Zindanda bir insan hakları avukatı: Nasrin Sotoudeh

- Fidan YILDIRIM
27 görüntüleme
Nasrin Sotoudeh İranlı, insan hakları savunucusu bir avukattır. Haziran 2009’da yapılan tartışmalı İran başkanlık seçimi ardından tutuklanan İranlı muhalif aktivistler ve politikacılar ile küçük yaşta işledikleri suçlar nedeniyle ölüm cezasına çarptırılan insanları savunan bir avukat olarak tanınmaktadır.

Savunduğu kişiler arasında Nobel Barış Ödülü’nü kazanan Şirin Ebadi, yasaklı muhalefet grubu İran Demokratik Cephesi Başkanı Heshmat Tabarzadi gibi tanınmış şahsiyetler de bulunmaktadır. Ayrıca baş örtüsü (hijap) takmadan toplum içine çıktıkları suçlamasıyla tutuklanan kadınlar ile aile baskısı altındaki çocukları da savunmuştur. Bu çalışmalarından dolayı tutuklanıp hapse atılmış ve avukatlık yapma hakkı belli bir süre için elinden alınmıştır. Nasrin Sotoudeh 1963 yılında İranlı dindar bir orta sınıf ailesinde dünyaya geldi. Felsefe okuma arzusundaydı ancak üniversite sınavında 53. sırada olmasına karşın puanları bunun için yeterli olmayınca Tahran’daki Shahid Beheshti Üniversitesi’nde hukuk bölümünde eğitim görür. Uluslararası hukuk alanında üniversiteden mezun olup 1995 yılında baro sınavına girmiş ve başarılı olmuştur. Buna karşın avukat olma izni alabilmesi ancak sekiz yıl sonra mümkün olabildi.

32 yaşında avukat kimliği kazandı

Reza Khandan ile evlenen Nasrin Sotoudeh iki çocuk annesidir. Eşinin, kendisine ve mücadelesine destek veren “gerçekten modern bir adam” olduğunu dile getirmişti. Sotoudeh avukatlık kariyerine İran İmar Bakanlığı hukuk ofisinde başlayıp, iki yıl sonra da bir kamu bankası olan Tejarat’ın hukuk bölümüne geçer. Bankada çalıştığı süreçte, İran’ın ABD ile arasındaki anlaşmazlıklarla ilgili çok sayıda hukuki ve yasal belgenin hazırlanıp Lahey’de görülen davalarda sunulması ile ilgilendi. Nasrin Sotoudeh kadın haklarıyla ilgili ilk çalışması olarak, Daricheh dergisi için yapılan çeşitli röportajları, raporları ve makaleleri koleksiyon haline getirdi. Ancak yayının baş editörü bu koleksiyonu kabul etmedi ve bu Sotoudeh’i kadın haklarına yönelik çalışmaları konusunda daha da kararlı hale getirdi. Sotoudeh 1995 yılında 32 yaşındayken baro sınavına girerek avukat kimliği kazandı. Böylece hukuk alanının en aktif üyelerinden biri haline geldi. Çalışmaları daha çok, istismar edilen çocuklar ile annelerini savunma ve istismar edilen çocukların tekrar saldırgan babalarına verilmesini önleme konusunda yoğunlaşıyordu. Birçok istismarcının hasta ya da kendilerinin de geçmişte kötü muamele mağduru olduğuna ve profesyonel bakıma, ilaca ihtiyaçları olduğuna inanıyordu. Mahkemelerin, masum çocukları daha iyi korumak için, istismar vakalarını kanıtlamada çocuk uzmanlarını ve psikologları daha fazla kullanmasını istiyordu.

