Şehide sözü yüreğimize kazıdık

- Abdullah ÖCALAN
133 views
Halkımızın siyasal cephesi sağlamdır. Bir halk savaşı için ne gerekiyorsa onu verecek kadar güçlüdür. Düşman her ne kadar marjinalleştirme çabalarının içinde olsa da, gerillayı bütün ülke içine yayarak, Güney Kürdistan’dan tutalım Karadeniz’e kadar, Toroslar’a kadar açık hale getirdik.

Doğruları birleştirin sonuç alırsınız

Sağlam gerilla çekirdeklerinin Ortadoğu’da en iddialı bir halk savaşımını mümkün kılabilmesi için ne gerekiyorsa onu da sağlam kılabilmek… Doğrularla o mevzileri, objektif zeminleri birleştirin, göreceksiniz ki düşman “askeri olarak sonuç alırım” dediği noktada en büyük yenilgiyi de yaşayacaktır. Diplomasiden siyasete, kitle boyutunda iflas etmiş kendi ekonomik politikalarını askeri alanda daha tehlikeli bir biçimde yaşadığı gibi, yenilgiye daha  hızlı da gidebilir. Bunun için gerekli olan; gerilla nasıl bir parti kişiliğiyle, nasıl bir gerilla-militan kişiliğiyle, nasıl bir taktik ustalıkta olacak? Baştan aşağı yaratma eylemi, yaratma kişiliğiyle gidilirse, en çarpıcı sonuçları da gerilla savaşı alacak, yalnız Kürdistan’da değil giderek Ortadoğu halklarının tüm umudu olarak özgürlüklere özgürlük katacak, kurtuluşa götürecektir.

Şehitlere cevap olmak

O çok büyük şehadetler ordusu, ki her birisi bir insanlık abidesi, ifadesine sahiptir. Pratikte de, doğru çalışma tarzı ile içte ve dışta engelleri boşa çıkaracak kadar kendini dimdik ayakta tutarak yürütün. Dostlarımızı yanıltmadığımıza inanıyoruz. Dostlarımız, bundan sonra daha fazla onlar da;  işte “sonu geldi” denilen sosyalizmin en çarpıcı ifadesi olmak kadar, o çok böbürlenen kendisini sonsuz kuvvet-kudret sahibi sanan emperyalizme karşı da nasıl dimdik ayakta durduğumuzu ve bu halimizle bile onu ne kadar zora düşürdüğümüzü, daha fazla neler yapabileceğimizi göreceklerdir. O çağı çoktan bitmiş sömürgeciliğin, ondan daha ötesi insanın artık kitabında olmaması gereken bu vahşeti, bu faşizmin daniskasını dayatanlara da şu söylenebilir: Israr ederseniz, belki de bu hale getirdiğiniz halkımızda, harap ettiğiniz ülkemizde daha fazla sizler kaybolacaksınız. Önümüzdeki savaş yıllarında kesinlikle başınızda patlayacaktır.

Mucizeyi gerçek kıldık

Onlara da söyleyebileceğimiz; biz savaş tutkunu değiliz, özgürlük istediğimiz için mucizevi bir biçimde bunu gerçekleştirdiğimiz gibi, bunu ısrarla bizden alıkoymak isteyenlere, özgür yaşam hakkımıza kastedenlere, bundan sonra daha amansız savaşları dayatmaktan geri durmayacağımız, bunu geliştirmekten alıkonulamayacağımız gibi, zaferini de kesinleştirmekten bizi hiçbir şey alıkoyamaz. Bu kör, kirli özel savaşta ısrar edeceklerine; bizim derin insanlığa bağlı, herkese eşitlik, özgürlük temelinde halkların ve bireylerin hak ve hukuklarına bağlı olmamızdan cesaret alarak, doğurdukları çıkmazda tümüyle kaybetmemek için de, mümkünse şiddet ortamından siyasal ortama çekilerek bu şansı denesinler. Daha fazla gelişmeyi önümüzdeki yılda, yıllarda dosta da düşmana da göstermekten geri durmayacağız.

Amansız bir maraton koşusu

Amansız bir maraton koşusu da olsa, bu savaşım yıllarını buraya kadar getirdik. Gördüğünüz gibi yorulma şurada kalsın, daha fazla bu maratonu koşmak ve hem de bir final yılı heyecanıyla savaşı bitirmek için de hazırız. Sağlam kalmışız, düşmemişiz, final adımlarını getirecek kadar kendimize hakimiz. Doğru karar tarzına, adeta intikam alırcasına, yetmez ve yanlışlıklarınızla savaşma sözü kadar, katılım ve katkılarınızı sergilerseniz, çok önemli başarıların ve soylu kişiliklerin sahibi de olursunuz. olayısıyla zaferin de ve özgür yaşamın da ifadesi olabilirsiniz.

Başarı varsa ben varım

Bu 20. yıl tarzının her zamankinden daha fazla savaşta zafer, yaşamda da özgürlük olduğunu söylüyorum. Bu mükemmel bir şans, bu şansa en ısrarlıca sarılmak kadar başarı için de mutlaka doğrulara gerçekten bir yaratıcılıkla yüklenmeye, her anını bir doğru çalışma tarzı belleyerek katılmaya, bu şansı bir şans olmaktan çıkarıp bir yaşam, bir kader haline getirmeye çağırıyorum. Artık buna kendinizi layık görmeye, hem de bunun yılmaz bir savunucusu, gönülden olduğu kadar keskin bir disiplinle temsil yeteneğinde olduğunuzu kanıtlamaya çağırıyorum. Gerçek ve kutsal PKK kişiliği, özellikle şehitlerimizin anısı temelinde bizde ifadesini bulacaktır ve bu da kesin zafer olacaktır. Hepinizi bu temelde, bütün bu olup bitenleri sonuna kadar anlayarak, sonuç çıkararak, bilincinize ve yüreğinize kazıyarak, düşmana müthiş bir savaşı da dayatmak kadar kaybettiğimiz halkımızı, hatta dostlarımızı daha fazla kazanarak ve en başta Partimizin içini doğru ilkeleri ve esasları temelinde yeniden kurarak, bütün taktik planlarımıza bu ana karar temelinde yaklaşım göstererek, “varsa başarı ben varım, yoksa başarı ben yokum” diyerek, kendini mutlaka devrime mal etmeli  ve mutlaka kazanmalısınız!

* Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Kasım 1997 tarihli konuşmasından derlenmiştir.