Yaşamın mimarları: Barış Anneleri

- Fidan YILDIRIM
335 views
Kendi bedeninde yeni bir yaşamı yaratma kudretindedir kadınlar. Yaşamın sürmesinin kaynağı olarak annelik bu nedenle kutsal olarak değerlendirilir. Analık sistemini yok eden devletli uygarlık kutsallığı diline pelesenk etse de, her gün baştacı edilmesi gereken analığı yılın sadece bir günü hatırlanacak bir olgu düzeyine indirgemiştir.

Analığın gerçek özü, kimliği, değerine kavuşması ise kadınların özgürlük mücadelesiyle mümkün olmuş; analık kültürünün izlerini bugün bile en güçlü biçimde taşıyan Kürt toplumunda ise özelde son 50 yıl anaların direnişi, bilgeliği, yol göstericiliğinde gelişmiştir. Çocukları, eşleri, en yakınları savaşta yaşamını yitirdi, işkencelerde katledildi, ‘faili meçhul’ olarak kaybedilen yakınlarının hala akıbeti belli değil. Ağlayacak bir mezar taşının bile esirgendiği analar, en umutsuz-karanlık dönemlerde dahi barış arayışından vazgeçmedi. Halklar arasında köprüleri en iyi annelerin kurabileceğine inançla, yaşamı bedenlerinde yaratanlar olarak onu korumayı da kendilerine görev addetti, kendilerini buna adadı.
Barışa dair çokça sözün sarf edildiği, umutların yeşertilmeye çalışıldığı bu günlerde, yıllardır bu mücadeleyi omuzlamış; zulmün binbir çeşidine maruz kalsalar da barış militanlığından ödün vermeyen, direngen-mücadeleci-emekçi Barış Anneleri’ni anmak istiyoruz bu ayki portre sayfamızda…. Barışın, demokrasinin, özgürlüğün hakim olduğu bir yaşamın temelini atan toprağa düşmüş Barış Anneleri’ne bu bir vefa borcu ama aynı zamanda bu günlerin nasıl büyük bedellerle yaratıldığını unutmamanın, unutturmamanın da bir gereği…

Çocuklarına direnişi miras bırakan Xemê

Barış annesi Xemê Akdoğan Beytüşşebap’ın Pirosa köyündendi. 1970’lerin sonlarında Gever’in Dotka köyüne yerleşti. Kürdistan Özgürlük Mücadelesi ile burada tanıştı. Oğulları ve kendisi bu mücadeleye destekten dolayı defalarca işkenceye maruz kaldı ama yılmadılar. Baskı ve işkenceler O’nu kimliğine ve mücadelesine daha fazla sarılmasına yol açtı. Devlet   korucu olmalarını dayatıyordu. Koruculuğu kabul etmediler ve ikinci kez sürgüne maruz kalıp yerlerinden oldular. 1997’de köylerinin devlet güçleri tarafından yakılması nedeniyle Wan’a bağlı İpekyol’a göç etmek zorunda kaldılar. Xemê Akdoğan yeni yerleştikleri yerde de yurtsever çalışmalarını sürdürdü, mahallesindeki ve çevresindeki insanları örgütleme çabasında oldu.  13 torunu gerilla saflarına katılarak Kürdistan’ın özgürlüğüne adadılar kendilerini. Bunlardan 8’i şehit oldu. Bir oğlu bomba patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Xemê Akdoğan acılarını barış mücadelesinin mayası yaptı; Başka anaların da ağlamaması için barış mücadelesinin bir neferi oldu. Ancak barış istemek de suçtu devletin gözünde! Bu nedenle defalarca gözaltına alındı. Hakkında 50’ye yakın soruşturma açıldı. Zindan direnişçilerinin sesi olabilmek için 81 yaşında açlık grevine girdi, bir kez daha gözaltına alındı. Xemê Akdoğan 85 yaşına geldiğinde kendini hala bu mücadeleye karşı borçlu hissediyordu. Yol arkadaşlarından sevgisini esirgemiyor ve onlar tarafından da seviliyordu. Ölümünden kısa bir süre önce bir torununun daha şehadet haberini almış ve cenazesini alabilmek için aylar süren bir mücadele vermişti. Cenazeyi alıp köyüne götürmüş; kesk û sor û zer örtüye sarıp ağıtlarla toprağa vermişti.
Xemê Akdoğan Van Barış Anneleri Meclisi üyesiydi. 7 Temmuz 2023’te, 85 yaşındayken yaşama gözlerini yumdu ve geride onurlu bir yaşamın izlerini bıraktı.