Tutuklanarak tek kişilik tecrit hücresine konuldu

Nasrin Sotoudeh’in ofisi 28 Ağustos 2010’da İran otoritelerinin baskınına uğradı. Sotoudeh o süreçte güvenlik suçu ile yargılanmakta olan Hollanda-İran çifte vatandaşı Zahra Bahrami’nin avukatlığını yapmaktaydı. Ancak baskının bu konuyla ilgili olup olmadığı belli değildi. 4 Eylül 2010’da Sotoudeh propaganda yapmak ve devlet güvenliğini tehlikeye atmak suçlamasıyla tutuklandı ve politik tutukluların ağır koşullar altında tutulduğu, işkencelerle anılan Evin cezaevinde tek kişilik tecrit hücresine konuldu. Sotoudeh’in tutuklanması uluslararası bazı basın organlarında haber oldu. Uluslararası Af Örgütü onun ‘işkence veya diğer kötü muamele riski altında’ olduğunu belirterek serbest bırakılması için bir çağrı başlattı. Sotoudeh 9 Ocak 2011’de İran makamları tarafından “ulusal güvenliğe karşı faaliyetler” ve “rejime karşı propaganda” suçlamasıyla 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı; ayrıca 20 yıl boyunca avukatlık yapmasına ve ülke dışına çıkmasına yasak getirildi. 2011 yılının Eylül ayı ortasında bir temyiz mahkemesi hapis cezasını altı yıla, avukatlıktan men cezasını da on yıla düşürdü. Nasrin Sotoudeh tutuklanmadan önce birçok aktivist ve gazeteciyi davalarında temsil edip savundu; çocuk istismarı ve ceza davalarına baktı. Nobel Barış Ödülü sahibi şair Şirin Ebadi ve insan hakları savunucuları ortak çalışmalar yürüterek, tutuklanması ardından Nasrin’in serbest bırakılması için uğraştılar. Ebadi onun sağlık sorunları konusundaki endişelerini dile getirdi ve şunları söyledi: “Bayan Sotoudeh İran’da insan hakları ihlalleri kurbanlarını savunmak için her türlü riski göze alan cesur insan hakları avukatlarının son kalanlarından biridir.” Çek eski cumhurbaşkanı Vaclav Havel ile İran’ın muhalefet lideri Mir-Hossein Mousavi’nin eşi Zahra Rahnavard da Sotoudeh’in serbest bırakılması çağrısı yaptılar.

“Adalet için güçlü bir ses”

Nasrin Sotoudeh’in tutuklanması, uluslararası toplumda da yaygın tepkilerle karşılanıp kınandı. Ekim 2010’da İran’da İnsan Hakları İçin Uluslararası Kampanya, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Hukukçular Komisyonu, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu, İran’ın İnsan Haklarının Savunması İçin İran Birliği, Uluslararası Avukatlar Birliği ve İşkenceye Karşı Dünya Örgütü Sotoudeh’in tutuklanmasını kınayan ve derhal serbest bırakılmasını isteyen ortak bir bildiriye imza atarak Uluslararası Af Örgütü’nün bu konudaki çağrısına ortak oldular. ABD, “İran’da hukukun üstünlüğü ve adalet için güçlü bir ses” olarak tanımladığı Sotoudeh hakkındaki cezayı “haksız ve sert hüküm” olarak nitelendirip kınadı. Uluslararası Af Örgütü 20 Aralık 2010’da Londra’daki İran Elçiliği’ne dönük bir günlük protesto eylemi gerçekleştirdi. İngiltere ve Galler Hukuk Cemiyeti, Sotoudeh’in serbest bırakılması için Ocak 2011’de çağrı yaptı. Avrupa Parlamentosu Sakharov Ödülü 26 Ekim 2012’de yapılan açıklamayla Nasrin Sotoudeh ile İranlı film yönetmeni Jafar Panahi’ye verildi. Avrupa Parlamentosu’nun o dönemki başkanı Martin Schulz, her ikisini, “korku ve yıldırma ile eğilmemiş ve ülkelerinin kaderini kendilerinin önüne koymaya karar vermiş bir kadın ve bir adam” olarak tanımladı. Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ödül törenindeki konuşmasında şunları söylüyordu: “Nasrin Sotoudeh ve diğer insan hakları savunucularını büyük bir endişe ile takip ediyorum… Onlara dönük suçlamaların düşürülmesi için kampanya yapmaya devam edeceğiz. İmzaladığı insan hakları yükümlülüklerine saygı göstermesini İran’dan bekliyoruz.”

