Şengal’in kurtuluşunu yaratan komutan: BERFİN NURHAK

- editor
470 views
“Şimdiye kadar Êzîdîler tarihinde 73 ferman gerçekleşmiş; bunun bir nedeni, kadınların örgütlenmemesidir. Biz kadınlar örgütleneceğiz, savaşacağız ve 74. fermanın önünü alacağız.

 2 Ağustos, Şengal alanına saldırının başladığı gün. PAJK 9. Kongre hazırlıkları da aynı gün bitmek üzere. 4 Ağustos, kongrenin başlama tarihi. Şengal’de, Rabia’da savaş üst düzeyde; halk katledilmekte, binlerce kadın DAİŞ çeteleri tarafından kaçırılmakta. Bir yandan özgürlük dağlarında gerçekleşen kadın kongresi, bir yandan binlerce Kürt kadınının kaçırılışı… İşte bu gerçeğe karşı nasıl mücadele edeceğiz? Kürdistan Özgür Kadın Partisi olarak sorumluluklarımız, bu mücadelenin militanlık görevleri nelerdir? Kongrenin başladığı anlardan itibaren savaş, şehadet, kahramanlık, esir alma, kaçırma haberlerini dinliyoruz. Böylesi bir atmosfer.

Özgürlüğü arayanın adı, kimliği var

Gerilla geleneğidir; her gerilla savaşın gerçekleştiği alanda olmak ister. Hele bir de binlerce kadının DAİŞ tarafından kaçırılması gerçeği duyulduğunda, tüm arkadaşlar Şengal’de, Rabia’da olmanın düşüncesinde, hazırlığı içerisindedir. Birçok arkadaşın gözüne ilişen, kongre salonunun giriş kapısında beyaz bir zemine yazılmış “Jin Jiyan Azadî” sloganı… Gerçekten özgürlüğü en çok düşündüğümüz anda gördüğümüz yazı. Bu yazıyı, binlerce kaçırılan Êzîdî Kürt kadınının gelip burada okumasını isterdik. Özgür dağlarda gerçekleşen kongrede her yoldaşın, yani özgürlüğü arayanın ismi, kimliği belli; ama kaçırılan binlerce Kürt kadınının ne ismi biliniyor ne kimliği. Özgürlüğü arayanın adı var; ama özgürlüğü elinden alınmış, kaçırılan Kürt kadınının adı var ama bilinmiyor; yani adı yok. Böyle bir atmosferde Özgür Kadın Hareketi olarak kongre yapmak çok zordu. Kongre sonrası bu sürece katılmak için hazır olduğumu belirtip öneri yaptım. Gruba katıldım.

Şengal’de iki kadın gerçeği

Şengal Dağı’na ulaştığımızda, her arkadaşın yüreğinden ve aklından geçen, Kürdistan Savunması kitabında yazılan, “Sincar Dağları’nda Derweşê Avdê’nin yanında olsaydım!” cümlesiyle başlayan şiirdi. Bu yüzden Şengal’e ilk geldiğimiz gün, “Önderliğimizin olmak istediği yerdeyiz.” diyerek tarihi sorumluluklarımızın olduğunu birbirimize söyledik.
Şengal’de Êzîdî kadınında yaşanan en etkili iki gerçek: Biri, Şengal Dağı’nın özgürleştirici gücüne dayanan Êzîdî kadınların yaşam ve özgürlük arayışı. Diğeri, Sincar ve Musul ovalarında zorla kaçırılan, tutsak edilen binlerce çaresiz kadın. Şengal’de yaşatılmak istenen umutsuzluk, yokluk ve çaresizlik ortamında Êzîdî kadının yaşam arayışı… Yaşanan acılara rağmen toprağında, memleketinde, köyünde yaşam ve özgürlük arayan analar ve genç kadınlar; kadınların yanında çocuklar…
Ferman ya da katliam anında, katliamın gerçekleştiği anda bir halkı, kadınları gerilla olarak savaşarak kurtarmak zor bir sorumluluktu. Tarihi bir mevzilenmeydi. Bu tarihi mevzilenmede kahramanca şehit düşen yoldaşları yazmak gerekiyordu. Şengal’in en büyük acısı, kadınların katledilmesi, kaçırılması ve kaçırıldıktan sonra pazarlarda satılmasıydı. Yüreğinde bu acıyı yaşayan yaşlı anaların gözyaşları hiç dinmiyordu. Bu anaların raxtlı, kleşli kadın gerillaları, yani YJA Star gerillalarını; Ş. Vinar’ı, Berivan’ı, Jiyanda’yı, Evrim’i, Edessa’yı, Armanc’ı, Zilan yoldaşları görünce yaşadıkları özgürlük duygusunu yazmak gerekiyordu.
PKK ve Rêber Apo’nun özgürlük umudu olduğunu en somut ifade eden ve yaşam tarzında gösteren Êzîdî kadınlar, Şengal Dağı’nda binlerce kadının DAİŞ tarafından kaçırılıp tutsak edilmesinden sonra en temel ihtiyaç olarak savunmayı görüp arayış geliştirdi. Bu temelde Şengal Dağı’nda Şehit Xanê Savunma Akademisi örgütlendi.