Çocuklarının takipçisi Perişan 

Barış Anneleri’nin mücadelesine emekleriyle katkı sunan diğer iki anne; Perişan Akçelik ve Adalet Safalı’ydı.
15 Ağustos 2023’te Colemêrg ve ilçelerinde aralarında barış annelerinin de bulunduğu 15 kişinin evlerine baskın yapılmış ve haklarında dava açılmıştı. Barış Anneleri Adalet Safalı ve Perişan Akçelik, haklarında açılan bu soruşturmadan dolayı savcılığa ifade vermek üzere 22 Ağustos 2023’te Gever’den Colemêrg’e gittiler. Bindikleri araç dönüş yolunda kaza yaptı ve her iki Barış Annesi ile Perişan Akçelik’in oğlu Cihan Akçelik yaşamını yitirdi. Avukatları Erdal Safalı ise, ağır yaralandı. Perişan Akçelik, Kürdistan’da 2015’te ilan edilen ve aylarca süren sokağa çıkma yasakları sürecinde bir oğlunu Nisêbîn’de, bir diğerini de Gever’de kaybeden bir Barış Annesi’ydi. Ömrünü barış mücadelesine adamıştı. Herkes onu “Dayîka Sîsin” olarak tanıyordu. Ağabeyinin 1990’lı yıllarda özgürlük mücadelesine katılmasının ardından o da aktif olarak mücadele içinde yer almaya başlamıştı. Beş kızı ve iki oğlu vardı. 2008’de kızı Evin Akçelik (Nûda Gever), beş yıl sonra da oğlu Kajîn Akçelik (Baz Mordem) mücadele saflarına katıldılar. Evin Gever’de, Kajîn ise Nisêbîn’de yaşanan çatışmalarda yaşamını yitirdi. Kızının cenazesini büyük bir mücadele sonunda alabilen Perihan Akçelik, onu toprağa verirken şu sözlerle onun mücadelesini sürdüreceğini dile getirdi: “Evin’in katledilmesi ve devlet tarafından vücudunun parçalara ayrılması bana dert oldu. Ben bu mücadelenin böyle yarıda kalmasına razı olamam.” İki ay sonra, 17 Ağustos 2016’da ise, bu kez oğlu Kajîn’i kızının yanında toprağa verdi. Baba Said Akçelik, çocuklarının acısı ile yakalandığı kanser hastalığından 2021 yılında vefat etti. Sevdiklerini bir bir toprağa veren Perişan Akçelik, bir Barış Annesi olarak bundan sonraki yaşamını mücadeleyle geçirdi ve onların özlemlerinin sesi oldu. Yorulmak bilmeden çalışıyor, asla geri adım atmıyordu. Evi yakılıp yıkılmasına rağmen toprağını terk etmedi, yeniden ev yapıp mücadelesine devam etti.
Sürekli devlet baskısı altındaydı, ölümünden iki gün önce de yeniden ifade vermek üzere savcılığa çağrılmıştı. Devletin ağır baskılarına rağmen memleketinde kalıp mücadelesini sürdürdü. Kendisi gibi bir Barış Annesi olan Adalet Safalı ve oğlu Cihan Akçelik’le geçirdikleri kazada yaşamını yitirdiğinde sevdikleri onun mücadelesini sürdürme sözü verdiler. Aynı kazada ağır yaralanan ve Barış Anneleri’nin avukatlığını yapan Erdal Safalı da iki ay sonra hayatını kaybetti.

