Nucan: Yaşamın en sade anlamı

- Besê Nurhak
508 views
Özgürlük şehitlerini yazmak en zor konular arasında. Onları, layıkıyla, hakkını vererek anlatamama kaygısı ve duygusunun hükmü ağır basıyor. Ama zor olsa da birileri onları anlatmalı. Çünkü onlar daima hatırlanmayı ve asla unutulmamayı en çok hak edenler. Anlatılması gereken isimlerden biri de Nucan Nurhak, yani Cennet Dirlik arkadaş.

Onunla 1992 yılında tanıştım. İkimiz Bînevş Egal’ın de ilk çalıştığı Köln bölgesindeydik. Mücadeleye henüz yeni katılmıştık. Her anlamda çok yeniydik. Nucan Maraş Pazarcıklıydı. Ailesi ve akraba çevresi ’80’ler öncesi Kürt Özgürlük Hareketiyle tanışmış ve destek vermişti. O da erken yaşlarda mücadeleyi tanımış ve özgürlük değerlerine gönül verenlerden olmuştu. Kendi yolunu bulması ve koşar adım yürümeye başlaması çok fazla zamanını almadı. Hep önde olmayı seçenlerden biri olarak hiçbir ikircikliğe düşmeden yürümeye devam etti…

Duruşuyla etkiliyordu

Onu bütünüyle anlatabilecek kelimelerim yok. Hiçbir tarife sığmayacak denli duru ve güzeldi. Genelde sessiz, biraz utangaç ancak oldukça sempatikti. Bakışları daima güven ve güç verirdi etrafına. İnsanı kendisine çeken müthiş bir pozitif enerjisi vardı. Avrupa’da kültürel ve toplumsal değerlerimizden kopmamak için dernekler bünyesinde yürütülen kültürel çalışmaların hepimizin yaşamına kattığı ve öğrettiği birçok şey oldu. Yine aynı zamanda bizi birbirimizle buluşturan anlamlı mekanlardı. Nucan yoldaş da Almanya’nın Köln kentindeki dernek bünyesinde sürdürülen kültürel çalışmalara katıldı ve Koma Fırat Grubu’nun folklor çalışmalarında yer aldı. Leverkusen alanında açılan ilk kadın derneği de büyük bir heyecan ile kadın folklor ekibi kurdu. Nucan heval de bu folklor ekibinde yer aldı. Nucan arkadaşın ilk kadın çalışması ve kadın buluşması bu yolla gerçekleşti. Tam adanmışlık ruhuyla hareket ederek herkesi örgütlü zemine çekmeye çalıştı. İhtiyacı olan herkesin yardımına koşuşturdu. Almanya’ya yeni gelmiş Kürt yurtseverlerin bürokratik işlemlerine yardımcı oldu, tüm dertlerine derman ve tercüman olmaya çalıştı. Bu yüzden temas ettiği, dokunduğu   herkeste büyük izler bıraktı.

Soluk soluğa bir mücadele yürüttü…

1993 yılının Temmuz ayında şehit düşen Şêxo Dirlik arkadaşın şehadeti onu çok derinden sarstı. Uzunca bir süre içine kapanarak sessizleşti. Ama bir karar verme aşamasında olduğu belliydi. Öfkesi birikmişti.  Şehitler gerçeğine nasıl cevap olabileceğinin yoğunlaşması ve arayışı içerisindeydi. Nihayet aktif katılım kararı aldığını açıkladığında daha koşar adımlarla yürümeye devam etti. İki yıl boyunca Avrupa’da soluk soluğa bir mücadele yürüttü. Avrupa her anlamda kendisini ilk sınadığı zemin olsa da, onun gözü ve gönlü Kürdistan’daydı. Yeniden ülke topraklarına dönmeyi hayal ederek geçirdi zamanını. Daha da güçlenmek için Kürdistan’a gitmek ve Önder Apo ile buluşmak en büyük hayaliydi. Zaman içersinde onu da başardı. Mahsum Korkmaz Akademisi’ne bir öğrenci olarak katılmayı hak ederek Önderlik ile buluşma hayalini gerçekleştirdi. En büyük yol göstericisi olan Rêber Öcalan’dan öğrendikleriyle daha kararlı ve güçlü bir şekilde yürümeye devam etti…