Önce kadınlardan başlamalı

Zor ama tarihi günleri yaşıyorduk. Koridor kapalı. Şengal’in soğukları başlamış. Halk çadırlarda; bazıları çadırlarda bile değil, arabaların altına geçmişler. Çocuklar soğuktan donuyor, yaşamlarını yitiriyorlardı. Êzîdî genç kadınları, YJA Star gerillalarından daha çok etkileniyordu. YBŞ kurulmuştu, kurulmasına; ama kadın örgütü yoktu.
Bu umudu değerlendirmek gerekiyordu. Ama bu halkın acısı derindi; çünkü binlerce genç kadın esir alınmıştı. Büyük bir korku vardı. Aynı zamanda büyük bir baskı vardı. Bir halkı örgütlemek istiyorsak, önce kadınlardan başlamalıyız. Bu, örgütleme çalışmalarının esas ilkesidir. Evet, önce kadınlardan başlamalı. Örgütlenmek için de bilinçlenmek gerekir. Akademi için kolları sıvadık.

Ve kadınların savunma akademisi kuruluyor

Akademinin adı ne olacak? Benim önerim: Şehit Xanê Akademisi. Rojhilat’ta şehit düşen Ş. Xanê arkadaş Êzîdî bir arkadaştı. Önerim kabul edildi; 12 genç kadın arkadaşla bir devre eğitimi başlattık.
Hemen fermandan sonra böylesi bir akademinin örgütlenmesi çok gündem oldu. Kadın cephesinden böylesi bir eğitim devresinin açılması, arkadaşların hepsine; özellikle mevzide savaşan arkadaşlara büyük bir moral olmuştu. Halk içerisinde de önemli bir gündem oluşturdu. Kimi ailelerde korku, kimi aile çevrelerinde moral yaşandı. Bazı çevreler şu bilinçteydi: Eğer kadın kendisini savunma temelinde örgütlemez ve bilinçlendirmezse, yarın bir gün yine DAİŞ gibi bir örgüt gelir, kadınları yine teslim alır. Yani teslim alınan, zorla kaçırılan kadın karşısında; silahı öğrenen, savaşı öğrenen kadın gerçeği Êzîdîleri kurtaracaktır bilinci vardı bazı aile çevrelerinde.

Bir fermana daha izin vermeyeceğiz

İlk devreyi mezun ettiğimizde, kapanış töreninde eğitim gören Êzîdî genç kadınlar şunları söyleyeceklerdi:
“Şimdiye kadar Êzîdîler tarihinde 73 ferman gerçekleşmiş; bunun bir nedeni, kadınların örgütlenmemesidir. Biz kadınlar örgütleneceğiz, savaşacağız ve 74. fermanın önünü alacağız. Biz bu eğitimi ferman öncesi görseydik, kesinlikle Êzîdî kadınlar kaçırılamazdı, tutsak edilemezdi. Kendimizi savunurduk. Fermanı engellerdik. Silahları olup da savaşmayan, teslim alınan ya da başka şehirlere kaçan erkek gerçekliğini sorgulamalıyız.”
Kapanış töreninde aileler de hazırdı. Böyle başlamıştık kadın örgütlemesine; daha sonra YPJ-Şengal’in örgütlenmesi ile devam etti. Çalışma ve örgütlenme geliştikçe adını değiştirerek YJŞ adını aldı…
Şehit Xanê Akademisi’ni 27 Kasım’ın ön günlerinde kurmuştuk. 12 genç kadından oluşan devrenin ikincisi de 12 kadından oluştu. 5 Ocak 2015’te YPJ-Şengal’i bir kuruluş toplantısı ile ilan ettik. Şengal şehir merkezinde savaş devam ederken…
Şehit Xanê Savunma Akademisi, Şengal-Êzîdî toplum gerçekliğinde bir tarihtir. Şengal Dağı’nda bir ilk yaşandı. Çok kısa bir zaman dilimi içerisinde eğitim gören genç kadınlar, nasıl oldu da bu kadar güçlü ve kararlı bir şekilde savunma kararlılığını ve özgürlük arayışını dile getirmektedir? Aslında Rêber Apo’nun kadın özgürlük tezlerinde ifade ettiği, “Kadına bin yıllardır kölelik gerçeği dayatılıp yaşatılsa da aslında kadın hiçbir zaman köleliği kabul etmedi; sessiz de olsa hep direndi.” çözümleme düzeyi, tam da Êzîdî kadınının bugünkü gerçeğini ifade etmektedir.

Sessiz direniş çığlığa dönüştü

En derin şekilde boğdurulmuş ve tutsak alınmış kadın, çok az da bir özgürlük imkânı gördüğünde, nasıl da özgürlüğe dair kararlılığını ve inancını ortaya koymaktadır. Kadın gerçeğinde sürekli yaşanan sessiz direniş, özgürlük imkânı bulduğunda bir çığlığa dönüşüyor. Direnişi dağlarla bütünleşip halka umut ve güven oluyor.
Şengal Dağları’nda Êzîdî kadınlarının temel moral kaynağı, HPG–YJA Star gerillalarının mevzilenmesi ve eylemliliğidir. Şengal Dağı’nda silahlı, raxtlı, gece-gündüz, soğuk, kış, açlık, susuzluk demeden mevzilerde kadın gerillaların direnmesi, Êzîdî halkına ve kadınlara yaşam gücü olmuştur. Halkta ve kadınlarda katliam sonrası yaşanan umutsuzluk, çaresizlik ve yokluk aşılmış; onun yerine yaşam ve kendini savunma gücü ortaya çıkmıştır. Şimdi Şengal Dağı’nda kadınların yüzünde okunan katliam izleri değil; yaşam ve özgürlük arayışına dair izler ve gülüşlerdir.
Artık Şengal Dağı, Êzîdî halkı için fermanların mekânı değil; yaşam ve özgürlüktür.

* 13 Aralık 2021 tarihinde Garê’de düzenlenen hava saldırısında yoldaşı Sema Roza (İnci Sümbül) ile şehit düşen YJA Star Komutanı, PAJK Meclis Üyesi Berfin Nurhak’ın (Hanım Xanê Demir) yazılarından derlenmiştir.