Toprağa sarılma zamanı

- Tekoşîn AXÎN
68 görüntüleme
Amansız ve soluksuz bir savaştır Kürdistan’ın her bir karışında yaşanan. Baştan başa direniş ve kahramanlıklarla dolu bu topraklarda özgürlüğe hasrettir dağ yürekli çocuklar. Binyılların öfkesi ve hasretiyle dağların doruklarında umudun savaşını veren dağlı yürekler; yılmadan, yorgunluk nedir bilmeden savaş mevzilerinde tüm intikam hırslarıyla zalimin korkulu rüyası olurlar.

Gerillanın mücadele ve direnme gücü inancındandır

Dağlarda esen sabah rüzgarıyla beraber kızıl gün ışığını seyre dalar ve kavganın her an’ını cesur yürekleriyle karşılayan yoldaşları gelir aklına. İşte o zaman tarifi zor ve bitmeyen bir sızı başlar yüreğinde. İşte gerillanın, sır gibi gizlemeye çalıştığı yarası, yüreğini yakan ateşten dalgalar, birkez daha bu coğrafyada zafer azmini güçlendiriyor. Çünkü onlar son nefeslerinde ölüme değil güneşin doğduğu yerlere ufka koşuyorlar. İnançtır gerillaya savaşma, mücadele etme ve tüm zorluklara karşı direnme gücünü veren. Yoksa hangi canlı dayanabilir ki tonlarca ağırlıktaki roketlere, zehirli gazlara, kimyasal silahlara. Bu topraklarda tek bir canlı emaresine dahi yaşama şansı tanımayan bir düşman karşısında inadına yaşama bağlanan, kendini atılan roketlerden, uçaklardan koruyan ve yılmadan tekrardan düşmanın üzerine yürüyen gerillaların direnişi takdire şayan. Bu direniş başarmanın mümkün olduğuna dair inancı daha çok bilemekte.

Amansız bir kavgayla büyüyen yaşam aşkı

Toplumsal krizlerin gitgide büyüdüğü çağımızın bu demlerinde, var olan kaos ortamı iktidar sistemlerine karşı inançsızlığı daha da derinleştiriyor ve özgür yaşam mücadalesi veren tüm halkları direniş meydanlarına çekiyor. Kürdistan özgürlük gerillası da, mavi gökler kadar temiz amaç ve hayallerle, Kürt halkının direniş kültürünü Zagroslar’dan Metina’ya, Dersim’den Amanoslar’a kadar büyütmeye devam ediyor. Ve Kürdistan’ın değerli topraklarının, direniş tarihinin bilinciyle zafere ulaşacaklarına da bir o kadar eminler. Tüm varlığını destanlar yazmış bir halka adayan devrimciler amansız bir kavgayı aşkla verecek kadar seviyorlar bu toprağın insanını. Dağlara fısıldıyorlar tüm hayallerini. Şimdi her bir taşa, akan nehirlere, vadilere, doruklara sorsan ‘Dilim olsa da anlatabilsem büyük kavganın eşsiz güzelliklerini, dur durak bilmeden yolcuların bitmeyen destansı yaşamlarını anlatabilseydim sizlere.’