Zılgıtları kulakları çınlatan Nurê ana

Nusaybin’de yaşayan ve Barış Anneleri Meclisi üyesi olan 64 yaşındaki Nure Tekin 1 Haziran 2020’de, beş yıldır mücadele ettiği pankreas kanseri sonucu yaşamını yitirdi. O da barışa gönül vermiş 7 çocuklu bir anneydi. O’nun da 1990’lardan bu yana yaşamı gözaltı ve baskılarla geçmişti. Oğlunun artık rutine dönüşmüş tutuklanmaları nedeniyle cezaevi kapılarında harcamıştı ömrünün önemli bir kısmını. 2014 yılında Barış Anneleri ile birlikte Kobanê’ye geçip aylarca canlı kalkan eylemlerinde yer aldı. Ertesi yıl gerilla mezarlıklarının yakıldığı Bagok Dağı’nda günlerce nöbet tuttu. 2015-16 yıllarında Nusaybin’de sokağa çıkma yasakları uygulandığında eşi ile birlikte 50 gün evinde kalmış, ağırlaşan sağlık sorunu nedeniyle doktora gittiğinde ise, pankreas kanserine yakalandığını öğrenmişti. Doktorların üç ay ömür biçtiği Nure Tekin hastalığa da direndi, teşhisten sonra beş yıl daha yaşadı. Diline-kültürüne sahip çıkan, eylemlerde yerini alan, gür sesiyle çektiği zılgıtları kulaklarda çınlayan, ne için direndiğinin bilincinde olan ve çocuklarını eylemlerinin hikayeleriyle büyüten direnişçi bir Barış annesiydi Nure… 

Mücadeleci bir aile Kara ailesi

Barış Anneleri’nin kurucu üyelerinden olan bir diğer direnişçi anne Cevahir Kara’ydı. 4 Temmuz 2020’de geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiğinde 65 yaşındaydı. Cenazesi İstanbul’da toprağa verilen Cevahir Kara, 1980’li yılların başından itibaren özgürlük mücadelesine ailesiyle birlikte destek olmuştu. Eşi Şemsettin Kara (Ali Dayı) Türkiye ve Kürdistan’da yürüttüğü yurtsever çalışmaları nedeniyle hapis yatmıştı. Daha sonra uzun yıllar Avrupa’da mücadele saflarında çalışmalar yürütmüş ve 2013 yılında yaşamını yitirmişti. Oğlu Ekrem Kara gerilla saflarında şehit düşmüştü. Cevahir Kara İstanbul Barış Anneleri’nin kuruluşuna öncülük edenlerden biri olmanın yanısıra Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği’nin (TAYAD) bir üyesiydi. Türk Devleti’nin Kürt halkına karşı yürüttüğü kirli savaşın son bulması için mücadele ediyordu. 1989’da 7 çocuğuyla birlikte gözaltına alınıp işkence görmüşlerdi. Onun dışında da defalarca gözaltına alındı, tutuklandı. Baskılara rağmen özgürlük ve barış mücadelesine hizmet etmekten vazgeçmedi.
Mücadeleci bir diğer anne, Urfa Barış Anneleri Meclisi üyesi Bedriye Demir 6 Ocak 2023’te, Urfa’da tedavi gördüğü hastanede akciğer enfeksiyonu nedeniyle yaşamını yitirdi. 65 yaşındaydı. Bir oğlu sürgünde olan Bedriye Demir oğluna ve barışa özlemiyle mücadelesine sımsıkı sarılıyordu. 1990’lı yıllardan beri barış mücadelesi saflarında yer almaktaydı. Aynı zamanda Halkların Demokratik Partisi-HDP’nin Urfa İl Örgütü yöneticilerindendi.
İsmini sayamadığımız nice Barış Annesi dün olduğu gibi bugün de savaşın son bulması ve barışın tesisi için mücadele ediyor. Baskılara, tutuklamalara, işkencelere rağmen barışın dilini ve eylemini geliştiriyorlar. Çünkü yaşamın anlamını en çok onlar biliyor. Kendi bedenlerinde var ettikleri canların toprağa düşmesinin acısını en çok onlar yaşıyor ve bu kanı durdurmak istiyorlar. Barış en çok da annelerin ellerinde hayat bulacaktır.