Plaza de Mayo Anneleri’nin öncüsü: Hebe de Bonafini

- Fidan YILDIRIM
98 views
Hebe Maria Pastor de Bonafini, Arjantinli bir aktivist ve faşist cunta döneminde kaybedilen çocuklarının bulunması veya akıbetlerinin öğrenilmesi için eylemler düzenleyen Plaza de Mayo (Mayıs Meydanı) Anneleri Derneği’nin kurucularından biriydi.

Daha çok tanındığı adıyla Hebe de Bonafini, 4 Aralık 1928’de Arjantin’in Buenos Aires Eyaleti’ne bağlı La Plata’nın bir banliyösü olan Ensenada’da, bir işçi mahallesinde doğdu. Babası şapka fabrikasında işçiydi. Ailesinin en büyük çocuğu olan Hebe de Bonafini, okumayı çok istemesine rağmen eğitimini ilk okulu daha bitirmeden sonlandırmak zorunda kaldı. Ailesinin isteğiyle önce terzilik, sonra da dokumacılık öğrendi. Mahallesinde daha on dört yaşındayken tanıştığı bir işçi olan Humberto Bonafini ile 9 Kasım 1949’da evlendi. Üç çocukları oldu: Oğulları Jorge Omar 12 Aralık 1950, Raúl 3 Temmuz 1953, kızları Maria Alejandra ise, 30 Ağustos 1965’te dünyaya geldi. Jorge üniversitede Fizik, Raúl ise Zooloji okumuştu başarıyla.

Arjantin’de 7 yıllık karanlık dönem
1970’lerde Latin Amerika’daki sol muhalefetin sindirilmesini hedefleyen ve birçok ülkeye müdahaleyle sonuçlanan ABD destekli Condor Operasyonu kapsamında Arjantin ordusu, 24 Mart 1976’da ülkede en önemli siyasi kişilik olan ve adına siyasi akımlar oluşturulan Juan Domingo Peron’un üçüncü eşi ve dönemin Devlet Başkanı Maria Estela Martinez de Peron hükümetine karşı bir darbe gerçekleştirip ülke yönetimine el koydu. 1983 yılına kadar süren askeri diktatörlük dönemi ‘devlet terörü ve kirli savaş dönemi’ olarak tanımlanmaktadır. Yedi yıllık diktatörlük döneminde zorla ortadan kaybolma, işkence, cinayet ve bebek hırsızlığı gibi suçlar yaygınca işlendi.

Bir yıl içinde iki oğlu kaçırılıp kaybedildi!
Askeri darbeye kadar, Hebe de Bonafini politikayla hiçbir ilişkisi olmayan sıradan bir ev kadınıydı ama oğullarının ikisi de Marksist-Leninist Komünist Parti üyesiydi. Askeri diktatörlük döneminde oğulları komünist düşüncelerinden dolayı hedef haline geldi. Jorge, Şubat 1977’de, Raul ise aynı yılın Aralık ayında kaçırılıp kaybedildi. Hebe de Bonafini’nin başına gelen başka birçok annenin de başına gelmişti. Arjantin’de ordu eliyle kaybedilen ya da öldürülen insan sayısının otuz bin olduğu belirtiliyor. Oğullarının kaybedilmesinden sonra Hebe de Bonafini kendisi gibi, çocuklarını arayan annelerle tanıştı ve başlangıçta on üç kayıp annesi kadın bir araya gelerek Plaza de Mayo Anneleri grubunu kurdular. Bu anneler, her perşembe günü başkent Buenos Aires’teki Plaza de Mayo’da Cumhurbaşkanlığı Konutu’nun önünde toplanıp protestolar düzenlemeye başladı.