Kadın özü güçlüydü

Üç yıl boyunca Önderlik sahasında kaldı. Önder Apo onu kendisine yakın tutarak eğitip yetiştirdi. Kadın özü çok güçlüydü. Önderlik de ondaki bu güçlü özünü fark etmişti. İdeolojik, askeri eğitimlerin yanı sıra halk ile güçlü bir buluşmayı sağlayabilmek için toplumsal alan faaliyetleri de yürütmüştü. Ama onun nihai hedefi Kürdistan dağları ve gerilla ile buluşmaktı. Bunun için ısrar etti ve bir bahar günü tıpkı diğer yol arkadaşları gibi yola koyuldu. Dağlarla buluşmanın heyecanı adımlarına dolanmasın ve yürüyüşünü aksatmasın diye heyecanını da bastırarak yürüdü.

Mücadelenin tüm aşamalarını adeta onunla birlikte yürüdük. Avrupa’dan Önderlik sahasına ve ülke topraklarına kadar uzanan yolculuğumuz omuz omuzaydı bu yüzden. Aynı yöredendik, ikimiz de kendi topraklarımızdan kopartılmış ve Avrupa’ya sürülmüş iki Kürt kızıydık. 1998 baharında Önderlik sahasından ülke topraklarına doğru yol aldık. Baharın tüm güzelliklerini soluyarak yürüdük. Bahar kokularını içimize çekiyor, berrak sularından içiyor, ağaçlarına, çiçeklerine ve çeşit çeşit bitkilerine dokunarak yürüyoruz. Özgürlüğümüzden, öz benliğimizden kopartılmış iki kadın olarak, ülkemizin öz suyuyla yeniden filizlenip kendi topraklarımızda kök salacaktık. Ülke toprakları bizi bahar şenliğiyle karşıladı, sevincimize kuşlar eşlik etti. Onlar da bizimle birlikte özgürlük şarkıları söyledi…

Hep önde olmayı seçti

Ben ondan hiç ayrılmadım. Mekânsal uzaklıklar bile onunla kurduğum ruhsal bütünlüğün arasına giremedi. Hep onun adımlarını takip ettim, izini sürdüm. Kürdistan dağlarını karış karış dolaştı. Özlemini duyduğu özden, değerlerden beslenerek devam etti yoluna. Bakur Kürdistan’a gitmek en büyük hayaliydi. Tek yoğunlaşması buydu ve kendisini kilitlemiş durumdaydı. İlkesel olarak örgütün ihtiyaçlarına göre hareket eden bir yaklaşımı esas alıyordu. Fakat Bakur Kürdistan’a gitme özlemi ve hayalini ısrarını perçinliyordu.

Dersim’e varamadı ama hep Dersim’i yaşadı

Ve nihayet 2005 yılında Dersim’e gitmek için yola çıkmayı başardı. Ancak Dersim’e ulaşamadı. Batman’ın Beşiri ilçesinde düşman ile girdiği çatışmada üç gün boyunca komutasındaki savaşçılar ile direndi. Düşman tüm ağır silah ve tekniğe rağmen üç gün boyunca hiç yanaşamadı Nucan yoldaşın komuta ettiği gruba. Düşmanın eline esir düşmemek için büyük bir fedailik örneği sergileyerek Zilan geleneğinin sürdürücüsü oldu. Binler uğurladı Nucan’ı ve yoldaşlarını. Büyük bir Serhildan ruhuyla karşılanıp sahiplenildiler.

Özgürlük bilincini Rêber Öcalan’dan alan her kadın, hiçbir zaman bireysel özgürlük arayışında olmadı. Nucan yoldaş da bu örneklerden biriydi. Onlar başta Kürt kadınları olmak üzere tüm kadınların özgürlüğü için mücadele edenlerdir. Nucan yoldaş da, Avrupa koşullarından yola çıkarak biz kadınların özgürlüğü için kendini feda etti. Bu yüzden onu yaşatabilmenin en etkili yolu, bağlı olduğu mücadele değerlerini daha fazla sahiplenmek, büyütmek ve özgürlük bilincini tüm kadınlara taşıyabilmektir.