Özgürlüğün anlamına varma mücadelesi

Özgür bir geleceği umut etmekten ve uğruna mücadele etmekten daha değerli ne olabilirdi ki bir gerilla için. Tüm güzellikleri yüreğinin derinliklerinde büyüten, her an’ını anlam yüklü yaşayan bir gerillanın güzeli yaratmak için verdiği amansız çabayı, mücadele aşkını görünce Rêber Öcalan’ın yaratmış olduğu bu yaşamın eşsiz olduğuna birkez daha ikna oluyor insan. Gökyüzü mavi değil, gökyüzü rengarenk oluyor gerillanın yanındayken. Çünkü tüm bu rengarenk güzelliklerin içinde yemyeşil vadilerde savaşçı olmanın tadına varanlar, gökkuşağının eşsiz güzelliği tadında bir dünyanın hayali ve umuduyla yaşıyorlar. Yıldırım ve şimşekler çakar, nehirleri coşturan yağmurlar yağar, bembeyaz bir örtüyü andıran kar taneleri yeryüzünü kaplar, kelebekler durmaksızın kanat çırpar ileriye hep ileriye ve hepsi gerilla direnişinin efsunlu yaşamında güzelliklerinin tadına varır. Özgürlük belki de bu olsa gerek. Birbirine ulaşmak, bedeli kor ateşlerde yanmak, coşkun deryaların dalgalarına kapılmak, ayaz vaktinde nefesinin sıcaklığıyla ısınmaya gayret etmek, aslında ateşinde yanmak yani eksilmek değil bir bütünü yaratmaktır. Güneşin ışığı altında fırtınayı da yaşayarak toprağa sarılmak ve yer gök yarıldığında dalgalanmak.

Ateş olup direnişi haykırdılar

Sınırsız bir sevgi akışıdır gerilla. Cesareti kadar yüzyılların öfkesiyle dolup taşan, aşkın en anlamlısına erişen, gizemliliğini hep koruyan yolculardır. Yaşamın ateşten bir yanının olduğunu anlayan büyük yürekli insanlar ateş oldular. Hiç sönmeyecek bir ateş. Zilan’ın Beritan’ın yaktığı ateş misali, Zendura, Werxelê, Zap, Metîna, Avaşin ve Kürdistan dağlarının doruklarında bir kez daha kendi küllerinden yeniden yarattılar yaşamı. Onlar ateş olurken bile çığlık çığlığa ışığın anlamını, özgürlüğün muhteşem coşkusunu haykırdılar. Bu çığlıklarıyla sarsıldık, irkildik. Bir kez daha gerçeğe ulaşmanın bedelinin olduğunu Mazlumlaşan, Semalaşan gencecik gerillalardan öğrendik.

Şimdi savaş zamanı…

Eli tetikte gerillanın, bazen de uzun bir çatışmanın ardından aç ve susuz. Uzun gecelerde hayalleriyle baş başa. Binbir renkteki bahar çiçeklerini düşlüyor. Özgürlüğü sevenlerle beraber tarifi imkansız güzel yaşam mabedine ulaşıyor. Ve yıldızların arasında dile gelmeyen sözleri dinliyor adeta. Ufukta beliren her bir yıldız Avaşin gibi ışıl ışıl. Ne zaman ki aşkın güzelliğini düşlese sınırsız bir özlem kasıp kavuruyor bedenini. Zagroslar’dan Avaşin’e, Metîna’dan Zap’a kadar barut kokan her vadide yeniden ve yeniden görünmez bir yaranın acısını yaşıyor dağların her bir karışı.

Kürdistan’ın tek umudu direnen gerillasıdır

Burası güneşin ve yıldızların ülkesi. Bu ülkenin ve dağların umudu da özgürlük aşkının koruyucuları gerillalar. Ve onlar zamanın ötesinde yaşarlar. Ateşte yanıp kül olmazlar, umuda evrilir, bereketli topraklara çağlayan olurlar. Ve sonbahar zamanında tüm yüreklere tılsımlı gerilla gecelerinin, şafak vaktine ulaşma serüvenini anlatırlar. Peki onlar sadece toprağa düşen bir gül mü? Aslında bir gerillanın sevda dolu yüreği kurşunlarla, her türlü silahlarla, kimyasallarla parçalanmayacak, bitirilemeyecek kadar Kürdistan’ın tarihiyle dolu. O yüzden gerillada sevilen Kürdistan’ın kendisidir. Acıyı da, hüznü de aşkı da, coşkuyu da yüreğinde büyüten gerilla, yaşanmaya değer bir geleceğin yaratıcı gücüdür. Amaç; özgür ve yaşanılır bir gelecekse işte olunması gereken mekanlar gerillanın eşsiz mücadelesine şahitlik eden Kürdistan dağlarıdır.