Grubun ilk lideri katledildi
Plaza de Mayo Anneleri Derneği 1979’da kuruldu. Bonafini, kuruluşundan itibaren derneğin başkanlığını yaptı. Dernek, diktatörlük döneminde katledilen ya da kaybedilen on binlerce insan hakkındaki gerçeklerin açığa çıkarılmasını amaçlıyordu. Hükümetin annelere karşı tutumu acımasızdı; gösterilerini dağıttı, grubun ilk lideri Azucena Villaflor’u kaçırıp katletti. Anneler kayıp çocuklarının sembolü olarak başlarına beyaz çocuk bezi takıyorlardı, daha sonra beyaz baş örtüsü Plaza de Mayo Anneleri’nin sembolü haline geldi. Anneler, diktatörlüğün en vahşi ve baskıcı olduğu dönemde eylemlerini başlatmışlardı ve Hebe de Bonafini bu eylemlerin sembolü haline geldi. Cesareti ve yönetim kabiliyeti nedeniyle anneler onu başkanları olarak belirlemişlerdi. O da çocuklarının kaybından duyduğu acıyı mücadelenin ateşine dönüştürdü. 1978 yılında Arjantin’in organize ettiği Dünya Futbol Kupası sırasında uluslararası medyanın dikkatini diktatörlüğün ülkesinde işlediği suçlara çekmek için çaba sarfetti ve başarılı oldu. Annelerin mücadelesi dünyanın birçok alanında duyuldu ve Arjantin hükümeti üzerinde bir baskı oluştu.

‘Cezasızlık yasaları’ çıkarıldı
Arjantin’de 1983 yılında askeri diktatörlük sona ermiş olsa da annelerin kayıpları arama ve sorumluların hesap vermesini isteme mücadelesi devam etti. Zira darbe döneminde işlenen suçlar açığa çıkarılıp cezalandırılmayı bekliyordu hala. 1987-1990 yıllarında ordu içindeki bazı gruplar dört kez darbe girişiminde bulundular ve başarısız oldular. Ancak Alfonsin ve ardından Carlos Menem başkanlığındaki hükümetlere uyguladıkları baskıdan sonuç alarak, ülkede “cezasızlık yasaları”nın çıkarılmasını sağladılar. Bu yasaların çıkarılmasıyla, darbe döneminde insanlığa karşı işlenen suçların soruşturulmasının önüne geçildi. Daha önceki soruşturmalarda verilen cezalar da kaldırıldı. Bu da Plaza de Mayo Anneleri’nin daha fazla mücadeleye sarılmalarını tetikledi.

Sol hükümetlere destek verdi
1990’lı yılların sonlarında Arjantin’in ağır bir ekonomik ve sosyal krize sürüklenmesiyle birlikte, dernek üyeleri mücadelelerini neoliberal politikalar ve sosyal adaletsizliğe karşı sürdürme kararı verdiler. Bonafini, Arjantin ve dışında insan haklarını savunma yolundaki mücadelesiyle uluslararası alanda tanındı. 1999 yılında UNESCO Barış Eğitimi Ödülü ile ödüllendirildi. 2001 Aralık ayında Buenos Aires’te yapılan büyük gösteriler sırasında Bonafini ve diğer anneler atlı polislerin şiddetine maruz kaldı. Hebe de Bonafini, 2003-2007 yılları arasında hüküm süren merkez sol Nestor Kirchner ve ardından 2007-2015 Cristina Fernandez hükümetlerini desteklemek için peronist akım içinde yer aldı. Her ikisi de diktatörlüğün yargılandığı mahkemeleri yeniden açmışlardı. Kirchner hükümeti, 2003 yılında “cezasızlık yasaları”nı iptal ederek darbe döneminde suç işleyenlerin soruşturulmasının önünü açtı. Aynı yönetim sırasında artan hükümet fonlarından yararlanan Bonafini liderliğindeki Plaza de Mayo Anneleri Derneği, bir gazete çıkararak, radyo istasyonu kurarak ve bir üniversite açarak etkinliğini artırdı. Gazete, “Annelerin Sesi” (La Voz de las Madres) adını taşırken üniversite de “Plaza de Mayo Anneleri Halk Üniversitesi” diye isimlendirildi.

