaşam alanlarına tekrar dönüşünün özsavunmadan geçtiğini anlatmaktaydı. Kendini bu alanlarda geliştirmek özgür düşünce, duygu ve iradeli kılmanın ve katılmanın altın kuralıydı. Gül Teorisi’nin temellerini atan zindan direnişi, 14 Temmuz ruhu ve 15 Ağustos Atılımı bu nedenle kadın açısından bambaşka bir anlam taşır. Egîd ve Zîlan gerçeğini buluşturan, büyük komutan, öncü, özgür kişilik sembolü yapan bu anlam ve yaşam gücü, özsavunma bilincidir. İlk kurşun erkek egemen zihniyete, sömürgeciliğine, kadını binbir kurnazlık ve yalanla köleliğe, erkek-devlete hizmetçi kılan ataerkil sisteme sıkılan kurşundur. Gerilla mücadelesinin halkla buluşma sürecine, serhildanlara öncülük eden kadın gerçeği bunun ifadesidir. Bu buluşmanın ardından akın akın gerilla saflarına katılım ve özgür yaşam tercihine dört elle sarılma gelişmiştir. Dağda, ovada, zindanda, şehirde nerede olursa olsun özgür kadın ve toplumda ısrar direnişine öncülük etmiştir.

Gül Teorisi…

Gül Teorisi, kadını estetik yaşam değerleriyle buluşturan bir teori ve mücadele yöntemidir. İyi, güzel, doğru yaşam ve özgür kadın kişiliğinin ancak güçlü bir savunma ile güvenceye alınabileceğini anlatır. Her elin uzanıp güle zarar vermesini engelleyen, koruyan dikenleri etiği, ilkeyi temsil eder. Etik, estetik yaşam Gül Teorisi’nde güvenceye alınmış, bu güvence özgür kadın kişiliğine, xwebûn gerçeğine ulaşma ile özdeş kılınmıştır. 15 Ağustos Atılımı kadının etik-estetik kişilik ve yaşam değerleriyle buluşmasının önündeki bendleri kaldıran, yaşam enerjisini açığa çıkaran ve özgür toplumsallığın önünü açan özgürlük adımıdır. Yaşam alanlarına inme ve xwebûn gerçeğini güvenceye almanın kavramsal, kuramsal ve kurumsal düzeyde zengin örgütlenme ve mücadele deneyimi açığa çıkmıştır. Kadın ordulaşması, partileşmesi, konfederal örgütlenmesi ve toplumsal yaşam alanlarına özgün, özerk örgütlenmelerle iradeli, özgür, eşit temsiliyetle girişi katmanlı sömürüye karşı katmanlı özsavunmanın gerçekleşme biçimidir. Kadın kurtuluş ideolojisinden kadın paradigması, kadın devrimi ve çağına uzanan özgür varoluş ve yaşam felsefesine dayanır. Erkek egemen zihniyet ve sistemden düşünsel, yaşamsal, kurumsal düzeyde kopuşun; özgür eşyaşam ilişkilerini Gül Teorisi temelinde yeniden örüşün formülasyonudur. Kadın devriminin özsavunma teorisi olarak yaşam bulur.

Hakikat yitimine karşı xwebûn gerçeği

Etik-estetik bütünlüğün tarihsel izini süren, kadının yitik kimliği, tarihi, kültürü ve emeğini açığa çıkaran jineoloji, en çok da kadının özsavunma bilgisi ve bilinciyle ilgilidir, bir özsavunma bilimidir. Kadın-toplum bilgi ve bilimi ile karanlıkta kalan kadın ve toplum doğasını aydınlattıkça etik-estetik-politik toplum gerçeği aydınlanmakta ve yaşam bulmaktadır. Devlet ve iktidarın çıkarlarına göre şekillenen doğadan, yaşamdan ve toplumdan uzaklaştıran, yabancılaştıran, parçalayan pozitivist bilim aşıldıkça özsavunma gücü gelişmektedir. Hakikat yitimi, özsavunma gücünün, toplumsallığın yitimidir. Özgürlük bilinci ve eylemi ile bu güçle yeniden buluşma yaşandığında güçsüz, örgütsüz, eylemsiz bırakan ataerkil sistem ve zihniyeti aşmak mümkün hale gelir. Kadın devrimi bu zihniyeti ve sistemi aşmanın yaşam alanıdır. Savunmadan ekonomiye, eğitimden sağlığa, kültürden diplomasiye, adalete, komün ve meclislere özgür ve örgütlü gücü ile katılan, özgürlük devrimi ve demokratik toplum inşasına öncülük eden bir xwebûn gerçeği ortaya çıkmıştır. Özgürlük ruhu, bilinci, demokratik sosyalist kültür ve yaşam gücü ile kendini yeniden yaratan kadın özgür toplumsallığın güvencesidir. Eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet sistemi demokratik toplum yönetimi ve kadın devriminin özsavunma bilinci ve eylemine dayanmaktadır. Özsavunması güçlü kadın örgütlü kadındır. Gül Teorisi bu gelişimin bilinci ve eyleminin yönünü belirlemekte, giderek daha yaşamsal bir olguya dönüşmektedir. Kadın devrimi ve özgürlük mücadelemizin kazanımlarının önünü almak, dağıtmak ve sistemiçileştirmek isteyen devletli uygarlık sistemine karşı kuşanmamız gereken ideolojik, politik, askeri, örgütsel ve sistemsel bilince ve eyleme yönelten öz bilinçtir.