Yaratıcı, dönüştürücü ve birleştirici mücadele

- Pelşin TOLHILDAN
8 views
‘‘Barış Yaşatır’’, ‘‘Herkesin herkesle barışı’’, ‘‘onurlu bir barış için el ele’’ ve ‘‘Acıları yarıştırmadan tanıştıralım ve barıştıralım’’ gibi dönemin ihtiyaçlarını özetleyen sloganlar etrafında, kadın öncülüğü yaratıcı, dönüştürücü ve birleştirici mücadeleyi geliştirebilir.

Rêber Apo’nun ‘‘Kürdün özgür varlık olarak yaşamasının yegâne yolu demokratik entegrasyon temelinde komünleşmesidir. Bunun için de demokratik komünalist inşacı gereklidir. Özgür varlık olarak Kürdileşmek bu düzeyi gerçekleştirmektir. Demokratik komünalist inşacı olmak dışında tarihi sorumluluk yerine getirilemez. Komün dışında özgür varlık olarak Kürt olamaz.’’ tespitleri, kanımca, yaşadığımız çağda özgürlük arayışı olan tüm halklar, kültürel ve politik kimlikler için geçerlidir. Özgür bir varlık olarak yaşamayı başarabilmek, liberalizmin vahşeti karşısında varlığına dair derin bir bilinç, farkındalık ve örgütlülükle gerçekleşebilir. Bunun için her topluluğun, kimliğin, bireyin ulus-devletle ilişkisini düzenleme şekli önemlidir. Bu düzenlemeyi belirleyen ana etken ise tarihin en eski çelişkisi olan devlet-komün çelişkisidir. Ana kadın düzeninin kastik toplumsal katil eliyle gasp edildiği günden beri bu çelişki, kadın etrafındaki ilişkilerin düzenlenmesidir bir bakıma.

Özgür varoluş ve entegrasyon süreci

Bu perspektiften ele aldığımızda ‘‘demokratik entegrasyon temelinde komünleşme’’, kadının özgür varoluşunun gerçekleşmesine bağlıdır. Kadının özgür varoluşu da komünal olmakla başarılabilir. Dünyanın birçok ülkesinde kadınların liberalizm tarafından derinleştirilen varlık krizinden çıkışı, komünal kadın olabilmekle mümkündür. Bu çıkış, kadınların kendileriyle, çevreleriyle, mücadele ettikleri içsel ve dışsal güçlerle ilişki ve çelişkilerini anlamlandırıp düzenlemeleri; buna göre politika üretmeleriyle gerçekleşecektir. Farklı toplumların birbiriyle, toplumun devletle entegrasyonunu felsefi, siyasi ve ideolojik-kültürel yönleriyle tartıştığımız bugünlerde, kadınların da farklı toplumlardan kadınlarla ve devletle entegrasyonu nasıl ele almaları gerektiğini değerlendirmeliyiz. Demokratik entegrasyon sürecinde kadınların öncülüğüne ve kadınların farklı toplumlardan kadınlarla entegrasyon sürecine odaklanmalı, özgünlüklerimize göre gündemlerimizi oluşturabilmeliyiz. Entegrasyon süreci, kendine, kendi tarihine, kültürüne dair farkındalılık kadar; farklı olana, ötekine ve ilişki-çelişki ve mücadele içinde olduğu diğer kültürlere, kimliklere dair farkındalık, duyarlılık ve anlamaya yönelik zihinsel emek gerektirir. Bu alana dair gerçekçi, bilimsel düşünmek, gerekli pratik-politik adımlara yoğunlaşmak kadın öncülüğünün görevlerindendir.

Müzakere ve mücadele diyalektiği

Kadınlar farklı toplumsal kesimlerden kadınlarla, toplumun farklı kimlikleri ile, devletle hangi temelde, ne için ve nasıl bir entegrasyon süreci yaşayacaklar? Bunun için gerekli olan sürekli müzakere ve mücadele diyalektiğini nasıl kavrayıp nasıl yaşamsal kılacaklar? Kadınlarla devlet ilişkisi uzlaşmaz bir çelişki mi? Ya da bu çelişkiyi ilişki ve mücadele temelinde sürdürmek mümkün mü? Gerekli mi? Türkiye ve Suriye’de güncel olarak yaşanan entegrasyon sürecine dair tartışma ve girişimler, deneyimler ne kadar doğru ve sağlıklı işliyor? Kadınlar bundan nasıl etkileniyorlar? Tüm bu gelişmeleri kadınlar hangi zeminde, hangi bileşenlerle ve hangi perspektifle ele alıp değerlendiriyorlar? Kadınların sürekli yaşadıkları şiddet, tehlikeli atmosferler ve kırım politikaları entegrasyonla, müzakere ve mücadele diyalektiği ile nasıl aşılabilir, aşılabilir mi? Kadın öncülüğünün buradaki görevleri ve sorumlulukları nelerdir? Toplumsal barış ve demokratik toplumun inşasında kadın öncülüğünü başarmamızda, bu ve daha pek çok soruyu cevapları temelinde hakikate yakın tartışabilmek belirleyicidir.