Birçok darbeci yargılandı
Hebe de Bonafini liderliğindeki Plaza de Mayo Anneleri’nin mücadelesi sonucu birçok darbeci yargılanıp çeşitli cezalara çarptırıldı. Mahkemelerde cunta döneminin insanlık dışı işkence yöntemleri ve suçları önemli oranda açığa çıktı. Hepsinin değilse de kayıpların bir kısmının akıbeti öğrenilebildi ve kaçırılan çocukların bazıları yıllar, on yıllar sonra da olsa gerçek kimliklerine ve ailelerine kavuştular. Her şeyden önemlisi, annelerin mücadelesi vicdanlara seslenerek insanlığa karşı suçlar konusunda bir duyarlılık yarattı ve adalet mücadelesine güç kattı. Yalnızca Arjantin’de değil, dünyanın başka coğrafyalarında da… Bonafini diktatörlük dönemindeki kayıplar konusu ile ilgilenmenin yanısıra sık sık güncel konularda da tutum alıyor ve değişik polemiklerin yaşanmasına vesile oluyordu. Uluslararası arenada Küba’da Fidel Castro’yu, Venezuela’da ise Hugo Chavez’i destekliyordu. FARC gibi, özgürlük mücadelesi verdikleri için terörizmle suçlanan örgütleri savunmaktan geri kalmıyordu. Adalet arayışında kendilerine zorluk çıkaran devlet yetkililerine ağız dolusu küfretmekten kaçınmıyordu. Arjantin’in muhafazakar başkanı Carlos Menem 1991’de işkencecilere af çıkardığı için onu “çöp” olarak nitelendirmiş ve bu yüzden hedef haline gelmişti. Aynı şekilde, 11 Eylül 2001’de New York’taki İkiz Kuleler’e yapılan saldırı ardından söylediği sözlerle de bazı kesimlerin tepkisini çekmişti. Şöyle demişti: “Büyük bir neşe hissettim, ölenler nedeniyle değil ama bir kez de canavar (ABD) etkilendiği için!” Tavrı sol çevreleri ikiye bölmüştü, bazıları onu çok kinli ve üslubunu sert buluyorlardı! İki oğlunu kaybeden ve zorlu süreçler yaşayan bir annenin acısını göz ardı edenlerdi bunlar. Kimilerine göre de geleneksel politik eğitimi olmayan popüler bir karakter olarak sözlerini sakınmadan söylüyordu.

İnsan haklarının yorulmayan savaşçısı…
Hebe de Bonafini, 20 Kasım 2022’de La Plata’da yaşamını yitirdi. 93 yaşındaydı. Ölümünün ardından Arjantin’in başkanı Alberto Fernandez, onun, “insan haklarının yorulmak bilmez savaşçısı” olduğunu belirterek üç günlük ulusal yas ilan etti. Latin Amerika’nın birçok devlet başkanı onu andı. Cesedi yakıldıktan sonra külleri kırk beş yıl boyunca her perşembe eylem yaptığı Plaza de Mayo’ya savruldu. Hebe de Bonafini’nin öncülük ettiği Plaza de Mayo Anneleri’nin kayıp çocuklarını ve yakınlarını arama mücadelesi Kürdistan ve Türkiye’de devlet güçleri tarafından kaybedilen, katledilen binlerce insanın yakınlarına ve onlarla dayanışma içindeki insan hakları savunucularına da ilham oldu. “Cumartesi Anneleri” 1995 yılında Galatasaray Meydanı’nda ilk kez toplanıp devletin kaçırdığı, katlettiği, kaybettiği insanların hesabını sormaya başladı ve halen de sormaya devam ediyor. Hebe de Bonafini ve diğer Arjantinli kayıp annelerinin yaşadıklarını onlar da yaşıyor. Hebe de Bonafini dünyanın dört bir yanında adalet arayan annelerin çığlığında yankılanıyor! Adını duymuş olsunlar ya da olmasınlar, onların omuz başında onlarla birlikte zulmün üzerine yürüyor…