İnsanlık bilmem hangi gelişmişlik çağını yaşıyormuş; tililili, tililili…
Çok ilerliyormuşuz, olabilecek en “modern” dönemlerdeymişiz; tew, tew, tew!..
Çağımız enformasyon, bilgi, insanlık değerlerinin yükselişte olduğu bir çağ imiş; weyli min, weyli min…
Teknolojik gelişmenin doruğundaymışız ve insanlık hiç bu kadar ilerleme görmemişmiş… Sal gitsin. Toprak yutmazsa rüzgâr savurur. O da olmazsa burun deliklerini tıka. Teknolojik gelişmişliğin bir sonucu olarak genetiğiyle oynanmış gıdaların etkisini osura osura atıyor insanlar. Şanslısınız bunu yapamayanlarda var. Onların halini hiç anlatamam…Tabi başka şeyler de var ama o şimdinin konusu değil.
“Senin hala ChatGPT’in yok mu?”
Hele yapay zekâ demiyorlar mı, imanım geveliyor. Hayatı boyunca kimseyi takmayanların yaptığı işi anlatırken, “ChatGPT’ye danıştım” demesi beni dehşete düşürüyor. Sağımızdan, solumuzdan, her yanımızdan dinleniyoruz. Konuştuğumuz her şey gizli, açık kayıt altında. Mesela arkadaşımla nasıl bir gömlek almak istediğimi konuşuyorum. Telefonumu açtığımda tak karşıma gömlek reklamı çıkıyor. Ayakkabı reklamı çıkıyor, şu çıkıyor, bu çıkıyor. Sayısız örnek verebilirim.
Düşünün 8 Milyar insanın sadece 2 milyarı, aşırı yoksulluktan dolayı telefon vb iletişim aracı yok diyelim. 6 Milyar insanın fikri hiç aralıksız yapay zekaya akıyor. Aslında akmıyor, çalınıyor. Birilerimiz de çıkıp buna: “Çok mükemmel. Ne dediyse yaptım ve oldu. Sürekli sohbet ediyoruz” diyor. Ya sürekli fikirleri çalınıyor ve durumdan çok memnun. “Kölesin” desen yaygarayı koparır. Üstüne bir de “çok gerisin. Aaa senin hala ChatGPT’in yok mu?” Bak sen, direk hedef alınmış, bir de bununla övünüyor akıllı.
Evet, çağın yükselen teknolojisi yapay zekâ olabilir. Bilim belki bununla pek çok şeyi kazanabilir. Uzay bilimleri için geliştirilen matematiğe çığır açtırabilir. Demem o ki, bilime hizmet etmesi başka, insana hükmetmesi, yönlendirmesi, biçimlendirmesi başka. Ha kendinize bir efendi arıyorsanız, bir şey diyemem. Bu konuda “geri ve ilkel” kalmayı tercih edeceğim olabildiğince.
Bu sübyancı nasıl o toplumda tutunabiliyor?
Şimdi mesele şu; içerisinde bulunduğumuz bu ileri, modern teknolojik çağda, maddi olan her şey gelişme kaydederken, insani değerler neden gerileyip, çürüyor, bunu hiç düşündünüz mü? Uzayı dinlemek için gökyüzüne dev kulak dikerken, başka gezegenlerden gelebilecek küçücük bir dalgaya pür dikkat kesilirken, neden sefalet içerisinde olan insanların sesi duyulmuyor?
Düşünün öyle büyük bir çürümüşlük ve kokuşmuşluk var ki, 43 çocuğa cinsel saldırıda bulunan sözde öğretmen olan Burak Ercan’a ceza verilsin, adalet yerini bulsun diye, insanlar nöbet eylemi tutuyor. Ya, Allah rızası için, Star aşkına… devleti, yargısını geçtim. Bu sübyancı nasıl o toplumda tutunabiliyor? İnsanlar nasıl yanında oturabiliyor, konuşabiliyor ve yahut selam verebiliyor? Bu nasıl bir çirkeflik, iğrençliktir? Hiç mi tiksinti duymaz insan?
600 bin çocuk, çocuk doğurmuş
Geçtiğimiz iki hafta içinde Zonguldak’ta 16 yaşından küçük iki kız çocuğu aynı hastanede çocuk doğurdu. Bunun nasıl bir şey olduğunu anlayabiliyor musunuz? Farkında mısınız çocuk bunlar, çocuk!
Verilere göre AKP’nin iktidar olduğu günden bu yana Türkiye’de 600 bin çocuk, çocuk doğurmuş. Bu bilgi dehşet verici derecede ürpertici. Söylediğim bir korku filmi değil, insanın kirlenmişliğidir. İlerliyor denilen insanlığın değerlerinin çöküşüdür.
Peki, bu çocukların çığlığını duyan bir teknoloji üretildi mi? Hani uzayı duymak için gösterilen hassasiyet, neden kadınlar ve çocuklar için gösterilmiyor? Hay uzaya kulak veren hassasiyetinizi tepsinler. İlerlemişliğinizi, teknolojik gelişmişliğinizi, modern çağınızı develer çiğnesin. Bağırsaklarında yuvarlanıp, dışarı fırlatsın. Bok böceklerinin oyuncağı olup, dünyada sürünsün…
Siz söyleyin, ne yapmalı?
Biz nasıl bir çağa girdik Star aşkına! Ya adam, (adını da vermeden geçmeyeyim; Umut Hayır Mağazası sahibi Sadettin Karagöz) sözüm ona Suriyeli kadınlara destek oluyormuş. Söylentilere göre Suriyeli kadınlar ona “gökten inmiş melek” gözüyle bakıyormuş. Peki, bu iblisten önce doğan zat ne yapıyormuş? Seks karşılığında yardım yapıyormuş. Birileri sağ olsun üşenmeden araştırmış, ortaya çıkarmış. Şimdi bu olayın neresinden tutmak lazım? Kadınları böyle sürüngenlere muhtaç edenden mi, bunu fırsat bilip kadınlara tecavüze kalkışan Sadettin Karagöz’den mi, bu adamla alıp-verenlerden mi, insanları aç-susuz, kimsesiz bırakan bu çürümüş düzenden mi? Siz söyleyin, ne yapmalı?
Star bizi hırsınızdan esirgesin!
Ya bir ülkenin yüzde 1’nin geliri, nasıl o ülkenin yüzde 99’unun gelirine eşit olabilir? Peki, bir kişinin serveti 500 milyar doların üzerine çıkarsa ne olur? Normalde kıyametin kopması lazım. Ama ne oldu, hiç! Elon Musk dünyanın en zengin adamı oldu. Bilmeyenler için yazıyorum, Oracle’nin kurucusu Larry Ellison da dünyanın en zengin ikinci kişisi oldu. Ve bunların ana kaynağı yana döne kullandığımız teknoloji… Hani şu iletişim çağı olayı var ya, işte onun ürünü… İçimden çığlık atıyorum. İnsanlık ne zaman bu denli düştü? Hani bilgi çağıydı, hani insanlık değerleri yükselişteydi? Hani modern zamanlara bayrak dikmiştik? Star bizi hırsınızdan esirgesin! …