Ulusal güvenlikle ilgili suçlamaya maruz bırakıldı

Nasrin Sotoudeh, İran Cumhurbaşkanı Hassan Rouhani’nin Birleşmiş Milletler’de yapacağı konuşmadan günler önce, 18 Eylül 2013’te muhalefet lideri Mohsen Aminzadeh’in de aralarında yer aldığı on siyasi tutuklu ile birlikte serbest bırakıldı ancak bu erken serbest bırakılmayla ilgili hiçbir açıklama yapılmadı. Nasrin Sotoudeh Haziran 2018’de tekrar tutuklandı ve 12 Mart 2019’da ulusal güvenlikle ilgili birçok suçlamaya maruz bırakılarak Tahran’da hücre cezasına çarptırıldı. Bir Tahran yargıcı, İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Sotoudeh’in yedi yıl cezaya çarptırıldığını söylerken başka kaynaklar ise, ayrı altı dava ile birlikte 38 yıl cezaya çarptırıldığını ve sonra cezanın 10 yıla düşürüldüğünü belirttiler. 22 Ağustos 2018’de Avrupa Parlamentosu’nun 60 üyesi İran Devlet Başkanı Hassan Rouhani’ye çağrıda bulunarak, Sotoudeh’in şartsız serbest bırakılması için çaba sarfetmesini istediler. Başka birçok uluslararası kurum ve şahsiyet de bu tutuklamaya karşı sesini yükseltti. 28 Temmuz 2020’de, maddi hiçbir suçlamayla suçlanmamış olduğu halde Nasrin Sotoudeh’in banka hesapları donduruldu. 17 Ağustos 2020’de kızı Mehraveh Khandan evinde devlet güçlerince tutuklandı ve aynı gün kefaletle serbest bırakıldı. İran İnsan Hakları Direktörü bu tutuklamayı açlık grevindeki Nasrin Sotoudeh’i yıldırma amaçlı olarak değerlendirip uluslararası toplumu insan hakları savunucularıyla daha fazla dayanışmaya çağırdı. 20 Ekim 2020’de Nasrin Sotoudeh Evin Cezaevi’nden Varamin’deki Qarchak Cezaevi’ne sevkedildi. 7 Kasım 2020’de Covid-19’a yakalanması nedeniyle geçici olarak salıverildi ancak 2 Aralık’ta tekrar cezaevine dönmek zorunda kaldı. Ailesine dönük baskılar 9 Şubat 2021’de eşi Reza Khandan’ın banka hesaplarının dondurulması ile sürdü.

Birçok uluslararası ödül aldı

Nasrin Sotoudeh maruz kaldığı uygulamaları, ailesinin ziyaretine kısıtlamalar getirilmesini, telefon görüşmeleri hakkının gasp edilmesini protesto için birçok kez uzun süreli açlık grevlerine girdi. Nasrin Sotoudeh birçok uluslararası ödül aldı: PEN-Barbara Goldsmith Yazmaya Özgürlük Ödülü-2011, Southern Illinois Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Hukukun Üstünlüğüne Atıf Ödülü-2011, Giuseppe Motta Madalyası-2011, Sakharov Ödülü-2012, Kurt Tucholsky Ödülü-2018, 23. Ludovic-Trarieux Uluslararası İnsan Hakları Ödülü-2018, İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü İçin Franco-German Ödülü-2019, Avrupa Hukuk Dernekleri ve Barolar Konseyi İnsan Hakları Ödülü-2019, Alman Yargıçlar Derneği-İnsan Hakları Ödülü-2020. Nasrin Sotoudeh 2021 yılında Time dergisinin, “Dünyanın En Etkili 100 İnsanı” listesinde yer aldı. Sotoudeh, 2020 yılında gizlice çekilen ve kadınların, çocukların, azınlıkların hakları için verdiği mücadeleyi ele alan ‘Nasrin’ adlı dokümanter filme konu oldu. Ayrıca İranlı yönetmen Jafar Panahi’nin ‘Taxi’ adlı filminde kısa bir görüntüsü yer almaktadır. Nasrin Sotoudeh halen İran’da cezaevinde bulunmakta ve mücadelesini sürdürmektedir.