Demokratik uzlaşı ve öncülük

Dünyadaki birçok coğrafyada şiddetli çatışmalar, savaşlar, gerginlikler ve tehlikeler yaşanırken, akla en yatkın çözüm, demokratik uzlaşı ve diyalog yollarını halklar için keşfetmek, yeni dönem sosyalizminin ve sosyalistlerinin öncelikli görevidir. Bu başarılamazsa insanlık ve insanlığın üzerinde yaşadığı yeryüzü yok olacaktır. Bu kadar hayati bir konuda kadın öncülüğü, farklı kimliklerin barış ekseninde kesişimselliğini ve ilişkiselliğini esas alarak belirleyici rol oynamak zorundadır. Bunun için biz kadınları çevreleyen her türlü ilişkinin, çelişkinin tarihselliğini ve güncelliğini kavramak durumundayız. Özgürlük mücadelemizin sürekliliği, doğruluğu, sonuç alıcılığı ve yapıcı-barışçıl olması için şarttır.

 Ortak payda ve barış dili

Çok farklı kültürel kimliklere rağmen tüm kadınları birleştiren ortak payda kadınlık kimliğidir. Ve bu ortak payda acıları, duyguları, özgürlük arayışını ve barışa olan özlemi içeriyor. Bu yüzden kadınların devletle, iktidar güçleri ile kendileri olarak ilişkilenmeleri, diyalog, müzakere geliştirmelerinde bu ortak paydanın gücü çok önemli. Ve bu payda neredeyse evrensel. Ama kadınlar aynı zamanda toplumun farklı kesimlerinde farklı kimlikler kazanmış durumda. Bu farklılıkları da göz önünde bulundurarak, her toplumsal kesimin kimliksel, kültürel değerlerine saygı ve hoşgörüyü koruyarak barışta ortaklaşmanın dilini yaratabiliriz. Kimliklerimiz ne kadar farklı olursa olsun, barış söz konusu olduğunda kadınlar olarak kimliklerimizin kesiştiği, buluştuğu bir ortak değerler alanı bulabiliriz. Demokratik entegrasyon süreci, ayrılıkları, farklılıkları, çelişkileri ret ya da inkâr etmek değildir; görmezden gelip yok saymak değildir. Bunları görerek, bilerek ortaklıkları, buluşma ve kesişme noktalarını, birleştiren değerleri, benzeyen ve yakınlaştıran özellikleri görmeye, keşfetmeye ve barış için ortak paydaya katmaya açık olmaktır. Buna niyetli olan, özlem duyan ve gelişmesini yürekten isteyen her bir bireyi, her bir sözü, eylemi toparlamak, örgütlü, etkili, görünür kılmak ve barışın gelişme sürecinde ivmeye, tempoya, ritim ve ahenge dönüştürmek kadın öncülüğünün etik ve estetik görevlerindendir. Bu görev, her şeyden önce entegrasyonun, müzakere ve mücadelenin dilini sağlıklı konuşmakla, konuşturmakla başlar, başarılır. Dili, üslubu ayrıştırıcı, kışkırtıcı, tahrikçi ve bölücü olan, ruhsal, psikolojik ve bedensel anlamda da bütünleşemez, barışamaz. Toplumsallığı, kültürü, dili yaratarak oluşturup geliştiren kadınlar, bu tarihsel rollerini demokratik toplumun ve barışın gelişim yöntemi olan demokratik entegrasyonu geliştirmek için güncelleyebilirler. Acılarımızı, yitirdiklerimizi, kıymetlilerimizi unutmadan, incitmeden ve onure ederek barışmayı, bütünleşmeyi öğrenebiliriz. Bu, kadınların öncülüğünde, emekleri ve güzel duygu, düşünceleri ile başarılacak olan uzun, çetrefilli, çelişkili ve mücadeleli bir yolculuk.

Özgünlük temelinde buluşmak

Bu temelde her toplumun, her toplumdaki farklı kesimlerin kendine has, özgün dilini, tarihi ve kültürel kodlarını, politik psikolojisini, sosyolojisini bilmek, anlamaya çalışmak çok önemlidir. Bunu başarabilen Kürt kadın öncülüğü, farklı toplumlar ve toplumsal kesimlerle kendi varoluşsal özünü koruyarak demokratik entegrasyonu geliştirebilir. Örneğin sanatçılar sanatçılara, akademisyen kadınlar akademisyenlere, aktif politikada yer alan kadınlar birbirleriyle, sağlık alanındakilerle sağlıktakiler, eğitimciler eğitimcilerle, ekonomi alanındakiler birbirleriyle ve daha birçok toplumsal kesim, diğer toplumdaki özdeşiyle diyalog kurabilir. Kendi alanlarının özgünlüğünde savaşın da barışın da etkilerini kıyaslayabilir ve barış cephesinin herkese kazandıracağına dair toplumsal iknayı kendi özgün alanının dili ve gereklilikleri temelinde inşa etme sürecine katılabilir.

