Öcalan birleştirici rol oynuyor

- Newaya Jin
55 views
2023 Ekim’inde 100’ü aşkın merkezde ‘Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a özgürlük-Kürdistan’a statü’ adıyla bir hamle başlatıldı. Hamle  küresel bir ölçekte başladı. Uluslararası alanda tanınmış akademisyenler, sanatçılar, şahsiyetler Öcalan’ın özgürlüğü için çağrılar yaptılar. Bunlardan biri de Polonyalı sanatçı Zofiya Nierodzińska idi. Nierodzińska’nın ülkesi Polonya’da kadınların mücadelesinin temel konusu kürtaj.

Kürtaj olanlara 5 yıl hapis cezası gibi sert yönelimlerin olduğu ülkede geçtiğimiz yıllarda büyük protestolar düzenlendi. Nierodzińska da ‘siyah protesto’ adı verilen gösteriler ardından devlet baskısına maruz kalarak ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. 2022 yılından bu yana Berlin’de yaşıyor. Küratör ve görsel sanatçı olan Zofiya Nierodzińska ile, Polonya’daki kadın mücadelesi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için başlatılan hamleye ilişkin düşüncelerini konuştuk.


Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikirleriyle ne zaman tanıştınız?

Sanırım üç ya da dört yıl önceydi. İlk karşılaşmam bir okuma grubu sırasında oldu. Feminist bir perspektiften ekolojik sorular hakkındaydı. Sonra onun ‘Kadın Kurtuluş İdeolojisi’ metni etrafında küçük bir konuşma hazırlamam gerekti.

‘Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa siyasi çözüm’ hamlesinin çağrıcılarındansınız. Sizce ne ifade ediyor bu hamle?

Abdullah Öcalan’a uygulanan insanlık dışı muameleye karşı dayanışma içinde olmak, O’na uygulanan tecride son verilmesi ve özgürlüğünü talep etmek için katıldım. Elbette salt bu değil. Devamında kişisel ve politik olarak kadın özgürlüğü ve ataerkilliğe karşı bir duruştur benim tutumum. Ve sadece Batı’dan değil, Türkiye, Rusya ve Çin’den de gelen emperyalizme karşı hem yerelde hem de uluslararası alanda dayanışmak için bu hamleye katıldım. Kürt kadınlarının mücadelelerini, kadınların tabandan yukarıya doğru gelişen devrimini destekliyorum. İran’daki kadınların direnişinden tutalım, geldiğim Doğu Avrupa, Polonya, Ukrayna, Belarus’ta iktidarın ve egemenlerin şiddetine karşı duran kadınlar için de böyle bir dayanışma gerekiyor.

Sizin ülkenizde kadın ve özgürlük sorununa dair söyleyebilecekleriniz neler?

Son birkaç yıldır Polonya’da kadınların önemli bir mücadelesi var. Aşırı sağcı, köktendinci hükümet, kürtaj yasağı üzerinden kadınların bedeni üzerinde karar verme hakkını kendinde görüyor. Kadınlar ülkemde özgür değil. Aşağılanıyorlar. Bazı kadınlar kürtaj meselesinde tıbbi erişim hakkından mahrum olduklarından dolayı yaşamlarını yitirdiler. Ve on binlerce kadın bu yasağa karşı sokağa çıktı. Kürdistan, İran’ın geneli ve Polonya’da kadınların öncülük ettiği mücadeleler arasında bence ortak paydalarımız var. Bizim adımıza karar verilmesi, kadınların karar süreçlerine dahil edilmemesi noktasında ve daha pek çok başlıkta dayanışmalıyız.

Polonya’daki kadınlar Kürt kadın mücadelesi ya da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikirleri konusunda ne kadar bilgi sahibi?

Kadınların ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganını bildiklerinden oldukça eminim. Ama Kürt toplumu ve Öcalan’ın teorileri Polonya’da çok görünür değil. Ben O’nun fikirlerini İngilizce çevirilerden okudum. Ama Lehçe (Polonya’nın resmi dili) metinlerin olmaması erişimin önünde engel. Sanırım Doğu Avrupa mücadeleleri ile örneğin Kürt mücadeleleri arasında daha fazla temasa ihtiyacımız var. Farklı ülkelerden, farklı insanlar olarak bir araya gelmek, farklı bakış açılarını dinleyebilmek kişisel özgürlük, kadın özgürlüğü ve antiemperyalist mücadale açısından daha fazla dayanışabilmek önemli.

İki buçuk yıldır Abdullah Öcalan üzerinde ağır bir tecrit var. Tecritle ne amaçlanıyor?

Bu bir işkence ve insan hakları hukukuna göre hiç kimseye böyle davranılmamalı. Ve elbette o bir siyasi aktivist, bir teorisyen, Kürt hareketinin lideri ve o bir insan. Saygı görmeyi ve işkence görmemeyi hak ediyor ve kesinlikle avukatlarını ve ailesini görmeyi hak ediyor.

Sizce bu Kürt Halk Önderi’nin fikirlerinin yarattığı etkiye karşı bir nevi intikam mı?

Evet, daha da başa gidersek neden hapse atılsın ki? Bence O’nun fikirleri insanların bir araya gelme, iktidardakilere karşı dayanışma gösterme, örgütlenme ve eşit bir toplum yaratma gibi çok temel ihtiyaçlara dayanıyor. Bu da sistem açısından tehlikeli görülüyor. Ve yarattığı etkiye paralel olarak son 20-25 yıl içinde onlar için daha da tehlikeli hale geldi.

Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve Kürt sorununun çözümü nasıl bir mücadele ile mümkün olabilir?

Sadece Kürt sorunu ya da Kürt mücadelesi olarak çerçevelenmemeli. Tüm ilerici özgürlükçü hareketlerin mücadelesi olmalı. Başka bir deyişle, küresel olmalı, yerelin ötesinde olmalı, diğer mücadelelerle bağlantılı olmalı, daha büyük olmalı. Kadınlar, erkekler, toplumun her kesimi, aşağıdan yukarıya örgütlenmeye, sosyalist örgütlenmeye inanan herkes bu mücadelenin içinde olmalı. Ama tabii ki kadınlar özne olmalı. Çünkü baskı geleneği ve tarihi, ataerkillik, emperyalizmin en fazla hedef aldığı kesimdir. Dolayısıyla kadın öznelerin burada oynayacakları büyük bir rol var ve tüm bu ilerici özgürlükçü mücadelelerin ön saflarında yer almalılar. Abdullah Öcalan’ın da dediği gibi, kadınlar özgürse toplum da özgürdür. Dolayısıyla buradan başlamalıyız.