 Barışın ortak öznesi olmak

Demokratik entegrasyon, demokratik uzlaşı ve toplumsal barışmadır. Barış ise toplumsal bir iyileşme, huzur bulma, her kesimin kendi olma şansına kavuşma atmosferidir. Bu yüzden her kesimin elini taşın altına koyması lazım. Ama her toplumsal kesim bu rolü, farklı sebeplerden ötürü aynı zamanda, aynı derinlikte ve acillikte fark edemeyebilir. Bu nedenle bu tarihi rolün farkında olan ve bunun bilincini güçlü yaşayan her birey ve her toplumsal kesim, diğer bireyleri ve toplumsal kesimleri barışa uyandırmada, barışa katmada ve barışı inşa etmede pozitif anlamda etkilemelidir. Bunun ana öznesi olan kadınlar, barışa teşvik eden, motive eden ve barış için eyleme geçiren dili oluşturmada öncüdürler. Bu öncülük her alanda kendini konuşturabilir. Örneğin sanat-kültür, edebiyat alanlarında rolünü oynayabilir. Türkiye’nin her ilçe ve şehrinde Kürt, Ermeni, Çerkes, Asuri-Süryani-Keldanî, Arap, Yahudi, Türkmen-Türk, Laz-Gürcü, Êzidî-Alevi, Müslüman sanatçılar ortak devasa barış konserleri organize edebiliriz. Dünyanın her dilinden barışa-özgür yaşama olan özlemi, savaşa-ölüme olan öfkeyi anlatan şarkılar, türküleri söyleyebiliriz. Tiyatro-sinema sanatçıları, edebiyatçılar barışı anlatan film, tiyatro, müzikal günleri organize edebilirler. Türkiye’de, Suriye’de, Irak ve İran’da ve tüm dünyada tüm halklardan ve toplumsal kesimlerden kadın psikologlar, doktorlar, sosyologlar, sosyal bilimciler; savaşlarda ölen gerilla ve askerlerin, sivillerin annelerinin acılarına ortak derman olabilirler. Buna odaklı seminer, sempozyum, konferanslar düzenleyebilirler. Savaşın ağır yaşandığı alanlarda annelere yönelik özel hizmetler düzenleyebilirler.

Hukuk, ekoloji ve ortak mücadele

Dünyanın her yerindeki kadın avukatlar, Türkiye ve Suriye’dekiler öncelikli olarak yaşanan kadın kırımının, vahşetinin pervasızca hukuk-ahlak-toplumsal değerler tanımadan yürütülmesini savaş atmosferinin sonucu olduğu hakikatinden yola çıkarak, kadınlar ve toplumlar için barışçıl hukuki kodlar oluşturabilirler. Hukukun demokratik entegrasyon sürecindeki rolünü kadın hukukçular ve siyaset bilimciler anlatabilmeli topluma. Tüm kadınları sahip oldukları çoklu kimliklerle birlikte yaşama, mücadele etme hakları hakkında bilgilendirip hukuksal mücadelenin öznelerini çoğaltabilirler. Ekolojik kırım karşıtı hareketlerin öznesi ve öncüsü olan tüm kadınlar, en çok demokratik entegrasyon ve barış sürecinde bir araya gelerek seslerini yükseltmeliler. Çünkü ekolojik kırımın ana kaynağı savaşçı zihniyettir. Türkiye’de savaş, hem Türkiye’nin hem de Kürdistan’ın ekolojisini katlediyor. Kadın öncülüğü, tüm ekolojist kadınları ve hareketleri demokratik uzlaşıda, barışta birleştirecek dili, eylemi ve örgütlülüğü geliştirebilir.

Kendimizi katarak zenginleşmek!

‘‘Barış Yaşatır’’, ‘‘Herkesin herkesle barışı’’, ‘‘onurlu bir barış için el ele’’ ve ‘‘Acıları yarıştırmadan tanıştıralım ve barıştıralım’’ gibi dönemin ihtiyaçlarını özetleyen sloganlar etrafında, kadın öncülüğü yaratıcı, dönüştürücü ve birleştirici mücadeleyi geliştirebilir. Bunun için gece-gündüz çalışarak başarabiliriz. Barışacağız, barıştan yana toplumlar olarak demokratik entegrasyon perspektifiyle bütünleşeceğiz. Kendimiz olarak, kendimizi katarak ve kendimizle zenginleştirerek!